KADERİN MÜHRÜ kitap kapağı

5. bölüm / 5

KADERİN MÜHRÜ

5. Bölüm — Adettendir, Karıcığım

Vaveyla Yazarı: Eflal~ Çelebi ❤️‍🩹

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: 5. Bölüm — Adettendir, Karıcığım

5.bölüm

Hazar'ın kulağıma eğilip söylediği o sözden sonra birkaç saniye boyunca yüzüne öylece baktım.

Bu adam gerçekten normal değildi.

Hayır, kesinlikle değildi.

Az önce herkesin önünde bana tek kelimeyle bile karşılık vermeyen, nikâh memurunun söylediklerini ciddi ciddi dinleyen adam gitmiş; yerine yine o sinir bozucu, kendini dünyanın en komik insanı sanan Hazar Altınay gelmişti.

Üstelik artık resmî olarak kocamdı.

Allah'ım, ben ne yapmıştım?

Hazar elini yüzümden çekip arkasına yaslandı. Dudaklarının kenarındaki o sinsi gülümseme hâlâ duruyordu.

— Ne oldu, karıcığım? Dilini mi yuttun?

Gözlerimi kıstım.

— Senin dilini koparmayı düşünüyorum.

— Vay be! Daha nikâhımızın üzerinden beş dakika geçti, karım beni öldürme planları yapıyor.

— Beş dakika mı? Bana beş yıl gibi geldi.

— Demek ki hayatımda önemli bir yer edinmişim.

— Hazar!

Kahkaha attı.

Tam ona cevap verecektim ki fotoğrafçının sesi duyuldu.

— Hazar Bey, Hazal Hanım! Birbirinize biraz daha yaklaşabilir misiniz?

Olduğum yerde kaldım.

Birbirimize mi yaklaşacaktık?

Zaten yan yana oturuyorduk. Daha ne kadar yaklaşabilirdik? Adamın üstüne mi çıkayım?

Hazar ise hiç vakit kaybetmeden kolunu omuzlarıma attı.

— Böyle iyi mi?

Fotoğrafçı gülümsedi.

— Harika! Şimdi gelin hanım da biraz gülümsesin.

Dudaklarımı zorla yukarı kaldırdım.

Hazar kulağıma fısıldadı.

— Dişlerini göster, karıcığım. Sanki seni zorla evlendirmişler gibi duruyorsun.

Başımı ona çevirmeden dişlerimin arasından konuştum.

— Seni birazdan zorla toprağa gömeceğim.

— Romantik kadın.

— Sus.

— Peki, aşkım.

Fotoğraf makinesi tam o sırada patladı.

Ve hayatımın ilk evlilik fotoğrafında, ben kocamı öldürmeyi düşünürken o sanki dünyanın en mutlu adamıymış gibi sırıtıyordu.

Harika.

Gerçekten harika.

Nikâh töreninin ardından herkes tebrik etmek için etrafımıza toplandı.

Önce büyüklerimiz geldi. Ellerimizi tutup güzel dileklerde bulundular. Sonra kuzenlerim, arkadaşlarımız ve diğer akrabalar…

Herkesin yüzünde aynı ifade vardı.

Mutluluk.

Bir de benim Hazar'la nasıl anlaşacağımızı merak edenlerin yüzündeki gizli eğlence.

Kuzenim yanıma yaklaştığında kollarını göğsünde birleştirmiş, bizi baştan aşağı süzüyordu.

— Vay be, Hazal Karasu gitti, Hazal Altınay geldi!

Ona ters ters baktım.

— Bir daha söylersen soyadını da değiştirecek bir şey yaparım.

Kuzenim kahkahayı bastı.

— Daha ilk günden tehditler başladı!

Hazar hemen yanımdan seslendi.

— Alışır, merak etme. Ben yıllardır çekiyorum.

Başımı ona çevirdim.

— Sen kimsin de benim hakkımda konuşuyorsun?

— Kocan.

— Pişman oldum.

— Nikâh memurunu çağıralım mı? Belki iptal ederiz.

Bir an sustum.

