34. bölüm · KALBE ASİST/TEXTİNG
24. BÖLÜM/FİNAL: İLERLEYEN VE DEĞİŞTİREN ZAMAN
Selamlar canlarım son kez hepiniz bu kitaba hoş geldiniz🥺🥺🥺
Bu final bölümü attığım an Kurşunlara İnat Bahar'ın da birinci bölümünü atmış olacağım bakabilirsiniz canlarım 💓💓💓💓
Ara ara zaman atlamaları olacak çünkü baya uzun bir bölüm.
《○☆♡》
Evliliğimin birinci gününe uyanmıştım fakat kocam hâlâ uyanmamıştı. Bende isterdim kocamı uyandırmayayım ona sürpriz kahvaltı hazırlayayım ama o da bana yardım etmek zorundaydı.
Sonuçta o yüzüğü bir tek ben takmadım.
Baya yorgundum ve asla her şeyi tek başıma yapamayacaktım. Cesur'a eğilip kocamı nazik bir şekilde kaldırmak yerine.
"Kalk! Kalk köpek."
Cesur'u sarstığım sırada gözlerini yavaşça aralayıp bana baktı. Adam nasıl bir suratla karşılaşmışsa artık bana şok içinde baktı.
"Ne oldu güzelim?"
Uykulu sesiyle konuştuğunda oldukça komikti.
"Kahvaltı hazırlayacağız."
Cesur anlamış gibi kafasını salladı fakat oldukça yorgun ve uykulu olmalı ki neredeyse bir kaç dakika sadece yere baktı.
Ben yataktan kalkıp banyoya ilerledim ve musluğu açıp yüzümü yıkadım ancak şuan hiç duş alacak gibi değildim herhalde kahvaltıdan sonra girerdim.
Banyodan çıktığında Cesur çoktan kalmış ve beni bekliyordu.
"Ben gidiyorum sen elini yüzünü yıka gel."
Cesur başını sallayıp banyoya girip kapıyı örttüğünde bende önüme döndüm ve yatak odasından çıktım.
Mutfağa doğru ilerlerken yeni evime alışmaya çalışıyordum fakat bu alışma dönemi biraz zor olacak gibiydi.
Mutfağa girdiğimde neyin nerede olduğunu bilemeyecek kadar stresliydim ama başarabilirdim.
Dolapları tek tek açıp sucuk kızartmak için bir tava ararken ihtiyacım olan bir kaç şeyi de bulmuştum.
Tavayı da aldıktan sonra elimde ki her şeyi tezgahın üstüne indirmiştim. Buz dolabına ilerleyip tereyağını alacağım sırada Cesur gelmişti.
"Daha ne yapacağız bir şey lazım mı?"
Yoğun bir aydınlama yaşamıştım çünkü ekmek yoktu. Sucuk kızartacaktım fakat ortada ekmek yoktu.
"Ekmek yok Cesur."
Cesur tezgahın üstünde duran sucuğa ve bana bakıp derin bir iç çekmişti.
"Hemen almaya gidiyorum merak etme."
Mutfaktan çıkıp koridora yöneldi ve sonrasını zaten bilmiyordum.
Bende Cesur gelene kadar sucuğu hazırlar ve tabii ki de bir kaç şey daha yapardım. Hemen tavayı ocağa koyup ocağın altını açtım ve malzemeleri karıştırarak sucuğu hazırlamaya başladım.
...
Bir süre sonra sucuğu yaptıktan ve bir kaç şey daha hazırladıktan sonra Cesur elinde yedi tane ekmekle gelmişti ve şimdi ise Cesur'a kızıyordum.
"Neden bu kadar çok aldın Cesur? Nasıl bitecek bunlar? Sana sadece ekmek al dedim, doyacağımız kadar al dedim peki sen ne yapmışsın?"
Sen ne yapmışsın YES PARKİNG!! Bu esprilere bir son verip kızgın halime geri dönmeliydim.
