3. bölüm · KANLA YAZILAN BAĞLANTI:WONKİ
İlk Gece Asla Sessiz Değildi
Sabah olduğunda gözlerimi istemsizce açtım odamın perdelerinin arasından solgun bir güneş ışığı içeri süzülüyordu.
Birkaç saniye tavana boş boş baktıktan sonra dün gece olanlar bir anda aklıma geldi.
Aynadaki siluet koridordaki ayak sesleri ve sanki biri beni izliyormuş hissi.
Derin bir nefes alıp yatağımdan kalktım.
"Galiba çok stres yapmaya başladım."
Kendi kendime bunu söylemeye çalışsam da içimdeki huzursuzluk geçmiyordu.
Kapının kilidini yavaşça açtım koridora çıktığımda her yer sessizdi dün gece duyduğum seslerden eser yoktu.
Yavaş yavaş merdivenlerden aşağı indim tam salona geldiğim sırada gözüm dün bıraktığım valize takıldı.Kaşlarımı çattım.
"Ben bunu buraya bırakmamıştım neden burda?"
Valiz dün kapının yanındaydı şimdi ise salonun tam ortasındaydı.Birkaç saniye öylece baktım.
Sonra başımı iki yana salladım.
"Herhalde ben taşıdım da unuttum."
Yiyecek almak için kasabaya gitmeye karar verdim.
Evden çıkarken istemsizce arkamı döndüm malikânenin ikinci katındaki pencerelerden biri açıktı.
Oysa dün gece hepsini kapatmıştım.
İçime yine aynı huzursuzluk çöktü kapıyı kilitleyip yürümeye başladım.
Yaklaşık on beş dakika sonra kasabaya ulaştım.
Küçük ama sıcak bir yerdi fırından yeni çıkmış ekmek kokusu her yere yayılmıştı.
Marketten birkaç temel ihtiyaç aldıktan sonra telefonum çaldı.
Arayan kişi Yeonjundu. Telefonu açar açmaz konuşmaya başladı.
Yeonjun;
"Ay yaşıyo duygulandım bak şimdi."
"Ne alaka olm."
Yeonjun;
"Dün hiçbir mesaja bakmadın bir an öldün sandık."
Grup sohpetine baktığımda +99 mesaj olduğunu gördim
"Oha olm abartmışsınız."
Arkadan Beomun sesi geldi.
Beomgyu;
"Abi telefonu bana ver!"
Yeonjun;
"Ya bi dur mk daha iki dakika bile olmadı."
Beomgyu;
"Sen zaten her gün konuşuyorsun."
Telefon birkaç saniye sallandıktan sonra bu kez Beomgyu konuştu.
Beomgyu;
"Ee evde c¡n var mıydı?"
Yeonjun;
"Ya sorduğu soruya bak ya evde nasıl c¡n olsun."
Beomgyu;
"Ya bi dur ne karışıyon sen."
"Dün biraz ürkütücüydü sürekli sesler duyuyordum."
İkiside bir anda sustu.Yeonjun ciddi bir ses tonuyla konuştu.
Yeonjun;
"Jungwon."
"Efendim?"
Yeonjun;
"Hâlâ vazgeçebilirsin geri dön işte olm."
"Gerek yok iyiyim ben böyle."
Yeonjun;
"Of çok inatçısın."
Beomgyu her zamanki gibi ortamı bozdu.
Beomgyu;
"Hayalet c¡n m¡n falan görürsen selfie çek 'agalarla pijama partisi' diye."
"Olm bu harbi normal değil."
Yeonjun;
"Akşam yine ara tamam mı?"
"Tamam ararım."
Yeonjun;
"Kendine dikkat et."
"Siz de."
Telefon kapandıktan sonra yüzümde küçük bir tebessüm oluştu.
Onlar olmasa bu kadar rahat hissedemezdim.
Akşamüstüne doğru malikâneye geri döndüm.
Kapıyı açar açmaz durdum içerisi çok soğuktu.
Dışarıdan daha soğuktu sanki bütün evin içindeki sıcaklık çekilip alınmıştı.
Elimdeki poşetleri mutfağa bıraktım tam eşyakarı dizmek için dolabı açacakken arkamdan bir ses geldi.
Bir şey yere düşmüştü hızla arkamk döndüm.Hiçbir şey yoktu.
"Yeter ama artık."
Sesim yükselmişti.
"Kim varsa çıksın burda saklambaç oynamıyoruz!"
Cevap veren olmadı.Tam arkamı döndüğüm anda dolabın kapağı yavaşça kendi kendine açıldı.
Kalbim göğsümü parçalayacak gibiydi.
Bir adım geri attım sonra dolap tekrar kapandı.Hiçbir şey olmamış gibi.
"Bunun mantıklı bir açıklaması olmalı."
O gece yağmur yeniden başladı.Salonun şöminesini yakıp koltuğa uzandım.
Elimde bir kitap vardı ama tek satır okuyamıyordum sürekli aynı hissi yaşıyordum.
Birisi beni izliyordu tam o sırada üst kattan bir kahkaha sesi geldi.
Elimdeki kitap yere düştü.Yavaşça ayağa kalktım.
"Her kimsen çık artık."
Cevap yoktu.
"Şaka yapıyorsanız hiç komik değil."
Telefonumun fenerini açıp merdivenlere yöneldim.
Her basamakta kalbim daha hızlı atıyordu.
Koridora çıktım kapılar kapalıydı.
Her yer karanlıktı tam geri dönecekken koridorun sonunda bir kapı yavaşça açıldı.
Gıcırdama sesi bütün koridorda yankılandı içeriye baktığımda oda boştu ama pencere açıktı.
Perdeler rüzgârla savruluyordu yam pencereyi kapatmak için yürüdüğüm sırada ensemde buz gibi bir nefes hissettim.
Olduğum yerde donup kaldım erkamı dönmeye dahi cesaret edemedim.
Yavaşça arkamı döndüm fakat kimse yoktu.
Bir anda odamın kapısı sertçe kapandı.
İrkilerek geri sıçradım.En son dayanamayıp bağırmıştım.
"Bu evde gerçekten yalnız değilim. Kimsen çık artık birini korkutmak çok mu eğlenceli"
Ve o an hiç bilmediğim bir yerde altı çift göz beni izliyordu.
Nikinin gözünden
Jungwon sonunda varlığımızı hissetmeye başlamıştı.
Sunoo kıkırdayarak bana baktı.
Sunoo;
"Baksana çok korktu."
Jay başını iki yana salladı.
Jay;
"Bu kadar uğraşmanıza gerek var mıydı? Yazık lan çocuğa."
Heeseung derin bir nefes verdi.
Heeseung;
"Bişi dicem hangi salak kapıyı çarptı?"
Sunoo hemen parmağıyla Jake'i gösterdi.Jake iki elini kaldırdı teslim olurcasına.
Jake;
"Hiç öyle bakmayın ben sadece biraz eğlenmek istemiştim."
Sunghoon gözlerini devirdi.
Sunghoon;
"Çocuk cidden kalp krizi geçirecek."
Gözlerim hâlâ Jungwon'un üzerindeydi. İşin garip yani koridorun en karanlık köşesinde bizden olmayan biri vardı.
Ve o şey Jungwon'a bakıyordu.İçimde ilk kez gerçek bir tedirginlik oluştu.
"Dalgayı bırakın şimdi onu korumamız gerekecek."
Odadaki sessizlik bir anda ağırlaştı.Çünkü yüzyıllardır ilk kez malikânedeki tehlike biz değildik.
