KAÇIRILAN POLİS kitap kapağı

7. bölüm / 8

KAÇIRILAN POLİS

Bölüm 7 NİŞAN

Vaveyla Yazarı: Elif Sıla

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 8Şu an: Bölüm 7 NİŞAN

"Senin kim olduğunu bulduğumda seni öldürmekten beter edeceğim hain."

Yanımdaki adamın acılı inleyişini duyduktan sonra soğuk ve ıslak zeminde ki adım seslerini dinledim.

"Kızı bana teslim edin aksi halde kız dışında sizi öldürmekten çekinmem." dediğinde sesi boğuk çıkmıştı. Sanki kimliğini saklamaya çalışıyordu ya da kendisi bizden uzak olduğu için ben tanıyacak kadar net duyamamıştım sesini.

“Patron senin ona ihanet ettiğini öğrendiğinde hiç memnun olmayacak haberin olsun. Sen ölümü bekle.” dedi adamlardan biri kızgın bir sesle. “Onun benim ihanet ettiğimi nasıl öğrenecek ki? Sonuçta ben sizin yanınızdaki kızı da alıp giderken siz hayatta dahi olmayacaksınız.” dediğinde kanım donmuştu.

Adamı görmesem bile benim götürüldüğüm patrona mı ihanet etmişti? Bu büyük cesaretine hayran kalmadım diyemem sonuçta. Bu adam Emre’den daha cesurmuş ama beni alıp götürürken diğer adamların ötmemesi için onları öldürecekti bu kişi normal birisi değildi.

Kesinlikle normal değildi. Sanki birisine ihanet etmemiş gibi planları tamamen kusursuz işlenmiş gibiydi. Arkasında daha büyük bir güç mü vardı? Yoksa başka bir nedenden dolayımı beni yanında tutmak istiyordu anlamadım.

Vücudum titremeye başladığında artık bedenimin yağan yağmura karşı bir şansı olmadığını yeni anlamıştım. Yerler soğuktu ve yüzüme değen su damlacıklarıyla yağmur yağmaya başladığını anlayabiliyordum. Sanırım yakında hasta olacağım…

Her ne kadar etrafı göremesem de adamların sesleri kulağıma uğultulu gelmeye başlayana kadar şu ana kadar bayılmak üzere olduğumu yeni anladım. Her seferinde ne zaman fazla soğuğa maruz kalsam vücudum sıcaklık direncimi hemen hemen hızla düşürüyordu ve bu da benim bayılmama neden oluyordu.

Vücudum soğuk ve ıslak bir yere düştüğünde bilincimin kapanmaya başladığını anladım.

*****

Uyandığımdan bu yana iki gün geçmişti. Beni buraya getiren adamın asıl patronla alıp veremediği neydi anlamıyordum. O gün beni almaya gelen adamın adamlarıyla bir evde kalıyordum veya bir kulübede. Tam olarak kestiremiyordum. Çünkü odadan dışarı çıkmama izin vermiyorlardı.

İki gündür odadan dışarı çıkamadığım için de beni buraya getiren kişinin tam olarak kim olduğunu bilmiyordun. Kapı tık tıklama sesiyle "Gir." diyebildim sadece. Elinde tepsiyle bir adam girmişti. Büyük olasılık beni buraya getiren adamın adamıydı.

"Beni buraya kimin getirdiğini söyleyecek misiniz artık?" diye sorduğumda karşımdan cevap gelmemişti bu onların dilinde 'hayır' demekti. Normalde sessiz kaldığımızda 'evet' anlamına gelirdi maalesef ki bu adamlarda bu farklı bir anlama geliyordu. Birden içimdeki hapşırmayı tutamadım ve "Ha-Hapşu." Adamın gözü önünde hapşırdım.

Bu hasta olmaya başladığımın bir belirtisiydi. Ne zaman ağır bir şekilde hasta olacaksam hep ilk hapşırmayla başlıyordum. Ne zaman hafif hasta olacaksam da sadece öksürüyordum ama maalesef ki iki gün önceki yağmurdan ve soğuk ve ıslak zeminde oturmak zorunda kaldığım yüzünden ağır hasta olmama sebep olmuştu.

