İntikam Yemini kitap kapağı

3. bölüm / 4

İntikam Yemini

Yeni Hayata İlk Adım

Vaveyla Yazarı: Kendinceyazar .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: Yeni Hayata İlk Adım

BÖLÜM 3
Yeni Hayata İlk Adım

Billie Eilish — Everything I Wanted

“Kaybedeceğini bile bile neden savaşıyorsun?” dedi. Öleceğini bile bile yaşadığını unutmuştu ama o an bozmadım.

~~~

Önümde uzun bir yol var. Etraf karanlık ve ben tek başımayım, yerdeki çakıl
taşları canımı yakıyor, esen soğuk rüzgar geri dön diyor bana, vazgeç sona
ulaşmaktan

Canım yanacaktı. Bunu bilerek adım attım. Taşlar kırık camlara dönüştü, canım yandı. Kimse yoktu etrafta, ölüm sessizliği hakimdi karanlık karanlık ormanda

Yolumu aydınlatan aya gülümsedim. Karanlık değildi orman...

Sonra kayboldu, karanlıkta tek başıma kaldım. Aklıma bodrum katındaki soğuk oda gelmişti. Sessiz ve karanlık…

Orman ölümü andırdı. Ölüm yalnızlıktı, karanlıktı ve kendimi eksik hissediyordum. Tükenmiş ve pes etmek istemiştim.

Sonra aklıma ona verdiğim söz geldi. Ay olmasa da olurdu, hissederdim.

Ve şimdi o yolda yürümeye devam ediyorum, ucunda her ne olursa olsun

~~~~

Ilık esen rüzgar saçlarımı savururken önümdeki eve bakıyordum. Evet herşey yeni başlıyordu. Demir Ateş kimdi ve hayatıma kim olarak girecekti?

Kapılar arkamızdan kapandı. Araba yanımıza gelen adam tarafından götürülürken Demir ilerledi. Peşinden minik adımlarla kurbanlık koyun gibi ilerlerken etrafı inceliyorduk.

“E şimdi biz geldik de…” etrafa bakındı Yonca “Bu adam bizi bırakır, değil mi?” Başımı salladım.

“Bırakmazsa susmam ve fazla konuşmayı sevmeyen birine benziyor” Sinsice sırıttım. Analiz etmeye başlamıştım bile ve bu adamın insanlarla gerekmedikçe boş yaptığını sanmıyordum. “Başına bela olursam salar belki” Demir yukarıya çıktığında biz durduk.

“Takip edin” dediğinde peşinden gittik. Bu neydi ya! Evcil hayvanı mıydık bu herifin?

Odasına geldiğimizde yerine oturdu ve eliyle oturmamızı istedi. Dediğini yaptığımızdaysa kaşları havalanmıştı.

Adam iki dakikada anladı söz dinlemediğimizi

“Evet” dedi ve Yonca’ya baktı. “Kimsin?” bir süre aval aval yüzüne baktık

“Eflin'in arkadaşıyım” dediğinde Demir arkasına yaslandı.

“Mesleğin ne?” Sorguya çekiyordu avanak

Yonca şaşırdığını belli ederek cevapladı. “Polis” Evet, şu anda polisti.

“Eflin'in polis arkadaşısın ve bizim işlerim ile ilgilenmiyorsun?” başını salladı. “Peki doktor olduğun halde neden polisim dedin?” dediğinde üçümüzde şaşkınca suratına baktık. Bu halimiz dudağının kıvrılmasına neden olmuştu. Beyimiz dersine iyi çalışmıştı. Ama unuttuğu birşey vardı, yanlış derse çalışmıştı. Öne eğilerek Yonca’ya dikkat kesildi. “Ve bir doktorun böyle araba kullanması şaşırtıcı” Sanane be adam! belki rallici?

Tabi yalan konusunda taş çıkaranlardık. “Arabalara ilgim var” arkasına yaslandı. “Daha önce abim ile yarışlara katılırdık, bende o zamanlarda öğrenmiştim.” Demir onu araştırmış olmalıydı. Bu yüzden abisini olayın içine katmıştı. Evet, abisi gerçekten vardı ve bu işlerle ilgileniyordu. Bu yüzden yalanının temelini sağlam atmıştı.

“Eflin ile orada mı tanıştınız?” Bu ne biçim sorulardı böyle? Benimle derdi neydi bu adamın?

“Hayır, üniversiteden tanışıyoruz” dedi ve ekledi. “Yani İzmirde tanıştık” Demir bunları araştırmıştı ve İzmirde okuduğumu zannediyordu. Yonca’nın her ayrıntıya dikkat etmesi beni bile inandırabilirdi. “Peki, bizi burada tutsak bırakacak mısın?”

“Hayır, istediğiniz zaman gelip gidebilirsiniz” dedi ve akıllı akıllı oturan bana döndü. “Eflin burada kalacak” dediğinde aniden ayağa kalktım. İki dakika uslu duralım dedik, rahat vermediler! Şu anda bacağımdaki kemerden bir bıçak çıkarıp onu deşmemek için zor duruyordum.

“Ben niye buradayım ya!” dediğimde bana baktı.

“Herkes seni arıyor Eflin” omuz silktim.

“Bulsalar ne olacak ki? ölmem sonuçta” dokuz canlı kediydim ben

dokuz bile değildi.

“Ben söyleyeyim mi?” dedi ve yavaşça ayağa kalktı. “Babandan dayak yiyecek ve Mert piçi ile evleneceksin” dediğinde yutkundum. En azından açıkça söyleyemezdi, değil mi? “işte bu yüzden yanımda kalacaksın” başımı eğdim. Acınası görünüyordum. Bu yüzden almıştı değil mi?

“Acınası bir kızsın Eflin!”

“Sen sadece hayal kırıklığısın!”

“Seni neden sevmediğimi sormuştun değil mi? Çünkü sen sadece gölgede kalacaksın! Emirlerime itaat edecek bir piç olarak yaşayacaksın!”

“Bunları utanman için söylemiyorum Eflin,sadece yanımda güvende olmanı istiyorum”dediğinde ona baktım. Bu iyilik neydi? Herkesin acımasız dediği bu adam neden yanında güvende olmamı istiyordu.

“Neden?” dedim tek nefeste, gözlerimin en derinine baktı.

