Kaçışın Bedeli~Teoden kitap kapağı

16. bölüm / 17

Saklanan Geçmiş

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 17Şu an: Saklanan Geçmiş

Sabah gözlerimi açtığımda ilk hissettiğim şey kolumdaki zonklayan ağrıdan ziyade göğsüme çöken o ağır simsiyah huzursuzluk oldu

Pert olan arabam, dünkü yağmur, kafamın içinde bir türlü susmak bilmeyen o eski sesler…

Gözlerimi tavana dikip bir süre öylece kaldım

Hafifçe homurdanarak yataktan doğrulmaya çalışırken kapı yavaşça aralandı

Deniz gülümseyerek elinde pansuman malzemeleriyle içeri girdi

D:Uyanmışsın

Ama yüzümdeki o darmadağın ifadeyi gördüğünde adımları bir anlığına duraksadı

Kaşlarını hafifçe çatarak yanıma yaklaştı

D:Sargını değiştireyim kolunu uzat

Hiçbir şey söylemedim

Normalde olsa bin tane laf yetiştirir “Gerek yok ben hallederim" diye inat ederdim ama bugün içimdeki o şalter kapanmış gibiydi

Sessizce kolumu ona doğru uzattım

Deniz yatağın kenarına oturup sargıyı yavaşça açmaya başladı

Parmaklarının tenime değen o nazik dokunuşu o hırçın halinin tam aksine inanılmaz derecede dikkatliydi

Canımı yakmaktan korkar gibi hareket ediyordu

Sargıyı tamamen söküp yarayı temizlerken göz ucuyla yüzüme baktı

D:Çok mu acıyor?

T:Acımıyor

Bakışlarımı halıdaki bir noktaya sabitlemiştim

D:Yalan söyleme! Suratından düşen bin parça sadece kolun değil başka bir şey var sende bugün

Tam ona cevap verecekken alt kattan kapının çalınma sesi geldi

Birkaç saniye sonra merdivenlerde hızlı adımlar duyuldu ve Kutay odanın kapısında belirdi

K:Ooo geçmiş olsun şampiyon! Ne yaptın sen öyle arabaya ya?

Kutay içeri girip halime acıyan ama bir yandan da takılan gözlerle baktı

Ben sadece hafifçe başımla selam vermekle yetindim

Kutay odanın ortasında dikilirken bakışları pansumanı bitirmek üzere olan Deniz’e kaydı

Yüzündeki o ciddiyetsiz ifade bir anda yerini tuhaf gergin bir mimiğe bıraktı

Deniz’e doğru bir adım atıp hafifçe eğildi ve Deniz’in kulağına doğru fısıldadığından duyamadım da zaten!

K:Ben Teoman’a o şeyi söyleyeceğim

Deniz’in elindeki gazlı bez bir anlığına havada asılı kaldı

Bakışları anında sertleşti Kutay’a dönüp kısık ama son derece kararlı bir sesle tersledi

D:Kapa çeneni saçmalama!

Başımı kaldırıp ikisine birden baktım

Kaşlarım kendiliğinden çatılmıştı

T:Ne oluyor

Deniz hemen toparlanıp pansuman kutusunun kapağını kapattı

D:Hiç bir şey olmuyor! Bir şey yok Kutay saçmalıyor yine her zamanki gibi

Deniz hemen ayağa kalkıp aceleyle konuştu

D:Ben çıkıyorum o zaman

T:Nereye

D:Bir işim var

T:Ne işin var?

