10. bölüm · Kamera Arkası|textin ve düzyazı

10

Meryem İste

10

“Dar geldi sana ankara”
“Çiğdemde kaçmış Gökalpe”
Son söyledikleri söz ile içtiğim enerji içeceği boğazımda kaldı öksürerek arkamı döndüm
Ceyda ve Dilek bana ne olmuşkine der gibi bakıyordu
Kaçamak bakışlarla Gökalp’e baktığımda düz ifadeyle araba sürüyordu tam önüme dönecekken Gökalpte yandan yandan beni izleyişini yakalamıştım

Pardon izleyememişini
Biraz profesyonel ol Gökalp’im

Telaşla tekrar araba sürmeye devam edince sırıtıp önüme döndüm
“Off sabahtan beri Ankaralı Namık dinliyoruz başka bir şey açacacağım” diye sızlandığımda arkadan Ceyda telefonunu uzattı,önerileri ful Alizade doluydu
Biraz düşündükten sonra aklıma gelen mükemmel şarkıyı açtım
Sibelcan-Kıskıvrak

Melodiyi duyulmasıyla Dilek arkadan ciyakladı
“Aaaaaaaağğğğ en sevdiğim”
Ceyda ise halen daha şarkıyı hatırlamaya çalışıyordu tam yanındaki deliye ne olduğunu soracaktıki Sibelcan ablam sözleri söylemeye başladı
“Yana yana geldim ben sana”
“Bire iki verdim alsana”
“Geçip giderken bak bu hayat heyecan lazım insana”
“Yürekte kıvrak tende kıvrak”

Gökalp’te oryantal dansı yapar gibi göğüslerini sallamaya başlayınca kendimi tutamayarak bir kahkaha patlattım arka tarafa baktığımdada ikisininde kıvırttığını görünce bende kıvırtmaya başladım
Oryantal dansına merakım olduğunu söylemiş miydim?
Ceyda hala kıvırmaya devam ederken eliyle beni gösterip ooo yaptı “göte bak göte”
Normal bir insan böyle denilince utanması lazımdı değil mi?
Ama ben normal değildim zaten
Sırıtıp Ceydaya doğru götümü sallayınca ufak bir kahkaha daha attı

İstanbulda başlayıp İzmirde biten yolculuğun sonuna gelmiştik
Film Çeşme ilçesinde çekileceği için 1 haftalığına 2+1 deniz manzaralı villa kiralamıştık
hem küçük bir tatil olacaktı hemde işlerimizi halledecektik
Küçük eşyaları Ceyda,Dilek ve ben taşırken Gökalp Bavullarımızı halledecekti
Hafif eşyaları zar zor taşıyıp bahçedeki koltuğa kendilerini atan ikiliye bıkkın bakışlarla bakıp Gökalp’in yanına gittim bagajdaki son bavulu indiriyordu toplamda altı valiz vardı üçü Ceyda hazretlerinindi zaten

Yanda duran su yeşili büyük valizimi kendime doğru çekmemle bakışlarını benim üstüme çevirdi
“Ne yapıyorsun” demesiyle omuz silktim “götürüyorum”
Kafasını sağa sollayıp arkamdaki eliyle merdiveni işaret etti
Villanın girişinde uzun bir merdiven vardı ama hallederdim evden indirirken nasıl indirdiysem öylede çıkarırdım
Gökalp “ben hallederim ikinci nehir vakası yaşanmasın” dedi ama ben tabiki dinlemedim

Eline iki büyük valiz alıp merdivenleri çıkan Gökalp’in valizimi alarak peşinden gittim çoktan kapıdan içeri girdiği için ruhu bile duymadı tabi bir basamak çıktım ardından iki elimle düşündüğümden daha ağır olan valizimi benimle aynı basamağa getirdim eşşek ölüsünümü koymuştum bunun içine?
Dört basamak çıktıktan sonra derin bir nefes aldım,beşinci basamağa adımımı attım valizimi kaldırdım tam olduğum basamağa koyacaktımki sendeleyerek arkaya doğru valizimle düştüm valizim yanıma düşmesiyle büyük bir gürültü koptu korkuyla ve başımda hissettiğim ağrıyla ağzımdan bir inilti döküldü

Çok geçmeden koşma seslerini duydum kapı açıldı kafamı biraz kaldırmaya çalıştığımda Gökalp’i gördüm
Kafamı daha fazla yukarda tutamayarak yere koyup acıyla nefes aldım hızla merdivenleri inerek yanımda çömelen Gökalp yüzündeki telaşlı ifadeyle bana bakıp söylenmeye başladı
“yok ben delireceğim artık” yutkundu “ben yaparım demedim mi sana”

Haklıydı…

Yavaşça beni doğrultunca acıyla nefes verdim sanki onunda canı yanıyormuş gibi gözlerini acıyla kapatıp açtı bir elini belimin altına bir elinide dizlerimin altına yerleştirerek zorlanmadan beni kucağına aldı
Kolaylık olsun diye kollarımı boğazına dolayacaktım ama ufacık haraket ettiğimde hissettiğim sızıyla durdum
Gökalp düştüğüm merdivenlerden çıkarken somurtmuş bir suratla bana bakıp “haraket etme Çiğdem” dedi

