6. bölüm / 8
Kalbimdeki Dava6. Bölüm
Bölümler 8Şu an: 6. Bölüm
Hakan ali soytürk
Bir anda arkaya doğru düşen güneşimi son dakika yakaladım; "güneş, güneşim cevap ver" "bayıldı ama neden" korku ile koltuğa yatırıp yukarı çıktım. Kendi odamdan cüzdanım ve telefonumu, güneşimin odasındanda baş örtüsü ve onun telefonunu alıp koşarak tekrar yanına geldim.
Baş örtüsünü yapınca kucağıma alıp evden çıktım kapıyı kapatır kapatmaz arabanın arka kapısını açıp güneşi yatırdım, hızla en yakın hastaneye geldim, arabadan inip bir hemşireyi durdurdum; "karım bayıldı sedye getirin nolur" hemşire koşarak gitti.
Kapıyı açıp güneşimi gelen sedyeye yatırdım, hemşire hanım; "nasıl oldu" "bilmiyorum konuşuyorduk bir anda bayıldı, ama her hangi bir kafa darbesi almadı" "kronik bir hastalığı varmı" "hayır bildiğim kadarıyla yok, fakat son bir kaç gündür tok olduğunu söyleyip çok az yiyor" "kronik rahatsızlık yok dediniz büyük ihtimal açlıktan değerleri düştü" perdeler ile ayrılmış bölümlerin birisine girdik.
Doktor hanım geldi; "nedir hastanın şikayeti" hemşire; "hocam bildiğimiz kadarı ile kronik bir rahatsızlığı yok, vicuda uzun süre düzgün bir beslenme sağlanmamış, açlık yüzünden vitamin değerlerin düştüğünü düşünüyoruz" "tamam, kan değerleri ölçülsün emin olmak içinde sistemden kronik bir hastalığı varmı bakın, bu süredede serumdan takviye verin" "tamam" doktor hanımın gitmesinin ardından iki hemşirede gitti.
Bir anda telefon çaldı, bu güneşin telefonuydu, asım dayım diye birisi arıyordu, mecburen açtım; "güzel kızım" "iyi günler" telefondaki ses sertleşti; "sen kimsin, kızım nerde" "efendim siz sanırım güneşin dayısısınız" "ben kim olduğumu biliyorum sen kimsin onu söyle" "sakin olmaya çalışın güneş şuan hastanede ama iyi merak etmeyin" "hangi hastane kızım iyimi" "iyi, sakin olun lütfen" hastanenin adını söyleyip telefonu kapattım.
Kısa sürede, üç kişi geldi bunlar o evde gördüğüm insanlardı, güneşime doğru yaklaştılar; "def olun burdan" "o benim karım" "güneş benim karım, siz üçünüzde onun hiçbirşeyi değilsiniz" "ben onun babasıyım" öfke ile ayağa kalkıp karşılarına dikildim; "babasın öylemi, kızın ben geldiğimde dayak yerken neredeydin, üvey ana diye getirdiğin kadın kızını paramparça ederken NERDEYDİN!, o zaman neredeydi babalığın" kadın; "aile mevzuları seni ilgilendirmez" "karımın dahil olduğu herşey beni ilgilendirir, şimdi ya def olup gidersiniz yada çağırırım polisi gelir, yasağı çinnemekten tutuklar, aha bu sattığınız adamıda şiddete göz yummaktan, ve tecavüze teşebbüsten yargılarım, siddin sene dört duvardan çıkamazsınız" üçüde öfkelendi.
Güneşime göz koyan adam; "sen kimsinde bunu yapıyorsun" "cumhuruyet baş savcısı hakan ali soytürk olarak, varmı ilerisi" adam; "ben kızım uyanmadan hiç bir yere gitmiyorum" "ne yaptığınız umrumda değil uzaklaşın karımdan" öfkeli bakışlarla uzaklaşıp koltuklara oturdular.
Tekrar güneşimin yanına geçtim, elini tuttum; "güneşim, beni bırakma, nolur, beni karanlığa mahkum etme" bir süre sessiz kaldım, sadece onu seyrederek uyanmasını bekledim, karşıdan üç kadın ve iki adam geldi.
