Bölümler 17Şu an: Saklanan Geçmiş
- 1 Bodruma Gidiş650 kelime
- 2 “Ben burada asla kalmam”684 kelime
- 3 Gece Vardiyası602 kelime
- 4 Haddini Bil391 kelime
- 5 Okulda ilk gün “Kuzenim”790 kelime
- 6 Masada başlayan savaş661 kelime
- 7 Soğuk Gece544 kelime
- 8 Karanlıkta yalnız değildim725 kelime
- 9 Konser1.004 kelime
- 10 Sarhoş tatlılığı1.178 kelime
- 11 “Yarın maçım var”1.135 kelime
- 12 Boks maçı1.290 kelime
- 13 Beklemediğim biri1.434 kelime
- 14 Trafik Kazası1.654 kelime
- 15 Kaza anı1.060 kelime
- 16 Saklanan Geçmiş1.904 kelime · Okuduğun bölüm
- 17 Susturucu Öpücük1.102 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabah gözlerimi açtığımda ilk hissettiğim şey kolumdaki zonklayan ağrıdan ziyade göğsüme çöken o ağır simsiyah huzursuzluk oldu
Pert olan arabam, dünkü yağmur, kafamın içinde bir türlü susmak bilmeyen o eski sesler…
Gözlerimi tavana dikip bir süre öylece kaldım
Hafifçe homurdanarak yataktan doğrulmaya çalışırken kapı yavaşça aralandı
Deniz gülümseyerek elinde pansuman malzemeleriyle içeri girdi
D:Uyanmışsın
Ama yüzümdeki o darmadağın ifadeyi gördüğünde adımları bir anlığına duraksadı
Kaşlarını hafifçe çatarak yanıma yaklaştı
D:Sargını değiştireyim kolunu uzat
Hiçbir şey söylemedim
Normalde olsa bin tane laf yetiştirir “Gerek yok ben hallederim" diye inat ederdim ama bugün içimdeki o şalter kapanmış gibiydi
Sessizce kolumu ona doğru uzattım
Deniz yatağın kenarına oturup sargıyı yavaşça açmaya başladı
Parmaklarının tenime değen o nazik dokunuşu o hırçın halinin tam aksine inanılmaz derecede dikkatliydi
Canımı yakmaktan korkar gibi hareket ediyordu
Sargıyı tamamen söküp yarayı temizlerken göz ucuyla yüzüme baktı
D:Çok mu acıyor?
T:Acımıyor
Bakışlarımı halıdaki bir noktaya sabitlemiştim
D:Yalan söyleme! Suratından düşen bin parça sadece kolun değil başka bir şey var sende bugün
Tam ona cevap verecekken alt kattan kapının çalınma sesi geldi
Birkaç saniye sonra merdivenlerde hızlı adımlar duyuldu ve Kutay odanın kapısında belirdi
K:Ooo geçmiş olsun şampiyon! Ne yaptın sen öyle arabaya ya?
Kutay içeri girip halime acıyan ama bir yandan da takılan gözlerle baktı
Ben sadece hafifçe başımla selam vermekle yetindim
Kutay odanın ortasında dikilirken bakışları pansumanı bitirmek üzere olan Deniz’e kaydı
Yüzündeki o ciddiyetsiz ifade bir anda yerini tuhaf gergin bir mimiğe bıraktı
Deniz’e doğru bir adım atıp hafifçe eğildi ve Deniz’in kulağına doğru fısıldadığından duyamadım da zaten!
K:Ben Teoman’a o şeyi söyleyeceğim
Deniz’in elindeki gazlı bez bir anlığına havada asılı kaldı
Bakışları anında sertleşti Kutay’a dönüp kısık ama son derece kararlı bir sesle tersledi
D:Kapa çeneni saçmalama!
Başımı kaldırıp ikisine birden baktım
Kaşlarım kendiliğinden çatılmıştı
T:Ne oluyor
Deniz hemen toparlanıp pansuman kutusunun kapağını kapattı
D:Hiç bir şey olmuyor! Bir şey yok Kutay saçmalıyor yine her zamanki gibi
Deniz hemen ayağa kalkıp aceleyle konuştu
D:Ben çıkıyorum o zaman
T:Nereye
D:Bir işim var
T:Ne işin var?
