17. bölüm · Kaderin bedeli

16 bölüm

𝐙𝐀𝐙𝐀 🐣

ilahi bakış açısı 🎀

Sabahın ilk ışıkları perdelerin arasından süzülerek odayı aydınlatıyordu. Alya, gözlerini yavaşça açtı. Yanında hâlâ derin bir uykuda olan Mirza vardı. Onun sakin nefes alışını izlerken yüzünde istemsiz bir gülümseme oluştu.

Tam yataktan kalkacakken Mirza, gözlerini açmadan beline sarıldı.

"Nereye gidiyorsun?" diye mırıldandı uykulu sesiyle.

Alya hafifçe güldü.

"Mutfakta kahvaltı hazırlayacağım."

Mirza gözlerini aralayıp ona baktı.

"Önce beş dakika daha benimle kal."

Alya gülümseyerek tekrar yatağa uzandı. Mirza alnına yumuşak bir öpücük kondurdu ve onu sıkıca sarıldı.

"Günüm sana sarılarak başlıyorsa, o gün kesin güzel geçer," dedi.

Alya utangaç bir gülümsemeyle başını Mirza'nın omzuna yasladı.

"Benim de en sevdiğim sabah bu."

Bir süre sessizce birbirlerine sarılarak yattılar. Sonra birlikte kalkıp mutfağa geçtiler.

Alya çayı demledi, Mirza ise kahvaltıyı hazırlamaya başladı. Arada birbirlerine takılıyor, gülüyor ve küçük şakalar yapıyorlardı.

Masaya oturduklarında Mirza, Alya'nın elini tuttu.

"İyi ki aynı sofrada, aynı hayatta ve aynı hayallerdeyiz."

Alya gözlerinin içine bakarak gülümsedi.

"İyi ki sen benim eşimsin."

İkisi de gülümseyerek kahvaltılarını yaparken, evin içini huzur ve mutluluk dolduruyordu. Onlar için sıradan bir sabah bile, birlikte oldukları sürece en güzel anıya dönüşüyordu.
Kahvaltı bittikten sonra Mirza boş tabakları toplarken Alya mutfağın camını açtı. İçeri dolan hafif rüzgâr, perdeyi usulca sallıyordu.

Mirza arkasından yaklaşıp beline sarıldı.

"Bugün hiçbir plan yapmayalım," dedi gülümseyerek. "Sadece sen ve ben olalım."

Alya başını geriye yaslayıp Mirza'nın omzuna dayandı.

"Bence de... Bazen en güzel günler plansız geçenler oluyor."

Mirza mutfağı topladıktan sonra elini uzattı.

"Haydi, hazırlan."

Alya şaşkınlıkla gülümsedi.

"Nereye gidiyoruz?"

"Şimdilik sürpriz."

Kısa bir hazırlığın ardından evden çıktılar. Mirza arabayı sakin bir sahil yoluna sürdü. Camlar açıktı; rüzgâr Alya'nın saçlarını savuruyor, arabada en sevdikleri şarkılar çalıyordu.

Yaklaşık yarım saat sonra küçük ve huzurlu bir sahile vardılar. Etrafta çok az insan vardı. Dalgaların sesi, martıların çığlıklarına karışıyordu.

Mirza, Alya'nın elini tuttu.

"Buraya ne zaman kafam karışsa geliyorum," dedi. "Ama bugün ilk kez burası bana daha da güzel geliyor."

"Neden?" diye sordu Alya.

Mirza gözlerinin içine baktı.

"Çünkü bu kez yalnız değilim."

Alya gülümsedi, parmaklarını onun parmaklarına kenetledi.

"Söz ver," dedi usulca. "Yıllar geçse de elimi böyle tut."

Mirza elini biraz daha sıktı.

"Yıllar geçse de, saçlarımız bembeyaz olsa da, yine ilk günkü gibi sana âşık olacağım."

Alya'nın gözleri doldu. Hiçbir şey söylemedi. Sadece başını Mirza'nın omzuna yasladı. O an, denizin sonsuz maviliği ve hafif esen rüzgâr, onların sessiz mutluluğuna eşlik ediyordu.