9. bölüm · IRKSIZ-Birinci Kitap Kırmızı

BÖLÜM 1 - ÖFKE 8

Yunus Ahlat

Bölümler
1 KÜNYE 2 Bölüm 1 - ÖFKE 1 3 BÖLÜM 1 - ÖFKE 2 4 BÖLÜM 1 - ÖFKE 3 5 BÖLÜM 1 - ÖFKE 4 6 BÖLÜM 1 - ÖFKE 5 7 BÖLÜM 1 - ÖFKE 6 8 BÖLÜM 1 - ÖFKE 7 9 BÖLÜM 1 - ÖFKE 8 10 BÖLÜM 1 - ÖFKE 9 11 BÖLÜM 1 - ÖFKE 10 12 BÖLÜM 1 - ÖFKE 11 13 BÖLÜM 1 - ÖFKE 12 14 BÖLÜM 1 - ÖFKE 13 15 BÖLÜM 1 - ÖFKE 14 16 BÖLÜM 1 - ÖFKE 15 17 BÖLÜM 1 - ÖFKE 16 18 BÖLÜM 2 - SEVGİ VE YENİ BAŞLANGIÇLAR 1 19 BÖLÜM 2 - SEVGİ VE YENİ BAŞLANGIÇLAR 2 20 BÖLÜM 2 - SEVGİ VE YENİ BAŞLANGIÇLAR 3 21 BÖLÜM 2 - SEVGİ VE YENİ BAŞLANGIÇLAR 4 22 BÖLÜM 2 - SEVGİ VE YENİ BAŞLANGIÇLAR 5 23 BÖLÜM 2 - SEVGİ VE YENİ BAŞLANGIÇLAR 6 24 BÖLÜM 2 - SEVGİ VE YENİ BAŞLANGIÇLAR 7 25 BÖLÜM 2 - SEVGİ VE YENİ BAŞLANGIÇLAR 8 26 BÖLÜM 2 - SEVGİ VE YENİ BAŞLANGIÇLAR 9 27 BÖLÜM 2 - SEVGİ VE YENİ BAŞLANGIÇLAR 10 28 BÖLÜM 2 - SEVGİ VE YENİ BAŞLANGIÇLAR 11 29 BÖLÜM 2 - SEVGİ VE YENİ BAŞLANGIÇLAR 12 30 BÖLÜM 2 - SEVGİ VE YENİ BAŞLANGIÇLAR 13 31 BÖLÜM 2 - SEVGİ VE YENİ BAŞLANGIÇLAR 14 32 BÖLÜM 2 - SEVGİ VE YENİ BAŞLANGIÇLAR 15 33 BÖLÜM 2 - SEVGİ VE YENİ BAŞLANGIÇLAR 16 34 BÖLÜM 2 - SEVGİ VE YENİ BAŞLANGIÇLAR 17 35 BÖLÜM 2 - SEVGİ VE YENİ BAŞLANGIÇLAR 18 36 BÖLÜM 2 - SEVGİ VE YENİ BAŞLANGIÇLAR 19 37 BÖLÜM 3 - YOLCULUK VE GÜVEN 1 38 Bölüm: BÖLÜM 3 - YOLCULUK VE GÜVEN 2 39 BÖLÜM 3 - YOLCULUK VE GÜVEN 3 40 BÖLÜM 3 - YOLCULUK VE GÜVEN 4 41 BÖLÜM 3 - YOLCULUK VE GÜVEN 5 42 BÖLÜM 3 - YOLCULUK VE GÜVEN 6

