Kalp Hırsızı kitap kapağı

2. bölüm / 3

1. Kalp Hırsızı

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 3Şu an: 1. Kalp Hırsızı

Sıradan geçirdiğim bir günün sonunda tanımadığımbir yerde tutsak halde uyanmak gerçekten planlarım arasına dâhil değildi. Yaklaşık 3 saattir bakıştığım tek şey ise duvardı. Düz duvar.
Uyandığımdan beri ne birisi gelip beni tehdit etmişti ne de birileri beni kurtarmaya gelmişti. Hiçbiri yaşanmamıştı. Kaderimi kabullenmiş, usulca duvarı izliyordum.
Ancak dakikalar sonra kilitli kapıgıcırtılarla açıldığında hafif bir panik dalgası vücudumu sardı. Kaderimi kabullendim demiştim değil mi? Hayır kabullenmedim. Biri beni kurtarsın busıçtığımın odasından!
Görüş açıma garip bir çığlık maskesigirdiğinde korkularıma rağmen alayla güldüm. Beklentiyi yükseltip böyle saçmabir kılıkta karşıma çıkan her kimse prodüksiyonun oldukça düşük olduğunufazlasıyla belli ediyordu.
“Cidden mi?” dedim yüzümü buruşturarak. “Bu mu benimgördüğüm değer? Maske mi? Bir de çığlık maskesi mi? Umarım altındaki kişiyakışıklıdır.”
Sanırım onu ciddiye almamam celladımın hoşuna gitmişti. İçeriye girdiğinde upuzun boyuyla tam karşımda dikiliyordu.
Yüzünü göremiyorum ancak bu yapılı vücudun yüzü nasıl olur diye düşünmeden edememiştim. Koyu kahve saçları maskenin ardından görülebiliyordu. Kahkaha atmaya başladığında bağlı bileklerimi çekiştirerek geriye çekilip arkama yaslanmaya çalıştım.
“Emin ol yüzümü görmek istemezsin,” dedi derinden bir sesle.
Kaşlarımı çattım. “Tipsizsin yani? Tamam, cidden yeter. Ne oluyor? Aptal bir kamera şakası falan mı bu?”
“Yaşadıklarını hâlâ bir şaka zannetmen üzücü benim güzel hazinem, ama bu bir şaka değil.”
Tamam, artık komik değil.
“Ciddiyim, kesin şunu artık!” derken etrafıma bakındım. Üzerime yaklaştığı sırada kendimi daha da geriye çekmeye çalıştım.
“Bu artık hukuka bile aykırı bir şaka. Kesin şunu, komik değil!” Celladım bana doğru yaklaşırken ben de geri kaçmaya çalışıyordum ama zincirler bana pek yardımcı olmuyordu. Yanıma ulaşıp yatağa çıktığında ise korkuyla nefesimi verdim.
Boğazımdan tutup beni kendineçektiğinde gözlerim kocaman oldu. Sıkmıyordu, yalnızca tutuyordu. Ve bu tutuş nefes almanı engelleyecek türden değildi. Ancak sanki boynumda bir kesik varmış gibi tuttuğu yerde bir sızı hissettim.
“Asıl benim gördüğüm değer bu mu?” derken sesi öfkeli ve derinden çıkıyordu. “Eğer hafızana sahip çıkabilseydin bunların hiçbirini yaşamayacaktın Balkın. Ama sen unutmayı seçtin. Şimdi gördüğün değerden şikâyetçi olamazsın.”
Beni sertçe ittirerek boğazımı serbest bıraktığında yutkundum. Balkın ismi sadece benim bildiğim ve ileride çocuğuma koymak istediğim isimdi. Aynı zamanda ismimin Hazel değil Balkın olmasını da isterdim ama bundan kimseye bahsetmemiştim. Ne dönüyordu bu aşağılık yerde?
“Ben Balkın değilim. Bahsettiğin kişi değilim, o yüzden bırak beni. Yanlış kişiyi kaçırmış olman benim suçum değil.Eminim yakınlarım beni aramaya başlamıştır. Erkek arkadaşım onu aramadığım içinçoktan delirmiştir bile.”
“Erkek arkadaşın, öyle mi?” dedi başını hafifçe yatırırken. Sonra kendi kendine güldü. “Aynen, erkek arkadaş.”
Zincirleri çekiştirmeye başladım. “Sen neyden bahsediyorsun?” diye bağırdım ilk kez sesimi yükselterek. “Aptal herif, serbest bırak beni!”
O ise beni dinlemeden gülmeye devam ederek odadan çıktı.Arkasından sinirle çığlık attım.

