Bölümler 4Şu an: 3. Bölüm
- 1 Karakterler18 kelime
- 2 1. Bölüm699 kelime
- 3 2.bölüm970 kelime
- 4 3. Bölüm766 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Okuldan eve giderken kızlarda benimle gelmişti. Nilda dışında. Onun ailesi baskıcıydı. Kızların yardımı ile evden içeri girerken abim beni hastaneye götürmeyi düşünüyordu. Çünkü ben dans ediyordum. Ama hobi olarak değil hayatım danstı benim. Başka hiçbir şey gelmiyordu elimden. Ne yemek yapabilirdim ne de Spor. Beceriksizdim anlayacağınız. Bu beceriksiz hayatımda tek bir dileğim vardı.Kpop idolü olmak. Sesim bazı insanlara göre daha inceydi bu sayede idol olmak daha rahat olabilirdi. Abim bağırarak söylendi.
" Ne olacak şimdi iz kalırsa"
"İz kalmayacak Demir"
"Şuan ne kadar stresli olduğumu düşünebiliyor musun çakma sarışın"
" Bana çakma sarışın deme bir, berfu da en az senin kadar stresli o yüzden daha fazla konuşma kızı strese sokuyorsun iki"
Abim bana dönerek
" Üstüne bir şey al üşürsün böyle"
Kızlara döndü
"Sizde berfunun dolabından biseyler alın hava soğuk"
"Aslında... Benim minik bir işim var gitsem daha iyi olacak"
" Tamam yarın görüşürüz Duru"
" Görüşürüz" diyerek Alara ve bana el salladı ve çıktı.
O gittikten sonra Alara ile benim odama doğru yürüdük.
Abim bizi dur işareti yaptı ve
" Ben alırım sen kalkma" dedi.
Kafamı salladım bir kaç dakika sonra abim yanımıza geldi ve bana bordo kalın hırkamı uzattı. Alaraya ise kendi gri hırkasını almıştı nedenini hepimiz biliyorduk. Hırkaları giydikten sonra Alaraya çok bol gelmişti. Ama bu onu tatlı gösteriyordu. Abim ve Alara bana yardım ederek arabaya bindiler. Abim hastaneye sürdü. Araba biraz ilerledikten sonra durdu bana yardım ettiler yine. Hastanenin asansöründen yukarı çıkarken ayağıma baktım mosmor olmuş ve şişmişti ayakkabı mı bile giyemiyordum tabanına basıp yürüyordum. Doktorun odasına geldiğimizde doktor ayağımdaki yaraya baktı. Ve bana 2 ay dans edemeyeceğimi söyledi. Buda kurslarimi 2 ay dans derslerine giremeyeceğim anlamına geliyordu.
Alara yanıma oturdu ve sırtımı sıvazladı.
Abimse
"öfff hayır ya şimdi kaç hafta bu gerizekalı nın mız mızlanmasını dinleyeceğim" diyerek elini alnına vurdu.
Abime göz devirdim. Doktor ayağıma sargı bezi sardıktan sonra kollarımın altına değnek verdi. Hastane Demir ( abim) bizi yemeğe götürdü. Herkes yemeklerini sipariş etti ben Midye ve köri soslu makarna sipariş ettim. Yemeklerimizi beklerken gözüme tanıdık bir sima çarptı. Biraz daha dikkatli bakınca kim olduğunu anladım. Yalın Uraz ve tuğra vardı. Ben daha makarnamı yeni bitirmisken abim yemeğini bitirip masadan kalktı ve bize masadan kalkmamamızı söyledi. Abim gittikten sonra bir tane Midye aldım elime. Ama yaklaşık dört dakkika onu açmaya uğraştım en sonunda pes ettim ve midyeyi geri bıraktım. O sırada bi gölge üstüme düştü. Bu gölgenin kime ait olduğunu çok iyi biliyordum. Yalın önümden midyeyi aldı ve tek hamlede açtı önüme bıraktı
"Ayağın nasıl diyeceğim ama pek iyi görünmüyor"
“Sanane."
Yalın elindeki midyeyi açmaya devam etti. Yüzünde en ufak bir ifade değişikliği yoktu.
“Merak ettim.”
“Etme.”