“Çünkü söz verdim”dediğini anlamadım. Kaşlarım çatılmıştı. Ne sözüydü ve kime vermişti? Ben aklımdaki sorularla cebelleşirken kapının aniden açılmasıyla irkildim.

“Oğlum o nasıl-” demişti ki bizi görünce durdu. Gülümseyerek yanımıza gelince arkasındaki kapıdan düğünde gördüğüm kız gelince şaşırdım.

“Ya abi şu-” o da bize bakınca durdu. Ayaz gülerek bana baktı.

“Bizim kaçak gelin yakalanmış” düğündeki sert tavırlarının aksine oldukça güler yüzlüydü. “O nasıl kaçıştı kızım, peşinizde tam beş lider vardı hemde” Yonca sırıtırken, Elif ve ben tersçe ona bakıyorduk.

“Ya ben neden bu habeş maymununu görmek zorunda kalıyorum ya!” diyen Elif’e gülmeye başladım. “Allahtan bir daha karşıma çıkma dedim!”

“Kader işte…” diyen Yonca’ya ters bir bakış attı.

“Bende o çatlak kadın nerede diyordum.” yüz buruşturarak Elif’i gösterdi. “Buradaymış” Elif söyledikleri ile daha çok sinirlendi.

“Dağ ayısı!” Yonca koluma yapışmış gülerken ben keyifle onları izliyordum. “İnsanlıktan nasibini almamış arizona kertenkelesi!”

“Küçük şebek” dedi Ayaz sinirlenmesinden keyif alırken

“Mağara kaçkını!” daha fazla kızımın sinirlenmesini istemediğim için kolundan tutarak kendime çektim.

“Ya ben küçük değilim ki Eflin! Boyum ile dalga geçiyor” boyu normalin aksine biraz uzundu ama bizim aramızda kısa kalmıştı.Ben tam onu sakinleştirmek için konuşacakken mal Ayaz yine atladı.

“Dilin boyundan uzun” Yonca gülmemek için kendini sıkarken Elif sinirle üzerine atıldı. Kollarından tutarak kendime çektim.

“Dinleme onu, bana bak” yüzüne baktım ve gülümsedim. “O henüz ait olduğu yere dönmediği için böyle huysuz davranıyor, hayvan barınağını arayalım, götürsünler” dedim ılımlı bir sesle, Demirin kardeşi olduğunu anladığım kız ile Yonca kahkaha atmaya başlamıştı. Ayaz bana ‘ne de olsa buradasın, bekle sen’ bakışı attı. Bu adam birkaç saat önceki adamla aynı kişi miydi?

Elif gülerek arkasına döndü ve Ayaz’a kapak çekti. Ben ise Yonca’ya öldürücü bakışlar attım. Yonca kendine gelmiş olacak ki saat’e baktı ve Elif’e döndü. “O zaman biz çıkalım, evdekiler merak etmesin” dediğinde istemsizce gerilmiştim.

“Adamlar sizi bıraksınlar” dedi ve telefonunu çıkararak birini aradı. “Sarp arabayı hazırla” Elif bana bakarak kısacası gözleri ile konuştu. Ters bir durumda kendimi korumam gerektiğini belirtmişti. Yanımda böylesine zeki bir adam varken hareketlerime dikkat etmeliydim. gözlerimi kırparak halledeceğimi söylediğimde sıkıntılı bir nefes vererek kapıya ilerledi. Aklı bende kalacaktı ama ben idare edebilirdim. O kadar göreve beraber gittik, bu mu sorun olacaktı. Yonca ismini henüz öğrenemediğim kıza gülümsedi ve Elifin arkasından çıktı. Bende çıkacakken Ayaz beni durdurdu.

“Sen nereye?” ona döndüm.

“Kızları göndereceğim cahil insan” yüz buruşturdum. “Tabi sen anlamazsın ama neyse?” dedim ve Ayaz’ı çıldırtmanın sevinci ile kızların peşinden gittim. Elifin intikamı alınmıştı. Kapının önüne getirilen arabanın kapısı açıldı. Derin bir nefes vererek kızları izlediğim sırada Elif arkasını dönerek bana doğru koşturdu ve boynuma atladı. Gülerek sıkıca sarıldım.

“Ben seni yalnız bırakmak istemiyorum ama” dediğinde burnunu çekmişti. Bana kıyamıyordu, yine mi ağlayacaktı? “Eflin bu adamları tanıyorsun, lütfen dikkat et” geriye çekildi. Burnunun ucu kızarmıştı ve büzülen dudaklarıyla çok tatlı görünüyordu. “Görünüşlerine aldanma, kandırmasınlar seni” dediğinde gülümseyerek sıkıca sarıldım ona

“İstediğin zaman yanıma geleceksin zaten” boşuna endişe ediyordu. “Geleceğin zaman haber vermen yeterli” ondan ayrıldım. “Sanki sonsuza kadar ayrılacağız Elif! Abartma kızım, sen beni aylarca görmedin bu mu sorun oldu?” rujlu dudaklarını büzünce güldüm ve onu çevirerek iteledim. “Git hadi” oflayarak arabaya ilerledi. Yonca onu beklerken aklına birşey gelmiş olacak ki arkasını dönerek kocaman gülümsedi ve bağırdı.

“Bu hiçbir şeyi değiştirmeyecek! Biz o piçin düğününden kaçtık!” gülerek kollarımı göğsümde birleştirdim. Asla yenilgiyi kabul etmezdi. “Eflin Öztürk bizler tarafından kaçırılmıştır!” bunun hayalini kurduğuna emindim. Aklına birşey gelmiş olacak ki güldü. “Harbiden benim kızımın ne çok adayı varmış,biz kaçırmasaydık bunlar alacaktı. Bunlar almasaydı Mert götürecekti.” gülerek bana öpücük gönderdi. Araba hareket ederken el salladım. Bu kız tam bir deliydi.

Arkamı döndüğümde sırıtarak bana bakan Ayaz’ı görünce yutkundum. “Ne bakıyorsun ya!” yanından geçtim. “Ben barınak sahibini aramaya gidiyorum!” dediğimde burnundan soluyordu. O Elifimi kızdırmayı seviyorsa bende onu kızdırmayı sevecektim.

“Eflin, şansın varken kaç kızım” dediğinde gözlerimi irice açarak ona döndüm. Bana doğru adımlamaya başlayınca ne yapacağımı bilemeyerek koridora koştum.

