2. bölüm / 4
K u s u r s u z d ü ş m a n l ı k1. Bölüm
Bölümler 4Şu an: 1. Bölüm
- 1 Karakterler18 kelime
- 2 1. Bölüm699 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 2.bölüm970 kelime
- 4 3. Bölüm766 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bazı insanları unutmak kolaydı.
Bazılarını ise her gün görsen bile unutmuş gibi davranmak zorundaydın.
Ben ikinci seçeneği yaşıyordum.
Koridorun sonundaki kalabalığın arasından onu gördüğüm an, elimdeki telefonu biraz daha sıkı tuttum.
Yalın.
Üzerinde okul forması vardı. Kravatı her zamanki gibi gevşekti. Etrafında birkaç kişi konuşuyor, Tuğra bir şeyler anlatıp kahkahalar atıyordu. Uraz ise telefonuna bakıyordu.
Yalın ise...
Hiçbir şey yapmıyordu.
Sadece duruyordu.
Ama yine de herkesin dikkatini çekiyordu.
Eskiden bu görüntü hoşuma giderdi.
Şimdi midemi bulandırıyordu.
Yanımdaki Duru, bakışlarımı fark edip yüzüme baktı.
"Bakma."
"Bakmıyorum."
"Berfu."
"Ne?"
"Üç saniyedir ona bakıyorsun."
Gözlerimi hemen kaçırdım.
"Tesadüf."
Duru kaşını kaldırdı.
"Tabii."
Alara araya girdi.
"Ben olsam bakardım."
Nilda gözlerini telefonundan ayırmadan konuştu.
"Ben olsam hiç umursamazdım."
"Sen zaten hiçbir şeyi umursamıyorsun," dedi Alara.
"Doğru."
İstemeden gülümsedim.
Sonra koridordan gelen kahkahayı duydum.
Yalın'ın kahkahası değildi.
Tuğra'nındı.
Başımı kaldırdığımda üçü bize doğru geliyordu.
Duru'nun yüzü anında değişti.
Ben de dikleştim.
Yalın yanımızdan geçerken göz göze geldik.
Bir saniye.
Belki daha az.
Ama o bir saniye bana geçmişteki bütün günleri hatırlatmaya yetti.
Bir zamanlar bana bakarken gözlerinin içi gülerdi.
Şimdi ise gözlerinde yalnızca soğukluk vardı.
Yalın yanımdan geçti.
Tek kelime etmedi.
Ben de etmedim.
Çünkü ikimiz de biliyorduk.
Aramızda söylenmemiş çok fazla şey vardı.
Her şey iki yıl önce başlamıştı.
O zamanlar Yalın'la düşman değildik.
Tam tersine.
Onu seviyordum.
Hem de kimseye söyleyemeyecek kadar.
Yalın da beni seviyordu.
En azından ben öyle sanıyordum.
Sonra bir gün, onun benim hakkımda söylediğini düşündüğüm bir konuşmayı duydum.
"Berfu'yla olan şeyin ciddi olduğunu mu sanıyorsun?"
Tuğra'nın sesiydi.
Yalın'ın cevabını tam duyamamıştım.
Sadece birkaç kelime...
"Zaten..."
"...başından beri..."
"...yanlış anladı."
O gün duyduğum kadarı bana yetmişti.
Benimle dalga geçtiğini, aramızdaki ilişkinin onun için hiçbir anlamı olmadığını düşündüm.
Karşısına çıktığımda tek bir şey söyledim.
"Bir daha benimle konuşma."
Yalın şaşırmıştı.
"Ne?"
"Duymadığımı sanma."
"Berfu, ne duyduğunu bilmiyorum ama—"
"Bilmek istemiyorum."
"Dinle beni."
"Hayır."
O gün arkamı dönüp gittim.
Ertesi gün ise Yalın'ın bana yazdığı mesajı bile açmadım.
Sonra o da sustu.
Ben sustum.
Ve iki yıl boyunca birbirimize düşmanmışız gibi davrandık.