Cesur bana masumca bakıp sonra tekrar kafasını eğdiğinde bende gülmemek için daha fazla uzatmamaya çalıştım.
"Geç kahvaltını yap benim tepemin tasını attırma!!"
Cesur korku, panik ve suçlulukla yerini almış tabağına sucuk ve diğerlerinden koymamı bekliyordu.
Koymak yerine her şeyi masaya indirip kendi tabağımı doldurdum. Ben nasıl kendi tabağımı doldurabiliyorsam o da kendi tabağını doldursun canım.
Cesur tabağına istediklerini koyarken ben yandan yandan ona bakarak kahvaltımı yapmaya devam ediyordum.
"Anka."
İsmimi söylemiş bana bakıyordu fakat ben cevap vermeyip bakmadım.
"Özür dilerim bir daha böyle yapmam."
Daha fazla kocamı üzemeyecektim bu yüzden ona bakıp gülümsedim.
"Bir daha olursa elimde kalırsın zaten Cesur!"
Cesur kafasını sallayıp yemeğine dönerken ben çoktan tabağımı bitirmiş ayağa kalkıp bulaşık makinesine yerleştirmiştim.
Kocama ilk kahvaltımızda trip atmıştım fakat no problem. Sonuçta biz artık ayrılamaz olan o ikiliydik ve bu benim trip atamayacağım anlamına gelmiyordu.
《○☆♡》(2 yıl sonra Anka'nın mezuniyeti)
Zaman çok hızlı geçmişti.
Mesela artık ben bir günlük değilde iki yıllık evliydim, mezun oluyordum ve en mükemmel olanı ben artık gerçekten de doktordum.
Her şey o kadar güzeldi ki yaşadığım tüm kötü şeyler bana hayal gibi geliyordu. Cesur ise artık profesyonel bir futbolcuydu.
Bugün fakültede çok güzel bir kutlama olacaktı fakat benim dikkatimi çeken şey kutlama değil de Cesur'a ve diğer herkese hamile olduğumun haberini vermekti.
Bende öğreneli sadece 2 gün olmuştu ve bu iki günde Cesur'a söylememek için kendimi zor tutmuştum.
Kimsenin haberi yoktu hatta hâlâ herkes bir çocuk istemediğimi düşünüyorlardı fakat istemediğimden değil zamanı olmadığındandı.
Ve tabii ki de biraz yaşlanmıştım artık yirmi dört değil de yirmi altı yaşındaydım ve bu durum oldukça canımı sıkıyordu.
Küçükken büyümek büyükken ise küçülmek isterdin fakat olmuyordu işte.
Elbiseme ve kendime son kez bakıp arkadaşlarımla odadan çıktık ve ismimizin okunmasını bekledik.
Bir kaç kişinin ismi okunmuş ve gidip belgelerini alıp sıraya girmişlerdi çünkü yemin töreni de vardı.
Cesur'u ve diğer herkesi gözlerimle didik didik arıyordum ve aramamın karşılığını da almıştım.
Annemler daha doğrusu herkes kenarda durmuş bana bakıyorlardı ve gözlerinde ki o heyecan benim içimde ki heyecandan daha fazla olabilirdi.
Yemin töreninden sonra herkes gidecekti ve bizde tüm aile yemeğe gidecektik. O yemekte hamile olduğumu söylediğimi düşünmek bile acayip geliyordu.
Yani benim evlenip birde hamile olmam daha acayipti fakat şimdi bir kocam birde yakında elimde tutacağım bir bebeğim vardı.
Hiç inanmazdım oysa ki bu iki şeye sahip olacağımı. Zaten kim inanırdı ki?
Aniden ismim okunduğunda gülümseyerek yürümeye başlamıştım fakat önümde bir anda beliren annem, Serin hanım, Sarp bey, babam, Efe abim, Ege abim, Eylül, Eliz ve şaşırtıcı olan ise takımın bile burada olması ve herkesin bana çeşit çeşit çiçek uzatıyor olmasıydı.
