4. bölüm · Kalbimin alarmı

Kalbimin alarmı bölüm 4

Army jk

Sabah saat dokuz.
Ofiste kahve kokusu yerine sessizlik hâkimdi.
Sidra o sabah işe gelmemişti.
Bilgisayarı boş, sandalyesi sessizdi.
Ama onun yokluğu bile ofise olay getirmeye yetti.

Hidra, masasına kahve döküp homurdanırken bir anda telefonu titredi.
Ekranda mesaj: “Ben bu sabah işe gelmiyorum.”

Hidra’nın gözleri büyüdü.
“Ne demek işe gelmiyorum?! Bu kadın olmadan ben kahvemi bile karıştıramam!” diye bağırdı.

Liran, elinde krakerle yanına geldi:
“Ne oldu, deprem mi var, Sidra gelmeyince ofis sallanmadı mı?”

Hidra:
“Sidra işe gelmiyormuş.”

Liran:
“Ne?! Ya o kahve makinesine göz kulak olacak kişi kim şimdi? Kuvars mı?!”

Tam o sırada Kuvars içeri girdi, elinde kahveyle, sanki hiçbir şey olmamış gibi.
“Ne oluyor sabah sabah, yangın tatbikatı mı?”

Hidra, elini beline koydu:
“Sidra işe gelmiyormuş! Bunu bana mesajla söyledi! Sence neden gelmiyor?”

Kuvars omuz silkti ama ses tonu ciddi değildi:
“Belki de benden kaçıyordur. Son köpük savaşından sonra hâlâ sinirli olabilir.”

Liran hemen lafa atladı:
“Yoksa dün söylediğin ‘Senin yüzünden kalp alarmım çalıyor’ repliği fazla mı etkili oldu?”

Kuvars, gülümseyerek:
“Ne yapayım, gerçekleri söylüyorum. Bence o da farkında.”

Hidra, gözlerini kısarak telefonu salladı:
“Bence hastayım bahanesiyle evde kahve yapıyordur. Evde mini kahve laboratuvarı kurmuştur kesin!”

Liran:
“Evet evet, camdan köpük çıkıyordur şu an! Komşular sanıyor ki bulut fabrikası açıldı!”

Ofiste herkes gülmeye başladı.
Kuvars bile kahvesini yudumlayıp kıkırdadı.
“Sidra olmasa bile sesi geliyor buraya, farkında mısınız?”

Bir saat geçti.
Herkes çalışıyor gibi görünse de, aslında Sidra’nın neden gelmediğini konuşuyordu.
Sonra birden Hidra’nın telefonu yine titredi.
Yeni mesaj: “Beni merak etmeyin, sadece biraz kafa dinliyorum.”

Hidra, mesajı yüksek sesle okudu.
“‘Beni merak etmeyin… sadece biraz kafa dinliyorum.’ diyor. Bu kadının kafasını dinlemesi mümkün mü? Kafası hep gürültü!”

Liran:
“Kesin meditasyon yapıyor. Ama 5 dakika sonra telefonundaki kahve uygulamasına girer.”

Kuvars başını iki yana salladı ama gülmemek için zorlandı.
“İyi bari, önemli bir şey yokmuş. Ama ofis onun gülüşü olmadan çok sessiz oldu.”

Hidra hemen atladı:
“Oo, dikkat edin! Kuvars romantik moda girdi!”

Liran:
“Hidra doğru söylüyor! Bu ses tonu ‘aşk alarmı’ sesi!”

Kuvars yüzünü gizleyip masasına döndü ama yanakları kızarmıştı.
“Ben sadece sessizlikten hoşlanmadığımı söyledim.”

Hidra kıkırdadı:
“Tabii tabii, sessizlik değil Sidra eksikliği o.”

O sırada kapı hafifçe açıldı.
Ve Sidra içeri girdi — elinde koca bir termos ve güneş gözlüğüyle.
Herkes bir anda sustu.

Liran:
“Vay be… bir gün izin alıp geri dönüşü Beyoncé gibi!”
Hidra:
“Ne oldu, kafa dinledin mi? Yoksa kahve çekirdeklerini sorguya mı çektin?”
Sidra:
“İkisi de. Bir de kahve makinesine uzak durma terapisi gördüm.”

Kuvars yerinden kalktı, gülümseyerek:
“Ofis seni özledi.”
Sidra, alayla:
“Yoksa sen mi özledin?”
Kuvars göz kırptı:
“Ben mi? Ben sadece kahve makinesine yardım edeni özledim.”

Hidra, kahkahalarla:
“Yalan dedektörü istiyorum! Bu cümlede en az üç yalan var!”
Liran:
“Bence dört! Çünkü adam gözleriyle ‘ben seni özledim’ diyor!”

Sidra gülmemek için dudaklarını ısırdı.
Sonra kahve termosunu kaldırdı:
“Hadi bakalım, bugün kahve benden. Ama bir daha köpük savaşı çıkarsa hepiniz temizlik yaparsınız!”

Hidra:
“Anlaştık! Ama Kuvars temizlik yaparken romantik müzik açıyorum.”
Liran:
“Ben de fon sesi yaparım — ‘Aşk alarmı çalıyor!’ diye.”

Ofis kahkahadan yıkıldı.
Kuvars gözlerini devirdi ama gülmeden duramadı.
Sidra içinden mırıldandı:
“Bunlar gülüyor ama kalbim yine alarmda… üstelik bu sefer susturamıyorum.