BÖLÜM 2

Vaveyla Yazarı: Lil Yum

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: BÖLÜM 2

Geçmiş

5 Ocak 2007

Son olacağını düşündüğünüz anlarda, o anların keyfini çıkarmazdınız ama sonra gelip pişman olurdunuz ve tekrarlanması için ısrar ederdiniz.

Ama olmazdı işte, ne kadar çabalarsak çabalayalım.

Ben o anlardan birindeydim, babamlaydım. Yeryüzü bembeyaz şekle bürünmüş haldeydi, en sevdiğim mevsim ayındaydık. Pencereden dışarı bakarken babamın Vera ile kar topu savaşı yaptığı anı izliyordum. Ben hasta olduğum için annem dışarı çıkmama izin vermemişti bu yüzden ağlamıştım.

Elime kitabımı alıp okumaya başladığım sırada cama çarpan, gülerek camı açıp başımı dışarı çıkardım. Camın altında gülerek duran Vera ve babamı gördüğümde yüzümdeki gülümseme daha çok arttı. Pencere pervazında birikmiş olan karları elime alarak top haline getirip onlara fırlattım ama hiçbiri isabet etmemişti.

Oturduğum yerden koşarak kalktım. Odamdan dışarı çıkarak merdivenlerden indiğimde, annem koştuğumu görerek mutfaktan çıktı. Daha çok kahkaha atarak dış kapıyı açıp dışarı çıktım ve babamın kollarını açmış beni beklediğini gördüm. Kucağına atlayıp, kollarına girdiğimde beni sıkıca sardı.

"Ya bende kucak istiyorum." diyen Vera'nın sesini duyduğumuzda babamın eğilerek onu da kucağına aldı.

5 ve 9 yaşlarımızdaydık.

En mutlu yaşlarımız

Bir daha bu zamanlar yaşanmazdı biliyordum ama yine de olsun istiyordu insan işte.

Babam bizi kolundan indirdiğinde kardan adam yapmaya başlamıştık. Vera kardan adamın başı için karı yuvarlamaya başladığında, babam bacak kısımlarını ben ise gövdesini yapıyordum. Annem elinde tabakla kardan adamın yüzünü oluşturmamız için zeytin, havuç ve mısır taneleri getirmişti. Yuvarladığımız topları birleştirdiğimizde sıra süslemeye gelmişti. Bahçedeki taburelerden birini alarak üzerine çıktım, annemin elindeki tabaktan mısır tanelerini alarak dişlerini yapmaya başladım sırada babam zeytinle gözlerini oluştururken, Vera ve annemde havucu koydular.

Kollarını da koyduktan sonra annem ikimizin de yanağından öperek geri çekildi, bize bakarak "Hadi geçin yanına da fotoğraf çekilelim."

Babam Vera'yı, annemde beni kucağına aldığında makinenin geri sayımı başladı. Flaş yanıp söndüğünde hepimiz gülerek çıkan fotoğrafa bakmak için makinenin yanına gittik. Annem fotoğrafı sallayıp baktığında yüzündeki gülümseme soldu ve bakışlarını babama çevirdi. Babam ne olduğu anlamadan arkadan bir ses geldiğinde oraya döndü.

"Sıraç Eralp, umarım keyifli anınızı bölmüyorumdur?" dedi tanımadığım adam.

Sanki o geldiği andan beri, bembeyaz olan hava bir anda siyahlara bürünmüştü. Sanki kendisi ile birlikte her zaman saldığı tehlikeli karanlıkta geliyordu. Adamı incelediğimde, boynundan başlayıp çenesine doğru giden bir el dövmesi vardı. Sanki kavramış gibi duruyordu. Gözleri mavi, teni esmer tenli, dağınık saçlı, kalın kaşlıydı. Boyu benden epey uzundu ya da ben kısa olduğum için çok uzun geliyordu çünkü babamla şu an yan yana durduklarında babamdan kısa gözüküyordu.

"Ne istiyorsun?"

