8. bölüm · Kan Tılsımı
8.Bölüm
Karanlığın içindeydim.
Ne bir ses vardı ne bir nefes... Sadece soğuk. Her yer gri sisle kaplıydı. Neredeydim ben?
"Sonunda tanışabildik, İris."
Kimdi bu? Ses tanıdık değildi ama içimde garip bir his uyandırıyordu. Etrafıma baktım ama kimse yoktu.
"Önündeyim, Syrelis"
Sabrımı sınıyordu! Hızla arkamı döndüm ve tam karşımda, pelerinli biri belirdi. Bir kadın.
"Kimsin?" diye sordum, beklenmedik bir sakinlikle.
"Serina Serrah. Senin soyundanım, İris."
Serina mı? Alex'in eşi olan Serina mı?
"Alex'le bağlantın var mı?" diye sordum, şüpheyle. Bu kadın ölü değil miydi?
"Eşim," dedi yumuşak bir sesle.
"Yanlış anlama ama... sen ölü değil miydin?"
Serina hafifçe güldü. Komik değildi!
"Ölüyüm zaten. Şu an ruhumla konuşuyorsun. Rüyadasın, İris. Sana yardım etmem gerekiyor. Biz başaramadık ama siz başarabilirsiniz."
Şu an bir cadıya aşırı ihtiyacım vardı.
"Nasıl bir yardım?"
"Güçlerini kullanman için sana rehberlik edeceğim. Ve... iznim olduğu kadar gelecekle ilgili bilgiler vereceğim."
Son dediği kısım ilgimi fazlasıyla çekmişti.
"Nereden başlıyoruz, Serina?" diye sordum hafif bir gülümsemeyle.
Serina'nın gözleri ciddileşti.
"En yakınından vurulacaksın, İris. Kimseye fazla güvenme. Aranıza iki kişi eklenecek, onlara güvenin. Kendilerini kanıtlayacaklar. Melezler... şeytanlar. Onlara çok dikkat edin. Saldırı yakın!"
İçim buz kesti. Dean'ı uyarmalıydım!
"Şu anlık söyleyebileceklerim bunlar. Sırada güçlerin var. Tek tük büyü yapabiliyorsun, güzel... Ama yetersiz. Babanın büyüsünü tersine çevirmen lazım. Yoksa o güç hiçbir işe yaramaz."
Harika. Baba, sayende bok yoluna gideceğiz!
"Gitmem lazım, İris. Zamanım kısıtlı..."
"Hey! Bekle! Büyüyü nasıl bozacağım?!"
Serina'nın sesi giderek zayıfladı ama son sözleri netti.
"Kolay. Kendine inandırmaya çalıştığın hislerini rahat bırak, İris. Ancak o zaman büyü bozulur."
Ruh eşleri... Umarım düşündüğüm şey değildir.
"Dean'a selamımı ilet. Kendine iyi bak. Yine karşılaşacağız."
Ve bir anda yok oldu.
İrkilerek rüyamdan uyanmıştım. Gözlerimi siyah odada gezdirdim birkaç dakika. Ben salonda uyumamış mıydım?
"Günaydın hayatım," dedi banyodan çıkan Dean.
Üstsüzdü!
Çek gözlerini İris!
Hemen yüzümü çevirdim, rezil olmuştum. "Sana da günaydın," dedim kısık sesle.
Üstünü giyinmek yerine yanımda uzandı!
Hadi ama, kendimi zor tutuyorum burada!
"İyi dinlendin mi? Bugün çok işimiz var," dedi bıkkın bir ses tonuyla.
"İyi dinlendim, anlatmam gereken şeyler var," dedim aceleyle. Ondan saklayamazdım, o kadar aptal değildim. Hayatımız tehlikedeydi ve bilmek hakkıydı.
Dean hemen ciddileşti. Uzandığı yerden kalkarak yüzüme baktı.
Siktir! Ateş basmıştı. Neden üstsüz bu adam?!
"Konu ne?" dedi Dean.
"Rüyamda Serina'yı gördüm. Bize yardım edecek," dedim.
Şaşırmıştı. Beklemiyordu.
"Gelecek hakkında spoi verdi diyebilirim kısaca. Biri ihanet edecek. Tanıdığım biriymiş. İki kişi aramıza eklenecek. Güvenilirmiş. Ve son olarak saldırı olacak. Dikkatli olmalıyız," dedim bir nefeste.
Konuşmadan beni dinlemişti.
"Ha bir de selamı var," dedim, çok önemli olan ayrıntıyı atlamadan.
Başıyla selamını kabul etti.
"Serina bile ruhuyla iletişime geçtiyse işimiz baya zor. Kim bilir ne şerefsizlik yaptı melezler yine!" dedi sinirle Dean.
Omuz silktim ve kalktım oturduğum yerden.
Biraz daha böyle kalsak, net üzerine atlarım. Çok çekici birisi!
"Ben aşağıdayım, aşırı açım, dolaptan kan alacağım. Sonra kitaplara gömüleceğim," dedim ve koşar adım odadan çıktım.
Güldü arkamdan.
Hayır, anlamamış ol lütfen!
Salon dün bıraktığımız gibiydi. Harika, baştan başlamamız gerekmiyordu.
Dolaptan kan alıp koltuğa geçtim. Bir yandan açlık hissimi geçiriyor, diğer yandan büyüleri okuyordum.
Dean üstünü giyinmeyi akıl edip yanıma gelmişti bu süreçte.
Telefonumun mesaj sesiyle kendime geldim. Liya herhalde, diyerek açtım telefonu.
Bilinmeyen numara?
"Dean, bakar mısın bir dakika?" dedim, endişe dolu sesle.
Hızla yanıma gelip telefonu aldı elimden.
"Kim? Sesli oku lütfen," dedim.
Yüzü değişmeye başlamıştı.
Bu iyi bir şey değildi.
"Arkadaşın elimde ufaklık. Onu kurtarmak istiyorsan kendini feda etmek zorundasın. Yoksa bu cadıya yazık olacak," dedi Dean.
"Ne cadısı? Benim cadı arkadaşım yok!" diye sinirle çıkıştım.
O an yine mesaj geldi.
Fotoğraf...
Yeşil saç...
LİYA!
