3. bölüm / 3
~KALPSİZİN KALBİ~Bölüm 3 Yalnız yarasa
Bölümler 3Şu an: Bölüm 3 Yalnız yarasa
- 1 Bölüm 1; tanışıyor muyuz?1.372 kelime
- 2 Bölüm 2; kalpsizin kalbi olmak2.213 kelime
- 3 Bölüm 3 Yalnız yarasa1.366 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Vampirin üzerime yığıldığı anda onu ittirdim. Karşımda duran kişiyi görünce..
Kalpsizin kalbi olduğumu anladım... (3. Bölümün sonu)
Ağzımdan ilk çıkan cümle "senin burda ne işin var?" oldu. "orasını napıcaksın asıl bu piç sana neden saldırdı onu söyle." "ilk şurdan başlıyayım. Neden burda olduğumu biliyosundur." biraz bekledi ve ondan sonra cevap verdi. "biliyorum. Ve şükürler olsunki takip etmişim." ve bam. Avcı kendini belli eder. Hislerimde yanılmamıştım. "demek bizi takip eden sendin? Eğer gizli bir şekilde yapmaya çalıştıysan hiç gizli değildi yani."
Dedim. O anlık adranelinle cümleyi kuramamıştım bile. Daha on dakika önce saldıraya uğramıştım şimdi ise şakalaşıyorduk. Normal değilim. Normal değiliz. "lavinia beni tanımıyomus gibi davranma. Ben hiç bir işimi gizli yapmaya çalışmam. Çünkü hiçbir şeyden korkum yok. Tek bir şey hariç.." biraz durduk ikimizde. Sanki bir anda ciddi bir konuşma gerçekleşicekti. Dışardaki karga sesleri susmuştu. Rüzgar durmuştu. Ve bir anda " senin çenenden çok korkuyorum."dedi. Bunu dedi. Ve gülmeye başladı. Ben ise tüm dikkatimle onun yüzüne kaşlarım çatılmış ne saçmalıyosun der gibi gözlerine bakıyordum." ne? "diyeverdim sadece." duydun işte çenenden korktuğum kadar başka hiçbir şeyden korkmuyorum." benim sinirlenmem onun hoşuna gidicekki alttan alttan gülüyodu.
" sana hiç bir şey anlatmiyorum zaten sen gelmeseydin de ben başımın çaresine bakardım gerek yoktu. Beni izlediğinide fark ediyordum açıkcası. Bunun içinde rahatsız oldum. Eğer vampiri öldürdüğün içinde teşekkür ediceğimi düşünüyorsan yanılıyorsun canım düşmanım." derken ciddi duruyordum ama alttan alaycı bir şekilde konuşuyordum. Zorda olsa gülmemi tuttum.
" kurtulsaydın ozaman lavinia."
"Ve bişey sorucam.. " dedi.
" kurtulsaydın ozaman lavinia mı? Sen beni çıldırtmak mı istiyosun."
" Gelmeseydin kurtulurdum ben zaten." dedim. Oda "bişey sorucaktım ben ama yine çenen düştü." dedi
Sinirle soluyarak "ne sorucaksan hızlı sor."
"gerçekten canın mıyım yaaa?" DEDİ. bu çocuk çıldırtmakta bir numara. Ve bu soruyu sorduğu anda ağzım açık kalmıştı.
"ne? anlamadım neyden bahsediyorsun?" dedim.
"az önce canım düşmanım dedin ya canınım ben senin demii." bi vampir bu kadar rahat olamaz. Şu durumda bile cıvıtmayı başarıyordu. "onca kelimem arasından canım kelimesine mi takıldın cidden? Düşmanım kelimesine takılsaydın ya ." dedim ve haklıydım da.
Bi anda ayağa kalktım yerde oturan dandeliona işaret parmağımı uzatarak "bana bak sen niye bizi takip ettin? Kurtardın falan demem öldürürüm seni burda anladın mı beni?" dedim.
Evet sert çıkışmıştım ama aklımdaki sorulara yanıt vermezsem yavaş yavaş onlar benim beynimi yemeye başlıyacaklardı.
Ben bağırınca oda hızlı bir şekilde ayağa kalktı. Aramızda çok az bi mesafe vardı. Napmaya çalışıyordu. Düşmanına karşı nasıl böyle davranabiliyordu ki?
"sen niye benim yaptığım herşeyi bu kadar merak ediyosun?"
