11. bölüm · Kamera Arkası|textin ve düzyazı
11
Üstümdekitoz pembe bluzumu bininci kez düzeltip toplantıodasının kapısına iki kez vurdum“Girin” sesini duymamla kapıyı açtım Gökalp’leberaber içeri geçtikİçerde Yapımcı,Yönetmen ve senarist vardı Samimi gözüküyorlardı Bizim için ayırılan sandalyelere oturunca filminyapımcısı Derya hanım konuştu “hoş geldiniz soğuk bir şeyler alın” Çok iyi olurdu “hoş bulduk” önüme uzatılan tepsidensoğuk kahvemi alıp bir yudum aldım o sırada Gökalp’le Derya hanım selamlaşmıştıbile sadece senarist olduğunu bildiğim kadın söze atıldı “ben Sevgi,SevgiNurtane” Duyduğum ad soyad ile içtiğim soğuk kahve boğazımdakaldı öksürdüm,herkesin bakışları bana çevrildiİşaret parmağımla eskiden okuduğum yazarı işaretettim “aaa inanamıyorum, sen Başrol kitabının yazarı değilmisin?”14 yaşlarındayken ona resmen hayrandım,kitabıbasılır basılmaz alıyor nerdeyse her imzasına gidiyordum Kadın yani Sevgi tebessüm edip kafasını aşağı yukarısalladı ardından “biliyor musun kitaplarımı” diyerek bana bir soru sorduheyecanla cevap verdim “ne bilmesi hayranınızdım resmen deli gibi sizi takipediyordum”Kaşları şaşkınlıkla havalandı “o kadar diyorsun”kafamı hızla onaylar anlamda salladım “diyorum”Sevgi yiaa bakışı atıp “çıkışta bir kahve içelim ohalde” işlerim vardı ama hayır diyemezdim r harfini uzatarak “olur” dedim Görüşme birmişti senaryoların birazını okuyupsözleşmeyi imzaladık her şey tamda istediğim gibi gidiyorduŞimdiyse Sevgi,ben ve Gökalp’im güzel denizmanzaralı bir cafede oturmuş soğuk çay içiyorduk hava sıcaktı lakin hafifçeesen serin rüzgar sayesinde sorun etmiyordum Cafenin açtığı kısık sesli İngilizce şarkı ortamahoş bir hava katmıştı Sessizliği bozarak Sevgiye soru sordum “halayazarlık yapmaya devam ediyorsun değil mi”Dudakları büzüldü kaşlarını hayır anlamında havayakaldırıp indirdi “maalesef” kaşlarımı çatıp “neden ya” diyerek sızlandım Sevgi omuz silkip konuştu “şimdiki sektör çokfarklı,artık kitaplarımda pek okunmuyor unutuldum diyebilirim”Doğru unutulmuştu benim bile aklıma gelmiyordu uzunzamandır ama unutulmamayı haketmeyecek kadar güzel ve yetenekli bir yazardıSevgi içeceğinden bir yudum alıp devam etti “kısacası kitap sektöründe soldumsenaristlik sektöründe hayat buldum” hızla kafamı sağa sola sallayıp “hayırsoldum diye düşünme birçok genci sen kitap okumaya alıştırdın” dedim birzamanların en iyi yazarı “orası öyle” diyerek dudak büzdü O malum konuşmadan sonra Gökalp’le doğru düzgünkonuştuğumuz söylenemezdi öyleki cafeye oturduğumuzdan beri ağzını bıçakaçmıyordu Sevgi ilk bana sonra da yanımdaki nazlıya baktı“Siz arkadaşsınız değil mi” Önce Gökalp’e baktım o da bana bön bön bakıyordu Kafamı aşağı yukarı sallayarak önüme döndüm “evet”“Tüh” dediğinde neden der gibi kaşlarım çatıldı tamneden böyle söylediğini soracakken “yeğenim üzülecek” dediKahkahaatıp “haa o da ship tayfadan” diyerek Gökalp’e döndüm Bana baktıdakikalar sonra ilk defa konuştu “bir video çekelim o zaman” Sevgi tambir şey söyleyecektiki bordo çantasındaki telefonun çalmasıyla