“Ya bu adam mutasyon mu geçirdi?! Ben o gün ki soğuk nevaleyi istiyorum!” diyerek koşarken Ayaz hayvanı da peşimden geliyordu.

“Ben şimdi seni evrimleştirmezsem!” bağırdım. Yapardı.

“Ay hoşt ulan!” dediğimde döndüm. An itibarı ile kibarlığı bırakmıştım. İsmini hala öğrenemediğim kız kahkaha atarken Demir arkasına yaslanmış bizi izliyordu. İlk günden bu rahatlığımı kimse sorgulamasın çünkü ben bulunduğum her ortamda farklı biriyim “Uzak dur benden mağara adamı!” dediğimde yolun sonuna gelmiştik. Çıkmaz yoldaydık.

“Tazı bu mübarek!” dedi nefeslenerek “İki dakikada ömrümden 4 yıl eksiltti!” dedi ve bana bakarak pis pis sırıttı. “Yolun sonundayız kaçak gelin” dedi beni sinirlendirmek için

Karnıma aniden kramp girince kesik bir nefes verdim. Geç kalmıştı zaten! Karnımdaki ağrı şiddetlenince hiçbirini umursamadan yüz buruşturarak karnımı tuttum. “bittin sen” dediğinde duvara yaslandım. Mal Ayaz bana yaklaşırken kız birşey olduğunu anlamış olacak ki yanımıza geldi.

“abi! bi gelsene!” dedi ve endişeli gözlerle bana baktı. “İyi misin?” başımı salladım ve normalin aksine uzun süren ağrının geçmesini bekledim. Aslında bir taraftan işime yaramıştı. Bacaklarımı kendime çekmek istiyordum ama elbisem kısaydı ve taktığım kemer görünebilirdi. “Ya Ayaz abi çık şuradan! Kızın halini görmüyor musun?” Ayaz durdu ve beni inceledi.

“Yalan atıyordur o” Demir'in de gelmesiyle derin bir nefes aldım. En azından ağrının şiddeti azalıyordu. “Kaçmak için yapıyorsun” he Ayaz, altıma sıçtım korkudan o yüzden numara yapıyorum.

“Kendini kasma” oldukça sakin söylemişti bunu, yanıma geldiğinde ona bakıyordum. “Karnın mı ağrıyor?” başımı iki yana salladım. Ama o karnımda birleştirdiğim kollarımdan anlamıştı.

“Midem bulandı sadece”dediğimde aklına ne gelmişse kaşları çatılmıştı. Biraz düşününce akla gelen tek ihtimal beni de utandırdı. Mert ile bu yüzden evlendiğimi düşünebilirdi. “Hayır, o yüzden değil” dediğimde rahat bir nefes almıştı. Kime her ne söz verdi bilmiyorum ama eğer böyle birşey olsaydı kimseyi yaşatmazdı. Bunu gözlerinde gördüğüm karanlıktan anlamıştım. Ve ayrıca onu tanımaya başlamıştım. Herkesin korktuğu bu adam aslında tamamen farklıydı, değil mi? Beni yanına almasının sebeplerinden biri de buydu, onunla daha yeni tanışıyorduk ve belli etmesem de ona karşı olan bakış açım değişmişti. Bu adamın niyetini henüz öğrenemesem de bazı konularda katıydı. Liderlerde haliyle bu yüzden kendilerinden küçük olan bir adamdan korkuyorlardı çünkü Demirin yapmayın dediği şeyleri yapıyorlardı.

“Burnun kanıyor” demesiyle elim burnuma gitti. Bu ne alakaydı şimdi? “İyi değilsin” dediğinde onu durdurdum ve ağrıyan karnıma inat ayağa kalktım. Dik durunca çok ağrıyordu ama dik durmalıydım.

“Yorgunum, yemek yememiştim o yüzden midem bulanıyordur” arkamı döndüm. “Ben, dinlenebilir miydim?”

“İzin almana gerek yok Eflin,” alışkanlık olmuştu ben ne yapayım? “Yemekten sonra Çiğdem seni odana götürür”dediğinde ismini sonunda öğrenebildiğim Çiğdem’e döndüm.

“Üstümü değiştirsem iyi olacak” hala o lanet elbise ile geziyordum ve sinirim bozulmuştu. Çiğdem başını salladı ve önden ilerledi. Bende peşinden ilerlerken merdivenlere yöneldik. Sarışın, benden bir iki yaş büyük olan hizmetlinin getirdiği peçeteyi burnuma bastırırken Çiğdem’e döndüm.

“Seninle tanışamamıştık” gülümsedim. “İsmimi biliyorsundur zaten, Eflin ben” elim kanlı olduğu için uzatmadım. Çiğdemin yüzünde çekingen bir gülümseme oluştu.

“Çiğdem” fazla güler yüzlü ve tatlı bir kızdı ama aynı zamanda çekingendi. Olsun, zamanla alışırız birbirimize

Tabi birgün gidecektim bu evden ama nasıl gideceğimi bilmiyordum.

Odaya geldiğimizde beni içeriye yönlendirdi. “Odada bedenine uygun kıyafetler vardır, banyoyu da hazırlamışlardır” dediğinde Çiğdem’e döndüm.

“Çok teşekkür ederim”

“Rica ederim” dedi ve çıktı. Banyoya girerek ellerimi yıkadım. Üzerimdeki elbiseden bir an önce kurtulmak istiyordum. Giyinme odasına girerek rahat bir kıyafet seçtim ve hızlıca giyindim. Makyajımı da temizledikten sonra topuzumu çözmeye başladım. Nasıl yaptılarsa o kadar şey yaşadık,sadece iki tutamı fırlamıştı. Saçlarımı da çözdükten sonra bir omzumun üzerine aldım ve örmeye başladım. İşim bitince her ne kadar kendimi odaya kapatıp yatmak istesem de açtım ve rahat uyumak istiyordum. Saat gece yarısı olmuştu ve ben daha yeni yemek yiyecektim.

Derin bir nefes alarak ağrısı geçen karnıma ters bir bakış attım. “O kadar zaman geçti, neden hala ağrıyor ya!” karnıma yumruk atarak kapıya ilerledim. Aşağıya indiğimde az önceki kız ile karşılaştım. Gülümseyerek yanıma geldi.

