19. bölüm · KANLI KRALLIK
19
bitincede Victor'un arkasından yürüyen benim yanıma geldi. Ben Victor'un br iki adım arkasından yürüyordum. Mal herif yanıma gelir gelmez bana birşeyler söylemeye başladı.
"Bugün çok hoş görünüyorsunuz leydim. Bu güzelliğinizi neye borçluyuz acaba?"diye sordu arsızca. bir an lim hançerime gitti, fakat burada müdürün kendine yakın gördüğü birini öldürmenin sonuçlarının iyi olmayacağını düşündüm. Derin bir nefes alarak sakinleşmeye çalıştım. Ardından Arthur'a döndüm ve
"seni ne ilgilendirir aptal? Ayrıca leydimde nereden çıktı?"diye sordum.
"Boşversene. Hadi sorumu cevapla, bu güzelleği neye borçluyuz?"
"Hiç. Hiçbirşeye"
"Ama ben bu güzelliğe kıyamam. Seninle nasıl dövüşeceğim?"
"Dövüşmek zorunda değilsin, bırak seni öldüreyim"dedim cilveli bir şekilde. Ruh sağlığımdan endişe etmişe etmişe benziyordu. Gerçi bende kendi ruh sağlığımdan şüphe ediyordum.
🗡
Bahçeye ulaştığımızda Victor ikimizinde eline birer kılıç verdi. Kılıçların sahte olacağını, can acıtmayacağını düşünmüştüm faka hiçda tahmin ettiğim gibi olmamıştı. Kılıçlar tamamen gerçekti, tutma kısmına tutarken rahatsız etmemesi için kumaş sarılmıştı ve üstünde bolca parıltılı taş vardı. Görüntü olarak babamınkinden bile iyiydi. Bunları düşünürken Victor'un
"Pozisyon al"demesiyle irkildim. İki bacağımı hafifçe aralayıp hafifçe oturur pozisyona geldim, sağ alimdeki kılıcı Arthur'a doğru uzattım, sol kolumuda arkadan gelebilecek olası bir darbe için hafifçe arkama uzattım. Arthur'da benimkine benzer bir pozisyon almıştı. İkimizde Victor'un dövüş demesini bekliyorduk.
"DÖVÜŞ!"diye bağırdı Victor. Hızla elimdeki kılıcı Arthur'a doğru uzattım. Yaptığım hamlenin hızlı olmasından dolayı kılıçın hızla Arthur'un karnına saplanacağını ve onu alt edebileceğimi düşünmüştüm. Fakat Arthur hızlı refleksi ile kaçtı ve kılıcının en sivri olan uç noktasını boğazıma değdirdi. Ama çok büyük bir hata yaptı. Bekledi. Kılıçın en sivri noktası boğazımdayken onu biraz daha