D:Seni ilgilendirmeyen bir iş

Deniz bir şey söylemeden çantasını koluna takıp dışarı çıktı

Deniz evden çıktıktan sonra salona inip belgesel seyretmeye başladım

Ama ekran yavaşça bulanıklaşmaya başlamıştı

Göz kapaklarım kendiliğinden kapandı

Yaklaşık 2,5 saat sonra

Hâlâ uykuda olmama rağmen kapının anahtarının çevrilme sesini duydum

Gözümü çok hafif aralayıp baktım

Deniz gelmiş

Salonun loş ışığında kahverengi saçları parlıyordu

Bir kaç adım daha atıp yanıma yaklaşınca hemen gözlerimi geri kapattım

O kadar kısık bir sesle bir şeyler mırıldandı ki hiç bir şey anlamadım

Ardından yavaş adımlarla sanki beni uyandırmak istemezmiş gibi hafif hafif yürüyerek yukarı çıktı

Deniz gider gitmez hemen ayağa kalkıp arkasından baktım odama girip hemen sonra igeri çıktı

Homurdanarak merdivenlere doğru yöneldim

Odaya girip üzerimdeki hırkayı tek kolumla çıkarmaya çalışırken gözüm yatağın üzerindeki küçük,kırmızı pakete takıldı

Adımlarım kendiliğinden durdu

Önce kaşlarımı çatıp pakete yaklaştım kutuyu yatağın üzerinden alıp yavaşça paketini açtım

Paketin içinden çıkan şeyi görünce içimde bir yerlerin aniden burkulduğunu,o buz gibi zırhımın tek bir hareketle paramparça olduğunu hissettim

Pert olan arabamın minyatür bir kopyasıydı! Birebir aynısı

“Deniz” diye fısıldadım kendi kendime

Dün gece o lanet yağmurun altında hurdaya dönen arabanın arkasından nasıl baktığımı bir tek ben biliyordum

O bunu görmüş,akıl edip gitmiş bana aynısını almıştı

Dudaklarımda istemsiz aptal bir sırıtış belirdi

Minyatür arabayı elime alıp yavaşça parmaklarımla dokundum

T:Nasıl kız ya

Diye mırıldandım sesimdeki o engel olamadığım yumuşamayla

Ama yalan söyleyemem bu ince hareketi içimde öyle tatlı,öyle sıcak bir yerlere dokunmuştu ki

Dudaklarımın kenarındaki o gülümsemeye engel olamadım

Tam o sırada kapı aralandı ve Deniz içeri doğru adım attı

Önce bana baktı ardından elimdeki minyatür siyah arabaya

D:Şey ben

Diye bir şeyler geveledi

Sonra tekrardan elimdeki arabaya baktı anında savunmaya geçerek

D:Yanlış anlama sakın! Eczaneye giderken kırtasiyenin vitrininde gördüm tamamen tesadüf yani

Derin bir nefes verdi

D:Başka bir anlam yükleme sakın

Elimdeki minyatür arabayı havaya kaldırıp ona doğru döndüm

İçimdeki o inatçı sürekli kavga etmeye programı adam bir saniyeliğine buhar olup gitmişti

T:Tesadüf demek

Dedim sesimdeki o alaycı tınıyı geri getirmeye çalışarak ama başaramayarak

Adımlarımı yavaşça ona doğru yönelttim

T:Deniz sen bana pert olan arabamın minyatürünü aldığını dürüstçe söylemek yerine neden bahanelerinin arkasına saklanıyorsun

Hafifçe gülümsedim

T:İtiraf etsene

Deniz kollarını göğsünde birleştirip çenesini havaya kaldırdı

D:Aldığına pişman etme insanı ya! Dün gece hurdaya dönen arabanın arkasından melül melül bakıyordun acıdım sadece

Bir anda durdu

D:Çok da şey yapma yani

Tam önünde durdum boy farkımızdan mıdır? Yoksa gözlerinde saklamaya çalıştığı ama parıl parıl parlayan o endişeden midir? Bilmem aramızdaki o düşmanca duvarlar yerle bir olmuştu

T:Acıdın demek?