“Eflin Hanım yemeğiniz hazır, bende sizi çağıracaktım.” Dediğinde gülümsedim.

“İsmini öğrenebilir miyim?”

“Sedef”

“Memnun oldum Sedef” dedim ve peşinden mutfağa ilerledim. Amerikan tarzındaki geniş mutfak çok güzel dekore edilmişti. Tezgahın yanına gelerek muhtemelen Sedefin annesi olan –çünkü Sedef onun kopyasıydı- ismini henüz öğrenemediğim ablanın yanına gittim. “Yardım edeyim mi?” dediğimde ellerini kurulayarak bana döndü ve gülümsedi.

“Yok kuzum, bitmişti zaten”

“Ben çok özür dilerim, size zahmet ettim” tabakları aldım. “Ben yapardım”

“Sorun değil kızım, tanışırız hem” dediğinde gülümseyerek tabakları mutfak masasına koydum. Geriye kalan tabakları da aldığımda Sedefin annesi Aylin Hanım ile de tanışmıştım. Çok tatlı bir kadındı. Biz oturmuş beraber sohbet ederken Çiğdem de gelmişti.

“Bensiz dedikodu mu yapıyorsunuz yoksa?” dedi ve Sedefin yanına kuruldu. “Ee, en son erzak getiren şoförün tipinde kalmıştık” dediğinde Sedef yüz buruşturdu.

“Ya geldi, böyle bi havalar bi yürüyüşler” güldü. “Podyuma çıkmış sanki” dedikodu duyunca her ne kadar merak etsemde ilgisiz görünmeye çalışırdım ama bu sefer kafamdaki düşüncelerden kurtulmalıydım, onlara katıldım bende

“Bak siz söyleyince bende merak ettim” dik bir konuma geçerek göz kırptım. “Bi ara gidip bakalım” Çiğdem ve Sedef şaşkınca bana bakarken benim onlara katılmayacağımı mı sanıyordu?

Biz bulunduğumuz her ortamda farklı bir kişiydik

Aylin Hanım onlara gülerken bende ona eşlik ettim. Ateş ailesini çok katı ve suratsız düşünüyordum ama yine beni şaşırtmayı başarmışlardı. “Eflin, kızım hadi uyu sen, bak bayılacaksın şimdi” dediğinde üzerimdeki yorgunluk kendini belli etmeyi başarmıştı. Yorgunca esnedim. Çiğdem ilk tanışmamızın aksine baya bi açılmıştı. Gülümseyerek beni dürttü.

“Tabi kendi düğününden kaçmak zor olmuştur” Güldüm.

“Kaçacağımı biliyor muydunuz?” dediğimde omuz silkti.

“Hiç belli etmedin. Bi an acaba severek mi evleniyorsun diye düşünmüştüm.” biraz düşündü. “Ama baban yüzünden evlendiğini duyunca kaçma ihtimalinin yüksek olduğunu tahmin etmek zor olmamıştı.” haklıydı. Kim olsa sevmediği bir adamla evlenmek zorunda kaldığında kaçmayı düşünürdü. “Gel hadi odana çıkalım, sonra konuşuruz bunları” dediğinde ayağa kalktım ve bulaşıkları elime aldım. Bir de bunlarla uğraşmalarını istemiyordum.

“Sen bırak, biz hallederiz” diyen Sedef’e döndüm.

“Hayır, siz gidin dinlenin, ben hallederim” çok birşey yoktu zaten

“Olur mu öyle şey, beraber halledelim” diyen Aylin Hanım’a gülümsedim.

“Fazla değil zaten, ben yaparım” dedim ve geriye kalan tabakları da alarak onların yapmasına izin vermedim. Bulaşıkları yerleştirirken Aylin Hanım hala bana söyleniyordu.

“Yorgunsun kızım sen, dinlenseydin keşke” omuz silktim.

“Bitti zaten” dedim ve makineyi ayağımla kapatarak ellerimi yıkadım.

“Aa abi senin işin yok muydu?” elimi kurulayarak arkamı döndüğümde Çiğdem abisinin yanına gitti. “Ben sen çıktın sanmıştım” önüme dönerek kağıt havluyu çöpe attım ve ve tezgahın üzerindeki telefonumu aldım. Eliften gelen bildirimi görünce gülümsemiştim. Nasıl olduğumu soruyordu. Aklının bende kaldığını biliyordum ama şimdilik sorun yoktu.

“Ben odaya çıkayım o zaman” dedim ve Demir'i görmezden gelerek diğerlerine gülümsedim. “İyi geceler” yarın nasıl kalkacağımı bilmeyerek mutfaktan çıktım. Umarım erken saatlerde kalkabilirdim. Sinanın yanındayken bu sorun olmuyordu çünkü bir dakika bile geç kalırsam kapıma dayanacağını bilerek on tane alarm kuruyordum. Şimdi ise alarm kurmayacaktım. Açıkçası o suratsızın ne yapacağı zerre kadar umrumda değildi. Demir'in bakışlarını sırtımda hissederek yavaşça çıktım merdivenlerden

Odama geldiğimde kapıyı arkamdan kapatarak derin bir nefes aldım. “Çok gerildim.” Adam gelince ne yapacağımı şaşırmıştım. Bir insanın bakışları bile bu kadar ürkütücü olabilir miydi?

Bakışlarım çift kişilik yatağı bulunca gülümsedim. Artık kapıma dayanacak ve uykumun içine sıçacak bir Sinan yoktu. Koşarak yüz üstü yatağa atladım ve krem rengi pikeye sarıldım. Ayakkabılarımı gelişi güzel fırlatmıştım. “Beni kaldırabilene helal olsun” diyerek yatağa yapıştım. Gözlerim kendiliğinden kapanırken yüzümde buruk bir gülümseme oluştu. “İyi geceler anne” diye fısıldadım ve göreceğim kabusları bilerek kapattım gözlerimi

💚

Demir Ateş

“Basit bir koşuda neden burnu kanayabilir ki?” Arkasına yaslanarak bana baktı. “Bu piç ne yaşattı kıza?” Sinan’ın evine ilk gittiğim gün onun kim olduğunu anlamamıştım. Sinan’ın evine bir kız aldığını düşünerek sinirlenmiştim ama Eflin Sinan’ın öz kızıydı. Eflini bunca zaman ortaya çıkarmıyorsa büyük bir oyun oynayacaktı ve ben bunu bilerek Eflini elinden almıştım. O kızı oyunlarına alet edemeyecekti. Eflin babası olmadan önce gayet dik başlı ve cesaretli davranıyordu ama o piç geldikten sonra başını yerden kaldıramamıştı. Bana olan sinirini Eflinden çıkarmıştı, buna emindim. Eflin’e her ne kadar zarar verdiyse şu anda bile onun etkisindeydi. Karnına darbe almıştı. Onları bulduğumda da arabaya yaslanarak benden gizlemeye çalışmıştı ama başarısız olmuştu. Düğününde bile hareketsiz kaldığı zamanlar dikkatimi çekmişti. Eğer o piçi şu ana kadar öldürmediysem bunun sebebi amca dediğim adam ile ortak olmasıydı. Önce o adamı bulacaktım ama onun sırası vardı. İlk başta Sarıca ile ilgilenecektim.

