6. bölüm · Kanadı Kırık Kuş

2.Bölüm:Gücü Yetmezmiş Bana

Esila ❹

Gardırobumdan;beyaz botlar, beyaz etek, siyah crop, beyaz ceket ve siyah çantayı kaptığım gibi süslenmeye başladım. Makyajım her zaman ki gibi Kan kırmızısı bir ruj, siyah eyelinerdan ibaretti. Çantama telefonumu attıktan sonra ruhsatlı silahımı bavuldan aldım ve çantama yerleştirdim. Güneş gözlüğümü de takıp, saçımı saldım. İşte ben buydum, ben bir Kırkayaydım. Aynı zamanda herkesin sonunu yazacak olan o eceldim.

Hazır hissettiğim an,merdivenlerden aşağı indim ve Atlas'ın yanına gittim. Atlas'ın yanına vardığım an ilk fark ettiğim şey, Hera'nın gitmiş olmasıydı. Bir nebze rahatlamıştım aslında, o kız burada durmaya devam etseydi sinir krizinden tut fazla dramdan kusabilirdim.

Atlas beni süzdü, ardından siyah gömleğinin yakasını düzeltti ve kapıyı araladı. Onu arkasından takip ettim ve arabaya bindik. Bu arabanın sürücüsü bile vardı, ama bana bu saçma gelmişti çünkü, Atlas'ın bacağı ve kolu vardı. Sürücü adam arabanın gazına yüklendi ve yarım saat içerisinde kabadayıların toplandığı o eve gelmiştik. Arabadan inerken hafif tırstım fakat omuzlarımı dik tuttum ve o kapıdan içeri Atlasla birlikte girdik.

Bizi olmamız gereken odaya yönlendirdikten sonra kapıdan ilk ben girdim ve o masadakileri teker teker süzdüm. Masada tek bir kız vardı, kızıl saçlı ve yeşil gözlüydü aynı zamanda kırmızı elbisesiyle dosta sevgi, düşmana korku veriyordu. Masaya dik başımla oturacaktım ki bir adam kahkaha içinde güldü.

"Birdi, iki oldu sürtük sayısı. "adama doğru döndüm ve konuştum.

"Ağzına topuklu bir ayakkabı yemek istemiyorsan, sus göbekli Tepe. " dedim adamın göbeğine bakarak. Adam ise sinirden domates olmaya başlarken, babamın adının olduğu o koltuğa oturdum. Atlas ta yanıma oturdu, yani babasının sandalyesine. Bir kaç dakika sonra bütün kabadayılar toplanmış ve toplantı başlamıştı. Rıza denen adam bizi masadakilere tanıttı.

"Kuş'un yerine, kanadı kırık kuş yani kızı Elzem geçmiştir. "

"Anka kuşu yerine,Atlas gelmiştir yani kendisinin öz evladı Atlas. Aynı zamanda Elzemle aynı mirası ve tahtı paylaşmaktalar. Saygı gösterirseniz sevinirim beyler ve bayanlar.. " diyip sözü bitirdi Rıza denen adam.

Kadın düşmanı olan tüm adamlar beni konuşurken ben kızıl saçlı kıza bakıyordum. En sonunda o kız beni göz hapsine aldı ve inceleyip gözlerini üzerimden çekti.

"Ee, kuşun kızı.. Bizden korkmuyor musun? " ikinci dümbük yaşlı adama döndüm.

"Sizin gibi yaşlı ve kadın düşmanı olan pisliklerden bahsediyorsak, üzgünüm ama asla korkmuyorum. " dedim üzgün bir ifadeyle. Adam sinirlendi ve silahını çıkarıp masaya koydu. Rıza denen adam, o dümbüke baktığı an adam silahını geri beline taktı ama bana tehditkar bir şekilde bakmayı sürdürdü.

Kısa süre sonra toplantı bitmişti ve masada neredeyse kimse kalmamıştı. Bense Atlası salonda bekliyordum çünkü beyefendi'nin 'işi' vardı. Odada ki duvarlara bakarken bir adam geldi ve elini ağzıma kapadı.

"Bakalım şimdi kimmiş göbekli? " adamın özel yerini tekmelemeye çalışırken beni taciz etme girişiminde bulundu ve bir anda inleyip beni saldı. Kızıl saçlı kız onu kolundan vurmuştu. Kıza döndüm ve korkuyla ona baktım.

"S-sana ne kadar teşekkür etsem az.. " kızıl saçlı kız yarım ağız gülümsediği an Atlas geldi.

"Elzem, iyimisin?" Atlas'ın olduğu yöne baktım.

"Biraz gecikseydim daha kötü sonuçlar doğabilirdi Demirhan. " dedi kızıl saçlı kız.

"Teşekkürler, Zafira . " Zafira ona bakıp başıyla selam verdi ve yanımızdan uzaklaştı.

"Keşke seni yanıma alsaydım. " Atlasa baktım.

"Aman,Hera görmesin. " dedim alayla. Atlas yarım ağız sırıttı ve kalkmam için destek verdi.

Sonrasında zaten bir daha konuşmadık ve sonunda eve varmıştık. Kendimi direk duşa atmıştım, bu benim bir çeşit bir terapimdi. Duştan çıktıktan sonra bornozuma sarındım ve kapı izinsizce açıldı.

