3. bölüm · İspanya Tutkusu
2. BÖLÜM:ÇİM KOKULU HESAPLAŞMA
(Araz'ın Anlatımıyla)
Nefesim boğazımda düğümlenmişti, sol göğsümün altındaki o lanet ağrı her adımda kaburgalarımı zorluyordu. Tek dileğim maçtan sonra Lara'nın yanında onunla sohbet etmekti. Sağ kanattan bindiren Elvan'ı gördüm ama pas verecek zamanım yoktu; stoper üzerime çullanmak üzereydi. Trbünlerden kopan uğultu artık kulaklarımı tırmalıyordu ama umurumda bile değildi. Bütün dünya, önümde uzanan o yeşil sahadan ve kalecinin sağ köşesindeki o iki parmaklık boşluktan ibaretti. Ya şimdi bu topu ağlara yollayacaktım ya da her şeyi mahvedecektim. Ayağımın üstüne binen o sert vuruş hissi, kemiklerimde yankılandı.
Daha ne olduğunu bile anlayamadan dengemi kaybedip sahanın çimlerinde yuvarlanmak başladım.
Kalkmak istedim, hayır bu maçı bırakmam. Devam emek zorundayım. O sırada sağlık görevlilerini yanımda gördüm.
Nefesim kesiliyordu, hayır sakatlanamazdım. Baldırımdaki acı dayanılmazdı, sanki içeriye kızgın bir demir değiyor gibiydi.
Sağlık görevlisi müdahaleyi bitirdikten sonra bana döndü,
-¿Puedes continuar?
(Devam edebilir misin?)
Devam etmek istiyordum, devam etmemi gerekiyordu, devam etmek zorundaydım. Ama acım tarif edilemezdi, başımı 'hayır anlamında iki yana salladım.
-¡No, lamentablemente!
(Hayır maalesef)
Sağlık görevlileri, beni yedek klübesine otutturduğunda, gözlerim doluyordu. Kameralar önünde ağlamamak için kendimi zor tutuyorum.
Oturduğum koltukta başımı arkaya yasladım, tribünün sesi kulaklarımda çınlıyor. Hayır olamaz sakatlanma düşüncesi beni her şeyden çok korkutuyor. Bu ihtimali düşündükçe gözlerim dolduyor, kalbim sıkışıyordu. Bir yandan baldırımdaki sizi geçmek bilmiyordu sanki bıçak saplanmış ve etimi yarıyor gibi bir his veriyordu.
Gözlerim tribüne kaydı, lacivert bordo Barselona bayraklar, bizi destekleyen tribün. En önemlisi, gözlerim kahverengi saçlı, Mavi gözlü dünyanın en güzel kızına kaydı Lara. Endişeyle bana bakıyordu, korumasını istemiyorum baldırımdaki korkunç sızıya rağmen doğrulup Lara'ya el salladım. O da bana el salladığında koltuğa yaslanıp başımı arkaya attım. Oyun devam ediyordu dakika 83.
Ben ise 7 dakika boyunca acımla oturacağım.
O sırada takım arkadaşım Axel bana döndü,
-¿Estás bien?
(İyi misin)
Hayır hiçbir şey yolunda değildi maça devam edemediğim için kendimi çok kötü hissediyordum. Canım acıyordu en kötüsü de, Lara beni yerde görmüştü. Ama tabii ki bunları ona anlatamazdım, acımı göstermek istemiyordum.
-Sí, estoy perfectamente bien.
(Evet gayet iyiyim)
Axel
-De acuerdo
(Tamam)
7 dakika da bir şekilde çok şükür bitti. Ayağa kalktım, fena değil yürüyebiliyorum en azından yürüyebiliyordum.
Yanımda Axel ile soyunma odasına yürürken istediğim tek şey sakatlanmamış olmaktı.
Soyunma odasına geçtiğimde herkes o 3-1'lik galibiyetin sevincini yaşıyordu, ben ise sadece eve gidip Lara ile sohbet etmek istiyordum. Hızlıca uzerimi değiştirdim. Lacivert bir eşofman altı, siyah tişort ve Lacivert ceket. Soyunma odasından çıktığımda bir muhabir mikrofonu bana uzattı,
-¿Podemos hacer una entrevista?
(Röportaj yapabilir miyiz?)
Normalde olsa seve seve kabul ederdim ama şimdi olmazdı çok yorgundum, canım çok acıyordu. Tek istediğim evde Lara'nın kucağına uzanmaktı. İstemeye istemeye Röportajı reddettim.
-No, gracias.
(Hayır teşekkür ederim)
Yüzlerine bile bakmadan çıkışa yöneldim. Arabaya bindiğimde beni Lara karşıladı. Muhtemelen annemler beni beklemeden çıkmıştı.
Lara
-Hoşgeldin
Masmavi gözlerine baktım lanet olsun çok güzeldi. Yutkundum hoşlandığımı belli etmemeliydim.
-Hoşbuldum
Şoför arabayı sürerken Lara konuşmaya devam etti. Konuşmasından rahatsız değildim. Yemin ederim ki onun o güzel zarif sesini sabaha kadar dinleyebilirim.
-Maçta sen düşünce çok korktum.
Biraz duraksadıktan sonra devam etti,
-Nasıl ağrın var mı?
