İTHAMKÂR kitap kapağı

1. bölüm / 4

İTHAMKÂR

Masumiyet

Vaveyla Yazarı: Ceren Can

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: Masumiyet

1. Bölüm
Deva Akay'dan...
Kuşların cıvıltısı yatağımın sıcaklığı ile birleştiğinde, gün tüm görkemiyle ağarıyordu. Ben ve ailem, babamın işi nedeniyle bugün de gözlerimizi farklı bir şehre ama aynı güneşe açmıştık. Lakin işin garibi, bu bizim son tayinimizdi.Sayın Başkomiserim, babam Kemal Akay, emekliye ayrılmadan önceki son görev yeri olan İstanbul'a atanmıştı. Buraya neredeyse hayatımda ilk defa geliyordum ve ayak bastığımdan beri içim kıpır kıpırdı; tuhaf ama iyi hissediyordum. Buradaki görev süremiz iki yıldı. Bakalım canım memleketim Aydın'a yolumuz ne zaman düşecekti, kim bilir?
Bugün İstanbul'daki okul hayatımın ilk günüydü. Günlerden pazartesi, saat sabah yediydi. Çok heyecanlıydım. İstanbul'daki yeni okulumda 7. sınıf olarak başlamanın mutluluğu mu desem, yoksa tüm okulun çoktan kaynaşmış olduğu düşüncesiyle yalnız kalacağımın üzüntüsü ve korkusu mu desem, bilemiyordum.Bugün annem kestane rengi saçlarımı balıksırtı örmüştü. Saçlarımın güneşteki görüntüsü, kahve ile kızıl arası bir tonda parlayarak harelere dönüşüyor ve beyaz tenimi daha da ortaya çıkarıyordu. Okul formamızın beyaz olmasına çok sevindim, altında da siyah bir eteğimiz vardı. Çantamı ve eşyalarımı hazırladıktan sonra annemle vedalaştım. Birtanem bugün uzun, 24 saatlik bir hastane nöbetine gidiyordu. Ona bol şans diledikten sonra okulun kapısından adımımı attım.
Karşımdaki devasa okul, gözlerimi resmen büyülemişti.Hemen sırama geçtim. İstiklal Marşı'mızı okuduktan sonra sınıflara dağıldık. Sınıfta herkesin geçen seneden kurduğu bir yer sırası vardı belli ki. Bense öğretmenimizin gelmesini bekledim. Sağ olsun öğretmenim de beni ayakta bekletmeden çabucak sınıfa geldi ve benden o müthiş kelimeleri istedi: "Hoş geldin Deva, biraz bana ve arkadaşlarına kendinden bahseder misin?"Tabii ki bahsederdim ama keşke adım ve soyadım dışında hakkında bahsedebileceğim çok daha derin şeyler olsaydı.
Her neyse, sakinleştim ve anlatmaya başladım: "Adım Deva, soyadım Akay. Buraya babamın işi sebebiyle geldik. Yüzme sporu ile ilgileniyorum, teşekkür ederim," dedim. Bunları söylerken niyeyse üzerime bir utanma ve titreme gelmişti. Neyse ki tüm bunları, sınıfta tam karşımda duran ve bana içten, sıcacık bir samimiyetle gülümseyen o kıza bakarak anlatabilmiştim. Gözlerimle ona teşekkür ederek onun yanındaki boş masaya oturdum.O sırada yoklama alınmaya başladı. Herkes tek tek el kaldırıyor, ben de isimleri öğrenmeye çalışıyordum. Yanımdaki kumral saçlı, ela gözlü dünya güzeli arkadaşımın adının 'Beliz' olduğunu öğrendim.
Öğretmenimiz her söylediği kişinin elini kaldırıp sesli bir şekilde "Burada!" demesini istiyordu. Sıra bana geçtikten sonra, sınıfta sıra arka taraflardaki bir çocuğa geldi. Hoca ismini okudu: "Alaz Arslan."Tüm gözler bir anda ona çevrildi. O ise çok yüksek olmayan ama net, kısa bir selamlama yapar gibi, "Burada," dedi. Arkası bize dönüktü ama profilden bakıldığında biraz soğuk ve somurtkan birisine benziyordu.
Bugün ve bundan sonraki uzun bir süre, ben ve Beliz'in sıra arkadaşlığı yaptığı müthiş keyifli bir zaman dilimine dönüştü. LGS sınavına girmeden önceki senemizde, kendime burada bulacağıma asla inancımın olmadığı güzellikte bir arkadaşlık edinmiştim.Bu günlerde sınıfımızda garip bir uğultu, bitmek bilmeyen bir hareketlilik vardı. Alaz denilen çocuk ve onun yanındaki, en az onun kadar sakin olan arkadaşı dışında sınıf fazla kaynaşmış, susmak bilmeyen bir ortama dönüşmüştü.
