8. bölüm · Kaderin çizimi
8 bölüm
Uçağın Arkasından Bakmak
Mardin Havaalanı’nın gürültülü bekleme salonunda zaman, Arda için hızla, Yade içinse durmuş gibi akıyordu. Hoparlörden yükselen anons, Antalya uçağı için son çağrıyı yapıyordu. Arda, elinde iki biletle Yade’nin gözlerinin içine bakıyordu.
"Hadi Yade, biletleri okutmamız lazım. Bu taş binadan ve o adamın tuhaf baskısından kurtuluyoruz," dedi Arda, yüzünde zafer kazanmış bir gülümsemeyle.
Yade, elini yavaşça Arda’nın kolundan çekti. Avucunun içinde, Boran’ın dün gece bıraktığı o antik anahtarın soğuk metalini hissediyordu. Derin bir nefes aldı ve bakışlarını Arda’nın şaşkın yüzüne dikti.
"Ben gelmiyorum Arda," dedi. Sesi o kadar net ve pürüzsüzdü ki, çevredeki yolcu kalabalığının gürültüsü bir anlığına silindi.
Arda’nın gülümsemesi yüzünde dondu. "Ne demek gelmiyorum? Yade, şaka yapmanın sırası değil. Projeler, ofis, her şey bizi bekliyor!"
"Şaka yapmıyorum," dedi Yade, omuzlarını dikleştirerek. "Antalya’daki ofis benim emeğim, evet. Ama orada her şey bitti Arda. Ben orada zaten inşa edebileceğim her şeyi inşa ettim. Ama burada... Burada henüz dokunmadığım taşlar, girmediğim labirentler ve yarım kalmış bir hikaye var. Ben bu anahtarı aldığımda, o kapıyı açmaya çoktan karar vermiştim."
Arda hırsla biletleri sıktı. "O adam yüzünden mi? O feodal, baskıcı Boran için mi kalıyorsun? Seni burada kafese kapatacaklar, anlamıyor musun?"
Yade hafifçe gülümsedi ama bu gülümseme çok gururluydu. "Boran için değil Arda, kendim için kalıyorum. Boran beni bir kafese kapatamaz, çünkü o benimle savaşmayı seçti, beni yönetmeyi değil. Şimdi git... O çok sevdiğin projelerin başına geç. Benim rotam artık Mezopotamya’nın güneşine çevrildi."
Arda, Yade’nin gözlerindeki o sarsılmaz iradeyi görünce daha fazla konuşamadı. Arkasına bakmadan kontrol noktasına doğru ilerlerken, Yade terminalin büyük camlarından dışarıya baktı. Dev uçak pistten havalanıp bulutların arasına karıştığında, Yade cebinden telefonunu çıkardı ve tek bir mesaj yazdı:
"Anahtar yanımda. Konağın kapısındayım. Geliyorsan gel..."
Mesajı gönderdikten saniyeler sonra, telefonuna bir konum ve altına düşülmüş bir not geldi:
"Konağın kapısında değil, kalbinin eşiğindeyim Yade. Arkana bak."
Yade yavaşça arkasına döndüğünde, kalabalığın arasında siyah ceketi ve o sarsılmaz duruşuyla Boran’ı gördü. Boran, elinde tek bir beyaz gülle ona doğru yürüyordu.