4 saat sonra.

“Acıktım, susadım. Acıktım, susadım. Acıktım,susadım!”
Başımı vurduğum yatak artık kafamın şeklini almıştı. Aşağılık herif bana bir bardak suyu bile fazla görmüştü. Zevkle sayıklamalarımı dinliyordu. Emindim.
Kapıyı biri çaldığında bakışlarım uzun süre sonra ilk defa yatak dışında bir yeri buldu. Sanki girme desem kapıyı açmayacaktı. Kısılmış sesime rağmen bağırdım. “Sanki açma desem açmayacaksın.”Ardından sessizce mırıldandım, “Göt.”
Kapı saatler önceki gıcırtıyla tekrar açıldı.Elinde bir tepsi ile aynı adam Azrail gibi başında dikiliyordu şimdi. Tepsiye göz attım, atmaz olaydım. Brokoli ve suyla bakışıyordum. Tepsiyi kafasında patlatmak üzereydim.
“Lan, sen benimle dalga mı geçiyorsun? Brokoli ne demek?Küfür gibi karşıma tepsiyle geliyor bir de! Aptal!”
Aç kalırdım daha iyi.
“Hep böyle hırçın mısındır Balkın?”
Deli çıkacağım, hâlâ Balkın diyor.
“Bak,” dedim nefesimi verirken. “Ben. Balkın.Değilim.”
Herifin başını hafifçe iki yana salladığını görünce delirmiş gibi kahkaha atmaya başladım. “Lan,” dedim gülerken. “Manyağın biri, gelmiş bana Balkın diyor. Yanlış kişiyi kaçırıyor ve brokoli veriyor. Ne yaşıyorum ben şu an?”
Her an ağlayabilirim.
Ciddiyim.
“Manyağın biri değilim,” dedi aniden. “Duman,diyebilirsin bana. Ayrıca adının Balkın olmadığını da biliyorum. Yanlış kişiyi kaçıracak aptallıkta değilim. Ama sana asla adınla seslenmeyeceğim. Asla,Balkın.”
Sakinleş, Hazel.
Delirme Hazel.
Ortada çıldırmak için çok sebep var ama sen çıldırma Hazel.
“Ne istiyorsun?” dedim en sonunda. Sanırım ona istediğini vermiştim çünkü soruyu sorduğum an birkaç saniyeliğine dışarı çıkıp odaya elinde başka bir tepsiyle geri dönmüştü. Tepside en sevdiğim yemek
vardı. Tepside döner vardı.
DÖNER.
“Sevgili evren,” dedim zincirli ellerimi birbirine dokundururken. “Dileklerimi alıp kabul ettiğin için çok teşekkür ederim.”
“Evrenden döner mi diledin, Balkın?İsteseydin getirirdim zaten.” Onu umursayıp cevap vermeyecek kadar açtım.
Dönerci zebani tepsiyi önüme koyduktan sonra geri çekilmişti. Ne yaptığını anlamamıştım ama umursamadan dönere uzandığımda neyi beklediğini fark ettim.Zincirler tepsiye ulaşacak uzunlukta değildi. Beni yalvartacaksa çok beklerdi.
“Senden,” dedi sakince. “Bu zamana kadar en çok tiksindiğin haberi istiyorum. Hangisi seni kusma raddesine getirdi,Balkın?”
“Ney?”
Ney mi? Cidden mi?
“Soruma soruyla karşılık verme,” dedi aynı sakinlikle. “Soruma cevapla karşılık ver. Böylece sen yemeğine, ben de cevabıma kavuşmuş olurum.”
“Neden böyle saçma bir istekte bulunduğunu anlamadım ama en tiksindiğim haber son üç aydır insanlarda kalp imzası bırakıpcan alan bir katilin haberi. Haftada iki kez haberini yapıyordum ve tepki vermemek için kendimi cidden zor tutuyordum. Değişik şekilde adam son bir haftadır ortada yok.”
Adamın burnundan nefesini vererek güldüğünü fark ettiğimde gözlerim fal taşı gibi açıldı. O katil, bu katil olamazdı değil mi?
“Tekrar tanışıyoruz Balkın,” dedi yanıma çökerken. Bir parmağı yüzümde gezindi, titriyordum.
“Bana Duman derler, namıdiğer Kalp Hırsızı. Benden çalınan kalbi insanlarda arıyorum.Kalbim sende mi?”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…