Bu iki gündür sadece bırakın odadan dışarı çıkmayı pek bir bok yapamamıştım. İki gün önce uyandığımda ellerimdeki zincir ve gözümdeki bez parçası çözülmüştü. Bunu neden yaptıklarını bile bilmiyordum. Bu yüzden temkinli olmak zorunda olduğumu biliyordum.

Adam tepsiyi bırakıp gitmişti hapşırdığım sırada.

Elimi tepsiye götürdüğümde sıcak kaşığı bile soğuk olarak algılıyordum. Çünkü ben anormal bir şekilde hasta oluyordum. Sıcak şeyleri soğuk, soğuk şeyleri buz gibi hissediyordum. Bu yüzden yemeklerin normal tadını bile alamıyordum.

Bu benim için bir lanetti. Gözleri mi odanın içinde gezdirmeye başladım. Bir pencere vardı, pencerenin dışında demirlikler gözüme çarpmıştı. Yani bu kulübeden özellikle bu odadan kaçmak imkansızdı.

Bu evden özellikle nasıl kaçabileceğimi düşünmek bile imkansızı çünkü odanın içinde bir kapıda vardı ve o kapı tuvalete ve banyoya açılıyordu. Orada da cam yoktu. Biliyordum. Çünkü daha önce orayı kullanmam gerektiğinde ilk orayı kontrol etmiştim ama kaçabileceğim hiçbir delik yoktu.

Bu yüzden burada kapana kısılmış gibiyim. Beni buraya getiren adamın da kim olduğunu bilmediğimi sayarsak bok gibi bir durumdayım.

'Tamam Melek kendine gel bir yolunu bulacaksın. Babana ve kardeşlerine kavuşacaksın. Biraz daha dayan Melek.' dedim kendime fısıldayarak.

Eğer şu an kaçmaya çalışırsam kesin yakalanırım bunu göz ardı edemem. Bu yüzden birkaç gün boyunca burayı ve burada ki adamları gözlemlesem iyi olacak kimin açığı nerede bunları bilirsem buradan kaçmak kolaylaşır.

Tabi ki bütün bunları düşününce insan biraz delirme aşamasına geliyor. Bu yüzden insan delirmeden önce kaçmanın yollarını arıyor. İnsan kafasındakileri susturunca delirmez ama eğer insanın kafasında ki düşünceler birbiri ardına gelirse insan o zaman çıldırmanın eşiğine gelir ve kimse onu durduramaz.

Odadaki yatağa doğru ilerledim yavaşça zaten hasta olduğumda canım hiçbir şey istemiyordu. Yatağa kıvrıldı ve elimdeki yüzüğe bakmaya başladım. Toprak ile nişan yüzüğümle oynamaya başladım ve kendimi yavaşça uykunun kollarına bırakırken nişan günü yaşananları hatırladım.

*****
(Nişan Günü)

İki gün önce söz yüzüklerimiz takılmıştı. Bugün Toprak ile nişanlandığımız gündü. İki gün önce Akif babama her şeyi anlatmıştım ve neden böyle davrandığımı anlamıştı ve bana hak vermişti.

Şimdi ise Toprak ve ailesinin gelmesini bekliyorduk. Üzerime turuncu renkte hafif yırtmacı olan, önü ne fazla açık ne de kapalı olan bir elbise giymiştim.

Her şey hazır bir şekilde bekliyorduk. Zil sesiyle mutfaktan çıkmıştım ama ben daha kapıya gelmeden İklim kapıyı açmıştı. Sabırsız bir çocuktu İklim. Mert bile bazen ondan daha olgun davranıyordu.

Bu konuda şanslıydım. İkimizinde İklim konusunda bir derdi olduğunda birbirimizin yanına gidebiliyorduk. Kapıya doğru yürüdüm orta adımlarla. Züleyha hanım beni görmesiyle birlikte gülümsemişti bende ona hafif bir şekilde gülümseyerek karşılık verdim.

"Hoş geldiniz Züleyha Hanım. Buyurun geçin içeri." dedim sakin bir ses tonuyla. Züleyha hanımın hemen arkasından Ata Bey girdi içeri. Ata beyin elinden ceketini aldım ve askılığa astım onu da selamladıktan sonra sıra Toprak'a gelmişti. Ciddi bir yüz ifademle ona bakmaya başladım elinden montunu alıp askıya astım elimle içeriye doğru işaret ettim.