Sonra gözlerimi kocaman açtım.

— Gerçekten mi?

Hazar'ın gülümsemesi büyüdü.

— Şaka yaptım, güzelim.

— Seni var ya…

Kuzenim araya girdi.

— Ben bu evliliğe bir hafta veriyorum.

Hazar ona döndü.

— Ben üç gün.

İkisine de inanamayarak baktım.

— Siz ikiniz de hayatımda gördüğüm en sinir bozucu insanlarsınız!

Hazar elini kalbinin üzerine koydu.

— Ama artık benimle aynı evde yaşayacaksın.

— Maalesef.

— Aynı odada.

Bir an sustum.

Sonra ona doğru bir adım attım.

— Hazar Altınay, senin o ağzını…

— Ne yapacaksın, karıcığım?

Cevap vermek yerine koluna vurdum.

Hazar gülerek geri çekildi.

— Şiddet görüyorum! Şahitlerim var!

Kuzenim kahkahalarla uzaklaşırken arkasından seslendi.

— Mutluluklar! Birbirinizi öldürmeyin!

İçimden bir ses, bunun pek mümkün olmadığını söylüyordu.

### Biraz sonra…

Düğün salonunun arka tarafındaki hazırlık odasına geçtiğimde nihayet birkaç dakika yalnız kalabileceğimi düşündüm.

Yanılmışım.

Çünkü kapıyı kapatmamın üzerinden daha on saniye geçmişti ki telefonum çalmaya başladı.

Annem arıyordu.

Görüntülü aramayı açtım.

— Efendim anne?

Annemin yüzü ekranda belirdiğinde arkasında teyzelerimin de olduğunu gördüm.

Hepsi bir ağızdan konuşmaya başladı.

— Kızım, nasılsın?

— Çok güzel olmuşsun!

— Hazar sana iyi davranıyor mu?

— Birbirinize dikkat edin!

Gözlerimi kapattım.

— Anne, daha nikâhın üzerinden yarım saat geçti.

Annem gülerek başını salladı.

— Olsun kızım. Artık evli bir kadınsın.

Evli bir kadın.

Bu iki kelimeyi zihnimde tekrar ettim.

Ben mi?

Gerçekten mi?

Daha dün Hazar'la kahvaltıda kavga ediyordum. Bugün ise herkes bana onun karısı diye sesleniyordu.

İşin en kötü tarafı, bunun artık değiştirilemeyecek bir gerçek olmasıydı.

Annemin sesiyle düşüncelerimden sıyrıldım.

— Hazal, beni dinliyor musun?

— Dinliyorum anne.

— Hazar nerede?

Tam cevap verecektim ki arkamdaki kapı açıldı.

— Buradayım, anne.

Başımı çevirdim.

Hazar elinde iki bardak suyla içeri girmişti.

Telefonu ona doğru çevirdim.

Annemin yüzü bir anda aydınlandı.

— Hazar oğlum! Hazal'a iyi bak, olur mu?

Hazar yanıma gelip bardaklardan birini uzattı.

— Merak etmeyin, anne. Gözüm gibi bakarım.

Ona kuşkuyla baktım.

Sen mi? Bana mı?

Hazar göz ucuyla bana bakıp sırıttı.

— Değil mi, karıcığım?

Dudaklarımı zorla gülümsemeye ayarladım.

— Tabii, aşkım.

Annemin mutluluğu ikiye katlandı.

— Ay, birbirinize aşkım diyorsunuz!

Hazar başını salladı.

— Daha yeni başladık, anne.

Telefonu yüzüne kapatmamak için kendimi zor tutuyordum.

Birkaç dakika daha konuştuktan sonra annem telefonu kapattı.

Ekran kararır kararmaz Hazar'a döndüm.

— Senin derdin ne?

Hazar elindeki bardağı masaya bıraktı.

— Ne yaptım yine?

— Aşkım ne demek?

— Eşime söylediğim bir kelime.

— Bana bir daha öyle deme.

— Peki, karıcığım.

Derin bir nefes aldım.

— Hazar!