En sonunda öğretmenimiz isyan edercesine sinirlendi ve sınıfta yer değişikliği yapmaya karar verdi. Direkt arkadaki Furkan ve Asaf adlı çocukları bir hısımla tahtaya aldı. Beni, Beliz'i ve birkaç kişiyi daha alıp farklı yerlere koyacağını söyledi. Beliz'le birbirimizin ellerini sıkıca tuttuk öğretmenimiz bizi ayırmasın diye.
Amma velakin, çoktan Beliz, Alaz'ın sıra arkadaşı Kayra'nın yanına oturtulmuştu bile.Herkes tek tek eşleştikten sonra hoca eliyle Alaz'ı işaret etti. İçimden, 'Bir dakika ya?! Ben o soğuk nevale ile nasıl oturacaktım? Beni öldürecekmiş gibi bakışları olan o çocukla nasıl bir sene boyunca yan yana duracaktım ki!' diye geçirdim. Maalesef Beliz'le yediğimiz uyarılar vesilesiyle, paşa paşa gidip oturacaktım bu serserinin yanına.
Oturduğumuzda anladım ki, serseri cidden uzun boyluydu. Gözlerim ister istemez (yalan, tamamen merakımdan) ona doğru kayıverdi. Gür, koyu kahve saçları ve çatık siyah kaşları vardı; kirpikleri ise o kadar uzun ve sıktı ki, görünce resmen kıskandım! Bir anda o kocaman, koyu kahve gözlerini üzerime dikti. Aslında uzaktan ne kadar asık suratlı duruyorsa, yakından bakınca gözleri bir o kadar sevimli ve parlak gelmişti gözüme.
Ne bileyim, tuhaf bir şekilde bakışlarında tatlı bir şeyler vardı işte. İlerleyen günlerde onunla sadece bir şeyler isteyerek (silgi, kalemtıraş falan) iletişim kurabildim. Çok az da olsa benimle konuşuyordu ya da ben çok çeneli olduğum için çocuğun iki kelime etmesi bile bana büyük bir başarı gibi geliyordu.Zaman su gibi akıp geçti, okulda birinci haftamızı bitiriverdik.
Cuma günü geldiğinde sınıfımızda başka bir telaş vardı; çünkü sınıfımızın neşesi Beliz'in doğum günüydü. Ailesi, onunla birlikte yiyebilmemiz için kocaman bir pasta yaptırmıştı. Kutlamayı yapıp biraz bahçede gezindikten sonra tekrar sınıfımıza çıkıp sıralarımıza oturduk. Aniden kapının tıklatılmasıyla kafamızı kapıya doğru çevirdim. Gelen müdür yardımcımızdı.
Gözlerini sınıfın üzerinde gezdirdi ve en sonunda Alaz'la buluşturdu. Ona ve öğretmenimize bakarak, "Hocam bölüyorum, Alaz'ın abisi geldi, gitmesi gerekiyor. Hadi Alazcığım, topla eşyalarını, abinin acelesi varmış," dedi.Kafamı hızla Alaz'a doğru çevirdiğimde, az önceki o sarsılmaz duruşunun yerini buz kesen bir ifadenin aldığını gördüm. Elleri gözle görülür bir şekilde titriyordu. Saniyeler içinde, sınıftaki hiç kimseyi umursamadan, sırasından fırlayıp koşarak dışarı çıktı.
Arkasında bıraktığı sıraya ve koridora doğru açılan kapıya şaşkınlıkla bakakaldım. Sınıftaki o neşeli doğum günü havası, yerini derin ve ürkütücü bir sessizliğe bırakmıştı. Kalbimin hızla çarptığını hissettim. Alaz'ın o korku dolu bakışları zihnime kazınırken, içimden bir ses o kapıdan çıktıktan sonra hiçbir şeyin hem Alaz hem de benim için eskisi gibi olmayacağını fısıldıyordu. Ve nitekim, öyle de oldu.

"Işıkları sönen bir hayatın ilk çığlığıydı o günkü gidiş. Alaz arkasında sadece boş bir sıra değil, gelecekte onu kendi cümleleriyle vuracak karanlık bir kumpasın ilk düğümünü bırakmıştı."

CEREN CAN

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

4okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18