Çiçeklerin hepsini alamayacağım için ve hiç kimseye de ayrımcılık yapmak istemediğim için herkese gülümseyerek ilerlemeye devam ettim.
Belgemi alıp bende sıraya girdiğimde sunucu herkesin sıraya girdiği anda konuşmaya başladı.
"Evet geleceğin en iyi doktorları."
Böyle bir giriş yapaması hepimizi baya şekilde mutlu etmişti.
"Şimdi kısa bir Hipokrat yemini edeceğiz. Hazırsanız hep bir ağızdan yeminimizi edelim."
Hepimiz kısa bir hazırlıktan sonra aynı cümleyi tekrar etmeye başladık.
" Mesleğimi dürüstlük ve onurla yapacağıma; hastalarımın sağlığını ve iyiliğini her şeyin üstünde tutacağıma; din, dil, ırk, cinsiyet, inanç, milliyet veya sosyal durum ayrımı yapmadan hizmet edeceğime; hasta mahremiyetine saygı göstereceğime; mesleğimi insan haklarına ve tıp etiğine uygun şekilde icra edeceğime; bilgimi insanlığa zarar vermek için kullanmayacağıma namusum ve şerefim üzerine söz veririm."
Her şey bitmişti 6 yıl öyle hızlı geçmişti ki ben şuan daha var dediğim yemini etmiştim.
...
Şimdi ise tabii ki de lüks bir yerde akşam yemeği yiyorduk ve yemeği yedikten sonra bana hediyeler verilecekti fakat asıl hediye cebimdeydi.
Nasıl söyleyeceğimi planlamıştım tabii ki de fakat çok fazla stres yapıyordum. Umarım söylerken herhangi bir hata yapmaz veya kekelemezdim.
Yemekler geldiğinde cebimde ki testi bir anda Cesur'a fırlatmayı düşünüyordum ve bence gayet iyi bir fikirdi. Asla tatlı tatlı söyleyemeyecektim.
Ve işte yemeklerde gelmişti. Bence yemeğin tam ortasında fırlatabilirdim öyle olabilirdi.
Tüm herkes yemeğe odaklandığında benim biraz da olsa midem bulandığı için yavaş yavaş yemeye başladım.
Çoktan yemeğin yarısına geldiklerinde ben yere peçete düşürmüş gibi yapıp yere eğildim ve cebimde ki testi çıkartıp doğrulduğum gibi Cesur'un yüzüne fırlattım.
Cesur ilk başta anlamamış ve göğsüne çarpıp yere düşen şeye bakmaya başlamıştı. Annemlerde ilk önce bakmış ama sonra umursamayıp geri konuşmalarına dönmüşlerdi.
Cesur bacağının üstünde duran testi alıp kendisine doğru düz çevirirken hâlâ anlamamış durumdaydı.
Cesur teste baktıktan sonra bana bakmıştı.
"Anka bu düşündüğüm şey mi?"
Ben gülümseyerek Cesur'a bakıp.
"Düşündüğün şey ne?"
Cesur her şeyi anlamış olmalı ki bir anda ayağa fırlayıp tüm insanların önünde bağırmaya başlamıştı.
"Hamile misin??"
Sesinde ki şaşkınlık ve sevinç iç içe giriyordu, annemler ise şaşkınlıkla bana dönmüşlerdi.
Galiba benim bu soruya evet veya hayır demem gerekiyordu.
"Evet."
Sesimi sakın tutmaya çalışmıştım fakat çoktan tüm insanlar bize bakıyordu ve insanlar bile 'Evet' cevabını duyduklarında alkışlamaya başlamışlardı.
Cesur ne yapacağını bilemez halde davranırken bizim masada değişik değişik kahkaha ve sevinç sesleri geliyordu.
Cesur koşarak bana sarıldığında bende kahkahalara boğulmuştum. Cesur arada bir şeyler söylüyordu fakat kafasını boynuma gömdüğü için sesi boğuk çıkıyordu.
