10. bölüm · KAMERA KAPANINCA
Provadan Ötesi
Kafeden çıkıp arabaya binene kadar flaşlar ardı arda patlamaya devam etti. Kapıyı kapatıp dış dünyanın o gürültüsünü arkamızda bıraktığımızda, içimdeki o yoğun gerginlik nihayet biraz olsun hafiflemiş gibi oldu. Ama bu sadece geçici bir kabuktu; asıl fırtına, hafta sonu yaklaşırken sabırsızlıkla kapıda bekliyordu.Araba çalışıp set alanından uzaklaşırken ikimiz de bir süre sessiz kaldık. Ekin direksiyonda, gözleri yolda ama aklının başka bir yerde olduğu o net profile bürünmüştü. Ben ise camdan dışarı akıp giden binaları izlerken parmaklarımla dizime vuruyor, içimdeki o sürekli saat gibi ticking eden belirsizlikle boğuşuyordum."Yarın cumartesi," dedi Ekin birden, sessizliği bozarak. Sesi her zamanki o alaycı tónundan uzaktı; oldukça düz ve netti.Başımı yavaşça ona çevirdim. "Evet, cumartesi."
"Lalin'in annesiyle tanışma gecesi, ha?" dedi, bu kez dudaklarında küçük, imalı bir tebessüm belirerek. "Hazırlıklar tamam mı bari? Annenin karşısında beni nasıl öveceğini, ne kadar kusursuz bir adam olduğumu ezberledin mi?"
Gözlerimi devirip başımı tekrar cama çevirdim. "Dalga geçme Ekin. Zaten yeterince gerginim. Annemin karşısında o kusursuz sevgili rolünü oynamak... Hayatımda verdiğim en zor sınav falan olabilir."Ekin arabayı kırmızı ışıkta durdurduğunda başını bana doğru çevirdi. O anki o şımarık maskesi tamamen düşmüştü. Gözlerindeki o derin, sorgulayan ifade yine üzerimdeydi."Neden bu kadar geriliyorsun ki Lalin?" diye sordu, sesini alçaltarak. "Sanki ilk defa biriyle sevgili oluyormuşsun gibi titriyorsun. Alt tarafı birkaç saatlik bir yemek. Ben girerim içeri, iki tatlı söz söylerim, annenin gözüne girerim. Bu kadar zor olmasa gerek.""Sen anlamıyorsun..." dedim, istem dışı bir şekilde sesimdeki o kırılganlığı belli ederek. Çabucak kendimi toparlayıp yüzümü sertleştirdim. "Benim annem senin o setteki hayranlarına benzemez Ekin. Karşısındakinin gözünün içine baktığında yalanı da gerçeği de saniyesinde anlar. Eğer bu oyunun en küçük bir yerinde açık verirsek... hem benim gururum kırılır hem de o üzülür. O yüzden o yemekte tek bir hata yapma lüksümüz yok."Ekin bir süre yüzümü inceledi. Aralarındaki o iki adımlık mesafe, arabanın içindeki o loş ve sessiz atmosferde aramızda görünmez bir gerilim hattı örmüştü. Trafik ışığı yeşile döndüğünde arabayı tekrar hareket ettirdi ama gözlerini benden bir saniye bile ayırmadı."Tamam," dedi, sesindeki o kararlı tonla. "Hata yapmayacağız. Senin o güçlü, gururlu Lalin maskeni kimse düşüremeyecek. Söz."O an, Ekin’in ilk defa bu meselenin ciddiyetini bu kadar net kavradığını hissettim.
Ama arabadaki o sessizlik uzun sürmedi; çünkü birkaç dakika sonra sokağımızın köşesine döndüğümüzde, Ekin’in arabayı nereye süreceğini bilmediğini fark edip aniden frene basması bir oldu.Direksiyonu hafifçe sağa kırıp arabayı kaldırıma yanaştırdı ve dörtlüleri yaktı. Bana dönüp tek kaşını kaldırdı:"Evet başrol, prova bitti. Şimdi gerçek adrese geçiyoruz. Evin tam olarak nerede?"Gözlerimi devirip kollarımı göğsümde kavuşturdum. "Haklısın, GPS kullanmayı unuttun galiba büyük oyuncu."Ekin hiç istifini bozmadı, aksine dudaklarındaki o sinir bozucu gülümseme daha da genişledi. "Navigasyonum yanımda otururken başka bir cihaza ihtiyacım olduğunu düşünmüyorum. Söyle bakalım, hangi sokaktayız?""Söylemiyorum," dedim başımı inatla cama çevirerek. "Zaten yarın akşam yemeğe geleceksin, o zaman görürsün adresi."Ekin ellerini direksiyona yaslayıp hafifçe bana doğru eğildi. Odunsu parfümü yine arabanın küçük alanına yayılmıştı. "Bak sen... Demek benden adres saklıyorsun. Acaba gizli bir malikanede falan mı yaşıyorsun, yoksa kayınvalidenin yanına gitmeden önce beni biraz daha çatlatmak mı istiyorsun?"
