6. bölüm · KANLA YAZILAN BAĞLANTI:WONKİ

Karanlık Ormanın İçinde

jungjung #Enhypen⁷_is_sevEN-

Nefes nefeseydim.
Bir saniye bile daha o malikânede kalamazdım.
Kapıyı öyle bir hızla açıp çıktım ki ne montumu aldım ne de ayakkabılarımı ayağımda sadece çoraplarım vardı.
Umurumda değildi tek düşündüğüm şey oradan mümkün olduğunca uzaklaşmaktı.
Koşmaya başladım demir kapıyı geçtim sonra ormana doğru nereye gittiğimi bilmiyordum sadece koşuyordum.
Kalbim göğsümden çıkacak gibiydi.
Arkamdan biri geliyormuş gibi hissediyordum.
Her birkaç saniyede bir dönüp bakıyordum ama kimse yoktu.
Gece iyice çökmüştü ağaçların arasına ay ışığı bile zar zor giriyordu.
Dallar rüzgârla sallandıkça her yerden çıtırtılar geliyordu.

Bir süre sonra nefesim kesilmeye başladı.Olduğum yerde durdum.
"Eve- hayır malikâneye dönemem."
Kendi kendime konuşuyordum.
Başımı kaldırıp etrafıma baktım.
Her yer aynıydı.Ağaçlar çalılar heryer karanlıktı.
Bir anda olduğum yerde durdum.
"Ben kayboldum lan."
Boğazım düğümlendi telefonumu çıkardım ekrana baktığım an içim daha da sıkıldı.
Şebeke yok.
"Ne güzel mk."
Titrek bir nefes verdim tam geri dönmeye çalışırken ayağıma keskin bir şey battı.
"Ah!"
Dizlerimin üzerine çöktüm.
Çorabım kısa sürede kırmızıya boyanmaya başlamıştı.
Diken yada sivri bir taş ayağımı kesmişti.Canım yanıyordu ayağa kalkmaya çalıştım ama birkaç adım attığım anda tekrar sendeledim.
Gözlerim dolmaya başladı.
"Böyle olmaz eve bile dönemiyoru."
Korkuyordum hayatımda ilk kez kendimi bu kadar yalnız hissediyordum.
Tam o sırada omzumda bir el hissettim.
İrkilerek yerimden sıçradım hızla arkamı döndüm.
Karşımda uzun boylu, sarı saçlı genç bir adam duruyordu.Siyah uzun bir palto giymişti.
Yüzü oldukça sakindi.Onu daha önce hiç görmemiştim.Korkuyla birkaç adım geri çekildim.
"S-siz kimsiniz?"
Genç adam sakin bir sesle konuştu.
"Korkma yaralanmışsın."
Refleks olarak ayağıma baktım.Kan gerçekten fazla akıyordu.
"İyiyim yardım istemiyorum saolun."
Tam arkamı dönüp yürümeye çalıştım ama acı yüzünden dengemi kaybettim.
Yere düşecekken genç adam beni kolumdan tuttu.
"Dikkat et bence yardıma ihtiyacın var."
Bir an göz göze geldik.
Garipti gözlerinde tuhaf bir sıcaklık vardı.
"Yakınlarda küçük bir kulübe var önce yaranı temizleyelim sonra seni istediğin yere götürürüm."
Tereddüt ettim normalde tanımadığım biriyle asla gitmezdim ama başka seçeneğim de yoktu.Sessizce başımı salladım.

Yaklaşık on dakika yürüdük.
Ormanın içinde, ağaçların arasında küçük ahşap bir ev vardı.
Dışarıdan eski görünüyordu ama içerisi sıcacıktı.Şöminede ateş yanıyordu.
Genç adam sandalyeyi işaret etti.
"Otur."
Sessizce oturdum.
Dolaptan ilk yardım çantasını çıkarıp yanıma diz çöktü.
"İzin verir misin?"
Ayağıma baktım sonra başımı salladım yırtılan çorabımı dikkatlice çıkardı.
Yarayı temizlemeye başladı canım acıyınca istemsizce yüzümü buruşturdum.
"Biraz daha sabret bitmek üzere."
Sesi şaşırtıcı derecede sakindi.
Bandajı sardıktan sonra ayağımı dikkatlice yere bıraktı.
"Bitti daha iyi misin?"
Ona baktım.
"Teşekkür ederim." Gülümsedi.
"Önemli değil."
Birkaç saniye sessizlik oldu.Sonra merakıma yenik düştüm.
"Adınız ne?"
Genç adam çok kısa bir duraksadı.
"Niki."
"Bende Jungwon memnun oldum."
"Biliyorum."
Cümlesi ağzından çıkar çıkmaz ikimiz de sustuk.Kaşlarımı çattım.
"Nereden biliyorsunuz?"
Niki gözlerini kısa süreliğine kaçırdı.
"Kasaba küçük bir yer.Yeni taşınanları herkes konuşuyor."
Mantıklı gelmişti.Ben de daha fazla sorgulamadım.Şöminedeki ateşi izlemeye başladım.
İçimdeki korku yavaş yavaş yerini tuhaf bir huzura bırakıyordu.
Hiç tanımadığım bu yabancının yanında kendimi nedense güvende hissediyordum.
O sırada Niki sessizce bana baktı ve birşeyler mırıldanmaya başladı dediği şeyi anlamadım fazla da sorgulamadım.