D:Seni ilgilendirmeyen bir iş
Deniz bir şey söylemeden çantasını koluna takıp dışarı çıktı
Deniz evden çıktıktan sonra salona inip belgesel seyretmeye başladım
Ama ekran yavaşça bulanıklaşmaya başlamıştı
Göz kapaklarım kendiliğinden kapandı
Yaklaşık 2,5 saat sonra
Hâlâ uykuda olmama rağmen kapının anahtarının çevrilme sesini duydum
Gözümü çok hafif aralayıp baktım
Deniz gelmiş
Salonun loş ışığında kahverengi saçları parlıyordu
Bir kaç adım daha atıp yanıma yaklaşınca hemen gözlerimi geri kapattım
O kadar kısık bir sesle bir şeyler mırıldandı ki hiç bir şey anlamadım
Ardından yavaş adımlarla sanki beni uyandırmak istemezmiş gibi hafif hafif yürüyerek yukarı çıktı
Deniz gider gitmez hemen ayağa kalkıp arkasından baktım odama girip hemen sonra igeri çıktı
Homurdanarak merdivenlere doğru yöneldim
Odaya girip üzerimdeki hırkayı tek kolumla çıkarmaya çalışırken gözüm yatağın üzerindeki küçük,kırmızı pakete takıldı
Adımlarım kendiliğinden durdu
Önce kaşlarımı çatıp pakete yaklaştım kutuyu yatağın üzerinden alıp yavaşça paketini açtım
Paketin içinden çıkan şeyi görünce içimde bir yerlerin aniden burkulduğunu,o buz gibi zırhımın tek bir hareketle paramparça olduğunu hissettim
Pert olan arabamın minyatür bir kopyasıydı! Birebir aynısı
“Deniz” diye fısıldadım kendi kendime
Dün gece o lanet yağmurun altında hurdaya dönen arabanın arkasından nasıl baktığımı bir tek ben biliyordum
O bunu görmüş,akıl edip gitmiş bana aynısını almıştı
Dudaklarımda istemsiz aptal bir sırıtış belirdi
Minyatür arabayı elime alıp yavaşça parmaklarımla dokundum
T:Nasıl kız ya
Diye mırıldandım sesimdeki o engel olamadığım yumuşamayla
Ama yalan söyleyemem bu ince hareketi içimde öyle tatlı,öyle sıcak bir yerlere dokunmuştu ki
Dudaklarımın kenarındaki o gülümsemeye engel olamadım
Tam o sırada kapı aralandı ve Deniz içeri doğru adım attı
Önce bana baktı ardından elimdeki minyatür siyah arabaya
D:Şey ben
Diye bir şeyler geveledi
Sonra tekrardan elimdeki arabaya baktı anında savunmaya geçerek
D:Yanlış anlama sakın! Eczaneye giderken kırtasiyenin vitrininde gördüm tamamen tesadüf yani
Derin bir nefes verdi
D:Başka bir anlam yükleme sakın
Elimdeki minyatür arabayı havaya kaldırıp ona doğru döndüm
İçimdeki o inatçı sürekli kavga etmeye programı adam bir saniyeliğine buhar olup gitmişti
T:Tesadüf demek
Dedim sesimdeki o alaycı tınıyı geri getirmeye çalışarak ama başaramayarak
Adımlarımı yavaşça ona doğru yönelttim
T:Deniz sen bana pert olan arabamın minyatürünü aldığını dürüstçe söylemek yerine neden bahanelerinin arkasına saklanıyorsun
Hafifçe gülümsedim
T:İtiraf etsene
Deniz kollarını göğsünde birleştirip çenesini havaya kaldırdı
D:Aldığına pişman etme insanı ya! Dün gece hurdaya dönen arabanın arkasından melül melül bakıyordun acıdım sadece
Bir anda durdu
D:Çok da şey yapma yani
Tam önünde durdum boy farkımızdan mıdır? Yoksa gözlerinde saklamaya çalıştığı ama parıl parıl parlayan o endişeden midir? Bilmem aramızdaki o düşmanca duvarlar yerle bir olmuştu
T:Acıdın demek?