Nefes almamaya çalışıyordum. Ya aramızdaki mesafeyi açıcaktım. Ya da o ters köşe yapıcaktı. Gözlerine baktığımda sanki karşısında düşmanı yokmuş gibi bakıyordu. Eğer benden nefret ettiğini bilmesem düşmanı olarak görmediğini düşünürdüm. Bu yakınlık fazla uzayınca saçmaladığımızı anladım ve son gücümle Dandelionu ittirdim. Bunu beklemiyordu büyük ihtimalle. Eğer beni tanıyamamışsa tabii. Baya sarsılmıştı. Önüne düşen saçlarını ince uzun parmaklarıyla kenara ittirdi. Artık o zifiri karanlık olan gözleri daha da çok belli oluyordu. daha anlamlı ama anlamının ne olduğunu anlayamıyacak kadar soru işatetleriyle dolu bir şekilde bakıyordu. Kaşlarımı çatarak yüzüne bakmaya devam ettim. Uzun süren bu sessizlik onun konuşmasıyla bozuldu.
"Bumm yakalandın."
"yakalandın derken?"
"iki saniye yakınlaşınca dayanamadın kalbin hızlanmaya başladı. Bana..Bana yakalandın."
"yine ne saçmalıyosun sen ya kalbim falan hızlanmadı benim ayrıca yakın durmamamın sebebini bi düşün istersen HECTOR." dedim küçümseyici bir şekilde.
Bekliyor..
Düşünüyor..
Bulamadı.
"neymiş bulamadım?"
"Düşmanımsın ya hani. Herşeye çok aklın yetiyor bunuda yetseydi keşke. Ben neden düşmanımla bu kadar yakın durmak istiyeyim?"
"senin düşmanınım doğru. Peki sorduğun soruya cevap veriyim.. Tekrardan bana aşık olmaktan korkuyorsundur belki yalnız yarasa huh ne dersin? Bu sefer aklım yetti demi?"
Sinir yüklenmeye başlamıştı bile. Gittikçe yüzümün hatta vücudumun kızardığını hissediyordum. Bu kadar sinirli olmam gözlerimide etkinleştirdi artık gözlerimde kırmızıydı.
Bi anda saldırmaya başladım. Gözüm birşeyi görmüyordu. Sadece saldırma modum açılmıştı. Onu tekrardan ittirdiğimde kapıya yapışmıştı. Beni dahada delirtmeye çalışıyordu. Teslim olmuş gibi hareketler yapmaya başladı.
Bi tane tokat vurdum. Bu kadar ukala konuşması beni sinirlendiriyordu. Pişkin pişkin gülümsüyor saçma sapan hareketler yapiyordu. Sonra göğsünü yumruklamaya başladım. Bütün yaşadıklarımın acısını ondan çıkartıyordum o an. Babama olan kırgınlığımı geçmişin gerçeklerini aramızda geçen herşeyin acısını ondan ve bedeninden çıkarıyordum. Bu kadar darbe sonucu yüzünde hafif sıyrıklar oluştu kanıyolardı. Ama o artık işin eğlencesinde değildi. Oda benim için endişelenmeye başlamıştı. Nefesini kontrol edemiyordu.
En son bana bağırırken duydum.
"LAVİNİA!"
"LAVİNİA KENDİNE GEL!"
"Bak bişey yok geçti özür dilerim lütfen dur."
Ama ben onu duymuyodum artık durmadan geçmişle bağlantılı şakalardan babamdan bıkmıştım. Benim sakinleşmediğimi görünce son çare bileklerimden tuttu.
"Sana durmanı söyledim. Sakinleş artık" diyerek nefesimi kontrol ettirmeye çalıştı
Kollarının altına almıştı beni. Normalde asla izin vermiyeceğim bir hareketti ama kriz geçirirken hiçbir şey farketmiyordum. Sonunda beni sakinleştirmişti ama bir sorun daha vardı..
Ben dünden beri ağzıma bir lokma birşey sürmemiştim bugün gelen kahvaltıyıda yiyemiştim. Ayrıca üstüne odanın sıcaklığı gittikçe düşüyordu. Normalde soğuktan hoşlanan ben ölücekmiş gibi hissediyordum. Sanki her zerrem donmaya başlamıştı. Olmayan kalbim buza dönüyordu ben öyle hissediyordum. Vücudum bu kadar olayın üzerine birde açlığı kaldıramadığı için bayılmıştım. Hemde Dandelionun üzerine. Ya emin olun azıcık bilincim yerinde olsaydı direk kendimi yere atardım. O derece. Ki zaten çokta uzun sürmedi kollarında durmam. Kollarına bayıldıktan sonra ilk bi 15 saniye düşündü sonra eğilip beni yere bıraktı. Tam zindanın ortasına. Yaklaşık yarım saat sonra geri döndü. Ellerinde kanlarla. Ben bayıkken kendisi içirdi. Açıkcası Dandeliondan beklenmedik hareketler sergiliyordu. Telaşı gözlerinden ve ellerinin titremesinden belliydi. Bütün o kanları içtikten 20 dakika sonra uyanmıştım. Uyanana kadar başımda beklemişti. Uyandığımda hala vücudum buz gibiydi. Orda donan tek kişi ben miydim onuda bilmiyordum. O üşümeyle ağzımdan ilk çıkan kelime Tabikide o klişe dizilerdeki gibi noldu bana olmadı. Nolduğunu biliyodum cünkü. Uyandığımda ilk yaptığım şey öksürmek oldu. Her öksürdüğümde içtiğim kanlar değil kendi kanım çıkıyordu ağzımdan. Burnumdan kan geliyordu. Dandelion dahada cok endişelenmişti kafamı hafif yana yatardı.