Bugün tüm yaşamımdan daha mutlu olduğum bir gündü ve umarım hep böyle devam ederdi.
《○☆♡》(2 yıl sonra: kapanış)
"Cesur o kadar oyuncak alırsan böyle olur."
Yine Cesur'a kızıyordum çünkü resmen evimiz oyuncak dükkanı gibiydi.
Nedeni ise bir buçuk yaşında olan minik oğlumuz Doruk'tu. Cesur Doruk'a o kadar çok bağlıydı ki beni bile unutuyordu bazen.
"Bir şey olmaz güzelim oynar işte."
Yürümeyi daha yeni öğrenmiş bir çocuğa akülü araba almıştı üstelik daha bir sürü şey vardı.
"Ben artık sana hiç bir şey demiyorum Cesur!"
Ne kadar çok sinirlensemde yerde ki babasının aldığı ve benim içinde kullanışlı olan bir yer yatağı oyuncağında yatmış masumca bana bakıyordu minik oğlum.
Şimdi ise oğluma yemek hazırlamam lazımdı ve maması oldukça dikkatli hazırlanması gerekiyordu.
Mutfağa girdiğimde içeride Cesur ve Doruk'un gülme sesleri geliyordu. Erkek çocukları anneye düşkün derlerdi benim ki babasına bağlı yaşıyordu.
Cesur her antrenmandan geldiğinde evde çığlık çığlığa bağırıyor ve kendi dilinde 'baba' diyordu.
Ama yani benimde bir farkım vardı çünkü oğlum ilk 'Anne' demişti ve tabii bu anda hayal kırıklığına uğrayan Cesur'un surat ifadesini ise hâlâ unutamıyordum.
Güzel günler geçiriyorduk ve geçirecektik.
"Güzelim oğlumuz beni dövüyor galiba!!"
İçeriden Cesur'un sesini daha doğrusu yalvarışını duyduğumda mama için ısıttığım suyu bıraktım ve salona gittim.
Kapıdan baktığımda ise ortalığın feci şekilde dağınık fakat ortada babasından bağımsız oyuncak arabasıyla oynayan oğlum ve onu asla rahat bırakmayıp sürekli öpen bir babası vardı.
Ortalığın dağılmasına sinirlenmeyecektim çünkü burayı Cesur toplayacaktı ne de olsa.
Her şeyin yolunda olduğunu ve acilen minik oğluma mamasını getirmem gerektiğini anladığımda geri mutfağa döndüm ve oğlumun mamasını tamamladım.
Elimde ki hafiften soğuttuğum mama ile salona girdim ve Cesur'un bir türlü rahat bırakmadığı oğlumu kucağıma alıp koltuğa oturdum ve eline mamasını koyduğum biberonu verdim.
Minicik elleriyle biberonu kavradığında bende gülüp yanağından öpmüştüm. Kafamı kaldırıp Cesur'a baktığımda ise o da gülümseyerek bize bakıyordu.
Biz bir şakayla aile kurmayı başarmıştık ve biz bunu başardıysak sizde istediğiniz her şeyi başarabilirdiniz.
Bizim hikayemiz böyleydi işte.
Ben Cesur'a şaka yapmıştım Cesur ise kalbime asist yapmıştı.
《○☆♡》
Bittiiiii.
Umarım beğenmişsinizdir fakat diğer bölümde görüşmek dileğiyle diyemeyeceğim 😭😭😭
Kurşunlara İnat Bahar'ın ilk bölümü yayında umarım o kitabımı da seversiniz canlarım.
Hepinizi çok seviyorum💓💓 bu zamana kadar bana olan desteğiniz için size minnettarım ve çok teşekkür ederim💓💓💓💓💓
HEPİNİZİ ÇOK SEVİYORUM CANLARIM💖💖💖💖💖💓💓💓💓💓💕💕💕💕💕💞💞💞💞💞💞❤️❤️❤️❤️❤️💗💗💗💗💗💗💗💝💝💝💝💝💝💝🩷🩷🩷🩷🩷🩷
