9. bölüm · Kaderin Son Jokeri

Küçük kalp yangınım

Esila ❹

Ateş'in yanından çoktan ayrılsamda bakışlarını hissediyordum. Ama umrumda bile değildi, dediği kelimeler çok ağırdı. Milayı tam affetmesemde baloda baya konuşmuştuk zaten bir süre sonra etkinlik başlamıştı ve herkes bağış yapacağı miktarı açıklıyordu. Arada sırada bakışlarım Ateş'e kaymıyor değildi. Siyah bir takım elbise giymiş ve takım elbisesine saat asmıştı. Ayrıca siyah, incili maskesi onu dahada yakışıklı gösteriyordu. Bir dakika,ben ne diyorum! Kendini,topla be kızım!

"Lavinia? Balım,iyimisin?" Mila'nın sorusu ile irkilerek kendime geldim.

"Pardon, nerede kalmıştık? " Mila bana şüpheli bakışlar atarken,ona döndüm.

"Ne, ya! Düşünmekte mi,suç? "

"Ben, neyi düşündüğünü çok iyi biliyorum! " bu sözü öyle bir sırıtışla söylemişti ki, Mila yı dövmek istedim.

"Sevgilim! Bak herkes pistte. Gel,bizde dans edelim! " Efe,Mila'yı zevkle onayladı.

İkiside masadan kalktıktan sonra şarabımı yudumlamaya devam ettim. Bir süre sonra makyajımı kontrol etmek için ayaklandım ve lavabonun yolunu tuttum. Üst kat'a çıktığımda koridordan geçecektim ki, gördüğüm manzarayla elimdeki ruj yere düşerken, gözlerimden yaşlar akıyordu.

Ateş bir kızla öpüşüyordu.

Ateş bir kızla öpüşüyordu.

Yine.

Yine...

Hızla, ruju yerden aldım ve kenara çekildim.

"Bebeğim, sanki bir ses geldi? " kız konuşmaya başlamıştı.

"Hiç kimse yok, bebeğim. Sadece ikimiz varız.. " ardından, Ateş yeniden ve yeniden kızın dudaklarına yapıştı.

Ben ise olanları izlerken düşen göz yaşlarıma acıyordum. Onun insan olabileceğini düşündüğüm, beyin nöronlarıma acıyordum..

Kendimi toparladım ve onları umursamadan hızlıca lavaboya geçtim. Sanki o kızı tanıyor gibiydim. Göz yaşlarım yüzünden bozulan makyajımı yeniden yapmak için ilk öncelikle yüzümü yıkadım ardından yeniden makyajımı yaptım ve derin bir nefes alarak, düşüncelerime boyun eğmedim ve direk balo lavabosundan çıkıp, balo bahçesine geçtim.

Paketimden bir dal aldım ve çakmakla yaktım. Kalbim hiç hissetmediğim kadar acımıştı. Ama neden? Neden? Nasıl olsa biz zaten düşmandık, Neden böyle hissediyordum? Artık daha fazla sorgulayacak takatim kalmamıştı bu sebeple paketten bir dal daha aldım ve yine alevle tutuşurdum. İçtikçe daha fazla yanıyordu kalbim. Düşündükçe, ağlıyordu kalbim...

En sonunda kendimi toparladım ve balo salonuna yakın olan bir bakkala gittim. Bakkalda ki adam şaşırmamıştı.

"Ne,istersiniz? "

"Bir, kibrit paketi lütfen. " adam beni onayladı ve açıkçası onun pekte umrunda değildim.

Paketi alır almaz koşarak balonun üst katında ki koridora gittim. Bir kibrit yaktım ve kibriti tamda yanlarına attım. Ardından koşarak balonun kamera kayıtlarının saklandığı odaya gizlice girerek bütün kayıtları sildim ve balonun aşağısına indim. Efe ve Mila gelmişlerdi hatta korkmuş görünüyorlardı.

"Kızım, sen nerelerdesin ya! Seni,aradık saatlerce! " Milaya ve Efe'ye gülümsedim.

"Dışarda, iki dal içtim. " Efe bana sinirle baktı.

