3. bölüm · Kalbimin alarmı

Kalbimin alarmı bölüm 3

Army jk

Ofiste her şey sıradan görünüyordu ama Sidra’nın içinde bir huzursuzluk vardı.
Bir süredir Kuvars, yeni gelen stajyer Lina ile sürekli konuşuyordu.
Sidra, kahvesini karıştırırken yüzünü buruşturdu.

> “Ne güzel… şimdi de stajyerle kahve muhabbetine başlamış,” diye mırıldandı.

Hidra, hemen yan masadan lafa karıştı:
“Ne dedin aşkım? Kıskanıyor musun yoksa?”
Sidra boğazını temizledi. “Ben? Asla! Ben sadece… kahvenin fazla karıştırılmasına karşıyım.”

Hidra gözlerini kıstı. “Tabii tabii, kahveyi değil adamı karıştırıyorsun sen.”
Sidra kahvesini hızlıca içti, yüzünü buruşturdu: “Yanmış… tıpkı sinirlerim gibi.”

Tam o sırada Kuvars yanlarına geldi, elinde iki kahve vardı.
“Günaydın hanımlar. Biriniz kahve ister misiniz? Fazladan yaptım.”
Hidra hemen atladı: “Ben alırım, Sidra’nınki yanmış zaten!”
Sidra’nın kaşları havaya kalktı. “Benimkisi yanmadı, karakterli oldu!”

Kuvars gülümsedi. “Karakterli kahve mi? O zaman senin kahvenle tanışmak isterim.”
Sidra dudak büktü. “Kahvem serttir, herkes kaldıramaz.”
Liran hemen araya girdi: “Ben bir yudum deneyeyim mi o zaman?”
Sidra ters ters baktı. “Senin mideni değil, cesaretini yakar.”
Ofiste kahkahalar patladı.

Kuvars kahvesinden bir yudum alırken gözlerini Sidra’dan ayıramadı.
“Bugün biraz sinirli görünüyorsun Sidra.”
“Yok canım,” dedi Sidra, “Sadece sabah kahvemi kıskançlık aromalı içtim.”

Liran hemen patladı: “Ooo! Kıskanıyor! Not aldım, rapor olarak Kuvars’a sunarım!”
Kuvars kaşlarını kaldırdı, alayla:
“Gerçekten mi? Yani biri beni kıskanacak kadar cesursa, bunu doğrudan söyleyebilir.”
Sidra hemen atıldı: “Kendini fazla önemseme, ben sadece kafein seviyeni gözlemliyorum.”
Hidra fısıldadı: “Bal gibi de kıskanıyor…”

Tam bu anda kahve makinesinden garip sesler çıkmaya başladı.
“Bzzzzt… Pıssssss…”
Sidra bir adım geri çekildi.
Kuvars kahramanca öne atıldı: “Endişelenmeyin, bu sefer patlamayacak!”
Bir saniye sonra… pıssss!
Köpükler her yere fışkırdı.

Hidra çığlık attı: “Köpük yağmuru! Kuvars, senin kahve lanetin geri döndü!”
Liran gülmekten yerlere yattı: “Bu adama kahve değil, yangın söndürücü vermek lazım!”
Kuvars, üzeri tamamen köpükle kaplı halde Sidra’ya baktı.
Sidra gülmemek için kendini zor tuttu ama dayanamadı:
“Kuvars, seni kremalı tatlıya çevirmiş gibi duruyorsun!”

Kuvars da kahkaha attı. “En azından senin kadar tatlı görünmeye çalışıyorum.”
Sidra yanıt verdi: “Sen tatlı değilsin, sadece… sütlü felaketsin.”
Hidra hemen lafa girdi: “Sütlü Felaket mi? Bu ikisinin gemi ismi oldu: S.S. Felaket!”

Liran da alkışladı: “İlk seferinde kahve patladı, ikinci seferde köpük… üçüncüde ne patlayacak? Kalpler mi?”
Kuvars, gülümseyerek Sidra’ya baktı: “Belki de evet.”
Sidra’nın yüzü kızardı. “Sana güvenmek kahve makinesine güvenmek gibi, patlayabilir her an.”
Kuvars kahkaha attı. “O zaman senin yanında her patlamaya değer.”

O sırada Hidra telefonunu çıkardı.
“Bir dakika, bu sahneyi videoya çekiyorum! Başlık: ‘Ofiste Köpük Savaşı ve Doğmakta Olan Aşk!’”
Sidra bağırdı: “Hidra, sakın paylaşma!”
Liran araya girdi: “Paylaş, paylaş! Hashtag ‘#KalbiminAlarmı’ olsun!”

Herkes gülme krizine girdi.
Sidra köpüğü silerken kendi kendine mırıldandı:
“Bu ofiste bir gün normal geçmeyecek, değil mi?”
Kuvars hemen yaklaştı, alçak sesle söyledi:
“Ben varken? Asla.”

Sidra kalbinin hızlı atışını hissetti.
Kahkahaların arasında bile, kalbinin alarmı yeniden çalmaya başlamıştı.
Ama bu sefer… susturmak istemiyordu.