Dedim sesimi iyice alçaltarak
T:Buna da bayağı masraf etmişsindir sen! Suçluluk psikolojisi mi yoksa dayanamıyor musun bana
Deniz gözlerini devirip arkasını dönmeye yeltendi ama izin vermedim elini bileğinden yakalayıp kendime doğru çektim
D:Bırak kolumu
Gözleriyle kolumu işaret ederek
D:Böylesin diye susuyorum
T:Şaka yapıyorum ya
Dedim yüzümdeki yumuşak gülümsemeyle
Deniz bana doğru döndü,gözlerini gözlerime dikti
Yüzü sabırsız bir ifadeyle kasılsada yanaklarındaki kızarıklık herşeyi ele veriyordu
D:Hiç komik değilsin ama
T:Seni güldürebilmek için nasıl komik olabilirim? Denizciğim
Deniz derin bir nefes verip başını iki yana salladı
D:Eğer çeneni kapatırsan bir de her dediğimi yaparsan dünyanın en komik insanı olabilirsin
Gülerek elimdeki minyatür arabayı komodine bıraktım ve serbest kalan kolumla beline doğru uzandım
T:Madem bu kadar düşüncelisin karşılıksız kalmasın bu hediye
Göz kırpıp konuşmaya devam ettim
T:Çarşıdaki Barbie bebeklerden alayım mı sana? Yanınada pembe bir araba çekeriz tam takım olur! Nasıl
Deniz gözlerini kocaman açıp koluma vurdu
D:Sen gerçekten kafayı çarpmışsın! Barbie bebekmiş
T:Niye ya
Kaşımdaki sargıyı ve kolumu işaret ederek
T:Bak hala ne kadar karizmatiğim
Deniz bu kez kendini tutamayarak küçük bir kahkaha atıp hemen ardından ciddi durmaya çalıştı
D:Allah’ım sabır ver! Yürü aşağı yemek yiyeceğiz
Arkasından bakarken içimdeki o tonlarca ağırlıktaki taşların yerini sıcacık bir huzur kapladı
Sandalyeye isteksizce çöktüm bir yandan da göz ucuyla Deniz’e bakıyordum
Dolaptan iki tabak çıkarıp masaya koydusonra da kaşları çatık bir şekilde karşıma geçti
T:Çorba mı ya
D:Boş konuşmak yok
T:Bak bu çorbaların bana yaramayacak ben şimdiden söylüyorum içimde trajik bir son hissediyorum
D:Tam bir öküzsün! İki kaşık içince ölmeyeceksin hem dün hurdanın yanında tir tir titrerken gayet iyi hayatta kalma mücadelesi veriyordun
Gözlerindeki o hafif alaycı pırıltının arkasında gizlenen o derin saklamaya çalıştığı endişeyi çok net görebiliyordum
Dün gece o yolda yaşadığımız her şeyi bana sarılışını, ellerinin titreyişini hiçbiri aklımdan çıkmıyordu
Kaşığı bırakıp dirseklerimi masaya dayadım ve doğrudan gözlerinin içine baktım
T:Dün gece gerçekten çok korktun mu
Deniz’in yüzündeki o inatçı maske anında düştü boğazı düğümlenmiş gibi yutkundu bakışlarını masaya kaçırdı
D:Ne saçmalıyorsun yine ya
T:Hiç!