Kahkaha attı.

— Tamam, tamam. Kızma.

Sonra yüzündeki ifade biraz değişti. Bana dikkatlice baktı.

— Yoruldun mu?

Soruyu beklemediğim için bir an cevap veremedim.

— Biraz.

— Başın ağrıyor mu?

— Hayır.

— Aç mısın?

Kaşlarımı kaldırdım.

— Sen neden birden böyle oldun?

Omuz silkti.

— Nasıl?

— İnsan gibi davranıyorsun.

Hazar bir saniye sessiz kaldı.

Ardından elini göğsüne koyup sahte bir üzüntüyle iç çekti.

— Karımın gözünde insan olmayı başardım. Bugün benim için büyük bir gün.

Elimdeki yastığı ona fırlattım.

Bu kez yastık doğrudan göğsüne çarptı.

— Ah! Kadın, daha nikâh şahidim bile iyileşmeden başladın!

Kahkahamı tutamadım.

Hazar da gülüyordu.

Ve o an, istemesem de bir şeyi fark ettim.

Onunla didişmek ne kadar sinir bozucu olsa da Hazar'ın yanında kendimi yabancı hissetmiyordum.

Belki de bu yüzden ona kızmak, onunla anlaşmaktan çok daha kolaydı.

Çünkü Hazar'ı yıllardır tanıyordum.

Ama onunla aynı hayatı paylaşmanın nasıl bir şey olacağını hiç bilmiyordum.

### Akşam — Düğün salonu

Salon ışıklarla doluydu.

Müzik yükseliyor, herkes pistte oynuyor, büyükler masalarında sohbet ediyordu.

Ben ise gelinliğimin içinde bütün gün ayakta kalmış olmanın verdiği yorgunlukla masaya oturmuştum.

Hazar karşımdaki sandalyeyi çekti.

— Yoruldun mu, Hazal?

Bu kez bana takılmıyordu.

— Biraz. Ayaklarım koptu.

Hazar başını eğip gelinliğime baktı.

— O zaman biraz otur. Dans etmek zorunda değilsin.

Şaşkınlıkla yüzüne baktım.

— Sen dans etmek istemiyor musun?

— İstiyorum.

— E?

Elini bana uzattı.

— Ama senin de istemen lazım.

Bir an ne diyeceğimi bilemedim.

Sonra eline baktım.

Ardından yüzüne.

Hazar'ın gözlerinde bu kez alay yoktu.

Sadece beni bekliyordu.

İçimde tarif edemediğim küçük bir heyecan kıpırdadı.

Elimi onun eline bıraktım.

— Bir dans.

Hazar gülümsedi.

— Bir dans.

Beni piste götürdü.

Müzik yavaşladığında bir elini belime yerleştirdi, diğer eliyle elimi tuttu.

İlk birkaç saniye ikimiz de konuşmadık.

Sonra Hazar hafifçe eğildi.

— Ne düşünüyorsun?

Bakışlarımı kaçırdım.

— Hiçbir şey.

— Yalan söylemeyi öğrenmen lazım, karıcığım.

— Sen de susmayı öğrenmelisin.

— O biraz zor.

İstemeden gülümsedim.

Hazar da gülümsedi.

Bir süre müziğin ritmine uyarak dans ettik.

Etrafımızdaki insanların alkışlarını, kahkahalarını duyuyordum ama dikkatimi en çok dağıtan şey Hazar'ın gözleriydi.

Her baktığımda kalbim biraz daha hızlanıyordu.

Sonunda dayanamadım.

— Bana neden öyle bakıyorsun?

Hazar başını hafifçe yana eğdi.

— Nasıl?

— Öyle işte.

— Güzel olduğun için bakıyorum.

Bir an nefesimi tuttum.

Sonra hemen kendimi toparladım.

— Senin gözlerin bozuk olabilir.

Hazar güldü.

— Olabilir. Ama bozuk gözlerim bile seni buluyor.

Yüzümün ısındığını hissettim.

— Hazar, saçmalama.

— Peki, Hazal.

Birkaç adım daha attık.

