16. bölüm · KALBE ASİST/TEXTİNG
9. BÖLÜM: İLK YAKINDAN GÖRÜŞ
Selamlar hepiniz Hoş geldiniz canlarım.
♤♡♤
"Anne pembe çiçekli elbisem nerede?"
Saat 14.37'ydi ve ben hâlâ hazır değildim ve üstelik daha elbisemi bile bulamamıştım.
Annemin odama aniden girip pembe çiçekli elbiseyi yüzüme fırlatmasıyla evde ki gerginliği arttırdığımın farkına varmıştım.
"Bir daha bana seslenirsen seni camdan aşağı sallarım Anka!"
Annemin net ve açık tehdidi ise beni daha çok germişti çünkü annemi tekrar çağıracağımı biliyordum.
"Ama anne ne yapabilirim?"
Annem bana ters bir bakış atıp.
"Eşyalarını kendin bulmayı deneyebilirsin."
Annem oflayarak odadan çıkmıştı ve bende arkasından kapıyı kapatmıştım. Annem Cesur ile bulunacağımızı biliyordu fakat diğer aile üyelerimizin hiç bir şekilde haberi yoktu.
Olmasında.
Elbiseyi üzerime geçirdikten sonra sıra saçlardaydı.
Her zaman en sona makyajı bırakırdım. Saçlarım zaten düz olduğu için pek bir şey yapmamış sadece tarayıp çiçekli bir toka takmıştım.
Ve en önemli yere gelmiştik.
MAKYAJ...
Fondöten sürmeyecektim bunun için yüzüme güneş kremi sürüp, pembe glosumu dudaklarıma değdirirken kapım yine aniden açılmıştı.
Bu evde özel alan diye bir şey yoktu.
Gelen ise Ege abimdi.
"Nereye?"
Sorduğu soruya eniştenin yanına demek vardı ama işte abi terörü denen şeyde vardı.
"Arkadaşımla buluşacağım."
Abim ilk başta şüpheyle bakmıştı ve galiba yalan söylediğimi düşünüyordu. Tabii anlar adam psikolog.
"Bakma öyle abi Eylül ile buluşacağım."
Abim uzun zamandır arkadaşım Eylül'den hoşlanıyordu ama söyleyemiyordu.
Abim 27 yaşındaydı ve zaten Eylül'de benden 2 yaş büyüktü ve o da doktordu.
Aslında bu yılın benim için son olması gerekiyordu fakat dersten kaldığım için bir yılı tekrar etmek zorunda kalmıştım.
"İyi, selam söyle bari Eylül'e.
"Tamam abi."
Abim odadan çıktıktan sonra aynadan tamamladığım makyaja bakıp kocaman gülümsedim.
Çantamı alıp odadan sevinçle çıkıp dış kapıya yönelmiştim ve kapıyı açtığımda karşımda Ayliz abla vardı.
Gıcık bir şekilde beni baştan aşağı süzüp yüzüne o alaycı gülümsemesini yerleştirmişti.
Abim olacak salakta bundan ayrılmıyordu ki.
"Selam Anka'cım nereye böyle."
Ben daha cevap veremeden Efe abim çoktan yanımıza gelmişti.
"Hoş geldin bir tanem."
Iııyyyyyy öööğğğğ HOŞ GELDİN BİR TANEM ıııııyyyyyyyyyyy.
Acaba Cesur'da mı bana böyle seslenecekti, umarım böyle seslenmez yoksa önünde kusarım.
Daha sevgili bile olmadığım adamın bana hitap şekillerini puanlamak ise kendimi şizofren gibi hisettirmişti.
Neyse belki oluruz umuduyla yaşamaya devam.
"Ayyy hoş buldum aşkım."
Ayliz ablanın abimin boynuna atlamasıyla biran önce buradan uzaklaşmam gerektiğini anlamış ve kaçar adımlarla yanlarından ayrılmıştım.
Apartmandan çıkıp sakin adımlarla Ege abimin arabasına binip arabayı çalıştırmıştım.
Ege abimin arabasını aldığımdan haberi var mıydı? Kesinlikle hayır.
Attığı konuma geldiğimde ise tatlı bir kafe olduğunu gördüm. Kafe pembe rengiyle kaplanmış çok ama çok tatlı bir mekandı.
Neyse ki ilk buluşmada dönerciye gelmedik, ikinci buluşmada geliriz. Kafenin içine girdiğimde ise etrafa bakındım ve Cesur'u cam kenarında bir masaya oturmuştu.
Ona baktığımı fark etmiş olmalı ki o da benim olduğum tarafa döndü ve koyu kahverengi gözleri benim mavi gözlerimle buluştu.
Ona doğru ilerlerken o bana gülümsüyordu.
Karşısına oturup.
"Merhaba Cesur."
Kocaman sırıtarak bana cevap vermesini bekledim.
"Merhaba Anka kuşu."
Sebepsiz bir şekilde utanıyordum ve bu da yanaklarımın kızarmasına sebep oluyordu.
"Buraya tanışmaya, birbirimizi görmeye geldik ve sen iyi konular açıyorsun Anka kuşu. İlk sen başla."
Galiba tüm bunları bana söylemişti ya da başka birisine de söylemiş olabilir.
Neyse bu durumda bana konu açmak düşer.
"Evlenelim mi?"
Bence çok güzel bir konuydu. Ama Cesur'un yüzü ise kızarmış ve utandığını belli edercesine kafasını aşağı eğmişti.
Ben az önce bir futbolcuyu utandırmış mıydım????
"Cesur sen utandın mı? Şey ben sadece şaka yapmıştım."
İlk buluşmada adamı utandırmıştım.
Cesur kafasını kaldırıp bana baktı fakat bakışlarını sürekli kaçırıyordu.
"Yok ya bir an da oldu."
Aynen aynennnnn.
"Neyse bence sen konu aç."
"Olur ben açayım."
Dedikten sonra önüne döndü ve bir kaç saniye düşündü.
"Okulun nasıl gidiyor?"
Sorduğu soru ile gülmemek için dudaklarımı ısırmak zorunda kalmıştım.
"İyi gidiyor ya senin futbol hayatı nasıl?"
"İyi gidiyor alıştım sonunda."
"Ne güzel."
"Bu arada akşam büyük bir maçımız var izleyecek misin?"
Akşam maç mı varmış? Hiç bir şekilde haberim yok.
"Tabii ki de izleyeceğim."
Daha yeni haberimin olması izlemeyeceğim anlamına gelmiyordu.
Tam o sırada Cesur'un telefonu çalmıştı. Cesur telefonunu açıp karşısında ki kişiyi dinledikten sonra bana döndü.
"Ben ne diyeceğimi bilmiyorum ama antrenman yapmamız lazımmış ve beni çağırıyorlar ama sen istersen gitmem."
Onun başarısını düşünemezdim bu yüzden tabii ki de gitmesi gerektiğini söyleyecektim.
"Antrenmanına git ve güzelce çalış akşam seni büyük bir heyecanla izliyor olacağım."
Bana gülümsedi ve ayağa kalkıp bir kaç adım geriye gitti.
"Anlayışın için teşekkür ederim telafi edeceğim."
"Gol atarsan affederim."
Bana bu sefer kocaman gülümsedi ve arkasını dönüp gitti.
Ben ise arkasından aptal aşıklar gibi sırıttım.
♤♡♤
Bölümün sonuna geldik.
Aceleye geldiği için pek içime sinmedi ama yapacak bir şey yok.
Diğer bölümde görüşmek üzere.