Vardı hem de çok. Sanki kızgın bir demir bastırılıyor gibi. Bunun tabi ki söyleyemedim. Dilimi damağıma vurarak 'cık' sesini çıkardım.
-Yok acımıyor.
Lara yüzünü bana biraz yaklaştırdı. Ona yalan söylerken yüzüne bakmamıştım, hep öyleydim birine yalan söylerken yüzüne bakamazdım ve Lara bu huyumu çok iyi biliyordu.
Lara
-Yalan söylüyorsun.
Sessizce
-Söylemiyorum
Lara
-Öyleyse aynı cümleyi gözlerime bakarak söyle.
Başımı biraz kaldırdım gözlerim mavi gözlerini buldu. Allah'ım o güzellikler her seferinde aklımı kaybediyordum.
Lara
-Söyle canının açamadığım söyle
Daha fazla yalan söyleyemeyeceğim.
-Tamam biraz acıyor.
Lara
-Birazmış
Diyerek sustu biraz yana kayarak başını cama yasladı Trip mi atıyordu? Evet trip atıyordu.
-Ciddi misin?
Lara omzunu silkti ve 'hı' diye bir ses çıkardı.
Dudakları yukarı kıvrıldı. Çok tatlı trip atıyordu. Ellerimi onun koltukta altına uzattım, bütün acıma rağmen Larayı gıdıklamaya başladım.
Laranın kahkahaları arabada yankılanıyor, o sesler bana enerji ve mutluluk veriyordu.
-Ha- Hahaha! A- Araz yapma! Hahha
Gıdıklamaya devam ederken
-Sen bana trip mi atıyorsun?
Derken parmaklarım Lara'nın koltuk altında daha hızlı haraket ediyordu.
Lara
-Ay tamam yeter.
Parmaklarımı çekerken hala gülüyordu
Tam o sırada telefonum çaldı 'Annem' parmağım aç tuşuna bastı. Telefonu kulağıma götürdüm.
-Efendim annem
Annemin yumuşacık sesi kulağıma doldu.
-Oğlum biz Alev teyzenlerdeyiz siz de oraya gelin.
YES BE! Lara'yı daha çok görecektim. Sesimdeki heyecanı bastırmaya çalışıp.
-Tamam hayatım geliyoruz.
Annem
-Tamam kuzum hadi bekliyoruz.
Telefonu kapattığında yüzümde aptal bir sırıtış vardı. O sekilde bir noktaya odaklanmıştım. Lara'nın sesi ile kendime geldim.
-Araz!
Hemen toparlanıp
-Efendim?
Lara
-Ferda Teyze ne diyor?
Boğazımı temizleyip,
-Annem ve babam sizin evinizde oturuyorlarmış. Size gidecekmişiz
Dedim sonra şoföre dönerek,
-Llévanos a la casa de Lara, por favor.
(Bizi Lara'nın evine götür lütfen)
Şoför dikiz aynasından gözlerime bakarak,
-Por supuesto, señor Araz.
(Tabii ki de Araz Bey)
Ben arkama yaslandım. Lara'ya bakıyordum hayatımda tanıdığım en güzel kadındı. Çocukluk arkadaşım daha doğrusu Çocukluk aşkımdı. Onunla büyümüştüm, onunla gülmüş onunla ağlamıştım. Anneme bile anlatamadığım şeyleri ona anlatmış bazen saatlerce omzunda ağlamıştım.
Lara ona uzun uzun baktığımı fark edince,
-Neden öyle bakıyorsun?
Sonra endişeyle elini yüzüne götürdü,
-Yüzümde bir şey mi var?
Elimi onun yüzüne götürdüğü eline koydum ve nazikçe indirdim.
-Hayır hayır sadece ben dalmışım. Yani sorun yok.
Nazikçe gülerek karşılık verdi.
-Anladım.
Önüme döndüm kalbim güm güm atıyor, heyecandan ellerim tir tir titriyordu. Başka bir şeye odaklanmak için başımı cama çevirdim, gözlerim Barselona'nın yağmurlu sokaklarını buldu. İzlemeye başladım.
O sırada arabanın radyosunda bir şarkı çalmaya basladı,
Sıcak Şarap-Batuhan Kordel
Bu şarkıyı çok seviyorum çünkü bana Lara'yı hatırlatıyor.
Şarkı sözlerini içimden tekrar etmeye başladım.
Ah, o güzel gözlerin döndürüyor başımı
Lütfen seni izlerken hor gör bu telaşımı
Tut elimden gidelim, bu şehirde huzur yok
Sıcak şarap içelim, ne de olsa vakit çok
Ah, Lara'nın o güzel gözleri döndürüyor başımı
Lütfen Lara'yı izlerken hor görsün bu telaşımı
Tutsun elimden gidelim, bu şehirde huzur yok
Lara ile birlikte sıcak şarap içelim, umarım vaktimiz çok olur
Bana neler yazdırdın, hiç farkında mısın?
Özelsin, benimsin, bu da en büyük şansım
İnsanlar konuşuyor ama hiç duymuyorum
Aklım fikrim hep sende, karşı koyamıyorum
Umarım özeldir, umarım benimdir
İnsanlar konuşuyor ben sadece Lara'yı duyuyorum
Aklım fikrim hep Lara'da karşı koyamıyorum
Tam o sırada araba durdu gelmiştik.
