4. bölüm · İspanya Tutkusu
3. BÖLÜM: AYNI TOPRAĞIN İZLERI
(Lara'nın Ağızından)
Araz kapısını açıp indi. Tam kendi kapımın koluna elimi uzatacakken Araz'ın kapımı açtığını gördüm.
Allah'ım çok romantikti. Haksız mıyım kızlar? Erkekler beğendiği kızlara nazik davranmaz mi? Davranır şimdi bana sormayın Lara kendi kendine mi konuşuyorsun? Diye cevabını vereyim, Evet tabii ki bazen günlerce antreman yapar Araz ile görüşemedim. Hayatımda Araz'dan başka arkadaşım daha yoktu zaten o yüzden yalnızlıktan kafayı yememek için kendi kendime konuşuyorum. HAYIR Araz bana kapıyı açmıştı ve ben ona teşekkür etmemiştim. Hay Allah'ım ben ne kadar aptalım. Benden 5 adım kadar ilerideki acaba bana kızmışmıydı? Bunu öğrenmem gerekiyordu.
Adımlarımı hızlandırarak hemen yanına geçtim.
-Araz
Araz başına bana döndürdü
-Efendim?
Tamam sorun yok 'Ne-?' Dememişti sonuçta 'Efendim?' Demişt yani bana kızmamıştı. Araz'ın bana bakmaya devam ettiğini gördüm. Hay aksi şimdi bir şey söylemem gerekiyordu. Ben söyleyecek bir kelime bulamadan Araz,
-Bir şey mi oldu?
Tamam Lara Tamam sakin ol lütfen. Nefes al
-Yarın antrenmanın var mı?
Araz
-Hayır?
Şaşkın bir şekilde devam etti
-Da neden?
Şimdi Lara derin bir nefes alıyorsun sakin
-Şey diyecektim ya
-Şeyyy
Araz
-Ney?
Tamam söylüyorum,
-Yarın sinemaya gidelim mi?
Araz anlamamış gibi başını yana düşürdü
-Sinema mi?
ALLAHIM yoksa istemiyor muydu? Beğenmemiş miydi? Off Nefes al Lara,
-Sinema evet. Sevmez misin?
Araz
-Olur çok severim.
Ohh rahatladım tam o sırada annemin sesini kapının önünden duydum.
-Çocuklar gelmiyor musunuz?
Doğru ya buz gibi soğukta kapının önünde dikilmiştik.
-Geliyoruz anne
İçeri girerken Araz'ın beni izlediğini fark ettim ama bir şey söylemedim.
Büyük lüks mobilyalar ile donatılmış salona girdiğimde herkesin orada olduğunu gördüm. Annem, babam, yan yana oturuyordu. Ferda Teyze ve Diego Amca ise iki büyük koltukta örmüş bizi izliyordu.
Diego Amca
-Hoş geldiniz
Koltuğa otururken
-Hoş buldum
Araz'da yanıma oturdu
-Hoş bulduk
Gözlerim Ferda Teyzemin kahverengi gözlerini buldu sanki bir şey söyleyecek ama söyleyemiyor gibiydi. Ferda Teyze Araz'a döndü boğazını temizledi,
-Oğlum seninle bir şey konuşacağız
Diego Amca da dikkatle izliyordu sanki ihtiyaç olduğu dakika konuşmaya gorecek gibi. Araz başını kaldırdı,
-Tabii ki konuşalım.
Ferda Teyze konuşmaya nasıl başlayacağını bilemiyordu sanki. Araz bir şeyler olduğunu anlamıştı,
-Dinliyorum anne
Diego Amca söze girdi.
-Oğlum annen ve benim yaklaşık1 aylığına Türkiye'ye gitmemiz gerekiyor.
Araz başından aşağı kaynar sular dökülmüş gibi başını kaldırdı. Araz ailesine çok düşkündür onlarsız nasıl yapacaktı ki? Ben bile endişelenmiştim onun adına. Araz sesinin titremesine engel olmak için boğazını temizledi.
-Neden?
