4. bölüm · Işık Söndükten Sonra

Kırmızı Işık

nightbloom 7

Gözlerimi açtığımda ilk hissettiğim şey baş ağrısıydı.Sanki saatlerdir uykusuz kalmışım gibi.Tavana baktım.Düz,beyaz ama hastane beyazı gibi degil.Daha mat,daha soğuk.

Kıpırdanmak istedim.Oldu ama zor oldu.

Ayağa kalkarken dizlerim titredi.Duvara yaslandım.O an bileğimi fark ettim.İnce,siyah bir bant vardı.Ortasında küçük bir ışık yanıp sönüyordu."Bu ne şimdi" diye mırıldandım.

Oda küçüktü.Dört duvar,metal kaplama.Penceresi yoktu, kapı da yok gibiydi.
Sadece karşıda koyu renkli bir cam vardı.Tek taraflıydı,biliyordum.Ben bakıyordum ama biri beni izliyordu.

"Efe" diye seslendim.
Sesim duvarlara çarpıp geri döndü.Cevap gelmedi.
İçim sıkıştı.Onu en son gördüğüm an aklıma geldi.Yerdeydi, hareketsizdi.Doktorun sakin sesi hâlâ kulaklarımdaydı.

Hoparlörden hafif bir cızıltı geldi.
"Uyanman uzun sürdü."
İstemesemde sesini tanıdım.
"Efe nerede?" dedim.
"Ne yaptın ona?"
Bir süre sessizlik oldu.Bilerek sustuğunu hissediyordum."Hayatta," dedi sonunda.
"Bu senin için yeterli olmalı."

Yeterli değildi ama sustum.Çünkü bileğimdeki bant hafifçe ısınmıştı.Sanki söylediklerimi ölçüyordu.Sanki ben konuşmadan önce kararını çoktan vermişti.

"Bu bant," dedi doktor.
"Hareketlerini izliyor.Kalp atışını,stresini...Kuralları aşarsan uyarır."

Bir adım attım.
Bant daha çok ısındı.
Refleksle geri çekildim.

"Bak," dedi.
"Öğreniyorsun."

"Bizi niye buraya getirdin?" diye sordum.
"Bu kadar insan varken neden biz?"

Camın arkasından bir ışık yandı.Doktoru net göremiyordum ama orada olduğunu biliyordum.Varlığı bile yeterince ağırdı.

"Çünkü sen korktuğunda donup kalmıyorsun," dedi.
"Ve Efe o da vazgeçmeyenlerden."
Boğazım düğümlendi.
"Onu görmek istiyorum."

Bir ekran açıldı.Görüntü biraz bulanıktı ama yeterince netti.Efe bir sedyede yatıyordu.Gözleri kapalıydı.Göğsü yavaşça inip kalkıyordu.
"Derin..."
Ses...
Gerçekti.

Başımı kaldırdım.
Ekrandaki Efe'nin dudakları kıpırdadı.
"Derin," dedi tekrar, kısık bir sesle.

Kalbim sızladı.
İnsan bazen adını birinin ağzından duyunca, hâlâ hayatta olduğunu anlıyor.

"Efe..." dedim fark etmeden.

"Elini çok oynatırsan acı artıyor," dedi doktor.
"O yüzden sakin."

Yumruklarımı sıktım.Ama bir şey yapmadım.Bant buna bile tepki verdi, ışık daha hızlı yanıp sönmeye başladı.

O an anladım:
Burada tehlikeli şey hareket etmek değil, hissetmekti.
Duvarın bir yerinden metal bir ses geldi.Az önce fark etmediğim bir kapı açıldı.Duvarla aynı renkte olduğu için anlaşılmıyordu.

"Yürü," dedi doktor.
İstemeden ilerledim.Koridor dardı.Zeminde sarı çizgiler vardı.Duvarlarda numaralar,her şey fazla düzenliydi.İnsan hayatı bu kadar düzgün olamazdı.

Koridorun sonunda küçük bir oda vardı.Ortasında metal bir sandalye.Etrafında kablolar,ekranlar, sensörler...

"Burası deney odası," dedi.
"Ve hayır buraya zorla oturtmayacağım."

Bant hafifçe ısındı.
Sandalyeye baktım.Kaçış yoktu,oturdum.

Bileklerime ve ayaklarıma kayışlar takıldı.Çok sıkı değildi ama kaçamayacağım kadar sağlamdı.Bilerek öyle yapmıştı.İnsan kalabileceğini sanınca daha kolay itaat ediyordu.
Ekranlar açıldı.
Görüntüler akmaya başladı.
Çocukluğumdan anlar.
Unuttuğumu sandığım sahneler...
Karanlık bir gece.
"Bunları nereden biliyorsun?" dedim.

"Sen anlatmadın," dedi.
"Ama beynin sakladı."

Bir anda görüntü değişti.
Efe vardı,bana bakıyordu.
"Buradayım," dedi.
"Sakın bırakma."

Kalbim hızlandı.Bant kırmızıya döndü.
"Bu gerçek değil," dedim.
"Gerçek olsaydı," dedi doktor.
"Dayanabilir miydin?"

Nefesimi yavaşlamaya çalıştım.
Bir...
İki...
Bant yavaşladı,doktor sustu.
"İlginç," dedi.
"Kontrol etmeyi öğreniyorsun."

Başımı kaldırdım.
"Kurallarını anlıyorum," dedim.
"Ve Efe'yi buradan çıkaracağım."

Bir alarm sesi duyuldu.Kısa ama keskin.

"Deney durdurulsun," dedi doktor.

Ama yüzünden anladım.
Bu durmak değildi.
Sadece erteliyordu.

Ve o an fark ettim:
Korkuyordum.

Ama bazı insanlar,tam da korktukları anda kime tutunacaklarını öğrenirler.
Ve ben...
Efe'nin adımı söylediği o an,
henüz bilmesem de bir gün onu kaybetmekten her şeyden daha çok korkacağımı anlamıştım.