Mutfaktan gelen sesler masadaki o anlık sıcaklığı bir anda dondurmaya yetmişti
Leyla telefonunu eline alıp ekrana bakarken hepimiz masada çorbalarımızı karıştırıyorduk
Leyla'nın ekrandaki ismi görmesiyle birlikte ayağa kalkıp mutfak tezgahına doğru adımlaması bir oldu
L:Alo efendim anneciğim
Annem yaklaşık bir aydır yurtdışındaydı
L:Yaa anne gerek yok ondan… Ayy olabilir anneciğim
Leyla’nın neşeli ve rahat tınısı mutfaktaki havanın bir anda değişmesine sebep oldu
Kelimeler havada asılı kalırken Deniz’in çorbayı karıştıran eli aniden durdu
Bakışları önce boşluğa, ardından masanın tahta desenlerine sabitlendi
Yaklaşık 4-5 yıl önce
Deniz’den
Sokakta deli gibi bir o yana bir bu yana koşturup duruyordum
D:Ali! Ablacığım neredesin ya neredesin
O küçüçük sokakta herkese sorarak onu soruşturuyordum ama küçük,sarı saçlı çocuktan hiç bir iz yoktu
D:Ne olur ona bir şey olmasın! Ne olur
Diye ağlayarak çığlık atıyordum
Kaç dakika veya kaç saat böyle olduğum hakkında hiç bir fikrim yok
Ama en sonunda hiç bir yerde bulamayınca kaldırım köşesine oturup dizlerimi kendime çekip ağlamaya devam ettiğimi biliyorum
Benim hıçkırarak ağlamamdan dolayı omuzlarım titrerken bir anda bir el beni sıkıca çekip yere fırlattı
Can havliyle bir yere tutunmaya çalıştım ama yolun ortasında tutunacak yer de yoktu
Bir anda diz kapaklarımın üstüne düştüm
Ardından bağırış seslerini duydum
Hiç duymak istemediğim hayatımdaki bir çok şeyi değiştiren o sözleri duydum
Annem’miş beni bir anda yere savuran
N:Senden nefret ediyorum! Duyuyor musun? Senin yüzünden Ali’m yok!
D:Anne-
N:Kes sesini! Senin ne sesini duymak ne de yüzünü görmek istiyorum
D:Ama ben-
Ağzımı açar açmaz söylediğim her cümleyi hatta kelimeyi bölüyordu
N:Keşke onun yerine…Keşke bugün buraya senin için ağlamaya gelseydim
Sözleri dizlerimdeki sıyrıklardan,kolumda kanayan yaramdan daha çok canımı yakıyordu
Yerden yavaşça doğruldum tekrardan kalkıp kaldırımın kenarına oturdum
N:Oğlumu bulacağım! Bulduğumda da seninle paylaşacak tek bir sevincim dahi olmayacak
O ise arkasına bile bakmadan sokağın ortasında arkasını dönüp gitti…
T:Leyla! Git içeride konuş
Leyla başını telefondan kaldırıp şaşkınca bana baktı
L:Ne oluyor Teoman
T:Uzatma lütfen! Git içeri dedim
Sesimdeki emir odadaki tansiyonu iyice gerdi
Leyla homurdanarak telefonu kulağından indirmeden salonun diğer tarafına doğru adımladı
O an Deniz’in yüzünde onu savunduğum için beliren o minicik refleksif gülümsemeyi gördüm
Ama bu gülümseme saniyesinde silindi yerini derin boğucu bir sessizliğe bıraktı
Birkaç dakika boyunca masada kaşık seslerinden başka ses çıkmadı
Çorbalar tencerelerde soğuyor aramızdaki o görünmez duvarlar yeniden örülüyordu. Dayanamadım
Sesimi olabildiğince yumuşak tutarak konuştum
T:Deniz
Başını kaldırmadan cevapladı
D:Hı?