Birisini tanıyordum, güneşimin dayısı tahirdi, yanımıza gelip durdular, fırsat vermeden kendimi tanıttım; "ben hakan ali, sizde güneşin dayısı asım bey olmalısınız" "evet sen kimsin, kızımla bağlantın ne" "bunu güneş uyanınca konuşuruz, ben cumhuruyet baş savcısı hakan ali soytürk, şimdilik bu kadarını bilmeniz yeterli" tahir bey gelip benimle tokalaştı.
Merakla sordu; "hakan ali nasıl oldu, neden bayıldı" "bilmiyorum tahir doktorlar açlıktan olabilir dedi, uzun süre aç bırakmış kendini" hepsi üzüntü ile güneşe baktı. Bir süre sessizce bekledik
Güneş karaman
Yavaşça gözlerimi aralamaya başladım; "hakan" artık tamamen kendime gelmiştim, hakan ali gelip elimi tuttu; "burdayım, korkma" "nerdeyim ben" "hastanedeyiz güneşim" bir anda asım dayımın sesini duydum; "güneş" panikle hakanın elini bıraktım.
Dayımların burda ne işi var; "dayı" yanıma geldi, baş örtümün üzerinden başımı okşadı; "iyimisin kızım" "iyiyim dayı" "niye kendini aç bıraktın be kızım" "aç değildim ki canım istemedi" "tamam yorma kendini evde konuşuruz bunları" hakan; "güzelim sen iyimisin" uyarıcı bakışımı umursamadı.
Dayım artık dayanamayarak; "kızımla düzgün konuş" "güneş, benim karım" dayım öfke ile bana döndü; "bana yalan söylüyor de bende bu adama dalayım" "dayı ne olur sonra konuşalım halim yok" "tamam kızım, tamam" kısa bir sessizlik oldu.
Yanımıza babam, sevcan abla ve o adını dahi bilmediğim adam geldi; "kızım uyandınmı" "yaklaşma bana, gidin burdan" "kızım konuşalım" "istemiyorum, defolun" "karıcım dinle" "ben senin hiç birşeyin değilim, benim kocam hakan, defolun burdan" bir adım attı.
Hakanın elini tuttum; "gidelim burdan nolur" elimi sım sıkı tuttu; "ben varken sana kimse dokunamaz, yanındayım" "hakan gidelim" hemşireye seslendi; "bakarmısınız" hemşire geldi; "buyrun" "serumu çıkarırmısınız" "ama doktor hanım" cüzdanını çıkarıp gösterdi; "cumhuriyet baş savcısı olarak sorumluluk alıyorum çıkarın" "peki baş savcım" hemişe gerekli işlemleri yapıp serumu çıkardı.
Hakan ayağa kalkmama izin vermeyip, beni kucağına aldı; "yürürdüm" "bunu evimizde konuşuruz" üçünüde umursamadan benimle beraber hastaneden çıktı. Hastanenin bahçesine çıkıp arabanın yanına geldik, arkamızdan gelen asım dayımın sesi ile durduk.
Hakan o yöne döndü, dayım karşımıza gelip durdu; "güneş gel kızım evimize gidelim" hakan; "ben güneşimi alıp evime gidiyorum, isteyen gelir, istemeyeninde keyfi bilir" bir şey söylemeye fırsat vermeden beni arabaya bindirip, kendiside şöför koltuğuna geçti.
Bu sırada dayımlarda kendi arabasına bindi, araba ilerledi, hakan uzanıp bir eliyle elimi tuttu; "güzelim iyimisin" "değilim korkuyorum" "korkma ben seninleyim" sessiz bir yolculuk yapıp evimize geldik.
Arabadan inmek için kapıyı açtım, hakan yine yürümeme izin vermeyip kucağına aldı; "hakan indir beni" "güneşim söz dinlemeyip yemek yemediğin için hastasın, kızmak istiyorum ama yapamıyorum sana kıyamıyorum, şimdi ne olur kendini bana bırak ve söz dinle" konuş mama izin vermeyip yürüdü, kapıya geldiğimizde kucağında olmama rağmen zorlanmadan kapıyı açtı.