"Sadece işini biraz zorlaştırıyorum," dedim ona karşı dikleşerek. Ekin derin bir nefes alıp başını geriye attı, ardından kahkaha atarak vitese uzandı. "Peki Lalin Hanım, sen bilirsin. Ama unutma, bu şehrin sokaklarında kaybolsam bile senin kapına çıkmanın bir yolunu mutlaka bulurum."
En sonunda pes edip adresi tarif ettim.
Arabayı yeniden hareket ettirip evimin olduğu sokağa doğru saptığında, içimdeki o endişenin yerini engellenemez bir kalp çarpıntısı almıştı bile.
Araba sokağın başındaki mermer apartmanın önünde durduğunda, Ekin motoru stop etti. Birkaç saniye boyunca direksiyona yaslanmış, binayı ve karanlık sokağı inceledi."Kötü bir yer değilmiş," dedi, sesindeki o hafif şaşkınlıkla karıştırılmış alayla. "Beklediğimden çok daha... normal."Emniyet kemerini çözerken ona ters bir bakış attım. "Kusura bakma, boğaz manzaralı bir yalıda oturmuyorum. Burası benim evim."Kapıyı açıp dışarı çıkacakken, Ekin benden önce davranıp kendi tarafındaki kapıyı açtı ve hızlıca arabanın etrafından dolanıp benim tarafıma geldi. Tam ben kapıyı itip çıkacakken, dışarıdan kapımı açtı ve elini uzattı.Gözlerimi kısıp uzattığı ele, ardından yüzündeki o yarı ciddi yarı alaycı ifadeye baktım. "Ne yapıyorsun?""Rolümü oynamaya şimdiden başlıyorum," dedi, sesini alçaltarak. "Magazin basını bu sokağa henüz uğramamış olabilir ama bir başrol oyuncusu, sevgilisine her zaman kibar davranmalıdır. Yanlış anlaşılmak istemem."Gözlerimi devirip elini tutmadan kendim indim arabadan. "Çok inandırıcısın gerçekten. Teşekkürler, prova bitti Ekin, evime gidebilirim artık."Ekin ellerini montunun ceplerine sokup arkamdan apartman kapısına doğru yürümeye başladı. "Beni yukarı davet etmeyecek misin sevgilim? Hani belki prova yaparız, yarın akşamın provası..."Apartman kapısının önüne gelip anahtarımı çantadan çıkarırken durdum ve ona sertçe döndüm. "Yarın akşam zaten yeterince başımın etini yiyeceksin. Şimdi evine git, Ekin."Ekin adımlarını durdurup aramızdaki mesafeyi kapattı. Araba içindeki o dar alanda olduğu gibi, yine nefesini boynumda hissedeceğim kadar yakınımdaydı. Gülümsemesi silinmiş, yerine o her zamanki derin ve okunamaz bakışı gelmişti.
"Tamam, tamam kovma," dedi ellerini teslim olur gibi havaya kaldırarak. "Yarın akşamki performansımı izledikten sonra bana teşekkür edeceksin sevgilim. Şimdilik izin veriyorum, gidip ezberini yap."Cevap vermeme izin vermeden arkasını döndü, elleri cebinde, o özgüvenli adımlarla arabasına doğru yürümeye başladı. Ben ise anahtarı kapıya sokarken arkasından ters bir bakış atmaktan kendimi alamadım.İçeri girip kapıyı arkamdan kilitlediğimde, sırtımı duvara yaslayıp derin bir nefes aldım. Yarın akşam, kurduğum bu koca yalan zincirinin ilk ve en büyük sınavı olacaktı.
