Bölümler 3Şu an: Giriş
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
“Evet sayın seyirciler, haber bültenimizi burada noktalıyoruz. İyi akşamlar dileriz.”
Hep aynı tonlama, aynı cümleler ve benzer haberler. Günlerim bunlarla geçiyordu. Sunduğum haberlere bazen kendim bile inanamazken elimden geldiğince yorumsuz ve tepkisiz şekilde konuşmaya özen göstermeliydim.
“Harika yayındı arkadaşlar! Tebrikler Hazel.”
Yönetmenimizin tebriğine başımla yanıt verirken yavaşça çekim alanından ayrıldım. Üzerimdeki rahatsız elbiseden ve yüksek topuklu ayakkabılardan kurtulup pamuklu eşofman takımımı üzerime geçirdim.
Dünya varmış.
Kendimi bildim bileli şu elbiselerden hep nefret etmiştim. Mesleğim dolayısıyla dolabım rengarenk ve çeşit çeşit elbiselerle doluydu ancak 3 saatten fazlasına dayanamıyordum.
Telefonum çalmaya başladığında spor ayakkabılarımı hızla ayağıma geçirip telefonu açtım. “Efendim Kuzey?”
“Sevgilim? Bitti mi işin?” Arkadan gelen sesler arabada olduğunu belli ediyordu.
Çantamı açıp elbiseyi içine tıktım.
“Evet, çantamı topladım, çıkacaktım şimdi. Ne oldu?”
“Sizin stüdyonun önünden geçiyordum, hazırsan seni eve bırakayım diyecektim, sevgilim. İster misin?”
Sanki o görecekmiş gibi başımı salladım. “Olur, iniyorum aşağıya. Binanın bahçe tarafından çıkarım oraya gel istersen,” derken merdivenleri iniyordum.
“Tamam sevgilim, bekliyorum. Öptüm.”
Gülümsedim. “Gelince öp.”
Adımlarımı hızlandırıp zemin kata ulaştım. Kapıdan dışarı çıkıp Kuzey’in arabasıyla karşılaştığımda gülümsedim. Kapıyı açıp rahatça arabaya yerleştim. . Yeşil gözleri mutlulukla beni süzerken üzerime eğilip dudağıma küçük bir buse kondurdu.
“Nasılsın, bebeğim?” dedi gülümseyerek.
“İyiyim, gündem moralimi bozmaya
yetemedi bugün,” dediğimde kahkaha attı.
“Gülme!” dedim omzuna zararsız bir yumruk atarken. “Bazen cidden moral bozucu oluyor. Şu haftada iki kez ortaya çıkan katili hatırlıyor musun? Son bir haftadır ondan bir ses yok. Hep aynı günler haberini yapardım onun. Ama garip şekilde ortadan kayboldu.”
Kuzey omuz silkti, “Kurbanları bitmiştir belki.”
Yüzümü buruşturdum, “Adam seri katil Kuzey! Üç aydır gündemden düşmeyen ve katlettiği insanların boynuna kalp simgesi kazıyan bir psikopat! Sence onun kurbanları bitebilir mi?”
“Tamam sevgilim. Bu kadar sinirlenmene gerek yok. Bağırma, sesine yazık.”
Bağırdığımı fark etmemiştim. Sesime de yazık değildi. Şu tuhaf tonlamalarımı ve diksiyonumu gerçek sanan milyonlar varken sesime dikkat etmek için fazla çaba sarf etmeye gerek duymuyordum. Haber sunmak için dudak büzüp boğazının derinlerinden konuşmak yeterliydi. Bazı arkadaşlarım bile benimle tanışmadan önce konuşma şeklimi gerçek sanıyordu. Gerçek hayatta bir insan niye öyle konuşurdu ki?
“Biliyor musun? Arkadaşlarım benimle ‘gerçek anlamda’ arkadaş olmadan önce sesimin cidden haber sunarkenki gibi olduğunu sanıyormuş,” dedim konuyu müthiş bir hızla değiştirerek. Kuzey şaşırmamış gibi görününce kaşlarımı çattım. “Ne o Kuzey Duman? Şaşırmadınız pek?”
“Ben de öyle sanıyordum çünkü. Hatta spikerlik mesleğini sadece bu konuşma tarzına sahip kişiler yapıyor sanıyordum.”
Tam kafasına bir fiske vuracakken elini kaldırdı ve hafif bir korkuyla, “Sakın kızma! Bu seninle tanışmadan önceydi!”
Elimi indirip geriye yaslandım. “Bir insan neden o şekilde konuşur ki? Kimse dinlemez bir kere. Çok itici. Yönetmen zorlamasa ben de öyle konuşmam.”
“Döveyim mi ben o yönetmeni?” dedi bebekle konuşur gibi sesini inceltirken. Elini yanağıma yerleşince kafamı aşağı yukarı oynatıp eline sürtündüm. “Evet,” dedim son heceyi uzatarak. “Döv. Çoktan hak etti.”
Kuzey bir kahkaha patlattıktan sonra arabayı yavaşlatarak durdu. Eve geldiğimizi o an fark etmiştim.
“Yaa! Ama ne güzel sohbet ediyorduk. Niye daha yavaş sürmüyorsun lan arabayı? Eşek!”
Kuzey şok içinde bana baktı. “Eşek mi? Ben miyim eşek?”
Tek kaşımı kaldırdım, “Ben miyim? Sen neyi ima etmeye çalışıyorsun?”
“Yok aşkım, ima falan yok!” dedi hemen reddederek. Sahte de olsa benden korkmasına -korkmuş gibi davranmasına- bayılıyordum. “Seni seviyorum, eve girince ara beni. Aklım kalmasın.”
“Olur.”
Arabadan inip direkt kapıya yöneldim. Çantamdan anahtarı çıkardıktan sonra kapıyı hızlıca açtım. Ensemde bir ürperti hissettiğimde etrafıma bakındım. Sanki birisi beni izliyordu.
Kendi kendime güldüm. Aynen Hazel, milletin işi gücü yok seni izleyecek.
“Saçmalık,” diye mırıldandım.
Huzurla içeri girecektim, ta ki o sese kadar.
“Bence de.”
O sesten sonra ise hiçbir şey aynı olmadı. Bilincim kapandı, hayatım karanlığa büründü.
Bölüm etkileşimi