T:İyi misin
4 yıl önce
D:Halacığım Ali’den haber var mıymış
Halam kırmızı topuklularıyla ahşap sandalyenin üstünde kafasını telefonundan kaldırmadan cevapladı
H:Yok! Bilmiyorum
D:İyiyim ya ne olabilir? Bir şey yok
T:Gözlerinin dolduğunun farkındayım saklamaya çalışma
Deniz daha fazla direnemedi
Gözünden süzülen tek damla yaş tabağın kenarına damladı
D:Teoman konuşmak istemiyorum
Dedi sesi o kadar kırılgan o kadar zayıf çıkmıştı ki içimdeki her şeyi yerle bir etti
Cümlesini bitirdiği gibi sandalyeyi geriye itti
Ayağa kalktığı gibi arkasına bile bakmadan merdivenlere yöneldi odasına kapanıp gözden kayboldu
Arkasından öylece bakakaldım
Masada tabağın başında tek başıma kalmıştım ama aklım o yukarıdaki odadaydı
Onun o sessiz ve kimsesiz hali, kafamın içindeki o eski seslerden bile daha çok gürültü çıkarıyordu
Daha fazla bekleyemedim
Sandalyeyi sertçe itip ayağa kalktım
Kolumdaki sızıyı, sargının acısını tamamen unutup merdivenleri ikişer ikişer tırmanmaya başladım
Koridorun sonundaki odanın kapısı aralıktı
İçeriden gelen o bastırılmış hıçkırıkları saklamaya çalışan nefes seslerini duyduğumda adımlarım daha da ağırlaştı
Kapının önüne vardığımda derin bir nefes aldım
İçeride yatağın kenarına çökmüş omuzları sarsıla sarsıla ağlayan Deniz’i gördüm
Kapıya yaslanıp bir süre öylece kaldım
Omuzlarının her sarsılışında sanki içimdeki bir yerler de kırılıyordu
Sessizce içeri adım attım, ayak seslerimi duymasını istemiyordum ama odadaki o boğucu sessizlik her hareketimi ele veriyordu
Yatağın kenarına aramızda nefes alacak kadar bile mesafe bırakmayacak şekilde çöktüm
Deniz yanına oturduğumu hissettiği an başını dizlerine daha çok gömdü
Nefesini tuttu ağlamasını bastırmaya çalışarak hırsla gözlerini sildi
D:Çıkar mısın? Lütfen şuan kaldırabileceğim son şey senin merhametin veya acıman
T:Şş sana bir şey söylemeyeceğim
Dedim sesimi olabildiğince yumuşak o dışarıya karşı takındığım tüm sertlikten arındırılmış bir tonda tutarak
T:Sadece yanında kalacağım istediğin kadar ağlayıp bağırabilirsin buradayım. Hiç bir yere gitmiyorum
Deniz o an kafasını yavaşça dizlerinden kaldırdı ve kıpkırmızı olmuş yaş içinde kalmış gözleriyle bana baktı
Bakışlarındaki o derin kimsesizlik o terk edilmişlik hissi boğazıma büyük bir taş gibi oturdu
Olan biten her şeyi bir kenara bırakıp hafifçe gülümsedim
Gözlerinin içine bakarak parmak uçlarımla omzunu sakince güven veren bir hareketle sıktım
T:Ağla hadi içinde ne varsa dök gitsin
T:Söz aramızda kalacak
O anki o yumuşak bakışım üzerindeki bütün o kalın zırhı tamamen paramparça etti
Deniz daha fazla direnmedi başını yana eğip doğrudan omzuma bıraktı
Bedenimin kasıldığını kolumdaki sargının hafifçe sızladığını hissettim ama zerre kadar umrumda olmadı
Sağ kolumla onu belinden sarıp göğsüme doğru biraz daha çektim
Hıçkırıkları ilk başta sessiz ve kesik kesikti ama kollarımın arasında kendini güvende hissettiği an sanki yıllardır içinden atamadığı bütün o birikmiş acı o yalnızlık ve o kırgınlık bir nehir gibi boşaldı
Saçlarına doğru eğildim çenem hafifçe başına değdi
Hiçbir şey söylemedim
Ne "geçecek" gibi boş teselliler verdim ne de kendisini üzmemesi gerektiğini söyledim
Sadece oradaydım parmaklarımın ucuyla sırtını yavaşça ritmik hareketlerle okşadım
Bölüm nasıl olmuş? Lütfen yorum ve beğeni yapalım. Bu bölüm baya gecikti bu yüzden özür dilerim. Bölümü değerlendirmeyi unutmayalım. Bu arada bölüm fotoğraflarını ben yapıyorum. Onlarıda beğeniyor musunuz?
Bölüm etkileşimi