Ama bugün ilk kez aklıma bir soru takılmıştı:
Ya o gün duyduğum şeyin devamını hiç duymadıysam?
Bu düşünceyi kafamdan atmaya çalışırken telefonum titredi.
Bilinmeyen bir numara.
Tek bir mesaj vardı:
"O gün Yalın'ın ne söylediğini gerçekten duymak istiyorsan, bugün okul çıkışı eski spor salonuna gel."
Ekrana birkaç saniye boyunca baktım.
Sonra istemeden koridorun diğer ucuna baktım.
Yalın da bana bakıyordu.
Bu kez gözlerini kaçırmadı.
"Berfu."
Duru'nun sesiyle başımı çevirdim.
"Ne?"
"Eski spor salonuna gidecek misin?"
"Hayır."
Alara hemen araya girdi.
"Mesajı merak etmiyor musun?"
"Hayır."
Nilda telefonu cebine koydu.
"Yalan söylüyor."
"Sağ ol Nilda."
"Rica ederim."
Tam o sırada arkamızdan bir ses geldi.
"Berfu."
Yalın.
Duru hemen ona döndü.
"Ne istiyorsun?"
Yalın gözlerini Duru'dan ayırmadan konuştu.
"Seninle konuşmuyorum."
"Ben de seninle konuşmak istemiyorum ama konu arkadaşım olunca işler değişiyor."
Tuğra araya girdi.
"Sabah sabah yine başladık."
Uraz sakin bir şekilde, "Bırak onları," dedi.
Yalın bu kez bana baktı.
"Mesajı aldın mı?"
"Sen mi attın?"
"Hayır."
"Kim attı?"
"Bilsem sana sormazdım."
Kaşlarımı çattım.
"Benimle oyun oynama."
"Seninle oyun oynadığım zamanlar geride kaldı."
Koridor bir anda sessizleşti.
Alara'nın yüzündeki gülümseme kayboldu.
Duru, Yalın'a sertçe baktı.
"Konuyu kapat."
Yalın cevap vermedi.
Ben ona doğru bir adım attım.
"Geçmişi açacaksan açık açık konuş."
"Sen konuşmamı istemiyordun."
"Çünkü o gün ne söylediğini biliyorum."
Yalın'ın yüzü bir anda değişti.
"Hayır."
"Ne hayır?"
"Sen hiçbir şey bilmiyorsun."
"İki yıl önce bana ne dediğini unutmadım."
"Ben de senin bana ne yaptığını unutmadım."
"Ben sana hiçbir şey yapmadım!"
Yalın güldü.
Ama bu kez gülüşünde eğlence yoktu.
"Tabii."
"Yalın!"
"Ne?"
"Ben senden nefret ediyorum."
"Bu konuda hemfikiriz."
Arkasını dönüp Tuğra ve Uraz'la birlikte uzaklaştı.
Alara bana baktı.
"Bu çocukla eskiden sevgili olduğunuza hâlâ inanamıyorum."
Duru hemen Alara'nın koluna vurdu.
"Şimdi sırası mı?"
Nilda omuz silkti.
"Değil."
"Ne?" dedim.
Nilda bana baktı.
"Mesajı atan kişi hâlâ cevap bekliyor."
Telefonumu çıkardım.
Yeni mesaj gelmişti.
"Eski spor salonu. Bugün. 17.00."
Altında bir fotoğraf vardı.
Fotoğrafa baktığım anda yüzüm değişti.
Duru telefonu elimden aldı.
"Bu ne?"
Fotoğrafta iki yıl önce Yalın'la birlikte olduğum günlerden bir kare vardı.
Ama fotoğrafı ben hiç görmemiştim.
Alara yaklaştı.
"Berfu..."
Nilda fotoğrafa dikkatlice baktı.
"Bu fotoğrafı kim çekmiş?"
Cevap veremedim.
Çünkü fotoğrafın altında bir tarih vardı.
Ve o tarih...
Yalın'la kavga ettigim gündü....
Devami için 3 like yeter
Bölüm etkileşimi