“Sence de cevabı çok basit değil mi?” Ayaz aklına gelen tek düşünce ile küfretti.

“O piçin soyunu sikeceğim” eli ile yüzünü ovuşturdu. “Ve Eflin bunlara rağmen gülümseyebiliyor” yutkundu ve bana baktı. “Bu yüzden aldın onu, değil mi?” aklıma gelenler ile derin bir nefes verdim.

“Evet” yerdeki bakışlarım onu buldu. Onu o adamdan kurtarmak için almıştım ama bunun yanında bir sebep daha vardı. Yıllar sonra onu gördüğümde aklıma gelen sözü tuttum ama o bunu bilmiyordu. İki kişiye aynı sözü vermiştim. “Yıllar önce verdiğim sözü tuttum” ne dediğimi anlamadığı için kaşları çatılmıştı.

“Ne sözü?” dediğinde gözlerinin içine baktım.

“Oteldeki o küçük kızı hatırladın mı?” dediğimde Ayaz’ın gözleri irileşti. Tabiki de hatırlayacaktı. Bir süre yüzüme bakakaldı. Sonrasında ise yüzünde öyle bir gülümseme oluşmuştu ki uzun zaman sonra ben bile onun bu kadar mutlu olduğunu görmüştüm. Ayağa kalktı.

“Oğlum sen ciddisin, değil mi?” kısa bir an mutfağa baktı ve yeniden bana döndü. “Eflin, o küçük kız mıydı?” başımı salladığımda keyfi yerine gelmişti. Mutfağa gitmeyi düşündüğünü anlamam zor olmamıştı.

“Ayaz, hiçbir şey söylemeyeceksin” dediğimde yeniden bana döndü. “O hatırlayamaz şimdi” o zamanlarda daha beş yaşındaydı. Hatırlaması ihtimaldi. Ayaz yerine oturarak bana dikkat kesildi.

“Sen nasıl hatırladın?” gülüşünden...

“O küçük kız ve şimdiki kadın arasındaki farkı bul bana” dediğimde bir süre düşündü.

“O kadar şey yaşamasına rağmen neden hala gülümseyebiliyor?” dediğinde benimde takıldığım tek nokta bu olmuştu. Eflin acılarına gülümseyebilen bir kızdı. Acılarını bu şekilde saklıyordu ve çevresindekiler onun gerçekten mutlu olduğunu sanıyordu. Onu asla çözemiyordum. Her bir parçası diğeri ile uyuşmayan yapboz parçalarından farkı yoktu. Duyguları kişiden kişiye göre değişiyordu. Bana karşı olan tavırları ise ayrıca onu araştırmaya iten tarafımı bastırıyordu. Beni tanıyordu, bunu bakışlarından anlamıştım. Sorun şuydu ki düğününde görüştüğü kişilere olan tavırlarıydı. Hayır, benimle düşman olan kişilere olan tavrı en büyük sorunum olmuştu. Liderler arasında Gümüşay ve benim dışımdaki bütün liderler yaşlıydı. Babam hala tanınsa da herkes koltuğun sahibinin ben olduğumu bilirdi. Gümüşayın babası ise aylar önce gebermişti. Babasının cenazesi bile kalkmadan koltuğun başına kendisi geçmişti. Garip olan ise kardeşleri arasında tek bir sorun bile çıkmamıştı. Gümüşayın şimdiki hedefi açıkça belliydi. Eflini istediğini biliyordum ama siktiğim sebebini anlayamıyordum. O piç Sinan’ın kızından ne istiyordu?

Eflin’in düğündeki davranışları onun da dikkatinden kaçmamıştı. Yonca ve Elif’in peşinde her ihtimale karşı adamlarım olsa da Eflin'i yanıma almam onda şüphe uyandırmıştı. Eflin'in düğünde mesafeli davrandığı kişiler babasının ortakları iken, benim sevmediğim insanlardı. Ve bunu Gümüşayın da farkettiğine emindim. Aksi takdirde Eflin'i istemezdi. Eflin'in liderlere olan davranışlarının iki sebebi vardı. Ya benim sandığımdan da iyi araştırmıştı. Ya da liderleri gerçekten tanıyordu ve ona göre davranıyordu. Derin bir nefes vererek arkama yaslandım. Bu kadını çözmek çok zordu. İnsanları hareketlerine ve düşüncelerine göre analiz edebilirdim ama bu kadın aklımda hep soru işareti bırakacaktı. İşte beni ona iten sebeplerden biri de buydu. O kadında çözemediğim birşeyler vardı.

“Burada mı kalacaksın?” dediğimde gülümsedi.

“Sence?” ayağa kalktım.

“Söylemekten bıktım Ayaz” dedim bıkkınca, piç kendi evi yokmuş gibi
sürekli bende kalıyordu. Mutfağa giderken arkamdan seslendi.

“Bende seni seviyorum” ona döndüm ve bakışlarımdan ona ettiğim küfürü anlamış olacak ki sustu. Mutfağa girdiğimde Eflinin elini duruladığını ve yanında Aylin ablanın ona söylendiğini gördüm. Tanışmış olmalılardı.

“Aa, abi senin işin yok muydu?” yanıma gelen Çiğdem'e kısa bir bakış attım. Tam o sırada ellerini kurulayarak arkasını dönen Eflin ile kesişti bakışlarımız “Ben sen çıktın sanmıştım” dediğinde Eflin bakışlarını benden ayırdı.