"Bide bana diyordu:Lara bize zarar gelmesinden korkar, içmemize izin vermezdi. O yüzden içme Efe. " Efe'ye kısık bir bakış attığım an ağzına fermuar çekti.

"Sustum, Sustum! " harbi o Yiğit denen adam neredeydi acaba? Aslında umursamıyordum ama olsun.

Bir süre daha salonda otururken, bir personel korkuyla salona geldi ve mikrofonu kaptığı gibi konuşmaya başladı.

"Yukarıda, yangın var! İki tane genç te yangının arasında kalmış! " personelin sözlerini duyar duymaz birkez daha kalbim çıtladı. Kalbimi ben bitirmiştim. Ben en kötü insandım, bunu yapacak kadar ileri gidemezdim.

Mila,korkuyla bana baktı.

"Abim,bayadır ortalarda yok. Ya oradaysa! " ona endişelenmemesi gerektiğini söyledim zaten yarım dakika sürmeden Ateş o yangın'ın arasından, kızı kucaklamış bir halde çıktı. İşte bir kez daha çıtladım. En sonunda Ateş ve o kız yanımıza ulaştığı an,sağlık görevlileri onları kontrol etti ve birşeyleri olmadığını söyleyince herkes rahatlamıştı. Ateş ise kızı göstererek bize tanıttı.

"Bu, Açelya Kıranlı. " Mila kıza dik dik bakışlar atsada ona kendini tanıttı.

"Ben, Mila. Ateşin kardeşiyim. "

"Bende, Efe. Mila'nın sevgilisiyim. " Sıra bana gelince omuzlarımı dikleştirdim ve çenemi dik tuttum.

"Ben, Lavinia Demirel. En prestijli Kraliyet ailesinden geliyorum. " dediğimde kız bana biraz uyuz olmuş gibi bakınca onu umursamadım bile.

Artık kalacak sebebim olmadığı için, masadan kalktım ve ailemin olduğu masaya geçtim. Zaten şimdi gidecektik. Annem babama işaret verdiğinde babam kalktı ve arabayı çalıştırmaya gitti bende Miray ablayla dedikodu yaparken,arabaya doğru yürüyordum.

Kerem, abimde bize katıldığında yolu yarılamıştık.

"Ya, yazık çocuklar yanıyordu valla. " Miray ablaya zoraki bir şekilde gülümsedim ve onu onayladığım bir mırıltı çıkardım.

"Kız, cimcime senin moralin niye bozuk? " Kerem abimin sesi ile irkilsemde ona baktım.

"Hiç, ben iyiyim abi sadece yoruldum. " Kerem abi'm beni iyice süzdü ve en sonunda önüne döndü. İyi olmadığımı biliyordu, ama bana karışmamayı tercih etmişti.

Arabaya bindiğimizde, bütün sesler bulanıklaştı. Sadece aklımda ki düşünceleri duyabiliyordum, bir yandan da camı keyifle seyrediyordum. Bir an Mila bana telefon etti ve açıp açmamakta kararsızken aramasını yanıtladım.

"Benim biricik, bacım! Yarın,Açelya bize gelcek sende gelsene!" bir an cama kitlendim ve fark etmeden elimi yumruk yapmıştım.

"Bilmiyorum Mila, belki gelirim. " Mila hayal kırıklığıyla beni ikna etmeye çalışırken onu kestirip attım ve yolu izlemeye devam ettim.

Bir süre sonra eve varmıştık ve ben direk kendimi makyajdan ve on tonluk elbiseden kurtarmıştım. Bugün siyah bir tişort ve siyah bir şort giymiştim. Niyeyse siyah bana asilliği cağrıştırıyordu, ayrıca büyük bir sorunum vardı. Açelya,nın Ateşlere geleceği gün gidecek miydim? Bunu düşünmem gerekiyordu. İşte şimdi tektim. Ama cesurdum.

Bilgisayarımı kaptım ve direk en sevdiğim film olan "The Summer I Turned Pretty" 'i açtım ve izlemeye başladım. Belly'e sinir olsamda Conrada bayılıyordum. Jeremiah zaten karaktersizin tekiydi. Böylece gece 5'e kadar sabahlamıştım ve ikinci sezonun ikinci bölümünde filmi bırakıp kendimi uykunun kollarına bırakmıştım...