Arkasını dönüp yerde hala yatmakta olan Djorus’a yöneldi. Doktoru ve silahtarı Djorus’un yanına gelmişti ve ilk müdahaleyi yapıyorlardı. Sağ kolunda ki yara çok fazla derin olmamasına rağmen canını acıtıyordu. Doktor ilk önce yarayı yıkadı ve kuru bir parça kumaşla sildi. Yaranın üzerine bitki karışımlarından yapılmış merhemi sürüp iltizamlı bir şekilde sardı. Tüm bunlar olup biterken Arias da Djorus’un başında dikelmiş vaziyette dikkatlice izliyordu. İçinden çocukluktan beri tanıdığı bu kişiye karşı bir merhamet uyanmıştı. Her ne kadar bu mücadeleyi kazanmak istese de çocukluktan beri tanıdığı bu kişinin ölme ihtimali huzursuz ediyordu Arias’ı. Ama gerekirse bunu yapacaktı, yapmak zorundaydı.

Hafif bir gülümsemeyle “iyi misin?” dedi Arias.
Aynı ifadeyle “Merak etme benden bu kadar kolay kurtulamazsın” dedi Djorus karşılık olarak.
“Sevindim, savaşamayacak durumda olsaydın eğer, çok üzülürdüm” dedi ve arkasını dönerek kendi tarafına doğru yürümeye başladı.
Djorus, gür bir sesle “Merak etme Arias, asıl şimdi başlıyoruz daha çok eğleneceğiz” dedi ve hafif bir kahkaha patlattı.
Arias köşesine doğru gelince sırtında ki oku ve yayı silahtarına verdi. O sırada bindiği atı getirdi Seyis ve ata doğru yönelip kafasını nazikçe okşadı ve yüzünü atın yüzüne bastırıp alçak bir sesle “Teşekkür ederim” diyerek saygısını gösterdi ve yerine geçerek oturdu. Doktor “yaran var mı?” diye sordu. Arias olumsuz anlamda sadece başını salladı. Oturup derin bir nefes çektikten sonra atın üzerinde durmaktan yorulduğunu hissetti. Yanında duran soğutulmuş şaraptan kana kana içerek sıcak havada bir nebze olsun rahatladı. Enerjisini toplamaya odaklandı o sırada yanında ki kaseden güzel kokan meyvelerden atıştırmaya başladı. O sırada Djorus ta yerden kalkmış kendi köşesine doğru oturmuştu. Vücudu tozla kaplı olduğundan kovayla su getirtilmiş ve bedeni kumdan temizleniyordu. Yüzün de ok yarasının verdiği acılı ifade hala görünüyordu.

Arias ikinci mücadele için kendini hazır hissediyordu ve ani bir hareketle yerinden kalktı. Silahtarı yanına gelip üstünde ki zırhı çıkartmasına yardım etmeye başladı. Bu mücadele yarı çıplak olarak yapılırdı ve herhangi bir silah olmazdı. Soyunduktan sonra Arias kavurucu sıcaktan biraz da olsa kurtulmak için su istedi ve başından aşağı döktü.

İki öğrenci yerlerinden ayrılıp arenanın ortasına tekrar geldiler. İkisi de yarı çıplak vaziyette ilk önce İmparatorluk maiyetinin olduğu bölüme selam verdiler. Sonra birbirlerine dönüp saygılı bir şekilde selamladılar. Arias içinden yine aynı şekilde duasını mırıldanarak Djorus’un karşısında duruyordu. Eğer bunu kazanırsa üçüncü mücadele sadece formalite icabı olacaktı. Ve o mücadele Djorus’un hayatta kalması için önem arz edecekti.

İki tarafta pür dikkat bir şekilde pozisyonlarını aldılar. Yumruklar sıkılı bir şekilde yüzlerinin önüne getirdiler ve küçük adımlarla birbirlerine yaklaşmaya başladılar. Seyirciler büyük bir heyecanla bağırıyorlardı. İlk hareket Arias’tan geldi. Güç olan sol yumruğuyla Djorus’un karaciğerine doğru bir yumruk salladı. Ama Djorus bu yumruğu ustalıkla savuşturdu ve Arias’ın boşlukta kalan kısmına doğru sağ eliyle kaburgasına doğru sert bir yumruk indirdi. Arias bu gelen yumruktan sonra sanki kemiklerinin kırıldığını düşündüğü bir acıyla geriye doğru yalpaladı. Bunu fırsat bilen Djorus tekrardan hamle yaparak sol bacağı önde kalan Arias’a doğru tekmeyle tekrardan indirdi. Arias ne olduğunu şaşırmış vaziyette hem bacağının hem kaburganın ağrısıyla sendeledi. Djorus hızını alarak tekrardan bu sefer sol eliyle yumruk atmaya çalıştı ama Arias bu yumruğu sağ kolunun dirseğiyle savuşturup sol yumruğuyla Djorus’un çenesine vurdu.

