6. bölüm · Işık Söndükten Sonra
Yanında Durmak
Kapı kapandıktan sonra etrafımızdaki ışıklar bir anlığına titredi.Sanki sistem kararsızdı.Ya bizi ayıracaktı ya da gerçekten birlikte bırakacaktı.İkisini birden yapamazmış gibi.
Efe'yle aynı odadaydık ama oda artık önceki gibi değildi.Daha genişti,daha boştu.
Ortada iki yatak vardı.Metal çerçeveli,ince yataklı.Aralarında bir adım mesafe.Ne çok yakın ne de uzak.
"Bu kadar mı?" dedim sessizce.
Efe etrafına baktı.
"Sanırım evet," dedi.
Sonra bana döndü.
"Derin... burası garip ama en azından yanlız değilik."
Yanlız değildik.
Ama yalnızlık bazen insan sayısıyla ölçülmüyordu.Bileğimdeki bant hâlâ duruyordu.Kırmızı ışık orada yanıp sönüyordu.
Efe'ninki de öyleydi.
Aynı anda yanıyorlardı.
Aynı anda sönüyorlardı.
"Bizi senkronladılar," dedim
"Kalp atışlarımızı falan..."
Efe dudaklarını bastırdı.
" Demek ki korkumuz da birlikte."
Bunu söylerken gülümsedi ama gözleri gülmüyordu.
O an fark ettim.Efe korktuğunda susanlardan değildi.Korktuğunda daha dikkatli bakanlardandı.
Yataklardan birine oturdum.
Metal soğuktu.
Bu yerin sıcakla hiçbir ilgisi yoktu.
"Uyuyabilecek misin?" diye sordu.
"Sanmıyorum."
"Ben de."
Sessizlik çöktü.Ama bu sessizlik rahatsız edici değildi.Birlikte susulan sessizlikler vardır.İnsanı yanlız hissetirmez.
Bir süre sonra Efe ayağa kalktı.Odanın köşesindeki kameraya baktı.Sonra sesini biraz alçattı.
"Derin," dedi.
"Burada söylediklerimizin hepsini duyuyorlar.
"Biliyorum."
"Bazılarını da hissetiklerini sanıyorum."
Kalbim hızlandı.Bant hemen tepki verdi.
"Bak," dedi fısıldayarak.
"İşte bu."
"Ne?"
"Sen böyle olduğunda."
"Nasıl?"
"Böyle... içinden birşey geçince."
Bir şey demedim.
Çünkü içimden geçen şeyi kelimelere dökersem, burası duyardı.Ve bazı şeyler duyulmamalıydı.
Hoparlörden doktorun sesi duyuldu.
"İlk gece başlıyor."
"İletişim serbest,fiziksel temas yasak."
Efe bana baktı.
Kaşlarını hafifçe kaldırdı.
"Dokunmadan," dedi.
"Sanki zor bir şeymiş gibi."
Gülümsedim istemeden.
Sonra ciddileştim.
"Bence zor," dedim.
"Bazı anlarda."
Bir an durdu.
Sonra başını salladı.
"Evet," dedi.
"Bazı anlarda."
Gece dediği şey burada karanlıktan ibaretti.
Zaman akmıyordu.
Saat yoktu.
Sadece nefeslerimiz vardı.
Bir süre sonra Efe uzandı.
Ben de uzandım.
Aramızdaki mesafe hâlâ aynıydı.
"Derin," dedi karanlıkta.
"Uyumazsan konuşabilir miyiz?"
"Zaten uyumuyorum."
"Ben de."
Bir an sustu.
Sonra:
"Daha önce hiç böyle bir yerde kalmış mıydın?"
"Hayır."
"Ben de.Ama garip bir şekilde... seni tanıyormuşum gibi."
Kalbim yine hızlandı.
Ama bu sfer korkudan değildi.
"Belki de," dedim.
"Bazı insanlar çok geç tanışsa bile erken hissedilir."
Uzun bir sessizlik oldu.
"Bu güzel bir cümleydi," dedi.
"Ezberimde yoktu."
"Belli."
Işık biraz azaldı.
Karanlık arttı.
"Derin," dedi tekrar.
"Buradan çıkarsak..."
Cümlesini tamamlamadı.
"Çıkarsak," dedim.
"Ne olur bilmiyorum."
"Ben de."
Ama sesinde bir şey vardı.
Bir tutunma.
Bir ihtimal.
Gözlerimi tavana diktim.
Tavan yoktu aslında.
Sadece karanlık.
"Efe?"
"Buradayım."
"Adımı söylediğinde..."
"Ne oluyor?"
"Burası biraz daha az korkutucu oluyor."
Bir an sustu.
Sonra çok sakin bir sesle"
"O zaman daha çok söylerim."
Işıklar tekrar yandı.
Ama bu sefer daha beyazdı.
Hoparlör açıldı.
"İlk gece tamamlandı," dedi doktor.
"Uyum stabil, bağ kuvvetli."
Bağ.
Bu kelime içimde yankılandı.
Kapı açıldı.
Ama bu sefer içeri kimse girmedi.
Sadece bir koridor açıldı önümüzde.
Efe ayağa kalktı.
Bana baktı.
Elini uzatmadı.
Ama bir adım benimle aynı anda attı.
"Hazır mısın Derin?" dedi.
Değildim.
Ama yanlız da değildim.
"Hazırım," dedim.
Ve birlikte yürüdük.
Dokunmadan.
Ama aynı yönde.
