3. bölüm · Kamera Arkası|textin ve düzyazı

3

Meryem İste

“Seelamlar” diyerek videoyu başlatıp
konuşmaya devam ettim
“Başlıktanda gördüğünüz gibi kampa gidiyoruz hemde 2 günlük vee sürpriz bir konuğumuz var onuda videonun devamında görüceksiniz zaten”

Salondaki boy aynanın karşısına geçip kamerayla sade kombinimi çektim
Altımda kalın siyah eşofman
Üstümde ise beyaz üstüme yapışan boğazlı kazak
“Kombinim bu şekilde birde çıkarken siyah montumu giyerim uyumlu olur ya” dedikten hemen sonra salona giren Ceyda’yı görmemle kamerayı ona çevirdim
“Nasılsınız ceyda hanım”
Ceyda kamerayı gördüğünde dil çıkartıp soruma cevap verdi
“İyiyim güzelim mükemmelim amaaa” kırmızı ruj sürdüğü dudaklarını büzdü “birazcık gerginim”

Neden gergin olduğunu biliyordum ama yinede sordum
Şaşırmış gibi sesle “aaa nedenki” diyerek yeniden bi soru sordum
Ceydaysa kaşlarını çatıp “birde soruyor bakın ben bu salaklara diyorum kamp merkezine gidelim bunlar hala yokk ormana gidicez diyorlar”

Aramızda kalsın
Aslında bende korkmuyor değildim
Ama en fazla ne olabilir yani

Kamera görmesede göz devirip “ne olabilir en fazla” diyerek Ceyda’yı sorguladım
Ceyda 2 parmağını kaldırdı
“iki ihtimal var ya tırnağım kırılcak yada bir ayı ailesinin akşam yemeği olacağız “

Abart biraz daha abart

“Yok yağ hangisi tercihin”
Sırıttı
“Tabiki aynın bizi ham yapması tırnaklarımı geçen yaptırdım bakın nasıl”
Kameraya ellerini sokarak mükemmel ötesi leoparlı tırnaklarını gösterdi

Kaydı durdurup odama gittim
Son kez aynaya bakmam lazımdı

Yine her zamanki gibi saçlarımı dalgalı yapıp koyu kahverengi tonlarında makyaj yapmıştım
bana yakışan tonlar kesinlikle bunlardı
Kahverengi kalp ben

Dışarı çıktığımda kapıdaki Gökalp’in arabası tam karşımdaydı
Gökalpse bagaja hala bir şeyler sığdırmaya çalışıyordu bayada odaklanmıştı
Kameramı ona çevirip arkasından sinsi vede bi o kadarda sessiz adımlarla ona yaklaştım

Umuyorumki ani refleksle bana yumruğu geçirmez

“Böö” diye bağırıp sırtına vurdum
Hıağ gibi garip bir ses çıkartarak hızla arkasına döndü
Tipine baktığımda kaşlarını çatmış bağırmak için bekliyor gibiydi beni görünce ifadesini yumuşatıp
Sadece “Mal” dedi
kahkahamı engelleyemeyerek güldüm “nesin sen paralel evren başrol sensin zoktaymı”
Gökalp kıkırdayıp “tamam bu iyiydi kızmayacağım” diyerek ne kadar mükemmel mizah yapabildiğimi itiraf etti

Beratla ormanın girişinde buluşup ormandaki nehirin yanında çadırlarımızı kuracaktık
Nehirdeki taşlar güzelse toplayabilirdim
Sonra tablo falan yaparım anı olarak kalır evin bi köşesine asarız

Aklımın bi kenarına yazdım
Kesinlikle taş toplayacağım

Gökalp’in sesiyle gözlerimi aralayıp başımı yasladığım araba camından kaldırdım
“Baylar bayanlar geldik” diyerek ormana vardığımızı bize bildirmişti
Uykulu sesimle sızlandım “Sonunda”
Nerdeyse 2 saatlik yol geldik yorulmuştum artı olarak midemde bulanıyordu
Bu yüzden uzun yolculuklardan pek haz etmem

Etrafa bakınca ormanın girişinde olduğumuzu anladım ancak beratın arabası ortalıkta yoktu
Dilek mom arkamdan seslenince ona döndüm
“Çiğdem Berat daha gelmemiş bi arasana nerdeymiş numarası vardır sende”
Kafamı salladıktan sonra tamam diyecektimki Gökalp ortaya atılarak “ben ararım” dedi

Fark etmezdi
Yine kafamı aşağı yukarı sallayıp ormanın derinliklerine baktım
Acaba video çeksem mi
Yok ya
Berat gelince çeksem daha iyi olur hem onuda gösteririm

Yarım saatin sonunda Beratın arabasının sesi duyuldu
Sonunda gelebilmişti acilen çadırları kurmalıydık daha yemek falan yapmamız lazımdı

