1. bölüm · KAPAN
GİRİŞ
“Özgürlük kapanın içinde saklıdır, eğer kurallarını doğru oynarsan.”
Kaçmaya çalışıyorsunuz ancak keskin olduğu için siz her haraket ettiğinizde sizi sürekli yaralıyor, kanatıyor. Bekliyorsunuz o yaranın iyileşmesini. Ama yine en ufak bir haraket dahi yapsanız aynı yaralar tekrardan açılıyor, kanıyor. Her seçiminizde en başa tekrar dönüyorsunuz ve her seferinde daha acısını yaşıyorsunuz. Sanki kader sizinle eğleniyor.
Sonra bir ses size fısıldıyor bu kişi; kapanın dışında olan biri
“Her seçim bir kapan, her kapan bir son hazırlar.”
Bu bitmeyen döngüden nasıl kurtulacaktım?
Yediğim en büyük darbe beni bir bataklığa, kapanın en soğuk derinlerine çekiyordu. Çırpındıkça daha’da battım. Kendime tek bir soru sordum.
Ben gerçekten bu kadar aptalmıydım?
Yoksa insan aşık olduğundamı aptallaşırdı?
Aşk ile aptallık arasındaki o ince çizgiyi çoktan geçmiştim.
Her şey bir oyunla başlamıştı. Ve oyunların her zaman iki tarafı vardı. Oyun kurucusu, ve piyonlar.
Tıpkı benimle oynadıkları gibi.
Ben piyon olduğumu çok geç fark etmiştim.
Attığım her adımın benim seçimim olduğunu zannederken ben onların yazdığı hikayenin içine düşmüşüm.
Ne kadar aptalmışım!
Ama şimdi işler tersine çevriliyor, denge bozuluyor. Kaderimin iplerine tekrar elime alma vakti geldide geçiyordu. Evet onlar yenilemezdi.
Ama eğer biri kanıyorsa onun basit bir insan olduğunu değiştirmezdi. Oda herkes gibi ölebilirdi, kanıyordu çünkü.
Ve kanayan birisi yenilmez değildi.
Evet arkadaşlar bu giriş bölümüdür. İlerleyen bölümlerde baş kadın karakterimizin bu duruma düşmesinin hikayesini okuyacağız.
Umarım hikayeyi beğenirsiniz.
Peki sen kapana kapılmaya hazırmısın?
O zaman bir sonraki bölümde görüşürüz.