Kapıyı kapatıp ayakkabılarını çıkardı, salona gelip beni koltuğa sakince yatırdı, bu sırada zil çaldı; "geliyorum hemen" beni salonda bırakıp gitti. İçeri dayımlar girdi, Hatice yengem anne şefkati ile gelip elimi tuttu; "kızım iyimisin" "iyiyim yenge" tahir dayımın karısı, nefes yengem; "kuzum çok korktuk duyunca, neden kendini aç bıraktın be kızım" "bilmiyorum, istemedim işte" kısa bir sessizlik oldu.
Hakan içeri girip elinde battaniye ile yanıma geldi, üzerimi örtüp yanma oturdu ve elimi tuttu; "güneşim, ben sana güzel bir çorba yapacağım güzelce nazlanmadan içeceksin" "hakan karnım aç değil" "güneş, itiraz yok, gerekirse o bir tencere çorba içilecek" "hakan, iyiyim ben" "güzelim iyi falan değilsin nolur, bana bir daha o korkuyu yaşatma" "özür dilerim" "dileme, sadece sözümü dinle" "tamam" tebessüm etti.
Asım dayım; "güneş, kızım ne oluyor kim bu adam, allah aşkına oturup doğru düzgün anlatın, yoksa ya ben bu adama dalacağım yada kafayı sıyıracağım" "dayı, hakan ali seher teyzenin oğlu, ben sana gelebilirmiyim diye aradığımda hastanedeydim, o kadın yüzünden bayılmıştım, seher teyze telefonda olanları duyup hakana anlatmış beni onların elinden o kurtardı" "peki sana hangi cürretle dokunup karım diye biliyor" "o gün hakan seher teyzeyi bana kahvaltıya getirmişti, o kadın ve adını bile bilmediğim adam kapıya gelip bana sataştı, hakan engel olup dini nikahlı karısı olduğumu ve yakındada resmen evleneceğimizi söyledi, sonrasında o adam durmayınca mecbur kalıp dinen evlendik, bu cumada resmi nikahımız var" hepsi kal gelmiş gibi dondu.
Tahir dayım; "peki bundan bizim ne zaman haberimiz olacaktı dayıcım, tam olarak ne zaman öğrenecektik ablamın emaneti biricik yeğenimizin evleneceğini" "haklısınız ben sadece olanlardan dolayı bir türlü fırsatım olmadı" asım dayım; "kızım biz sana demedikmi, en ufak sorununda arayacaksın bir telefona bakar diye, bizde korurduk seni" "dayı ben ikinizede yeterince yük oldum, daha fazlada yük olmak istemiyorum" gözlerim yanmaya başladı yinede kendimi tuttum.
Hatice yengem; "kızım o nasıl laf sen bize yük olurmusun hiç tam aksine zor zamanında yanında olamamak üzer bizi" nefes yengem; "hatice ablam haklı keşke elimizden daha fazlası gelebilse" "iyiki varsınız" tahir dayım; "sende güzel yeğenim" dayımlarla biraz daha sohbet ettik, sonrasında dayımlar gitti.
Hakan yanıma oturdu; "güneşim ben mutfağa gidiyorum sende burdan asla kalkmıyorsun" tutturdu illa bana yemek yedirecek; "istemiyorum gerçekten" "güneşim, gün ışığım" son söylediği ile utandım; "gün ışığımmı" elimi tuttu; "evet gün ışığım, gün ışığımsın sen benim" kucağıma eğdiğim başımı, tek parmağı ile kaldırdı.
Gözlerime baktı; "güneşim" "hı" "seni çok seviyorum" "bende" "sende ne" "ne demek istediğimi anladın" güldü; "peki tamam zorlamayacağım seni" ayağa kalktı; "nereye" "çorba yapacağım sana" "hakan" "kocanın sözünü dinle azcık, sakın kalakma burdan, dinlen" "anlaşıldı senden kaçış yok, tamam" "afferim benim akkıllı karıma" gülerek gitti.
Mutfağın mimarisi sayesinde hakanı görebiliyordum, o çorba yaparken bende onu seyrettim, mutfakta baya hızlı hareket ediyordu, neredeyse benim üç saatte yapacagım çorbayı bir buçuk saatte yaptı, tabağa koyduğu çorbayı, önceden hazırladığı tepsiye koyup getirdi ve yanıma oturup tepsiyi sehpaya koydu.