“Ben odaya çıkayım o zaman” dedi ve diğerlerine gülümsedi. “İyi geceler” bakışlarını bana değdirmeden yanımdan geçip gidince bir süre ona baktım. Bu kadın neden böyle davranıyordu şimdi?

Benden cevap bekleyen Çiğdem’e baktım. “Salondaydım Çiğdem, etrafa baksaydın görürdün” bu hafta okula gitmediği için annem ile kavga etmişti ve yine benim yanıma gelmişti. Sanki ben kızmayacakmışım gibi “Yarın seninle konuşacağım” dediğimde dudaklarını ısırdı.

“Beni evden atmazsın, değil mi?” dediğinde Aylin abla güldü.

“Atar”

“Bende Ayaz abimin evinde kalırım o zaman!” dediğinde arkamdan fırlayan Ayaz onu cevapladı.

“Çok beklersin canım” etrafa bakındı bir süre “Eflin nerede?” umarım ona söylediğime pişman etmezdi. Çiğdem kendini sandalyelerden birine attı ve elini alnına koydu.

“Yazıklar olsun hepinize!” Aylin ablaya baktı. “Sende almam demiştin!” Sedef ona gülerken Aylin abla omuz silkti. Aylin abla benim çocukluğumdan beri bizimleydi ve benim hep dert ortağım olmuştu. Annemden görmediğim sevgiyi hep o göstermişti bana, kendi evime taşındığımda onu da yanımda getirmiştim. İlk başta istememişti ama sonra vazgeçmiş ve benimle gelmişti. Sedef ile de beraber büyümüştük. Kendisi hemşireydi ve akşam saatlerinde eve geliyordu. Ara sıra hastanede nöbetleri de oluyordu ve geldiğinde hep orada yaşadıkları şeyleri anlatmaya bayılıyordu. Babası onları Sedef küçükken terk etmişti. Onu bulmuştum ve şu anda iki çocuklu bir ailesi vardı. Ama bundan kimseye bahsetmedim.

Çiğdem Ayaz’a sinsice gülümsediğinde Ayaz ne diyeceğini anlamış olacak ki gözlerini belertti. Yine ne karıştırıyordu bunlar? “Biliyor musunuz Ayaz abim Elif ablayı takip ediyor” dediğinde Sedef gözlerini irice açarak gülmüştü. Aylin abla ise yanlış anladığı için Ayaz’a öldürücü bakışlarından atıyordu. O bakışları çok iyi biliyordum.

“Ne dedin sen?” Çiğdem hemen müdahale etti.

“Yok Aylin ablam, sosyal medyadan takip ediyor sadece” dediğinde Aylin abla kaşlarını kaldırdı. Tam ağzını açacaktı ki Ayaz onu durdurdu.

“Saçmalıyor bu kız,yok öyle birşey” Sedef gülümsedi.

“Biz tanıyor muyuz bu Elif’i?”

“Eflin'in arkadaşı” dediğimde bana döndüler “Az önce buraya gelen”

“Kırmızı elbiseli olan mı?” dediğinde Çiğdem başını iki yana salladı.

“Koyu yeşil bir elbise giyinmişti” Sedef ıslık çaldı.

“Yalnız ben birşey farkettim” dedi ve oturduğu yerden öne eğildi. “Eflin ve arkadaşları manken mi acaba?” dediğinde anlamsız bakışlar attım. Nereden çıkmıştı şimdi? “Hayır bi kadında güzel bir fizik olabilir ama onlara bi baksana” kendini gösterdi. “Bizim aksimize hem boyları uzun, hemde vücutları özenle çizilmiş gibi kusursuzlar” dediğinde daha fazla yanlarında durmadım. Yine başlamışlardı dedikodu yapmaya

“Eflin ve Elif iç mimar tasarımcısı, Yonca ise doktor” dedim ve saate baktım. “Saat geç oldu, hadi yatın sizde” dedim ve üst kata çıktım. Üst kata gittiğimde bakışlarım koridorun sonundaki odaya takıldı. Uykum gelmediği için biraz çalışabilirdim. Yavaş adımlarla odaya ilerlerken duyduğum ses ile adımlarım durdu. Bakışlarım Eflinin odasını buldu. Ses oradan geliyordu. Kapıya yaklaşarak sesini dinledim. Normalde olsa asla yapmayacağım bu şeyi içimdeki lanet merak duygusu yüzünden yapacaktım.

“Ezgi…” dediğinde kaşlarım çatıldı. O kişiyi tanımıyordum. Hatta Eflin hakkında bildiklerim bile sınırlıydı. Hakkında henüz farklı bir bilgi elime ulaşmamıştı. “Özür dilerim, ben böyle olsun istemezdim” dediğinde her ihtimale karşı elim kapının kolunda durdu. Uykusunda kendisine zarar verme ihtimali vardı ve rüyasında her ne görüyorsa sonunu bilemezdim. “Sözümü tutamadım, ben çok kötü bir ablayım” Ezgi, Eflin'in kardeşi miydi? duyduğuma göre altı yaşlarındayken kaçırılmış ve bir daha haber alınamamıştı. “Olmadı. Seni mutlu edemedim”

“Şimdi sen söyle bana, seni mutlu edememişken benim mutlu olmamın ne anlamı var” içeriden sesler geldiğinde kapıyı açacaktım ki duyduğum ses ile durdum. “Yoruldum kardeşim, kendime söz vermekten yoruldum. Çabalamaktan ve attığım her adımda umudumuz tükenmesinden yoruldum. Ben anneme verdiğim sözü tutamadığım ve seni bulamadığım hergün daha da dibe batarken nasıl mutlu olabilirim ki?” kardeşi hala kayıp mıydı? Kapı kolundaki elim sıklaştı. Avuç içlerim o piçi dövmek istermiş gibi kaşınmıştı. “Ben yaşamayı hak etmiyorum” dediğinde seslere dikkat kesildim. Uyanık mıydı? Umarım kendisine zarar vermeye kalkışmazdı. Yaşamayı hak etmediğini mi söylemişti?

Yaşamayı ondan başka kimse hak etmiyordu.

Uzun bir süre kapının önünde bekledim. Kendine zarar vermediğine emin olduktan sonra derin bir nefes alarak kapının önünden ayrıldım ve çalışma odasına ilerledim. Söylediklerinin aklımdan çıkmayacağını biliyordum.