Tam o sırada müzik bitti ve salondan alkışlar yükseldi.

Hazar elimi bırakmadan kulağıma eğildi.

— Sana bir şey söyleyeceğim.

— Söyle.

— Bu evlilik konusunda ikimiz de çok şey yaşadık. Başlangıçta ikimiz de istemedik, biliyorum.

Gülümsemem yavaşça silindi.

Hazar devam etti.

— Ama artık buradayız. Ve ben bu işin senin için zor olmasını istemiyorum.

İlk defa onu bu kadar ciddi görüyordum.

— Benden ne istiyorsun?

Bir süre yüzüme baktı.

— Şimdilik hiçbir şey. Sadece bana güvenmek için kendine zaman tanı.

Kalbimde bir şey yer değiştirmiş gibi hissettim.

Çünkü Hazar'dan böyle bir cümle beklemiyordum.

Başımı hafifçe salladım.

— Denerim.

Dudaklarında küçük bir gülümseme belirdi.

— Bu bana yeter.

Sonra bir anda eski hâline döndü.

— Tabii odanın kumandası benim olacak.

Gözlerim büyüdü.

— Ne?

— Televizyonun kumandası.

— Sen ciddi misin?

— Son derece.

Elini bıraktım.

— O zaman güven meselesini yeniden değerlendireceğim.

Hazar kahkahaya boğuldu.

— Gelin hanım, teklifim hâlâ geçerli!

Arkamı dönüp masaya doğru yürüdüm.

— Kendin evlen, Hazar!

Arkamdan sesi geldi.

— Geç kaldın, karıcığım! Ben zaten seninle evlendim!

İstemeden gülümsedim.

Bu adam beni delirtecekti.

Ama galiba…

Beni güldürmeyi de başaracaktı.

### Gece yarısı — Konak

Düğün bitmiş, misafirlerin çoğu ayrılmıştı.

Konaktaki kalabalık yavaş yavaş dağılırken ben merdivenleri çıkıp odama doğru yürüdüm.

Yalnızca odama değil.

Artık bizim odamıza.

Kapının önünde durdum.

Bir an elim kapı kolunun üzerinde kaldı.

İçimdeki heyecanı bastırmak için derin bir nefes aldım.

Sonra kapıyı açtım.

Hazar odanın içindeydi. Ceketini çıkarmış, gömleğinin kollarını kıvırmıştı. Beni görünce başını kaldırdı.

— Geldin mi?

— Hayır, hayalim geldi.

— Güzel hayalmiş.

Gözlerimi devirdim.

Hazar yatağın yanındaki komodini gösterdi.

— Sana su koydum. Bir de terliklerini buraya bıraktım. Gelinliğinle uğraşırken düşüp bir yerini incitme.

Bakışlarım gösterdiği yere kaydı.

Gerçekten de bir bardak su ve terliklerim oradaydı.

Bir an sessiz kaldım.

— Sen mi yaptın bunları?

Hazar kaşlarını kaldırdı.

— Hayır, odadaki hayalet. Bir de ona teşekkür et istersen.

— Bir dakika düzgün konuşamaz mısın?

— Konuşabilirim.

— E, konuş.

Bana doğru döndü.

— Yorulduğunu gördüm. İşine yarasın istedim.

Bu defa verecek hazır bir cevabım yoktu.

Hazar da üstelemedi.

— Sen rahatça hazırlan. Ben dışarıda beklerim.

Kapıya yöneldiğinde şaşkınlıkla arkasından seslendim.

— Nereye gidiyorsun?

Durup bana baktı.

— Sana biraz alan bırakmaya.

Sonra kapıyı açtı.

— Hazır olunca seslenirsin.

Ve çıktı.

Ben odanın ortasında öylece kaldım.

Bir süre kapıya baktım.

Sonra kendi kendime fısıldadım.

— Bu adamın içinde başka biri mi var?

Çünkü bütün gün beni sinir etmekten zevk alan Hazar, şimdi bana düşündüğümden çok daha farklı davranıyordu.