"Sana kapıyı tıklatmayı öğretmedilermi?,Atlas. "

"Önemli bir şey. " dedi, kısa ve öz bir biçimde.

"Atlas, odamdan çık. Üzerime bir şeyler giyineceğim, sonra konuşuruz. " Atlas ısrarla duvara yaslandı.

"Atlas,çık odamdan! " Atlas bana o sinir bozucu gülücüklerinden birini bahşetti.

"Önemli bir konu diyorum küçük kuş. "

"Bornozla mı,dinleyeyim Atlas? " dedim sinirden zar zor nefes alırken.

"Evet, bence öyle yapmalısın. "

"Atlas, siktir git odamdan lütfen. " dedim Rabbim'e yalvarırken.

"Kızma, küçük Elzem.. Çıkıyorum, ne kadar da sabırsızsın sen. " dediği an sinirden köpürdüm ve o çıktığı an kapıyı kitleyip üzerime, gri bir şort ve siyah tişört giyip kapıyı açtım ve merdivenleri inmeye başladım.

Salona geldiğimde ıslak saçlarımı savurdum ve koltuğa oturdum.

"Söyle bakalım, Atlas Pars Demirhan Hazretleri.." dedim sinirle.

"Elzem, bulaştığın adam depomuzda." şaşkınlıktan algılayamadım.

"Ne alaka bu? Atlas, " Atlas sırıttı.

"Cezasını vermelisin,Elzem. Sen bana babamın ve babanın emanetisin." gözlerimi devirdim.
Hera burada olsa, Atlası gebertirmiydi acaba?

"Çivili bir sopan,varmı? " Atlas şaşırdı.

"Demek, hızlısın ha.. " sinsice gülümsedim.

"Bazı konularda da öyleyimdir Atlas.. " dedim ve yerimden kalktım.

Sen çok fenasın kızım,he.

Dedi içimdeki o ses.

"Depoya iniyorum,emanetleri getir. " dedim deponun kapısını araladım ve aşağı indim. Etrafa baktığımda, tam karşımda o göbekli adam, kolunda sargı beziyle,duvardaki demirlere bağlanmıştı.

"Merhaba.. " dedim rahat bir ses tonuyla.

"Seni, sürtük! " diye haykırdı.

"Seninle bir anlaşma yapacağız.. " dedim ve Atlas arkamda belirdi.

"Bizim sorularımızı cevaplayacak ve bana yaptığını başkalarına yapmayacaksın.. Yoksa. " Atlas'ın elinde tuttuğu çivili sopayı gösterdim.

"Bu sopayı anında, o buruşuk suratına geçiririm. " dediğim an, adam kısık sesle küfür etti.

"Güzel... "

"Babamı sen mi öldürdün, ya da o kişiyi tanıyor musun? "

"Hayır! Ben yapmadım, sal beni sürtük. "

"Ama biz senle böyle anlaşamayız ki.. " çivili sopayı göğüsüne geçirdim ve adam acıyla inledi.

"Adın,nedir? "

"Hüsnü Yıldıray. " dedi adam acıyla.

"Hüsnü.." Diye tekrar ettim.

"Bak bana eğer ki babamın ölümü hakkında yalan söylüyor isen seni süründürür, kelleni kızının eline veririm. " Adam bu tavırımı normal karşıladı.

"Seni tek bir şartla salarım Hüsnü.. " dedim.

"Söyle." dedi öz bir şekilde.

"Şimdi.. Sen bu yaşananları unutacaksın ve babamı kimin öldürdüğünü araştırmakta bize avantaj sağlayacaksın. Aksi taktirde... "

"Aksi taktirde? "beni tekrarladı.

"Bu çiviler işte o zaman senin gözünü deler. " dedim ve bodrumdan çıktım. Atlas ta peşimden geliyordu. Yine soğuk bakışlarıyla bana baktı.

"Ne bakıyorsun,Atlas? "

"Hiç.. Sadece şaşırdım Kırkaya kızı.. " dedi ve bar tezgahına oturup sek viskisini yudumlamaya başladı.

Bende rakıma su ekledim ve karşısına oturdum.

"Şimdiden zor olacak gibi.. " diye mırıldandım. Atlas beni mırıltıyla onayladı.

Gece'nin geri kalanında delicesine içmiş ve sarhoş olmuştum. Ayağa kalktığımda yalpaladım ve yere yapışacakken bir el belimi sertçe kavradı. Elin sahibini bulanık görsemde, sarhoş bir biçimde elin sahibine gülümsedim ve gerisinde hatırladığım kadar sanırım beni kollarına alıp odama taşımıştı.. Ama,kimdi bu adam? Hay ben sarhoş olan aklıma..

Yavaşça uykuya daldım, alkolün etkisiyle.

Aslında bunu hep düşünmüşümdür...

Ben gri gibi kirlenmiş,bir beyazmıydım?

yoksa..

Temizlenmeye çalışan,bir siyah mıydım?

Bu sorunun cevabını asla alamayacağımı bilerek rüyalar alemine bir kez daha kendimi teslim ettim...