durdu kimaradıysa baya şaşırmıştı “Aaa ablam”bize bir bakış attı “görüntülü arıyor” Görüntülükonuşmak süper olurdu Sevgiaçmakla açmamak konusunda kalmış olacaktıki bi bana bi yanımdaki salağabakıyordu “Sorunolmaz hatta daha iyi olur”dememle bir süredir çalan telefonu cevapladı “Teyze”diye ciyak ama bi o kadarda tatlı bir ses duyuldu telefondanSevgininyüzünde güller açarken cevap verdi “teyzem” yerinden kalkarak bizim yanımıza geldi,telefonun ekranını yüzümüze çevirdi “Bakyanımda kimler var” ekrandaki kahverengi saçlı kız şaşkınlıkla elini ağzınagötürdü “inanmıyorum” onun bu tepkisine kıkırdayarak cevap verdim “selamm” yanımdakiGökalp’imde minik kızı selamladı“Selampremses” O premsesdeğil prensesti kızla konuşmasak fena dalga geçerdim Yeşilgözlerle bize baktı kız utanmış olmalıydı Yemekistiyordum şu an Kısık sesle“selam” dedi Bu utangaçhaliyle konuşamayacaktı sanırım en iyisi ben konuşayımKlasik birsoru sordum “Adın ne senin bakalım” Saçlarıyla oynarken“Elif” diye cevap verdi Tam onatekrardan bir soru yöneltecekken heyecanla konuşmaya başladı “bir şey sorabilirmiyim” ne soracağını az çok tahmin edebiliyordum Gökalp’leaynı anda r harfini uzatarak “sor” dedik Gökalp’cimile Bluetoothlandık Elif çekingenbakışlarla bize baktı ardından dakikalardır ağzında gevelediği soruyu sordu “sizarkadaş mısınız”Tahminettiğim şey tam olarak buyduGökalp ilebir süre birbirimize baktık tekrar ekrana baktığımda yeşil gözleriyle dikkatlebize bakıyordu gülümsedim “sen nasıl düşünmek istiyorsan öyle düşünebilirsinaşkım” kız kafasını aşağı yukarı sallayarak “anladım” dediğinde derin bir nefesaldım Saatler sonrakiraladığımız villadaydık akşam havuzu keyfi yapmak isterdim ama bir adımatmaya dahi halim kalmamıştı oturduğum koltuktan sehpanın üzerinde duran pembekılıflı telefonuma uzandım Biraztiktokta dolanacaktım Bir ikivideo kaydırdıktan sonra önüme düşen videoyla durdum Anlaşılansabah görüntülü konuştuğumuz kızın annesi o anları kayda almıştı önüme düşenvideoyu inceledim o malum soruya cevabımı verişimden küçük tatlı bir edityapılmıştı Yorumlargirdim@çiğdemindelisi:amma naz yaptınız evleninde artık birazda çocuğunuza edit yapalım Oldu ablam7 tane yapalım, yeterlimi @ecoscostu:benide düğününüze çağırın tm? En öndenyer ayırırız Yorumlarböyle şeylerle doluydu, çok sorun etmiyordum Hattaitiraf edeyim Bazılarıçok tatlı geliyordu Yorumlarda gezinmeyetam gaz devam ediyordum ki birinin beni kucağına almasıyla ağzımdan ciyak birbağırma çıktı Bu Gökalptianlamaz bakışlarla ona baktım“Kaçsaattir oturuyorsun senin yerine ben yoruldum” dediğinde halen daha neyaptığını anlamamıştım ta ki bahçeye çıkana kadar “Dur” diyeciyakladığımda bana ne oldu der gibi baktı sağ elimde olan telefonumu havayakaldırdım “elimde telefon var” Omuz silktiardından beni tek eliyle kavrayıp tuttuğum telefonu kolayca elimden alıpyanımızda olan bahçe masasına koydu Oflayıpbaşımı arkaya attım Artıkbahane edeceğim bir şey yoktu Gökalp’tebunu fark etmiş olacakki sırıtıp kendini benimle birlikte büyük, ışıklı havuza attı