“Peki.” Midyeyi tabağıma bıraktı.Bir an şaşkınlıkla ona baktım.
“Ne?”
“Hiç.”
“Bakmayı bırak o zaman.”
“Sen bana bakıyorsun.”
“Çünkü masamda dikiliyorsun.”
Yalın hafifçe başını yana eğdi.
“Masana dikilmiyorum. Midye açıyorum.”
“Kim senden istedi?”
“Sen.”
“Ben senden hiçbir şey istemedim.”
“Beş dakika boyunca şu midyeyle uğraştığını gördüm.”
“Ben açacaktım.”
“Tabii.”
Ses tonundaki o küçümseyici tavır sinirimi bozdu.
“Ne demek tabii?”
“Hiçbir şey."
“Yalın.”
“Berfu.”
Alara araya girdi.
“Tamam, ikiniz de susun.”
Yalın ona baktı.
“Ben bir şey yapmıyorum.”
Alara kaşlarını kaldırdı.
“Senin bir şey yapmaman bile kavga çıkarıyor.”
Yalın cevap vermeden bana döndü.
“Ayağın gerçekten kötü mü?”
Omuz silktim.
“Biraz.”
“Şişmiş.”
“Fark ettim.”
“Üstüne basabiliyor musun?”
“Zor.”
“Dans edebiliyor musun?”
Sorumun geleceğini biliyordum ama yine de hazırlıksız yakalandım.Bir saniye duraksadım.
“Şimdilik hayır.”
Yalın kaşlarını çattı.
“Şimdilik?”
“Doktor birkaç gün dinlenmem gerektiğini söyledi.”
Bu tamamen yalan değildi.Sadece doktorun söylediği her şeyi anlatmıyordum.Yalın bir şey söylemedi.Tam o sırada telefonum titredi.Ekrana baktığımda dans kursunun grubundan mesaj geldi.“Yarınki prova saat 17.00.”Mesajı hemen kapattım.Yalın göz ucuyla telefonuma baktı ama bir şey sormadı.Sandalyeyi geriye itti.
“Ben gidiyorum.”
“Git.”
Ayağa kalktı.
“Geçmiş olsun.”
“Sağ ol.”
Yalın birkaç adım attıktan sonra durdu.Arkasını dönmeden konuştu.
“Bir dahaki sefere merdivenlerden uçmadan önce etrafına bak.
”Gözlerimi devirdim.“Bir dahaki sefere sen beni itme.”
“Ben itmedim.”
“Yanımdaydın.”
“Yanında olmak suç mu?”
“Senin yanında olman genelde sorun.”Tuğra uzaktan seslendi.
“Yalın! Geliyor musun?”
“Geliyorum.”Son kez bana baktı.Sonra arkadaşlarının yanına gitti.Alara derin bir nefes aldı.
“İkiniz gerçekten yorucusunuz.”
“Ben hiçbir şey yapmadım.”
“Sen doğduğundan beri kavga etmeye hazırsın zaten.”Alara güldü.Ben ise istemsizce telefonuma tekrar baktım.Mesaj hâlâ oradaydı.Prova.İki ay boyunca gidemeyeceğim bütün provalar, dersler, çalışmalar gözümün önünden geçti.Telefonu kilitledim.Alara bunu fark etmiş olacak ki sessizce elimi tuttu.“İyi misin?”“İyiyim.”“Berfu.”“Gerçekten iyiyim.”Başını salladı ama inanmadığını biliyordum.Tam o sırada abim uzaktan geldi.“Hazır mısınız?”“Evet.”Demir ayağıma baktı.“Yavaş kalk.”“Biliyorum.”Değneklerimi elime aldım. Alara bir tarafımdan, Demir diğer tarafımdan destek oldu.Ayağa kalktığımda gözüm istemsizce Yalın'ın oturduğu masaya kaydı.Yalın artık bize bakmıyordu.İyi ki.Çünkü onun bilmesini istemediğim tek bir şey vardı.Benim için dans, iki günlüğüne ara verilecek bir şey değildi.Ama bunu kimseye anlatmaya da niyetim yoktu.Özellikle Yalın'a.Çünkü onun karşısında zayıf görünmek istemiyordum.Hem de hiç.
Bölüm etkileşimi