Tabağı eline alıp bir kaşık çorba aldı, üfleyip kaşığı uzattı, yalvaran gözlerle baktım; "hakan nolur" "güneş" "of tamam ya" "kocaya of denmez" "bence inatçıysa denir" yenilgi ile uzattığı kaşıktaki çorbayı sakince içtim; "ah senin bu nazın yokmu beni benden alıyor" istemsiz güldüm.
Hakanın elindeki tabağa uzandım; "ben kendim içerim" geri çekti; "olmaz hastasın ben içiririm" "hakan" "güzelim seninle karımla ilgilenmek istiyorum, neden izin vermiyorsun" istemsiz güldüm; "iyi tamam ilgilen bakalım" memnuniyetle, yaptığı çorbayı içirdi.
Tabaktaki çorba bitince bana döndü; "bir tabak daha getiriyim" "hakan nolur bu kadar yeter" "peki tamam seni zorlamayacağım" tepsiyi mutfağa götürüp geri geldi; "seni yukarı çıkartıyım güzelce uyu dinlen tamammı" "olur" beni kucağına aldı, istemsiz kollarım boynuna dolandı.
Beraber yukarı çıktık, hakan bana sormadan kendi odasına girdi; "hakan" "iyileşene kadar yanımda kal" "olmaz" "neden, ikidir beraber uyuyoruz" "ama" "aması yok, iki gün kaldı nikaha iki gün sonra resmen karım olacaksın şuandada dinen karımsın" "peki tamam, en azından izin ver dolabımdan eşofman giyip geleyim" "tamam peki" istemesede kucağından indirdi.
Kendi odama girip zorda olsa üzerimi değiştirdim, tekrar hakanın odasına geldim, namaz kılıyordu, büyük ihtimal öğlen namazıydı, aklıma gelen ile saate baktım, hızlı olabilirsem bende namazımı yetiştirirdim, odama gidip abdest aldım, feracemi üzerime çekip şalımı yaptım, geç kalmadan yetişip öğlen namazımı kıldım, namazım bittikten sonra ezan okundu bu sayede ikindi namazımıda kıldım.
Namazım bitince şalımı ve feracemi yatağın üzerine koyup hakanın yanına geçtim; "güneşim neden gelemedin" bir an yürüyemediğim için duvara tutundum, hakan seccadesini bırakıp koşarak yanıma geldi.
Hızlıca kucağına aldı; "güneşim" "korkma iyiyim bir an gözüm karardı sadece" "bu böyle olmayacak gel hastaneye tekrar gidelim" "hakan iyiyim ben" "değilsin güneşim değilsin" "sana sarılıp uyursam olurum" "güneş" "nolur benim doktora değil sana sarılmaya ihtiyacım var" "öyle olsun bakalım" yanıma uzandı.
Ona doğru dönüp sarılmam için açtığı kollara sarıldım, hakan; "gün ışığım" "efendim" "hani biz evleneceğiz ya" "evet" "evlendikten sonra, az önceki gibi benden ayrı uyumak istemezsin değilmi" "istemem neden isteyim" "bilmem, peki seninle güzel bir tatilede çıkalımmı" "ne" "evet gezeriz" "bilmem, bence evimizde kalıp birbirimizi tanımamız daha güzel olur" "haklısın" kısa bir sessizlik oldu.
Merakla aklıma gelen soruyu sordum; "hakan" "efendim" "sen kaç yaşındasın" "30" "ne, yok artık" "evet sen 26 sın değilmi kimlikte gördüm" "evet, of ya fark var" "ikimizden başka kimseyi ilgilendirmiyor bu durum" "haklısın" yine kısa bir sessizlik oldu.
Başımı göğsünden kaldırıp hakana baktım; "bir çocuğun olsun istermisin" "şaşkınlıkla bana baktı" "sendenmi" "hıhı" kalbi hızlandı, gözlerime bakıp tebessüm etti; "bu dediğin olursa dünyalar benim olur" tekrar sarıldım.
Bölüm sonu.
Sizce yeni bölümde neler olacak belalı adam güneşin peşini bırakacakmı, mutlu olabileceklermi. Yeni bölümde görüşmek dileğiyle. Desteğinizi bekleriz efenimmm...
Instagram: hayal_etyazar54504
Bölüm etkileşimi