Biraz daha incelediğimde sağ elindeki işaret ve orta parmağı yoktu, kesikti. Elimi istemeden ona uzatıp dokunduğumu adamın sertçe elini çekmesi ile fark ettim.

Adam babamı umursamayarak bana doğru gülerek eğildiğinde, "Küçük Hanım biraz fazla meraklı sanırım."

Babam beni kucağına almak için eğilirken adam ondan önce davrandı ve beni kucağına aldı. “Burada olacağınızı bilseydim size de şeker alırdım.”

“Şeker mi?” diye neşeli bir şekilde bağırdı Vera.

Babama baktım, bakışları bize baktığı gibi bakmıyordu, daha farklıydı. Korkuyordum. Adamın kucağından inmek için hareketlendiğimde beni indirdi. Annem yanımıza gelerek bizim kollarımızdan tutup eve soktu ve kapıyı kilitledi.

Annem ve babam görmediğim kadar gariplerdi.

Zaman o kadar çok ilerlemişti ki hava kararmıştı. Annem uyumamız için başımızda dururken babamı merak ettiğim için uyuyamıyordum.

“Anne,” demiştim başına masaj yapan anneme baktığımda, bakışlarını bana çevirdi. “Babam ne zaman gelecek? O adam bir şey yapmaz değil mi?”

Dudaklarında oluşan zorlu gülümseme ile eğilip anlımı öptü. “Babana hiçbir şey olmaz güzel kızım, o kendini korur.”

“Peki o adam kim anne?”

Saçımı okşayan elleri durdu ve gözlerini kapatıp açtı. Ağzının içinde bir şeyler söyledikten sonra bana döndü.

“Sergey Ivanov kızım, babanın eski bir dostu.”

Günümüz

“Ya abla giy bu elbiseyi işte ne olacak ki?”

“Olmaz Vera saçmalama, tanımadığım bir adamla gideceğim yemeğe. Bu kadar açık giyinmeye ne gerek var?” elindeki elbiseyi alarak yatağa fırlattım. Gümüş renkli, simli askılı bir elbiseydi. Göğüs dekoltesi de fazlasıyla açıktı.

Bugün Aiden denen adamla iş konuşmak için yemeğe gidiyordum ve düzgün bir kıyafet bulması için Vera’da yardım istemiştim çünkü ben iş konuşmak için yemeğe gitmeyi sevmezdim. Gerek yoktu şirkette de konuşulabilirdi bunlar.

“Of, sende hiçbir şey beğenmiyorsun.” söylenerek dolabı karıştırmaya devam ettiğinde eline siyah bir etek aldı ve üzerine de siyah sırt dekolteli bir üst çıkardığında bana doğru tuttu. Beğendiğimi belli eden bir mırıltı çıkardığımda sevinçle yataktaki kıyafetleri geri iterek güzelce serdi. Hala çocuk gibi seviniyordu.

Yüzündeki gülümsemesi solmasın diye canımı verirdim.

“Otur saçını yapalım sonra da makyaj. Ne olursa olsun hazzetmesen de hazırlanman lazım.” Diyerek beni aynanın karşısına oturttu. Saçımı yapmaya başladı.

Birkaç saat sonra saçımı ve makyajımı da bitirdi. Eserine hayranlıkla bakarak geriye çekildi. “Vay vay vay... bu güzellikle ne ya.”

Kahkaha atarak kendime baktım, fazla abartı olmayan bir makyaj yapmıştı. Siyah ve koyu kahve tonları bir far sürmüştü, eyeliner ve rimeli de sürdüğünde gözlerimin rengi ortaya çıkmıştı. Dudağıma kalem ve lip glossta sürerek pembe de bir allık sürmüştü. Saçlarıma da fön çekerek bitirmişti her şeyi.

Ayağa kalktığımda giyineceğimi anlayarak odadan çıktı. Çıkar çıkmaz üzerimdekileri çıkartarak giyinmeye başladım. Siyah louboutin topuklu ayakkabılarını geçirerek odadan çıktım.