Dedim sesimi iyice alçaltarak

T:Buna da bayağı masraf etmişsindir sen! Suçluluk psikolojisi mi yoksa dayanamıyor musun bana

Deniz gözlerini devirip arkasını dönmeye yeltendi ama izin vermedim elini bileğinden yakalayıp kendime doğru çektim

D:Bırak kolumu

Gözleriyle kolumu işaret ederek

D:Böylesin diye susuyorum

T:Şaka yapıyorum ya

Dedim yüzümdeki yumuşak gülümsemeyle

Deniz bana doğru döndü,gözlerini gözlerime dikti

Yüzü sabırsız bir ifadeyle kasılsada yanaklarındaki kızarıklık herşeyi ele veriyordu

D:Hiç komik değilsin ama

T:Seni güldürebilmek için nasıl komik olabilirim? Denizciğim

Deniz derin bir nefes verip başını iki yana salladı

D:Eğer çeneni kapatırsan bir de her dediğimi yaparsan dünyanın en komik insanı olabilirsin

Gülerek elimdeki minyatür arabayı komodine bıraktım ve serbest kalan kolumla beline doğru uzandım

T:Madem bu kadar düşüncelisin karşılıksız kalmasın bu hediye

Göz kırpıp konuşmaya devam ettim

T:Çarşıdaki Barbie bebeklerden alayım mı sana? Yanınada pembe bir araba çekeriz tam takım olur! Nasıl

Deniz gözlerini kocaman açıp koluma vurdu

D:Sen gerçekten kafayı çarpmışsın! Barbie bebekmiş

T:Niye ya

Kaşımdaki sargıyı ve kolumu işaret ederek

T:Bak hala ne kadar karizmatiğim

Deniz bu kez kendini tutamayarak küçük bir kahkaha atıp hemen ardından ciddi durmaya çalıştı

D:Allah’ım sabır ver! Yürü aşağı yemek yiyeceğiz

Arkasından bakarken içimdeki o tonlarca ağırlıktaki taşların yerini sıcacık bir huzur kapladı

Sandalyeye isteksizce çöktüm bir yandan da göz ucuyla Deniz’e bakıyordum

Dolaptan iki tabak çıkarıp masaya koydusonra da kaşları çatık bir şekilde karşıma geçti

T:Çorba mı ya

D:Boş konuşmak yok

T:Bak bu çorbaların bana yaramayacak ben şimdiden söylüyorum içimde trajik bir son hissediyorum

D:Tam bir öküzsün! İki kaşık içince ölmeyeceksin hem dün hurdanın yanında tir tir titrerken gayet iyi hayatta kalma mücadelesi veriyordun

Gözlerindeki o hafif alaycı pırıltının arkasında gizlenen o derin saklamaya çalıştığı endişeyi çok net görebiliyordum

Dün gece o yolda yaşadığımız her şeyi bana sarılışını, ellerinin titreyişini hiçbiri aklımdan çıkmıyordu

Kaşığı bırakıp dirseklerimi masaya dayadım ve doğrudan gözlerinin içine baktım

T:Dün gece gerçekten çok korktun mu

Deniz’in yüzündeki o inatçı maske anında düştü boğazı düğümlenmiş gibi yutkundu bakışlarını masaya kaçırdı

D:Ne saçmalıyorsun yine ya

T:Hiç!

Mutfaktan gelen sesler masadaki o anlık sıcaklığı bir anda dondurmaya yetmişti

Leyla telefonunu eline alıp ekrana bakarken hepimiz masada çorbalarımızı karıştırıyorduk

Leyla'nın ekrandaki ismi görmesiyle birlikte ayağa kalkıp mutfak tezgahına doğru adımlaması bir oldu

L:Alo efendim anneciğim

Annem yaklaşık bir aydır yurtdışındaydı

L:Yaa anne gerek yok ondan… Ayy olabilir anneciğim

Leyla’nın neşeli ve rahat tınısı mutfaktaki havanın bir anda değişmesine sebep oldu

