3. bölüm · İstasyon
3.bölüm Acımı Trajedimi?
Bize bakıyor, boş boş sırıtıyorlardı. Elf, "Merhaba G-46. Merak etme, yine kaybolmadım. Bu sefer yalnız değilim ehe." dedi. G-46 güldü. "İlk gün, ilk oyun. Hadi seçim yap: Acı mı, trajedi mi?" Ona baktım. "Sen G-47'sin, başlangıçtaki çocuksun. Ama burada ne işin var?" "Ah, anladım. Yine biriyle uğraşıyorsun. Neden?" G-47 sırıttı. "Sen cevap ver artık. Acı mı, trajedi mi? İlk oyun buna göre. Yani gideceğin oyunu seçiyorsun." Güldüm. "Yani biz, Elf ve ben, kaçırılıyoruz; sonra da oyun oynatıyorsunuz? Burası Squid Game falan mı? Haha." Elf, "Acı diyeceğim ben. Sen?" dedi. "Ben de." Cevaplarımız ve gülüşmelerimiz sadece bir saniyelik bir komiklik gibiydi. Başım bir anda dönmeye başladı. Son gördüğüm şey G-47'nin sırıtışıydı. Gözümü açtım. "Aha Elf, uyan! Bizi Squid Game'e atmışlar. Dev bir bebek var!" Elf etrafa baktı. "Bu bir bebek değil ama. Baksana, maske takıyor ve ucunda kan olan bir kılıcı var. Korkunç." "O kadar korkma Elf." diye cevap verdim. En fazla ne olabilirdi ki? Arkamızda minik bir kapı kapandı. Anons: "Lütfen altı küpten birinin içine girin." Elf düştü. Sinirli bir şekilde ayağa kalktı. "Hey! Bana çarptın!" Siyah kapüşonlu bir adam cevap verdi: "Hah, çöpü devirmek istememiştim." Sinirlendim ve adama doğru yürümeye başladım. Adam gülerek küplerden birine girdi. "Haha, şimdi gel." Küpün kapısı kapandı. Adam içeriden bana hareket çekti. Elf'le birlikte diğer iki küpe geçtik. Başka insanlar da geldi ve küpler doldu. Küpün içi garipti. Oturacak bir yer yoktu. Sadece alanın yarısı saydamdı ve saydam zeminde bir panel vardı. Anons: "Herkes panelden üç şey seçsin." Panel açıldı. "Bu da ne?" Seçenekler: Beyin, Göz, Kalp, Kol ve Çöp. Çok garipti. Birinci seçeneğim beyin oldu. İkinci olarak kalbi seçtim. Üçüncü... "Çöp mü seçsem? Yok..." Sonunda kolu seçtim. Herkes seçimlerini yaptı. Anons: "Hazır olun." Ne olacaktı? Küpler bir anda havalanmaya başladı. Dışarı baktım. Saydam zemin bunun içindi. Gökyüzü maviydi ama güneş yoktu. Sanki sahteydi. Küpler, dev figürün önünde dört önde, dört arkada olacak şekilde dizildi. Uçuyorduk. Anons başladı: "Oyun: Kılıç Tuzağı. Kılıç aşağı, yukarı, sağ ve sola hareket edecektir. Kılıç durduğunda bulunduğu yöndeki ilk küpe vuracaktır. İkinci küpe ulaşamayacaktır. Size vurduğunda ilk seçiminizi kaybedersiniz. Eğer üç seçiminizi de kaybederseniz arkanızdaki kapak açılır ve aşağıdaki piranalara düşersiniz. Toplam 12 vuruş olacaktır. Tüm vuruşların sonunda piranalar ölecek ve aşağıya atlayacaksınız. Kılıcın harekete başlamasına son 30 saniye. Uyarı: 12. vuruşa kadar kılıç üç kez çöpe vurursa 2 dakikalık sayaç başlayacak ve sürenin sonunda oyun bitecektir. Oyun başlasın." Elf'in küpü önümdeydi. O şu seçimleri yapmıştı: 1. Çöp, 2. Çöp, 3. Beyin. Elf benim seçimlerime baktı ve korktu. Ama oyun çoktan başlamıştı. Panelde yön tuşları belirdi: Yukarı, Aşağı, Sağ ve Sol. Kılıç hareket edebiliyordu ama biz de hareket edebiliyorduk. Bir şarkı çalmaya başladı: "Aşağı yukarı sağa sola, kimse gelirse bum! Aşağı yukarı sağa sola!" Henüz tuşa basmamıştım. Yanımdaki küpteki bir kız, kimsenin gelmeyeceğini düşünüp aşağıya geçti. Hayır... Kılıç o küpe vurdu. Kulakları sağır eden bir ses çıktı. Kızın ilk seçimi neydi? Kol. Bir anda kolu patladı. Nasıl? Aşağı baktım. Kim kolunu kesecek diye bekliyordum ama kolu resmen patlamıştı. Demek ki üzerimizde bir cihaz vardı. "Hah, bu muymuş?" Şarkı tekrar başladı. Yukarı çıkabilirdi. Ortada kalmak tehlikeliydi. Aşağıda birinin yanına geçsem? Sağa vurursa ona, sola vurursa bana gelirdi. Ama kılıç yukarı veya ortaya da dönebilirdi. Ne yapacaktım? Seçim yaptım: Aşağı. Elf de aşağıya geçmişti. Sonra bir çığlık duydum. Hayır... Aşağıya doğru baktım. Kapüşonlu çocuk, Elf'in küpünün yanındaki küpteymiş. Kılıç ona vurmuştu. "Neden beyni seçtin ki?" Çocuk yere yığıldı. Kapağı açıldı ve suya düştü. Piranalar cesedin etrafında dönmeye başladı. Su kısa sürede kırmızıya döndü. Ama dur... Kılıç hâlâ hareket ediyordu. Yanımda durdu. Hemen yukarı çıktım. "Hah... kurtuldum." Ama gerçekten kurtulabilecek miydim?