Merdivenlerden inerek ortak salona girdiğimde; Vera’nın yanında Selen ve Selin onların yanında da Mete ve Aras oturuyordu. Beni gördüklerinde ayağa kalkan tek kişi Aras'tı.

“Ya ben anlamıyorum bu kız nasıl bu kadar güzel olabiliyor ki?” gülerek Selen’e doğru döndüğümde bana hayranlıkla bakıyordu.

Selen ve Selin ikizlerdi. Yanımızda kalıyorlardı. Çoğu görevimizde, baskınlarda onlarda bizimle birliktelerdi. Anne ve babaları bizim komşumuzdu. Evlerinde çıkan yangında babasının camdan çocuklarını sarkıtmasıyla kurtulmuşlardı ama aileleri ölmüştü. Selin'in yüzünde yangından kalma iz vardı ve fazlasıyla büyüktü.

Mete ise tek kardeşti. Babam onu sokakta uyuşturucu batağından kurtarmıştı.

Uyuşturucu kaçakçılığı yapmasına rağmen hem de.

“İltifatın için teşekkürler tatlım hepimiz güzeliz.” dediğimde Selin’in yüzündeki gülümseme soldu. Nedenini biliyordum yaraydı ve aşmış gibi gözükmeye çalışsa da alışamadığı fazlasıyla belli oluyordu.

Aras yanıma geldiğinde elimdeki çantayı alarak “Çıkalım mı?” diye sorduğunda başımı salladım.

Mete konuyu dağıtmak için “Bence bizde gelelim, ne olur olmaz. Adamı daha tanımıyoruz tek gitme.”

“Tek değil ki oğlum yanında ben varım.” dedi Aras.

“Abicim o anlamda değil ki, sende teksin mesela. Lavin içerde sen dışarıda nasıl korunacaksınız?” dediğinde Aras onu haklı bulmuş olacak ki gözlerini devirdi. İkisi sürekli kavga ederlerdi ama en çok da beraber iş yaparlardı. Yan yana geldiklerinde işi bitirmeden çıkmazlardı.

Vera ayaklandığında onun da geleceğini düşünerek ona baktığımda ellerini teslim oluyormuş gibi kaldırdı. “Gelmiyorum, sakin.” dediğinde başımı salladım.

“Neyse, çok oyalandık çıkmamız lazım,” Diyerek Aras’a baktım sonra da bakışlarımı diğerlerine çevirdim. “Sizde gelin ama sakın ben emir vermeden bir hareket yapmayın ve kendinizi belli etmeyin.”

Arkamı dönerek dış kapıya doğru ilerlemeye başladığımda Emine anne kapıyı açtı. Çıkmadan önce yanağımdan her zamanki gibi öptü ve dikkat etmemi söyledi. Ona anne diyorduk hem de hepimiz çünkü annem ölmeden önce bizi ona emanet etmişti, o da emanetlerine sahip çıkıyordu. Kendisine yakıştığı gibi.

Mekân evimize yarım saat uzaklıktaydı. Arkamızda diğerleri de vardı. Kendinizi belli etmeyin dememe rağmen selektör yakıyorlardı.

“Aptallar.” diye iç çektiğimde Aras güldü.

On beş dakika sonrasında Mekan'ın önüne geldiğimizde çantamı alarak arabadan indim. Restoranın önündeki garson ismimi sorduğunda söyleyerek içeri girdim. Birkaç adım attıktan sonra salonun tam ortasındaki masada tek başına oturan Aiden’i görünce birkaç saniye duraksadım. Beni görünce ayağa kalktı ve gülümseyerek oturacağım sandalyeye doğru ilerleyip sandalyemi çekti.

Gülümseyerek çektiği sandalyeye oturdum, o da karşıma geçerek oturdu.

“Bir an gelmeyeceğinizi, beni ektiğinizi düşünecektim az kalsın.” dedi gülerek. O kadar mı geç kalmıştık?

“Kusura bakmayın, kızların hazırlanası uzun sürer bilirsiniz.”

