8. bölüm · JANDARMA VE DERİN DEVLET
Bölüm 8
Bedel
Azad Reşo’nun adı ilk kez açıkça telaffuz edildiğinde
odada kimse konuşmadı.
Çünkü o isim, Nusaybin’de sadece bir adam değildi.
O isim para demekti.
Silah demekti.
Ve ölümler demekti.
İstihbarat gece 02.18’de geldi.
Netti.
Kaçış yoktu.
Azad Reşo, sınır hattına yakın, yarım kalmış bir betonarme binadaydı.
Altı kat.
Çevresi boş.
İçerisi doluydu.
Emir Yalçın haritaya baktı. “Direnecek,” dedi.
“Ve ses getirmek isteyecek.”
Yüzbaşı Alper Korkut başını kaldırdı. “O zaman,” dedi,
“sessiz girmeyiz.”
Operasyon sabaha karşı başlatıldı.
Özel Harekat timleri üç koldan ilerledi.
TEM arka çevreyi kapattı.
Keskin nişancılar karşı binalara yerleşti.
Elektrik kesildi.
Sinyaller sustu.
Kapı patlatıldı.
İlk katta temas başladı.
Uzun namlular konuştu.
Duvarlar parçalandı.
Merdiven boşluğu dumanla doldu.
“Temas var!”
“Üst katlardan ateş geliyor!”
İkinci katta bir el bombası patladı.
Şarapnel duvara değil, adamlara girdi.
Bir Özel Harekatçı yere düştü.
Boynundan vurulmuştu.
“Şehit!” diye bağırdı biri.
Ses yankılandı.
Ama operasyon durmadı.
Üçüncü katta TEM personeli Murat Kaya vuruldu.
Göğsünden.
Yere yığıldı.
Emir onun yanına çöktü.
Nabız yoktu.
Emir ayağa kalktığında yüzü değişmişti.
Artık operasyon değil, hesap vardı.
“Dördüncü kata giriyoruz,” dedi.
“Kimse geri çekilmiyor.”
Beşinci katta ikinci Özel Harekatçı vuruldu.
Merdivende kaldı.
Silahı elinden düşmedi.
Son kata ulaşıldığında bina sessizdi.
Azad Reşo, duvara yaslanmış halde bulundu.
Silahı elindeydi ama ateş etmedi.
Gözleri Emir’e takıldı.
“Geç kaldınız,” dedi sakin bir sesle.
“Bu şehir çoktan yanmaya başladı.”
Emir silahını indirmedi. “Yanacak,” dedi.
“Ama sen içeriden izleyeceksin.”
Azad Reşo kelepçelendi.
Saat 06.47.
Operasyon bittiğinde
üç tabut hazırlanıyordu.
İki Özel Harekatçı.
Bir TEM personeli.
Aynı sabah haber kanalları alt yazı geçti:
“NUSAYBİN’DE DEV OPERASYON: AZAD REŞO YAKALANDI”
“3 GÜVENLİK GÖREVLİSİ ŞEHİT”
Sosyal medya kaynadı.
Siyasiler açıklama yaptı.
Ülke bu ismi ilk kez öğrendi.
Mardin Valisi kameraların karşısına çıktı. “Bu operasyon,” dedi,
“devletin geri adım atmadığının göstergesidir.”
Savcı Selin Çiçek adliyeye girerken konuşmadı.
Ama Azad Reşo’nun dosyasını kendi eliyle aldı.
Emir Yalçın jandarma bahçesinde durdu.
Üç tabuta baktı.
Bu zafer değildi.
Bu bedeldi.
Ve Emir artık şunu biliyordu:
Bu dosya onu yükseltmeyecekti.
Bu dosya
onu geri dönüşü olmayan bir yere sokmuştu.