Eğer şu an Toprakla konuşursam kavga edebilirdik bu yüzden susmayı tercih ettim. İçimden de ona sövmeye başlamıştım bile. 'Ayı, odunsun oğlum sen, iflah olmaz bir malsın sen...' diye devam ediyordum içimden. Mutfak’a doğru yönelmiş hazırladığım tepsiyi salona doğru götürmeye başlamıştım.

Salona girdiğimde tepsiyi masaya bırakmış ve tepsinin üzerindekileri yavaşça masaya yerleştiriyordum. Bu Züleyha hanımla göz göze geldiğimizde ona yine en içten gülümsememi vermiştim.

"Baba masa hazır gelin haydi. Oturun siz ben mutfaktan içecekleri alıp geliyorum." dedim Akif babama bakıp. Mutfaktan ayran ve meyve suyunu da alıp salona geçmiştim. İçecekleri ortaya koymuştum kim ne içiyorsa içsindi zaten iki tür içecek vardı ve ikiside bir buçuk litreydi yani bize fazlasıyla yeterliydi.

Herkes masaya oturduğunda yemekleri tabaklara dağıtmaya başladım. Yemekleri tabaklara boşaltmayı bitirince bende yerime geçip oturdum. Tam ağzıma bir kaşık almıştım ki Züleyha Hanım'ın sorduğu soruyla öksürmeye başlamıştım.

"Melek kızım, Toprak'la senin düğününü bir an önce yapalım diyoruz. Sen ne dersin? Sana da uygun mu?" diye sormasıyla, hızlıca boş bardaklardan birine su koyup içmiştim. Öksürük krizimin durmasıyla birlikte "Züleyha Hanım, evlilikten bahsediyoruz. Bu kadar acele olmak bize zarar verebilir. Ben düğünü zamana bırakalım derim. Acele etmeyelim." dediğimde Akif babamdan ve Ata Bey'den haklısın bakışlarını almıştım.

Züleyha Hanım'da dediklerimi düşünmüş olacak ki; "Haklısın kızım, ben bu kadarını düşünemedim. Malum Toprak'ı biliyorsun, biraz ketum birisi bu yüzden bende Toprak'ı evlendirip evden göndermek istiyorum." dediğinde ona kesinlikle hak vermiştim.

"Size hak veriyorum Züleyha Hanım. Bazen bende Toprak'ın ketum ve duygusuz birisi olduğunu düşünüyorum." dediğimde masadan birisinin öfke dolu bakışları altında kaldığımı anlamıştım. Toprak benim bu verdiğim cevaba oldukça öfkelenmiş olmalı ki, şu an havada yoğun bir öfke hissediyordum.

“Melek!” dedi tehditvari bir sesle. Bunu masadakilerin anlamamış olduğunu hiç sanmıyordum. Hepsine tek tek baktım. Ata Bey’in suratından rahatsız olmuş gibi bedeni kaskatı kesilmiş ve yüzü solmuştu. Toprak bu adama ne yapmıştı da Ata Bey bu hale gelmişti merak ediyorum.

“Toprak!” dedi başka bir ses. Bu kişi annesi Züleyha Hanım’dan başkası değildi. O da Toprak’a tehditvari bir şekilde adını söylemişti sanırım.

Züleyha Hanım’ın yüzüne ve bedenine bakıp Toprak’a ne ile ilgili tehdit etmeye başlamıştı merak ediyordum ama Züleyha Hanım asla bana açık vermiyordu. Bu hoşuma gitmemişti.

Tekrar yüzümü Ata Bey’e döndüğümde yüzünün daha da solduğunu gördüm. Bu kesinlik normal değildi. Hiçbir şey çaktırmadan yeni bir sohbet başlatmam gerekiyordu.

“Ata Bey, siz iyi misiniz?” diye sordum. Bu sorumla herkes suratının hatta bedeninin daha da solgun gözüktüğünü fark ettiler. Ata bey birden kaskatı kesildi ama nedenini anlamadım. Aynı soruyu bir daha sordum. “Ata Bey, gerçekten korkutuyorsunuz beni siz iyi misiniz?” diye soru mu tekrarladım.