“Öğretirseniz bilmiş olurum...” göz devirmemek için zor durarak güldüm. Garson yanımıza geldiğinde siparişleri vererek bacaklarıma peçete koydum.

Bakışlarımı doğrudan Aiden’e çevirdiğimde mavi gözleri ile beni izlediğini gördüm. Boğazımı temizleyerek, “Direkt konuya girmek isterim aslında uzatmayı sevmem.”

Dudaklarındaki gülümseme arttığında bana baktı ve oda benim yaptığım gibi kucağına peçete koyarak ellerini birleştirerek çenesinin altına koydu. “Aksine bende uzatmayı severim. Kısa lafın uzunu yani.” önündeki suyundan bir yudum aldı. “Ama sizi kıracak değilim sonuçta konuşmak isteyen benim bu yüzden sizin istediğiniz olacak.”

“Teşekkür etmemi beklemeyin.”

“Yabancılardan teşekkür istemem zaten.”

Başımı salladım. Yemekler geldiğinde teşekkür ederek ağzıma bir parça et attım. “Eksik nakliyatlar konusunda yardımcı olabileceğinizi söylediniz, nasıl yapacaksınız?”

“Kamera kayıtlarından duvarda yazan yazıyı görmüşsünüzdür, bende gördüm. İvanov'larmış yapanlar. Onlarla ne tür bir düşmanlığınız var bilmiyorum ama bulaşmanız pek de hoş değil.” attığım sert bakışlardan dolayı kendisini düzeltti. “Yani biliyorum karışmamam gerek ama eğer ki ortak olacaksak yorum yapmam gerek. Her neyse bir oğlu var Ruslan Ivanov. Muhtemelen mallarınızı da o çaldı çünkü Türkiye ile bağlantısı olan tek kişi o. Depolarının nerde olduğunu biliyorum.” kaşlarımı çattım.

“Nasıl?”

“Eski ortaktık.” Masadan kalkmak için hareketlendiğimde bileğimden tutarak beni durdurdu. Bileğimi tutan eline baktığımda bileğinde bir R. harfi dövmesi olduğunu gördüm. “Kız arkadaşımın baş harfi. O öldü.” dedi dövmeyi fark ettiğimi gördüğünde.

O an kendimi kötü hissettim. Acaba ben öldüğümde benim baş harfimi dövme yapacak biri olacak mıydı? Asıl beni seven biri olacak mıydı? En son sevgilim olduğunda ortaokuldaydım o da zaten bir hafta sürmüştü. Sonra birinden hoşlanmaya başladığımda da lisedeydim. Beni sevdiğini söylüyordu arkadaşları ama korkaktı, açılamamıştı. Bende korkak erkeklerde zaman harcamamam gerektiğini fark ederek kendime odaklanmıştım sonra da kimseyi sevemeyip kendimi babamdan sonra işlerin başına geçmek için eğitim alırken bulmuştum.

Arkadaşlarımdan bile uzaklaşıp tek kaldığım bir evreye girmiştim yani.

Ama pişman değildim. Hiç olmadım. Ailem söz konusuydu, onlar içindi her şey. Nasıl pişman olabilirdim ki?

Bileğimi çekerek ona baktım. “Başın sağ olsun.”

Başını teşekkür edercesine salladığında bana baktı. “Lütfen otur açıklayayım.” Oturduğumda rahatladı ve devam etti. “İvanovlarla ailem eskiden aile dostuydu daha sonrasında senin ailene yaptıkları gibi benim aileme de ihanet ettiler ama benim ailemden kimseyi bırakmadılar. Sonra Maria İvanov beni tek görünce vicdan azabı çekmiş olacak ki yanına aldı beni, Ruslan ile yaşadım 2 sene falan. Sonrasında kaçtım. Bir süre beni aradılar, hatta bazen çok yaklaştıkları oluyordu ama kaçmayı başarıyordum. Sonra da babanın öldüğü ve yerine senin geçtiğini duydum, anlaşabileceğimizi düşündüm. Doğrusunu söylemek gerekirse,” bir an duraksadı ve sudan bir yudum aldı. “Seni bulmak bu kadar zor olunca daha yaşlı birini bekliyordum.”