Villanın içine girdiğimizde etraf sessizdi kızlar odalarındaydı sanırım
Gökalp herhangi bir yatak odasına girip beni incitmemeye çalışarak çift kişilik yatağa bıraktı ardından yanıma çömelip kafamı incelemeye başladı arka sol tarafına dokununca acıyla inledim hemen elini çekti
“Of Çiğdem” diye yakınıp çömeldiği yerden kalktı “ben kızları çağırıp geliyorum”
Onu onaylayıp zorda olsa ellerimi kaldırdım üstleri sürtmeyle yara olmuştu
Ben akıllanmıyordum
Oflayarak gözlerimi kapattım

Havuzda tepinen 2 şahısa baktım baya eğleniyorlardı “keyfiniz yerindemi ha?” Diyerek çirkefleştim
Ceyda omuz silkip konuştu “valla aşkom kıçını yerine otuttursaydın burda olurdun”
Pansuman yapıldığı için havuza girmem bir süre yasaktı
Dilek bana laf sokan Ceydanın omzuna “sus ya” diyerek darbe indirdiğinde tatmin olmuş bir gülüş sergiledim
“Ohh bir tane daha vur aşkoma” en son söylediğim aşkomu bastıra bastıra söylemiştim

Gökalp nerde ya
Birazda onunla uğraşayım

Bahçe kapısından içeri girdim ne salonda nede mutfaktaydı
Aklıma gelen bilgiyle odaların olduğu koridora koştum
En son üstünü değiştirmek için odasına çıkmıştı nasıl bir üst değişmesiyse artık yaklaşık bir saattir üstünü değiştirmekle meşguldü beyefendi

Kapıyı tıklamaya gerek duymadan adeta odaya daldım
Üstünde deniz şortuyla pencereye bakarak telefonla görüşüyordu “hayır anne istemiyorum”
Varlığımı fark etmiş olacakki arkasını döndü “anne kapatıyorum şimdi görüşürüz” dedi ve telefonu kapattı
Kaşlarımı çatıp söylendim “acaba Ajda teyzemi sinirlendirecek ne yaptın”
Bana doğru adımlarken “kız bulmuş gel evlen dedi” diye cevap verdi
Aklıma gelen lanet espiriyi içimde tutamayarak söyledim “kadına gay olduğunu söyle artıkta ona göre bulsun”
Göz devirip salona doğru ilerledi arkasından gelerek oturduğu bordo koltuğa oturdum

Arkasına yaslanıp bana baktı “neden bu kadar eminsin gay olduğuma”
Şakasına söylemiştim lakin ilk defa bu soruyu sormuştu normalde bu şakayı yapınca sessiz kalırdı o yüzden ciddi sorusuna ciddi bir şekilde yanıt verdim “sence” dudaklarımı büzdüm “en son ne zaman birin sevdiğini bile hatırlamıyorum” bakışlarını duvarda asılı tabloya kilitledi “belkide yıllardır birini seviyorum”
Dediği cevap ile gözlerim yerinden fırlayacak gibi açtım
Böyle bir cevabı kesinlikle beklemiyordum

Dalga geçiyordur ya hem öyle bir şey olsaydı illa söylerdi bana,ben en azından öyle yapıyordum
Merakla soru sordum “Kim o biri” Gökalp bana döndü,gözlerime baktı “bilemem”

Saat gece ikiyi geçiyordu yarın sabah on gibi filmin stüdyosuna gitmem lazımdı ama düşüncelerden uyku tutmamıştı bende çeşme sıcağından bunalıp dışarı çıkmıştım
Etraf sessizdi,huzurluydu koltukta gözlerimi kapatmış sessizliği dinliyordum
Mutfaktan gelen tıkırtıyla reflex ile gözlerim açılırken arkamdaki bahçe kapısına döndüm çok geçmeden saçları dağınık,yeni uyandığı her halinden belli olan Dilek kapıda belirdi bana neden burdasın bakışları atıyordu

“Ay sen miydin” dediğimde kafasını aşağı yukarı sallayıp yanıma oturdu “neden hala ayaktasın”
Omuz silkip “ bir şeyler düşünüyorum” diyerek konuştum
Dilek kaşlarını çattı “anlaşıldı çıkar bakalım ağzındaki baklayı”
Anlatmaya dünden razıymışım gibi hızla konuştum “bu gün Gökalp’e her zamanki Gay şakamızda yaptım”
Kıkırdayarak işaret parmağını çenesine koyarak düşünüyormuş gibi yaptı
“Hmm tahmin edeyim sessiz kalıp sadece ofladı”
Kafamı sağa sola salladım “biip yanlış cevap”
“O zaman tersledi” dediğinde tekrardan kafamı sağa sola salladım
“Ne dedi biliyor musun” işaret parmağımı dudağımın üstüne koydum “belkide yıllardır birini seviyorumdur”

Dilek “ne” diye bağırdığında hemen elimi ağzına kapattım
Salak iki salağı uyandıracaktı
Sakinlediğini anladığımda elini ağzından çekmemle “biliyordum ya biliyordum” diyerek mırıldandı

Neyi biliyordu
Bunlar niye tam konuşamıyordu ya?