💚

Masada otururken Ayaz aşağıya inmişti. Sürekli benim evimde kaldığı için kendi odası vardı. Kendi evine nadiren uğrardı. “Günaydın Aylin sultan!” Dedi ve Aylin ablaya sarıldı. “Bugün keyfim çok yerinde, kimse bozamaz” dediğinde Çiğdem gülerek kapıyı gösterdi.

“Emin misin?” Kapıya döndüğümde esneyerek içeriye gelen Efline baktım. Oflayarak önüne gelen siyah tutamları geriye attı. Beyaz bir tişört ve bol pantolon giymişti. O muhtemelen işsiz gibi evde oturacağını düşünüyordu. Umursamaz görünüyordu ama umursadığına emindim. Saçlarını rastgele bulduğu bir kalemle toplamıştı. Anlaşılan keyfi hiç yerinde değildi.

“Günaydın güzel kızlarım” diyerek Çiğdem ve Sedef'i gülümsetmeyi başarmıştı. Aylin ablaya döndü. “Günaydın gönlümün sultanı” dediğinde Aylin abla güldü.

“Günaydın deli kız” dediğinde Eflin gülümsedi ve Çiğdem'in yanına oturdu. Ayaz ona bakarken başını iki yana salladı.

“Ne bakıyorsun?” Ayaz tek kaşını kaldırdı.

“Bize günaydın yok mu?” Dediğinde Eflin kısa bir an bana bakmıştı. “Demir beye sadece günaydın” dediğinde bana bakmıyordu. Durduk yere ne olmuştu şimdi buna? “Sana gelince de...” sırıtarak arkasına yaslandığında Ayaz’a söyleyeceği şeyi tahmin etmem zor olmamıştı. “Hayvanlara günaydın demek yerine başını okşarım” Ayaz’a kısa bir bakış attı. “Üşeniyorum, Çiğdem okşasın başını” dediğinde diğerleri gülerken Ayaz'ın kimse bozamaz dediği keyfi bozulmuştu.

“Kızım biz senin düşmanın mıyız? Hanımlara gelince güzel kelimeler kullanıyorsun, bize gelince hayvan mı oluyoruz?” Dediğinde Çiğdem düzeltti.

“Sen hayvan oluyorsun yalnız, abim düz geçti” Eflin aniden ayağa kalktı ve Ayaz'ın yanına giderek saçlarını karıştırdı. Tabi boyu yetmeyince de kafasından tutmuştu. O ikisi hâlâ tepemde dikilirken arkama yaslandım.

“Aferin sana” dediğinde ne dediğini kimse anlamamıştı. Yerine oturduğunda derin bir nefes vermişti. Böyle devam eder ve Elif'imi de kızdırmazsan iyi anlaşırız” Aylin abla yeniden mutfağa gidecekken onu durdurdum.

“Aylin ablam hadi gel sende” gülümsedi.

“En sevdiğinden yapmıştım. Onuda getireyim, gelirim” dedi ve birşey dememe izin vermeden hızlı adımlarla mutfağa ilerledi. Elinde küçükken sürekli bana yaptığı böreği görünce derin bir nefes almıştım. Sadece onun böreklerini yerdim ve o da sadece bana yapardı. Masaya bıraktığında Eflin’e dönmüştü. Eflin’e baktığımda gülümseyerek bizi izlediğini gördüm. “Kızım, istediğin birşey var mı?” Eflin ona döndü.

“Sence bu sofrada istemediğim birşey eksik mi?” Güldü. “Gül gibi donatmışsın Aylin sultan, ne eksik olsun ki?” Aylin abla gülerek yerine oturdu. Eflin durmuş dalgın gözlerle sofraya bakarken diğerlerinin başladığını görünce başlayabilmişti. Onunda belirli kurallar altında büyüdüğünü anlamam zor olmamıştı. Bu evde kural yoktu. Yeni eve geçtiğim gün bütün kuralları silmiştim.

Sedef hızlıca birşeyler atıştırıp kalktı. “Ben geç kalacağım, yine o doktor bozuntusu ile uğraşmak istemiyorum” o doktor Sedef ile neden bu kadar uğraşıyordu anlayamıyordum. Bu günlerde eve geldiğinde bayılacak derecede yorgun oluyordu.

“İsmi ne?” Dediğimde omzuna attığı çantası ile bana döndü.

“Geleceğim deme, geçen sefer geldiğinde her ne dediysen bana hastanenin sahibiniymişim gibi davranmışlardı” göz kaydırdı. “Ben hemşireyim Ateş, tabiki de onların istediğini yapacağım, onlar benim istediğimi yapmayacak” Çiğdem ve Eflin gülünce onlara baktım. Komik değildi. Ayrıca o hastanenin sahibi bendim, yani Sedef ile uğraşmamalılardı. “Hadi ben kaçtım” dedi ve koşarak çıktı yemek odasından

“Bende doydum. Ellerine sağlık Aylin abla” diyen Eflin’e Aylin abla tersçe bakmıştı.

“Hiçbir şey yemedin, otur doğru düzgün kahvaltını yap” dediğinde Eflin oturdu.

“Gecede yemiştim ya...” demişti ki Aylin abla bakışları ile onu susturdu. Ayaz gülümserken sözü ben devraldım.

“Kahvaltıdan sonra hazırlan, bizimle şirkete geleceksin” hızlıca bana döndü.

“Neden?” Yüz ifadesini keyifle izlerken böreklerden birini aldım.

“Şirkette işe başlayacaksın” dünyası başına yıkılmış gibi alnını masaya dayadı. Saçlarının arasındaki kalem çıkınca saçları omuzlarına salınmıştı. Ben onun saçlarını izlemeye dalmışken Eflin yeniden doğrularak önüne gelen saçlarını arkaya attı.

“Ben burada-“ arkama yaslandım ve onu inceledim.

“Şirketimde bu şekilde gezmeni istemiyorum, bu yüzden doğru düzgün birşeyler giy ve gel” dediğimde oflayarak ayağa kalktı ve ayaklarını yere çarpa çarpa çıktı odadan

“Hoşuna gitti sanki” diyen Çiğdem’e öyle bir bakış attım ki suçunu hatırlayarak aniden ayağa kalktı. “Ben okula gideyim” elimi ona uzattım. Onu da bu söylediğine pişman edecektim.

“Kartlarını bana ver” gözlerinde oluşan korkuyu görmemek mümkün değildi.