Gülerek ona baktığımda dikkatle dinlemişti. Bu kadar baştan anlatacağını bilmiyordum. Bazı anlattıkları imkânsız geliyordu. Mesela İvanovların elinden kaçmak ve hiç yakalanmamak. “Açıkçası İvanovların elinden kaçman ve onların seni yakalayamaması garip geliyor. Bence seni umursamadılar.” dedim içimden geçenleri söyleyerek.

“Öyle de söylenebilir.” o an yemeğine hiç dokunmadığını yeni fark etmiştim ama ben bitirmek üzereydim. “Ee, ne diyorsunuz, beraber miyiz?”

Bir süre düşündüm, bakışlarımı bunca zamandır Aiden'in arkasında bizi izleyen Selin, Selen ve Mete'ye çevirdim. Onlara baktığımı hissettiklerinde teker teker mekândan çıkmaya başladılar. Ağzımı silerek ayağa kalktığımda elimi çantama götürdüm. “Götür bakalım bizi depoya.” dedim ve çıkışa doğru ilerledim.

Kapıdan çıkar çıkmaz Aras arabanın kapısını açtı. Binerek kapıyı kapattığım sırada çantamdan telefonumu çıkarıp diğerlerini aradım.

İlk çalışta açıldığında direkt konuştum. “Aiden’i dinledim. Bazı uyuşmazlıklar var ama öğreneceğiz. Şimdilik açık vermek, sinirlendiğinde hemen dalmak gibi bir şey yok.” Bakışlarımı özellikle Aras’a çevirdiğimde ofladı.

“Duydun mu Aras sana diyor patron.” dedi Mete keyifli çıkan sesini duyduğumda güldüm.

“Mete, ben sana dalacağım bekle sen.”

“Bekliyorum şekerim gecikme.”

“Ya başka yerde flörtleşir misiniz.” Selinin söylediğine katıldığını belli eden bir homurtu çıkartan Selenle de daha çok güldüm. Bu hallerini seviyordum.

“Hemen saldınız kendinizi.”

“Asla patron ne alaka?”

“Mete bana patron diye seslenip durma, biz bizeyiz.”

“Peki patron.”

Göz devirerek önüme döndüm ve sigaradan bir dal çıkartarak dudaklarımın arasına koyduğumda Arasta yakmak için bir çakmak uzattı. Çakmağı almadan eğilerek sigarayı yaktım ve derin bir nefes çektim. Teşekkür ederek önüme döndüğümde Aras konuştu. “Aiden’i araştırdım. Annesi Amerikalı babası Türk. Rusya da büyümüş. Ailesi Türkiye'ye dönerken uçağın düşmesi ile ölmüşler ama kasıtlı bir şekilde öldürülmüşler. Bunu yapanlarda-”

Sözünü kestim. “İvanovlar. Anlattı bana.”

“Ya bu İvanovlar niye her yerden çıkıyorlar abi. Bıktım ben bunlardan. Kendimi bildim bileli bu adamların ismi var. Bir de Eralpler işte.” dedi Mete.

Kaşlarımı çattım. “Sen az önce bizi mi küçümsedin?”

“Asla!” diye sesini yükseltti telefonunun diğer tarafından.

Önümüzdeki araba aniden durduğunda, Aras’ta ani fren yapmak zorunda kaldı. Sinirle arabanın kapısını açarak indim ve kapıyı sertçe kapattım. “Ne yapıyorsun sen? Depoya gitmeye çalışırken bizi öldürecek misin?”

Beni umursamadan ağaçlık alana doğru yürümeye başladı. Arkasından giderek toprak alana bastığımda yağmurdan dolayı çamura topuklu ayakkabım çamura batmıştı. Oflayarak saçlarımı geriye ittim Aiden’in gülme sesini duydum. “Kıymetli topuklularına uygun olmadığını söyleyemedim, kusura bakmazsın.”