"ah sonunda uyandın iyi misin lavinia." dedi.
Konuşucak halim bile yoktu. Sadece kafamı onaylarcasına salladım. Ama burnumdan daha çok kan gelmeye başlamıştı.
"çok fazla burnun kanıyo iyi değilsin. Napmamız lazım aklım çok karışık."
Bilmiyorum dercesine kafamı salladım. Zar zorda olsa kısık bir sesle bişey söylemeyi başardım.
"buradan uzaklaş başın belaya giricek eğer seni burda görürlerse ve bu vampiri burda senin öldürdüğünü öğrenirlerse çok kötü şeyler olur git buradan."
"lavinia tabiki hayır. Seni burada bırakıp nereye gidebilirim." dedi ve gözleri sanki bişey ararcasına etrafa bakıyordu. Sonra gözüne bişey kestirmişti. Onu almak için ayağa kalktı. Gözlerimin ucuyla onun yaptığı hareketleri izliyordum. Sabah ölen vampirin getirdiği yiyeceklerin yanında peçete de vardı. Dandelion hemen o peçeteyi alıp yanıma geldi. Ve peçeteyle burnumu silmeye başladı. Ağzımıda silicekti ama ben kafamı çevirdim. Çünkü dudaklarımdaki kanları emicektim. Biz vampirler için gayet normal bişeydi.
Dudağımı emmeye başladığımda pür dikkat beni izliyordu. Tam konuşmaya giricektiki zindanın önünden sesler gelmeye başladı. Bende susması için elimle ağzını kapattım. Sonra oda sustum dercesine kafasını salladı. Elimi ağzından çektim.
"Dandelion buradaydı eminim."
"aptal vampir yok işte boşuna getirdin bizi buraya."
"ya dedim ya sana en güvendiğim kişi burada gördüğünü söyledi diye."
"acaba bayan lavinia nın zindanında olabilir mi?"
"ne saçmalıyorsun sen biri duyacak simdi bu kadar boş konuştuğunu görseler seni burada öldürürlerdi aptal."
"ne biliyim neden olmasın?"
"en büyük düşmanımız ya hani?"
"dur ben bi şans bakıcam."
"off naparsan yap ben burdan gidiyorum. Eğer bulursan seslenirsin."
"tamam."
"duydun mu Dandelion."
"duydum."
"sana git demiştim."
"nerden biliyim ben beni aradıklarını." "kapıyı zorluyolar tutayım mı napiyim?"
"bırak bişey yapma sen. Hatta git söyle herşeyi bence. Susmaları için para falan teklif ederiz." dedim sessiz bir şekilde.
"mantıklı gelmedi ama en kötü dediğin gibi para teklif ederiz yapıcak bişey yok." diyerek Dandelion kapıyı açtı. Ve ne var dercesine bakış attı. Ağzı açık kalan vampir sanki az önce o kapıyı cesaretle zorlamamış gibi simdi tir tir titriyordu. "söylesene ne oldu?" dedi Dandelion.
O anda vampir bağırmaya başladı.
"STEVE BURAYA GEL BURDA."
Vampirler o kadar hızlılarki sanırım adı Steve olan vampir on beş saniyede buraya geldi. Ve ikiside birden Dandelionun kullarını tuttu. Diğeri eski tarz kelepçeleri takmaya çalışırken Dandelion bi tane yumruk attı Steve denilen vampirin yüzü kanamaya başlamıştı ama o yumruk sinirlendirmekten başka birşeye yaramadı ve zorlansalarda o kelepçeyi Dandelionun kollarına taktılar.
Dandelion da çok zorlamadı çünkü babasının en güvenilir uşaklarındandı.
"napiyosunuz siz derhal bana açıklayın."
"insanları öldüren bir diğer kişi senmişsin. En büyük suçu işleyip bide bize hesap soramazsın. Bizide baban yolladı zaten ne söylesenizde sizi serbest bırakamayız bay Dandelion."
Dandelionla artık suç ortağı olduğumu öğrenmiştim.
"Yalnız yarasa artık yalnız değilsin."
Dedi..
Devam edicek..
Bölüm etkileşimi