Kelimeler havada asılı kalırken Deniz’in çorbayı karıştıran eli aniden durdu

Bakışları önce boşluğa, ardından masanın tahta desenlerine sabitlendi

Yaklaşık 4-5 yıl önce

Deniz’den

Sokakta deli gibi bir o yana bir bu yana koşturup duruyordum

D:Ali! Ablacığım neredesin ya neredesin

O küçüçük sokakta herkese sorarak onu soruşturuyordum ama küçük,sarı saçlı çocuktan hiç bir iz yoktu

D:Ne olur ona bir şey olmasın! Ne olur

Diye ağlayarak çığlık atıyordum

Kaç dakika veya kaç saat böyle olduğum hakkında hiç bir fikrim yok

Ama en sonunda hiç bir yerde bulamayınca kaldırım köşesine oturup dizlerimi kendime çekip ağlamaya devam ettiğimi biliyorum

Benim hıçkırarak ağlamamdan dolayı omuzlarım titrerken bir anda bir el beni sıkıca çekip yere fırlattı

Can havliyle bir yere tutunmaya çalıştım ama yolun ortasında tutunacak yer de yoktu

Bir anda diz kapaklarımın üstüne düştüm

Ardından bağırış seslerini duydum

Hiç duymak istemediğim hayatımdaki bir çok şeyi değiştiren o sözleri duydum

Annem’miş beni bir anda yere savuran

N:Senden nefret ediyorum! Duyuyor musun? Senin yüzünden Ali’m yok!

D:Anne-

N:Kes sesini! Senin ne sesini duymak ne de yüzünü görmek istiyorum

D:Ama ben-

Ağzımı açar açmaz söylediğim her cümleyi hatta kelimeyi bölüyordu

N:Keşke onun yerine…Keşke bugün buraya senin için ağlamaya gelseydim

Sözleri dizlerimdeki sıyrıklardan,kolumda kanayan yaramdan daha çok canımı yakıyordu

Yerden yavaşça doğruldum tekrardan kalkıp kaldırımın kenarına oturdum

N:Oğlumu bulacağım! Bulduğumda da seninle paylaşacak tek bir sevincim dahi olmayacak

O ise arkasına bile bakmadan sokağın ortasında arkasını dönüp gitti…

T:Leyla! Git içeride konuş

Leyla başını telefondan kaldırıp şaşkınca bana baktı

L:Ne oluyor Teoman

T:Uzatma lütfen! Git içeri dedim

Sesimdeki emir odadaki tansiyonu iyice gerdi

Leyla homurdanarak telefonu kulağından indirmeden salonun diğer tarafına doğru adımladı

O an Deniz’in yüzünde onu savunduğum için beliren o minicik refleksif gülümsemeyi gördüm

Ama bu gülümseme saniyesinde silindi yerini derin boğucu bir sessizliğe bıraktı

Birkaç dakika boyunca masada kaşık seslerinden başka ses çıkmadı

Çorbalar tencerelerde soğuyor aramızdaki o görünmez duvarlar yeniden örülüyordu. Dayanamadım

Sesimi olabildiğince yumuşak tutarak konuştum

T:Deniz

Başını kaldırmadan cevapladı

D:Hı?

T:İyi misin

4 yıl önce

D:Halacığım Ali’den haber var mıymış

Halam kırmızı topuklularıyla ahşap sandalyenin üstünde kafasını telefonundan kaldırmadan cevapladı

H:Yok! Bilmiyorum

D:İyiyim ya ne olabilir? Bir şey yok

T:Gözlerinin dolduğunun farkındayım saklamaya çalışma

Deniz daha fazla direnemedi

Gözünden süzülen tek damla yaş tabağın kenarına damladı

D:Teoman konuşmak istemiyorum

Dedi sesi o kadar kırılgan o kadar zayıf çıkmıştı ki içimdeki her şeyi yerle bir etti

Cümlesini bitirdiği gibi sandalyeyi geriye itti

Ayağa kalktığı gibi arkasına bile bakmadan merdivenlere yöneldi odasına kapanıp gözden kayboldu

