9. bölüm · Kan ve Kül
9
Merhabaaaa✨️Keyifli okumalarrr🩷
𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡
Sabah olur. Fadime kalkar. Üst başını değişir sonra mutfağa iner. "Günaayyddiiinnn canim ailem" der ve Abisini ve Yengesini öper "Günaydin tattaram" dedi Adil "Günaydin yengesinin ballisiii" dedi Esme
"Ee Minnağım nerde benim?" Dedi Fadime "uyuyo ya galiba git çağır sen onu" dedi Esme "tamammm" dedi Fadime Eleninin odasına gitti. Kapıyı tıklatdı. İçerden ses gelmedi.
"Halasının ballisiiii uyanmadin mi sen daha" dedi ve kapıyı açdı. Yatağa bakdı. Yoktu Eleni. Panikledi Fadime hemen telefonunu çıkardı Eleniyi aradı Eleni açmadı. Birden camda haraletlilik hiss etdi. Cama yaklaşdı. Eleni merdivenle cama tırmanıyodu "Halacım çekilirmisin içeri geçeyim" Fadime şaşkınlıkla kenara çekildi. "Halacim kapa ağzını kapa" dedi Eleni gülerek. "Kız nereye gitdin sabah sabah?" Diye sordu şaşkınlıkla Fadime kısık sesle konuşuyolardı
"Yav Oruçla görüşdük" dedi Eleni utana sıkıla "Ne ne ne ? Kimle görüşdün? Pardon ben yanlış anladim galiba. Elenicim ne diyosun sen ya? Oruç ne alaka siz ne alaka?" Dedi Fadime şaşkınlıka "yav halacim oldu işte bi şeyler" dedi Eleni elleri ile oynamaya başladı. "Senden sorcam bunun hesabini akşam" dedi Fadime "hadi üstünü değiş kahvaltıya gel" dedi odadan çıkdı Fadime mutfağa geri döndü
"Uyuyomuş ya" dedi Fadime Abisi Adile bakarak "uyandirdin mi?" Dedi Adil "ha evet uyandirdim" dedi Fadime kekeleyerek. 5 dk sonra Eleni geldi. Kahvaltılar yapıldı. Eleni sağlık ocağina gitti. Adil Fabrikaya gitti. Evde Esme ve Fadime kalmışdı.
Fadime Eleni ile Oruçu düşünmeye başladı. Oruç İsmailin abisiydi. Nasil Eleni ile yakın olmuşlardı. Ama sonra bi daha düşündü Fadime onlar o ilk ortaklık yemeği günü kaynaşmışlardı.
Fadime, mutfak masasının kenarına ilişmiş, önündeki boş çay bardağına bakarken zihni bir labirentin içinde dolanıyordu. Esme yengesi bir yandan akşamki büyük misafirlik için yaprak sarıyor, bir yandan da radyodaki kısık sesli türküye eşlik ediyordu. Ama Fadime’nin kulaklarında sadece Eleni’nin o fısıltısı yankılanıyordu: "Oruç’la görüştük..."
Fadime, Günler öncesine, o meşhur "Ortaklık Yemeği" gecesine gitti. O gece hava ne kadar da gergindi. Adil Şerif Bey’in fabrikadaki yeni ortaklik için bir araya geldiği, gerilimin havada asılı kaldığı o gece... İsmail o zaman da Fadime’nin damarına basmak için elinden geleni yapmıştı. Ama Oruç... İsmail’in o vakur, daha sessiz ve daha derin bakan abisi Oruç.
O yemekte Eleni, sağlık ocağındaki yoğun iş gününün ardından yorgun ama her zamanki neşesiyle sofradaydı. Oruç’un, Eleni’nin anlattığı bir anıya hafifçe gülümsediğini, Eleni’nin ise o gülümsemeden sonra yanaklarının nasıl al al olduğunu şimdi daha iyi anımsıyordu Fadime.
"Vay canına," diye düşündü Fadime. "Gözümüzün önünde koca bir fırtına kopmuş da biz sadece rüzgar esiyor sanmışız. İsmail bana 'Furtunacuk'luk yaparken, abisi kaleyi içten fethetmiş!"
Oruç, İsmail gibi değildi daha oturaklı, daha sözünün eri bir adamdı. Eleni ise bu evin göz bebeği, halasının ballısı... Eğer Adil abi, İsmail’in adını duyduğunda ortalığı yıkıyorsa, bir de Oruç ve Eleni’yi duyarsa gerçekten bu köyde taş üstünde taş kalmazdı.
Esme , Fadime’nin daldığını fark edince dirseğiyle hafifçe dürttü. "Kız, içine mi kaçtın? Elin işte gözün oynaşta, sarmaları yamuk sarıyorsun!" Fadime irkilerek kendine geldi. "Yok yenge, düşünüyordum işte... Bu akşam ne olacak diye."
"Bak Fadime," dedi Esme, sesini iyice alçaltarak. "Abin dışarıdan aslan gibi kükrer ama içi yumuşacıktır. Şerif Beylerin gelmesine izin vermesi bile bir kapı aralığıdır aslında. Ama o İsmail... Ah o çocuk! Gelip de abinin damarına basmasa bari."
Fadime, "O damara basmadan duramaz yenge," diye mırıldandı. Sonra aklına çalılığa fırlattığı yüzük geldi. İsmail kesin onu oradan bulmuştu, yoksa o kadar emin konuşmazdı. Telefonuna uzanıp ekranı kaydırdı. Hâlâ bir mesaj yoktu ama bu sessizlik fırtına öncesi sessizlikti, biliyordu.
Fadime'nin içini kemiren asıl soru şuydu: Eleni, Oruç ile bu kadar ileri gittiyse, İsmail’in bu akşamki "isteme" cüreti sadece bir aşk ilanı mıydı, yoksa iki kardeşin planladığı büyük bir hamle mi? Oruç ve İsmail’in arası hep iyi gibi görünüyordu. Acaba Oruç, Eleni’ye ulaşmak için İsmail’in bu yolu açmasını mı beklemişti?
Fadime yengesine belli etmeden mutfaktan çıktı ve odasına, o pencerenin önüne geri döndü. Dışarıda rüzgar hafifçe ağaçları sallarken, taş masaya baktı. İsmail’in selam verip yüzüğü bıraktığı o yer...
"Daha düne kadar birbirimizi yesek de," diye fısıldadı kendi kendine, "bu Furtunacuk hayatıma girdiğinden beri hiçbir şey eskisi gibi değil. Korkuyorum ama... içimde bir yerlerde o yüzüğün çalılıkta kalmasına da tam razı gelmemişim herhalde."
Saçma oldu idare edin ya😭
