36. bölüm · Kalbimden Tenime | Yarı Texting

36.Bölüm

s 🦢

İyi okumalar
***
Bora Karan Yıldırım

Bahsedilen saatte Gökay’ların bahçesinde bekliyordum. Fırat abi birazdan gelecekti. Kaçıncı sigaramı içiyordum bilmiyordum fakat kendimi durduramıyordum.

Aylin ablayı aradım. “Efendim Bora?” diye açtı telefonu.

“Nazlı dışarı çıkmasın olur mu? Ses de duysa. Lütfen abla. Görürse üzülür falan,” dedim.

“Tamam oğlum merak etme izin vermem çıkmasına.” dedi ve ekledi. “Fırat duydu değil mi? Kusura bakma oğlum ya Gökay işte salağın teki.” dedi.

“Sorun yok abla. Hallederim ben. Nazlı bilmesin yeterli.” dedim. Tamam demesiyle kapattım aramayı. Fırat abinin arabası önümde durmasıyla park edip indi arabadan.

Gökay anında yanıma gelmesiyle yüzüme yumruk geçirdi. Sigara elimden düşmüştü. “Lan senin gibi şerefsiz nasıl evimde duruyor?!” dedi ve yüzümü yumruklamaya devam etti.

Ağzıma gelen kan tadıyla yüzümü buruşturdum. “Gökay!” diye bağırdı Fırat abi. Gökay yakamdan ittirmesiyle sendeledim. “Otur.” dedi Fırat abi. Söylediğini yapmamla bakışlarımı yerden çekmiyordum.

“Ne zamandan beri?” diye sordu.

“Birkaç gün oldu.” dedim.

Gülme sesi duymamla kafamı kaldırdım. “Görüyor musun oğlum? Birkaç gündür ayakta uyuyormuşuz.” dedi.

“Nazlı’ya bilet al, teyzesinin yanında kalacak artık. Burası ona yaramadı.” dedi imayla.

“Hayır! Sakın!” diyerek ayağa kalktım. Gökay kolumdan ittirmesiyle yüzüme geçirmişti yine. “Uzak dur lan! Sana ne kardeşimle ilgili aldığımız karardan?” dedi.

“Nazlı çok üzülür yapma. Sana çok düşkün Nazlı, Gökay. Ona bu kötülüğü yapamazsın!” dedim.

“Lan siz niye bana yapıyorsunuz bunu o zaman?!” diye bağırdı.

“Lan bir şey yapmadık. Sevdim sadece kardeşini!” dedim, öksürerek. “Sevemezsin Bora! Başka kız mı yok lan?” dedi.

“Ondan güzeli yok.” dedim.

“Lan sikerim belanı senin şimdi!” diyerek üstüme yürüdü. Yüzüme yine vurmasıyla öksürmeye başladım. Ağzıma gelen kanla tükürmüştüm.

“Öldürürüm Bora seni. Tanınmayacak hale getiririm.” dedi.

“Nazlı’ya dokunma da, istiyorsan gebert beni.” dedim.

“Bu kadar çok mu seviyorsun Nazlı’yı?” dedi. Başımı salladım. “Abi! Ne yapıyorsunuz ya?!” diyerek önüme geçti Nazlı.

“Nazlı, çekil güzelim hadi.” dedim. Bileğinden tutmamla binaya götürüyordum.

“Bırak lan kızı! Sikerim belanı Bora!” diye bağırdı Gökay ve kolumdan ittirip yüzüme geçirdi yine. “Ya abi yeter! Vura vura beter ettin adamı. Vurma artık!” dedi Nazlı. Sesi titriyordu.

“Sen hiç konuşma. Dışarıda erkeklere sürttüğünü bilsem adım attırmazdım.” demesiyle sinirim yükselmişti. “Ne biçim konuşuyorsun lan sen? He? Sürtmek ne demek? Kendi kızınla nasıl böyle konuşursun? Babalığa sığar mı lan bu cümleler?” diyerek Fırat abinin üstüne yürüdüm.

“Bora,” diyerek uyardı beni Nazlı. Yüzümü sıvazladım. “Yalan mı? Yarı ilgi verdik hemen ilginin tamamı için başka erkeklere sulandı.” dedi.

“Senin olmayan babalığına sokayım, tamam mı?” dedim.

“Baba, ne biçim konuşuyorsun sen? Nasıl böyle şeyler dersin kızına?” dedi Gökay.

“Kes lan sesini sende. Kardeşini koru böylelerinden.” dedi.

“Benim kardeşim erkeklere sürtünecek biri hiç değil! Laflarını seçerek konuş.” dedi Gökay.

“Sana mı soracağım lan ne konuşacağımı? Adam gelmiş bana laf atıyor sende ona eşlik ediyorsun.” dedi.

“İyi misin sen?” dedi Nazlı bana dönerek. Gökay’dan bakışlarımı çekmemle Nazlı’ya çevirdim. “İyiyim. Niye çıktın sen dışarı?” dedim.

“Nasıl çıkmayayım Bora? Annemi arayıp, çıkmasın demişsin birde!” dedi.

“Öyle olması gerekiyordu.” dedim.

“Acıyor mu?” dedi yüzünü buruştururarak. “Oturup aşkınızı mı izleyelim? Çık Nazlı eve! Hadi güzelim.” dedi Gökay.

“Bırak kendim çıkarım.” dedi Nazlı. “Özür dilerim Bora.” dedi ve binaya çıktı.

“Bundan sonra Nazlı’yı görmeyeceksin. Ha gördün mü? Yolunu değiştireceksin. Ailevi görüşmelerde sen gelmeyeceksin. Bundan sonra bu evden tek bir lokma bile boğazından geçmeyecek!” dedi Fırat abi.

“Kabul.” dedim ve Fırat abiye baktım. “Ama eğer kızına tek bir ters cümle konuşursan, onun canını sıkıp, senin yüzünden ağlarsa. O lokmayla seni boğarım haberin olsun.” dedim.

Fırat abinin yüzü değişmesiyle boğazını temizledi. “Defol git evimden hadi.” dedi.

Söylenileni yapmamla evden uzaklaşmıştım. Beren’i aradım. “Arabamın anahtarını getir, seri.” dedim.

“Tamam.” demesiyle kapattım aramayı.

Birkaç dakika sonra Beren aşağıya inmesiyle kaşlarım çatıldı. “Sen nereye?” dedim.

“Nazlı’yı dışarı çıkaracağım biraz. Becerebilirsem tabii,” dedi.

“Becerirsen ara beni geleyim.” dedim göz kırparak.

“Abi senin yüzüne ne oldu böyle? Oha!” dedi ve çenemden tutarak inceledi. “Bir şey yok be kızım abartma.” dedim.

“Yüzün dağılmış.” dedi.

“Beren.” dememle susmuştu. “Arabanda pamuk falan var halledersin sen.” dedi.

“Hallederim. Git hadi,” dememle görüş alanımdan kaybolmuştu. Ateş’i aramamla arabaya bindim. Biraz gezecektik ve kafamı dağıtmaya ihtiyacım vardı.

***
okumak istediğiniz sahneler var mı ya varsa yazsanıza bana az fikir verin aklıma gelmiyor