Sendeleyen Djorus suratına aldığı bu darbeyle bir an için her şeyi kaybettiğini düşünmeye başladı. Kendine hızlıca gelebilmek için bütün vücudunu silkeledi ve az da olsa bu hareket toparlamasını sağladı.

İki tarafta aldıkları darbelerden ötürü biraz geri çekilip kasvetli ve pis olan havayı ciğerlerine çekerek, gardlarını koruyarak az da olsa dinlenmek istediler. Arias kafasında hızlı ve uygulanabilir bir strateji kurmalıyım diye düşündü. Aklına ilk gelen yarası oldu ve oradan saldırırsam ve bu zaafiyeti kullanabilirsem diye düşünüp aksiyon aldı.
Bunun karşısında Djorus da boş durmayarak kendi planını yapmaya çalışıyordu ama dezavantajına takılıyordu ve onun düşünmesini engelliyordu. Korkmaya başladı belki de sona geldim diye düşünüyordu. Derin bir iç çekişle “Asla” dedi içinden
“Asla bırakmak yok korku yok ölümse ölüm, yaşamsa yaşam bu dünyaya kendi isteğimle gelmedim ama kendi isteğimle yaşamak istiyorum ve yaşayacağım” diyerek mırıldandı. Gitgide artan öfkesi gözlerinden belli oluyordu. Kırmızı ırkın kanında dolaşan bir çeşit büyü vardı ve bu büyüsel güç onları yansıtırdı. Genellikle bunun nasıl kullanacaklarını bilmezlerdi. Öfkeleriyle birlikte gelen bu güç büyük tahribat yaratabilir ve kontrolsüzlük verirdi. Djorus bedenine dolan bu durumu bütün damarlarında hissetti. Gözleri tamamiyle kızarmış şekilde burnundan soluyordu. Bir boğa gibiydi ve durmaya niyeti yoktu.
Bunu gören arenadakiler daha fazla ses çıkartıp içlerinde ki heyecanı dışa vuruyordu. Arias ise karşısında ki durumu sadece anlatılanlar kadarıyla biliyordu ve ne yapacağı konusunda en ufak bir fikri yoktu. Pozisyonunu aldı ve Djorus’un hamlesini bekledi.

Djorus kızgın bir boğa gibi koşturmaya başladı. Herhangi bir pozisyon almadan sadece Arias’a odaklıydı. Djorus sağ yumruğunu salladı ama rakibi eğilerek kurtuldu ve omzunda ki yaraya sert bir şekilde darbe aldı. Öfkesi omzunda ki acıyla daha da artan Djorus daha da hızlı şekilde sağlı sollu vurmayı denedi. Odaklanan Arias bu yumrukları çok iyi şekilde savuşturuyordu. Ama bu durum onun yorulmasına sebep olmuştu. Bir anlık babasına bakan Arias, Impetus’un suratında ki hayal kırıklığını hissetti. Bu durum bütün dikkatini dağıtmaya yetmişti. O sırada Djorus’un atıığı yumruğun şiddetiyle sarsıldı. Yumruk Arias’ı arenanın duvarına kadar fırlatımıştı. Sırtı taş duvarlarda sanki parçalanmış kemikleri kırılmış gibi hissediyordu. En son hatırladığı da buydu Arias’ın.