Arkasından öylece bakakaldım

Masada tabağın başında tek başıma kalmıştım ama aklım o yukarıdaki odadaydı

Onun o sessiz ve kimsesiz hali, kafamın içindeki o eski seslerden bile daha çok gürültü çıkarıyordu

Daha fazla bekleyemedim

Sandalyeyi sertçe itip ayağa kalktım

Kolumdaki sızıyı, sargının acısını tamamen unutup merdivenleri ikişer ikişer tırmanmaya başladım

Koridorun sonundaki odanın kapısı aralıktı

İçeriden gelen o bastırılmış hıçkırıkları saklamaya çalışan nefes seslerini duyduğumda adımlarım daha da ağırlaştı

Kapının önüne vardığımda derin bir nefes aldım

İçeride yatağın kenarına çökmüş omuzları sarsıla sarsıla ağlayan Deniz’i gördüm

Kapıya yaslanıp bir süre öylece kaldım

Omuzlarının her sarsılışında sanki içimdeki bir yerler de kırılıyordu

Sessizce içeri adım attım, ayak seslerimi duymasını istemiyordum ama odadaki o boğucu sessizlik her hareketimi ele veriyordu

Yatağın kenarına aramızda nefes alacak kadar bile mesafe bırakmayacak şekilde çöktüm

Deniz yanına oturduğumu hissettiği an başını dizlerine daha çok gömdü

Nefesini tuttu ağlamasını bastırmaya çalışarak hırsla gözlerini sildi

D:Çıkar mısın? Lütfen şuan kaldırabileceğim son şey senin merhametin veya acıman

T:Şş sana bir şey söylemeyeceğim

Dedim sesimi olabildiğince yumuşak o dışarıya karşı takındığım tüm sertlikten arındırılmış bir tonda tutarak

T:Sadece yanında kalacağım istediğin kadar ağlayıp bağırabilirsin buradayım. Hiç bir yere gitmiyorum

Deniz o an kafasını yavaşça dizlerinden kaldırdı ve kıpkırmızı olmuş yaş içinde kalmış gözleriyle bana baktı

Bakışlarındaki o derin kimsesizlik o terk edilmişlik hissi boğazıma büyük bir taş gibi oturdu

Olan biten her şeyi bir kenara bırakıp hafifçe gülümsedim

Gözlerinin içine bakarak parmak uçlarımla omzunu sakince güven veren bir hareketle sıktım

T:Ağla hadi içinde ne varsa dök gitsin

T:Söz aramızda kalacak

O anki o yumuşak bakışım üzerindeki bütün o kalın zırhı tamamen paramparça etti

Deniz daha fazla direnmedi başını yana eğip doğrudan omzuma bıraktı

Bedenimin kasıldığını kolumdaki sargının hafifçe sızladığını hissettim ama zerre kadar umrumda olmadı

Sağ kolumla onu belinden sarıp göğsüme doğru biraz daha çektim

Hıçkırıkları ilk başta sessiz ve kesik kesikti ama kollarımın arasında kendini güvende hissettiği an sanki yıllardır içinden atamadığı bütün o birikmiş acı o yalnızlık ve o kırgınlık bir nehir gibi boşaldı

Saçlarına doğru eğildim çenem hafifçe başına değdi

Hiçbir şey söylemedim

Ne "geçecek" gibi boş teselliler verdim ne de kendisini üzmemesi gerektiğini söyledim

Sadece oradaydım parmaklarımın ucuyla sırtını yavaşça ritmik hareketlerle okşadım

Bölüm nasıl olmuş? Lütfen yorum ve beğeni yapalım. Bu bölüm baya gecikti bu yüzden özür dilerim. Bölümü değerlendirmeyi unutmayalım. Bu arada bölüm fotoğraflarını ben yapıyorum. Onlarıda beğeniyor musunuz?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

215okunma 14beğeni 14yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…