“Kıymetli topuklularım anlına uygun ama değil mi?” diyerek çamurda gayet iyi bir şekilde yürümeye başladım. Kullanmakta iyi olduğum şeyler; birincisi silah, ikincisi topuklu ayakkabıydı.

Elini bana doğru uzattığında görmezden gelerek önden yürümeye devam ettim. Taşlı yol çıktığında daha çok rahat ederek durdum ve topuklarımda çamurları temizledim. Aras elimi tutarak kalan çamur parçalarını ıslak mendille temizledi. “Nerden buldun bunu?” dedim ona baktığımda.

“Araba da tutuyorum, genelde yemek yeme fırsatlarını da araba da bulduğum için.” elimi bırakarak Aiden’in arkasından ilerlemeye devam etti.

Bir süre sonra depoların oraya geldiğimizde durarak etrafa baktık, kimse yoktu. “Böyle bir yerde hiç adam koymamaları garip.”

Aiden ilerlemeden önce bize bakarak, “Buraya zorunda olmadıkları sürece gelmiyorlar, bu yüzden adam da yok. Ne olur olmaz acele etmeliyiz.” Dedi ve aşağıya doğru yavaşça inmeye başladı.

Arkasından bizde inerek deponun önüne geldiğimizde diğerleri etrafı kontrol ettiler. Kilit açılma sesi duyarak Aiden'in yanına geldim. Denir kapı da açıldığında ilk önce o, sonra da ben girdim.

Işıklar otomatik açıldı ve karşımda limanda eksik olan iki konteynerleri gördüm. “Vay şerefsizler.” Dedi Selen konteynerlara yaklasmaya başladığında kolundan tuttum.

“Bekle, bunları böylece burada tutuyor olamazlar. Eminim bir şey vardır.” Dedim ve Mete’ye baktım. “Tarayıcı yanında mı?” sorumla ne yapmasını biliyormuş gibi her zaman yanında taşıdığı EMF metreyi çıkartarak işini halletmeye başladı.

“Düşündüğün gibi koruyucular var. İçine yerleştirmişler. Ama bir sorun daha var başka cihaz sinyalleri de alıyorum hem de beş 10 metre yakınımız da.” Dediğinde Aiden’e baktım o da şaşırmış gibi bana baktığı sırada silah sesleri gelmeye başladı.

Basılmıştık.

Aras elime silahı verdiğin de ateş etmeye başladım bir adamın omzundan vurarak geriye doğru gittim ve konteyner’ın arkasına saklandım. Yanımda Aiden vardı diger tarafta da bir yandan Selini korumaya çalışan diğer yandan da ateş eden Aras vardı. Selen ve Mete’yi görememiştim ama iyi olduklarına emindim.

Başımı çıkartarak adamlardan birini daha vurduğum da yanımdan acı içinde inleme sesi geldi. Bakışlarımı Aiden’e geri çevirdiğim de omzundan vurulduğunu gördüm. “Bizi tuzağa düşürmeye çalışırken nasıl vurulabilirsin acaba?” Diyerek yanına eğildim ve yarasına baktım. “İlk kez vurulmuyorsan idare edersin.”

“Sizi tuzağa falan düşürmeye çalışmadım, burada kimse olmaz.”

“Eminim öyledir.”

Başımı tekrar çıkarttığım da bir adamın diğer taraftan dolaştığını gördüm. Aiden’in kolundan tutarak ona destek olup bulunduğumuz yerden uzaklaşmaya başladığımız da aniden beni kolonla kendi arasına aldı ve elimdeki silahla arkamdaki adama vurdu. Başımı kaldırıp ona baktığımda göz göze geldik ve sesini duyurmak için bana yaklaştığında nefesi burnuma çarpıyordu. “İnan bana ihanet etmeyi düşünmek hiç aklımdan geçmedi ve öyle bir amacım da yok. Yanında durmama izin verdiğin sürece,” derin nefes alarak yarasına biraz daha baskı uyguladı.

“Her zaman seni korurum.”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18