“Ha ha ha Ata hep böyledir kızım. Ben veya toprak ikimizden birisi tehditvari bir şekilde konuşursa kal gelir ona.” dedi Züleyha Hanım. Züleyha hanım böyle deyince içim bir huzursuz oldu normalde benim bugün huzurlu olmam gerekirken kendimi huzursuz bir ortamda buldum bu nasıl bir şeydir. İçime derin bir nefes aldım ve yavaşça verdim.

Bir anda herkes bana bakmaya başladı nedenini hiç anlamadım. “Ne oldu? Neden herkes bana bakıyor?” diye sorduğumda iklim hemen benim şu an ki fotoğrafımı çekip gösterdi. İlk başta fotoğrafta hiçbir şey görememiştim. “İklim burada hiçbir şey yok.” dediğimde iklim fotoğrafımı büyüttü ve bana ekranı tekrar çevirdi.

Bu sefer garipliği fark etmiştim, alnımda büyük bir sivilce çıkmıştı. Gözlerim İklim’e kaydığında “Sen yemeklere ne koydun?” diye sordum İklim’e. “Abla, vallahi de billahi de unuttum karabibere ve pul bibere alerjin olduğunu.” Dediğinde ona şok içerisinde baktım.

“Hay senin yapacağın yemeğe ben İKLİM” dedim masadan kalkıp mutfağa alerji hapımı almaya giderken umarım evde kalmıştır yoksa onu boğarak öldürebilirdim. “Bunu, bu hafta kaç kez yaptığının farkında mısın sen İklim!” diye söylenmeye devam ediyordum bir yandan da.

İlaç kutusunu elime aldığım gibi salladım en anlaşılır yöntemdi bu. Eğer içinde hala hap varsa çıkardığı sesten anlayabilirdim. Kutunun içinden hiçbir ses gelmemesinden korktuğum şeyin başıma geldiğini anladım. İlaç bitmişti. Alerjimin etkileri çok hızlı bir şekilde başlamıştı ilk önce vücudum kaşınmaya başladı ve nefes alamamakla beraber elimdeki şişenin düşüp kırılması bir oldu daha fazla ayakta kalamayacağımı anladığımda derin nefesler almaya çalışarak yere çömeldim bir yandan da boğazımı tutuyordum.

*****

(Günümüz- İlahi Bakış Açısı)

Kadın soğuk alan bir kulübe de hasta olmuş bir şekilde yatakta yatıyordu. İki erkekten biri de bara gitmiş ve sarhoş olmuştu. O kadar sarhoş olmuştu ki yanına sarışın kızı fark etmemişti.

Diğer erkeğin ise aklı çok doluydu ne yapacağını bilmiyordu.

Havada ki yeni doğan güneş "Ben buradayım artık yeni bir güne açmaya hazırım." diyordu. Bardaki adam gözüne vuran ışıklarla açmıştı gözlerini yanına baktığında geceyi hiç olmaması gereken biriyle geçirdiğini fark etmişti ve buna hiç sevinmemişti.

Diğer adam aklındaki düşünceler ile uyuyamamıştı. İyi mi yapmıştı bilmiyordu. Tek bildiği kadınla arasına mesafe koyması gerektiği gerektiğiydi ama kalbi onu ona sanki ihanet etmiş gibi hissediyordu. İhanete uğramadan ne demek olduğunu bile çok iyi biliyordu.

Çok uzaklarda olan diğer adam adamlarından birisinin ona ihanet ettiğini öğrenmişti ona ihanet edenin kim olduğunu bilmiyordu. Kadını ondan kim kaçırdı bilmiyordu. Adam öfkeliydi o adamı bulduğu yerde öldüreceğine yemin ediyordu.

"Senin kim olduğunu bulduğumda seni öldürmekten beter edeceğim hain."

Beğenirseniz ve yorum yaparsanız sevinirim.

Sizce sarhoş olan karakterimiz kim?

Melek'i dağ evine kaçıran kişi Melek ile ne İlgisi var?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

6okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.