19. bölüm · KAPAN

18.BÖLÜM

Melsem Mels

(YAMAN DURMAZ)

Esin’in hastanede olduğunun haberini alır almaz yola koyuldum. Kısa sürede hastaneye vardım. Asansörü beklemek yerine merdivenlere yöneldim. Bekleyecek sabrım yoktu… ya da kendime bunu söylüyordum. Esin’in odasını bulduğumda kapıyı hızlıca açtım. İçeri girdiğim anda onu gördüm. Ve yanında hiç görmek istemediğim birini. Demir Velen. Çenemi sıktım. Sinirlerimi bastırdım. Esin’in bir şey anlamaması gerekiyordu. Tüm dikkati ona vermeye çalıştım.

“Esin, iyi misin?” dedim nefes nefese. “Ne oldu sana? Bir şeyin yok değil mi?”
Endişeli görünüyordum. Görünmem gerekiyordu. Bu bir roldü. Ama içimdeki küçük bir parça… gerçekten korkmuştu. Onu hemen susturdum. Esin beni görünce gülümsedi. O gülümseme içimde tuhaf bir kıpırtı yarattı. Anlamlandırmak istemediğim bir şey. “Bir şeyim yok, iyiyim.” dedi sakin sesiyle. Tam o anda Demir boğazını temizledi. Sanki “ben de buradayım” der gibiydi.
“Esin iyi beyefendi, sadece yatıştırıcı verdik, malum biraz-” dedi düşünerek. O konuştukça içimde büyüyen yangın daha da alevlendi. Ama Esin’in yanında bunu ona gösteremezdim.

“Biraz vahşi kedi.” Esin, Demir’in yaptığı bu iğrenç şakasına gülümsemişti. Kendimi iyice tutmak zorlaşıyordu ama sabrı en zor yoldan öğrenmiştim. Esin’e doğru döndüm.

“Bu kim?” Demir’e sormamama rağmen Demir cevapladı, katlanamadığım sesiyle:
“Ben Demir, Esin Hanım’ın doktoruyum.” Elini uzattı ama ben o eli tutarsam kırardım. Yumruk yaptığım elimi sıkıyordum.
“Yaman.” dedim sadece. Beni tanımamasını farz ederek.
“O zaman ben gidiyorum, başka hastalarım var. Daha ilk iş günümden kovulmam istemem.” diye söyledi.
“Kendine iyi bak Esin.” Onun ismini kirletmesini istemiyordum.
“Teşekkür ederim Demir.” dedi Esin sevecen bir tonla ve Demir kapıdan çıktı. Esin’in yanındaki koltuğa oturdum. Ellerini elime sardım. “Gerçekten iyi misin Esin, ne oldu?”
“İyiyim Yaman, sadece Cenan’ı görmeye gitmiştim.”
Ona kafam karışmış gibi baktım. Rolüme devam etmeliydim.
“O kimdi?”
“Babamla anneme araba kazasında çarpan kişi var ya o işte!”
Umarım fazla şey öğrenmedin Esin.
“Sana bir şey anlattı mı?” diye sordum. Anlatmadan önce ayarladığım adamın onu öldürmesi gerekiyordu.
“Hayır işte, anlatamadan öldü!” İşte o zaman rahatlamıştım. Kafamı ellerime gömdüm.
“Ya sana bir şey olsaydı Esin?”
“Ama olmadı değil mi, ben iyiyim.” dedi üstünü göstererek. Dudağımın kenarı kıvrıldı ama bu acı bir gülümsemeydi. İyi olduğundan emin olmak için üstüne baktım. Rahatlamıştım. Ayağa kalktım.
“Bir şey ister misin, aşağıdan sana bir şeyler alayım.”
“Aslında biraz boğazım kurudu, su alsan mutlu olurum.”

Başımla onayladım ve kapıdan dışarıya çıktım. Demir etrafta yoktu. Kapıdan dışarıya çıkar çıkmaz yüzümdeki sahte tebessüm yok oldu. Tuvalete doğru gittim. Kimsenin olmadığından emin oldum. Aynaya baktım. Gördüğüm kişi Yaman değildi, o, babasının bir gölge gibi büyüttüğü Tuna Atan’dı. Elimi lavaboya dayayıp başımı eğdim. Tırnaklarım mermeri kazıyordu. Telefonum titredi. “B” (Barboros ATAN) yazıyordu mesajda.

“Zaman daralıyor. Belgeleri al ve kızı bitir.”

Cevap yazamadım. Esin’in kokusunu hatırladım. Annemin ölmeden önce boş odasına bıraktığı bahar kokusu gibi… Kalbimde bir sızı hissettim ama hemen boğdum onu. Ben acıyı bir zırh gibi giymeyi on yaşımda, babam beni o soğuk mahzene kilitlediğinde öğrenmiştim. Annemin çığlıklarını duyarken sustuğum gün, çocukluğumu o mahzende bırakmıştım. Esin… Senin için üzülüyorum komiserim.
Beni bir kurtarıcı sanıyorsun ama ben, hayatını mahvedecek olan o yangının kibritiyim. “Adım Tuna ATAN . Ve ben, seni bataklığa gömen o kişiyim.”

Evet bölüm sonu!!
Bölümü yamanın yani artık tunanın ağzından ilk defa okuyoruz. Nasıl buldunuz?
İşler gittikçe kızışıyor, bakalım nasıl olucak?
Umarım bölümü beğenmişsinizdir. Bir sonraki bölümde görüşürüz ✌🏼👋🏻