Ve bu durum, onunla kavga etmekten çok daha tehlikeliydi.

Çünkü ona alışabilirdim.

Belki de asıl korkmam gereken şey buydu.

Yaklaşık yirmi dakika sonra hazırlanıp kapıya yöneldim.

Kapıyı açtığımda Hazar koridordaki koltukta oturuyordu. Telefonuna bakıyordu ama beni görür görmez ayağa kalktı.

— Hazır mısın?

Başımı salladım.

— Hazırım.

Birlikte odaya girdik.

Hazar kapıyı kapattıktan sonra bana döndü.

Yüzünde yine o tanıdık sırıtış vardı.

— E, karıcığım…

İçimden bir ses, başıma gelecekleri önceden haber veriyordu.

— Ne var?

— İlk evlilik gecemiz hakkında ne düşünüyorsun?

Olduğum yerde durdum.

— Hazar!

Kahkaha attı.

— Ne oldu? Sadece sordum.

— Bir daha böyle konuşursan yastıkla boğarım seni!

Hazar ellerini teslim olurcasına kaldırdı.

— Tamam, tamam. Şaka yaptım.

Sonra yüzündeki gülümseme biraz yumuşadı.

— Merak etme. Bu gece sadece dinleneceğiz. İkimiz de çok yorulduk.

Şaşkınlıkla ona baktım.

— Gerçekten mi?

— Gerçekten.

Ardından yatağın bir tarafını gösterdi.

— Sen orada yat. Ben diğer tarafta yatarım. Bir de aramıza yastık duvarı yaparız, rahat edersin.

Dudaklarımı birbirine bastırdım.

— Seninle aynı yatakta yatmak istemediğimi nereden çıkardın?

Hazar'ın kaşları havalandı.

— İstiyor musun?

Bir an sustum.

Sonra hemen başımı çevirdim.

— Ben öyle demedim!

Gülmeye başladı.

— Tamam, güzelim. Hiçbir şey demedin.

Yatağın kenarına oturup kollarını iki yana açtı.

— Gel, aramıza Çin Seddi kuralım.

Bir yastığı alıp ona fırlattım.

— Geber!

Yastığı havada yakaladı.

— İlk evlilik gecemizde eşimden hediye aldım. Ne kadar düşünceli bir kadın!

Kahkahalarına engel olamıyordu.

Ben de istemeden güldüm.

Sonra yatağın kendi tarafıma oturdum.

Bir süre sessizlik oldu.

Hazar ışığı kapatmadan önce bana baktı.

— Hazal?

— Efendim?

— İyi ki bugün geldin.

Kaşlarımı çattım.

— Nereye?

Gülümsedi.

— Hayatıma, aptal.

Kalbim bir anlığına duracak gibi oldu.

Ne söyleyeceğimi bilemedim.

Hazar ışığı kapattı.

— İyi geceler, karıcığım.

Karanlıkta yorganı çeneme kadar çektim.

— İyi geceler, Hazar.

Gözlerimi kapattım.

Ama uyuyamadım.

Çünkü kulağımda hâlâ onun son cümlesi yankılanıyordu.

İyi ki bugün geldin.

Belki bu evlilik düşündüğüm kadar kötü olmayacaktı.

Belki Hazar'la gerçekten anlaşabilirdik.

Belki…

Tam bu düşüncelerle uykuya dalacakken yanımdan bir ses geldi.

— Hazal?

Gözlerimi açtım.

— Ne var yine?

— Kumanda nerede?

Bir saniye sessizlik oldu.

Sonra yastığımı alıp karanlıkta onun tarafına fırlattım.

— HAZAR ALTINAY!

Kahkahası bütün odayı doldurdu.

Ve ben o gece bir şeyi kesin olarak anladım.

Bu evlilikte beni en çok zorlayacak şey büyük aileler, bitmek bilmeyen gelenekler ya da aynı evi paylaşmak olmayacaktı.

Beni asıl zorlayacak şey, Hazar Altınay'ın kendisiydi.

Üstelik daha ilk gecemizdi.

Devamı gelecek… 💗

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

29okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18