Oturduğum arabadan çıkıp Beratın arabasına doğru ilerledim
Arabayı park edip durdurunca kapısını açtım “sonunda geldin ağaç olduk”
Berat mahçup olmuş bir şekilde sırıtıp kırmızı arabasından çıktı
“Trafik vardı özür dilerim” arkamda duran Gökalp Dilek ve Ceydaya baktı “sizden”
Ceyda hızla konuştu
“başlıcam şimdi özürünüze sıkıntı yok gidelimde bi an önce çadırlarımızı
kuralım belgeseldeki ayılara yem olmak istemeyiz dimi”
Bense hemen başımı evet anlamında sallayıp “haklı bacım işe koyulalım” diyerek haykırdım

Diğerleri eşyaları arabadan indirirken benim video çekmem lazımdı o yüzden siyah deri çantamdaki minik vlog kameramı alıp kayıt tuşuna bastım
Elimi kaldırıp heyecanla konuştum
“Vee iki saatin sonunda kamp yapacağımız ormana geldik sürpriz konuğumuzda burada”
Kamerayı eşya taşıyan Berata çevirdim
“Kıymetli konuğumuz Berat Yılgın merhaba de”
Berat beklemeyecek olacakki ilk önce hafiften şaşırsada
hemen kendini toparlayıp neşeyle konuştu “Merhabaa”

Küçük bir röportaj yapalım
“Öhm öhm burda olmaktan memnunmusun” diyerek ona bir soru yönelttim
Berat piç bir gülüşle kafasını sağa sola salladı
“Hayır tabiki bana iş yaptırıyorlar”
Kamera arkasından sırıtıp şakalaşır bi tonla “Tch tch tch ayıp ettin” dedim
Yeniden kafasını salladı “tamam tamam şaka burda olmaktan çok çok memnunum”
“Hm neden çok çok memnunsun peki”
“Samimi sıcak bir ortam en sevdiğim en sevdiğim harika”

Ufak kıkırdayıp yeni bi soru sordum “grupta en sevdiğin kişi kim peki”
Beklediğim gibi diğerleride işlerini yarım bırakıp Berata döndüler
Berat kısık bir sesle “sensin ama diğerleride candır” dedi

Bakın bunu beklemiyordum
O yüzden birazcık azıcık şaşırmadan edemedim

“Neden ben peki”
“Tatlısın”

Kaşlarım havalanırken
Verdiği cevap karşısında dahada çok şaşırmıştım
Ortamda ise derin bir sessizlik hakimdi bayada gericiydi

“Teşekkürler cnm” diyerek garip sessizliğe son verdim
Yanlış anlamayın
bu cnm canım değildi
Nurdisina hülya avon cnmdı

Umarım Berat yanlış anlamamıştı anlamasında bi zahmet

Gökalp’in bize seslenişiyle ona döndüm “saçma röportajınızı bitirinde işinize dönün”

Haklıydı

Çadırlarımızı muhteşem gözüken nehrin kıyısına kurmuş işlerimizi hallediyorduk
Gökalp ve Berat ateş yakmaya çalışıyor
Dilek ve Ceyda yemek yapıyor doğrusu Ceyda yapamıyor çalışıyor
Hehehe
Bense kamerayı almış kurduğumuz çadırları gösteriyordum
“Bu pembe çadırda Ceydoş Dilek annemiz ve ben kalacağız” kamerayı hemen yandaki çadıra çevirdim “bu siyah çadırda Gökalp’im ve Berat kalacak umarım gece farklı şeyler olmaz” diyerek sinisice güldüm

Neyseki iki beceriksizde ateşi yakmaya uğraştığı için beni duymamıştı

Bu sefer kamerayı onlara çevirip “beceriksizler” diye seslenerek yanlarına gittim
“Bi ateşi yakamadınız he”
Berat bana dönüp “gel sen yak Çiğdem”

Tabiki yakardım ben köyde doğup büyümüştüm karadeniz kızıydım da

“Hah ne var bunda yakarım” diyerek gözlerimi devirdim
Beni çekmesi için kamerayı Gökalp’e verip yakmaya çalıştığı odunlara eğildim
Çok yanlış dizmişler salaklar
“Ha bana şu evden getirdiğimiz eski gazete kâğıtlarını verin”
Ceyda ve Dilek gazete kağıtlarını getirip beni izlemek için yanıma dizildi
Gazete kâğıtlarını parçalayıp ortaya koydum sonra kuru ince dalları yanlarına dik bir şekilde dizdim
“Çakmak”
Tam Berat vericekken
Gökalp Berata bakış atıp sertçe elime siyah çakmağı tutuşturdu
“Bu daha kolay yakar”
Sadece kafamı aşağı yukarı sallamakla yetinip işime odaklandım

Dalların altındaki gazete kâğıtlarını yakınca alev yavaş yavaş büyümeye başladı ama daha
Bitmemişti bu sefer ince dallardan yaptığım piramitin üzerine büyük odunları dizdim
Bu sayede ateş dahada büyürken kameraya dönüp
Sırıttım “İşte bu kadar iki saattir yakamadınız”
Berat hala şaşkın şaşkın bakarken
Gökalp elini uzatıp “vayy çak” demesiyle hızla çaktım