Ferda Teyze
-İş için sadece işimizi daha iyi yürütmek için 1 ay kalıp döneceğiz. Sakın endişelenme hem Alev Teyzede kalacaksın. İstemez misin?
Gözlerimi tekrar Araz'a çevirdim. Gözlerinindolmasını engellemeye çalışıyordu. Hep öyleydi çocukluğundan beri ağladığını, zayıflığını göstermezdi.
-Tamam. Fark etmez benim için.
Ferda Teyze
-O zaman biz çıkıyoruz
Araz
-Şimdi mi?
Diego Amca
-Ne kadar erken o kadar iyi.
Eğilerek oğlunun alnını öptü. Araz'ın kalbi paramparça olmuştu. Bunun gözlerinden anlayabiliyorum. Ferda Teyze de eğildi ve öptü.
-Gorüşürüz Oğlum.
Evden çıktıklarında Araz gözlerini bir noktaya sabitlemiş ağlamamak için kendini sıkıyordu.
Annem Araz'a eğilip
-Oğlum hadi odana geçelim. Saat çok geç oldu.
Araz başını salladı ve ayağa kalktı. Yüreğim Araz'ı bu halde görmeyi kaldırmıyordu. Elinden tuttum ve merdivenlerden çıktık. Araz'ı camın önündeki geniş Berjere oturttum. Yanına geçerek
-Nasıl hissediyorsun?
Araz
-Hiç bir şey... Hiç bir şey hissetmiyorum Lara
-Peki Tamam hiçbir şey hissetme ama böyle durma lütfen.
Derin bir nefes aldım ve devam ettim
-Konuş benimle.
Araz başını kaldırdı kehribar rengi gözlerini mavi gözlerime dikti.
-İstemiyorum. Hiç bir şey istemiyorum
O sırada Gözüm Araz'ın ayak bileğine kaydı. MOSMORDU Araz'ın ayak bileği çok morarmıştı. Oraya eğildim
-Araz...
Araz ayağını çekmeye çalıştı ama tuttum
-Bir saniye buraya ne oldu?
Araz üstelemeye çalıştı
-Bir sey değil ya maçta olmuştur. Hissetmiyorum bile
Derin bir nefes aldım.
-Bekle bir saniye geliyorum.
Diyerek odadan çıktım. Merdivenlerden aşağı inerken, yanmıştı canı yanmıştı Araz'ın canı yanmıştı çok yanmıştı. Bu gerçeğe inanmak istemiyordum. Onun canının acımasını istemiyordum. Mutfağa girdim dolaba yöneldim. Kapağını açıp bir buz torbası aldım. Aynı hızda yukarı çıktım.
Araz geniş berjere uzanmış bacaklarını kendine çekmiş oturuyordu.
Buz torbasını peçeteye sardım. O mosmor bileğinin üzerine koydum. Sonra Yanına oturup başını kucağıma aldım. O mis kokan koyu kumral saçlarını okşamaya başladım. Başımı eğdim kokladım, uzun uzun çok güzel kokuyordu. Dudaklarımı saçlarına yaslayarak uzun uzun öptüm.
-Biliyorum. Biliyorum bebeğim. Canının yandığını ama yanındayım. Yemin ederim yanındayım bak seni bırakmıyorum.
Araz sıktığı bedenini yavaşça gevşetti. Ellerim berjerin yanındaki masaya gitti telefonumu aldım. Spotify'a girdim kulaklığın bir ucunun Araz'ın kulağına takıp öbür ucunu da kendi kulağıma taktım ve o şarkıyı açtım. Meyhaneler sen...-Gece Yolcuları
İkimizin de kulağına aynı ritim, aynı söz ve aynı şarkı dolmaya başladı.
Direndim sabırla
Bir umut tutundum aşkına
Dönersin diye bir gün
Yandım, tutuştum uğruna
Meyhaneler sen, içtikçe biten ben
Senden vazgeçersem haram olsun
Tüm kadehler sen, kırılıp düşen ben
Beni mahveden sen, helal olsun
Gözlerim Araz'ın yüzünü buldu uyumuştu. Ben de o rahatlıkla gözlerimi yumdum. Büyük bir huzurla gözlerimi kapattım.