“Ama okul-“ şimdi mi aklına gelmişti?

“Çiğdem” dedim uyarıcı bir şekilde “kartların” oflayarak o da Eflin gibi ayaklarını yere çarpa çarpa çıkmıştı.

“Sıra bende herhalde” Ayaz arkasına yaslandı. “Baştan söyleyeyim benimle uğraşamazsın bile”

“Sende kalk git gözümün önünden” darılmış gibi bana bakınca küfrederek başımı çevirdim. “Ayaz bi siktir git!” Aylin abla bize gülerken Çiğdem çantasıyla yanıma gelmişti. Cüzdanını çıkardı ve bana masum bakışlar atarak açtı. Bana duygulu gözlerle bakınca kaşlarımı kaldırdım. İki tanesini çıkarıp masaya koyunca parmaklarımla masada ritim tuttum. “Hadi Çiğdem”

“Aç mı kalayım ben?” Dedi ve bir tane daha çıkardı. Cüzdanını kapatacaktı ki durdurdum

“Bir tane daha var” oflayarak onu da çıkarınca kartları alarak cebime koydum. “Bunları istiyorsan o okula gidecek ve derslerini dinleyeceksin”

“E hiç param kalmadı” dediğinde cebimden üç tane iki yüzlük çıkardım.

“Bunlar yeter sana” dediğimde masadaki paralara iri gözlerle bakıyordu.

“Abi mümkünatı yok yaşayamam ben bunlarla” dudak büzdü. “Ya abi bari bine tamamla onları”

“Hadi güzelim, okula geç kalacaksın” dediğimde masadaki paraları aldı.

“Ne kadar sürecek peki?” Dedi masumca

“Zamana bağlı” dediğimde oflayarak odadan çıktı. Bir süre sonra kapıda Eflin belirmişti. Bu kız beni çıldırtmak mı istiyordu?

“Nasıl olmuş?” Dediğinde üstündeki nereden bulduğunu bilmediğim civciv kostümüne bakıyordum. Aylin abla ve Ayaz gülerken Eflin somurttu. “Olmamış mı?” Yavaşça ayağa kalktım

“Gidelim hadi” dediğimde bunu söyleyeceğimi beklemediği için şaşırdı. Aklınca bu kıyafetleri giyerek beni kızdırmaya çalışacaktı. Bugün sabrımın sınırları ile oynanıyordu. Kıyafet ona küçük geldiği için doğru düzgün yürüyemiyordu bile

Zıplaya zıplaya peşimden gelirken Ayaz kahkaha atarak onu videoya çekiyordu. O ise hâlâ peşimden zıplayarak bana yetişmeye çalışıyordu. “Çantanı unutma” dedim çabalarını umursamadan

“Ya Demir” dedi nefes nefese “pardon Demir Bey” diyerek yine sinirlendirmeye çalıştı. “Ya bir dursana!” Dediğinde kaşlarımı kaldırarak ona döndüm. Küçük adımlar atarak bana doğru geldi. “Böyle mi geleyim?” Beklediği şeyi söylemediğim için yüzü düşmüştü. Göz ucuyla kapı eşiğinden bizi izleyenlere baktım ve yeniden ona döndüm.

“Sana hazırlan dedim. Hazırlandın ve şimdi de gideceğiz” başımı omzuma eğdim. “Bir sorun mu var?” Soluklandı

“Ama sen düzgün giyin dedin” yeniden arkama döndüm ve ilerledim.

“Giyimine karışmıyorum Eflin” sinirle burnundan soludu ve yine zıplaya zıplaya bana yetişmeye çalıştı. Arkamda varlığını hissedince yaklaştığını anlamıştım. Beni sinirlendirmeye çalışırken kendisi sinirlenmişti. Aniden zıplayınca ayağıma takıldı ve öne doğru savruldu. Sinirle homurdanarak ona döndüm ve düsmesine izin vermeden belini kavrayarak engelledim. Kostümünün şapkası açılmıştı ve uzun siyah saçları açılmıştı. Yeşil gözlerini irice açmış bana bakarken kokusu burnuma doldu. Bu kız neden bebek gibi kokuyordu?

Boğazımı temizleyerek bir dakika süren bakışmamızı kestim. O muhtemelen ona kızacağımı düşünürken yine tahmin ettiği şeyi yapmadım ve ayakları üzerinde durmasını sağladım. “Yürü hadi” ona bakmadan yeniden önüme döndüğümde sabrı kalmamış olacak ki bana seslendi.

“Gelmiyorum” ona döndüğümde hemen elini karnına bastırdı. “Karnım ağrıyor”

“Ağrı kesici içersen geçer”

“Ya ne istiyorsun benden! Evine getirdiğin yetmedi, şirketine de mi götüreceksin?” Dedi sabrının kalmadığını anlamam zor olmamıştı.

“Evet, küçük hanım” o bilmem kaçıncı şokunu yaşarken daha fazla uğraşmadım. “Şimdi o üzerindekilerden kurtul ve insan gibi giyin” salona geçtim ve koltuklardan birine oturdum. “Babası bitti kızı başladı.” Arkama yaslandığım sırada Ayaz içeri girdi. “Ayaz eğer ağzını açarsan dilini sikerim” geriye çekildi.

“Tamam” dedi ve benden en uzak yere oturdu. Tam o sırada çalan telefonum ile derin bir nefes verdim. Ekrana baktığımda gördüğüm isimle kaşlarım çatılmıştı. Bu piç niye aramıştı beni?

Telefonu açtım. “Ne istiyorsun?” Güldü.

“Araba için sağol Ateş” boktan bir araba için Eflin'in peşine düşmediğine emindim. Başka planları vardı. “Sarıcaların gelini bulundu mu peki?”

“Eflin'in yanımda olduğunu biliyorsun Gümüşay, sadede gel” dediğimde Ayaz kimin aradığını anlamış olacak ki bana dönmüştü.

“O kadını neden yanına aldığını merak ettim sadece” yine sinir bozucu bir biçimde güldü. “Demir Ateş ve bir kadını yan yana görmek mümkün değil çünkü” piç hergün bir kadınla yattığı için anormal geliyordu.

“Sevdiğim kadını alırım Gümüşay, bunu sende biliyorsun” dediğimde Ayaz’ın gözleri irileşti. O bunu beklemiyordu. Aslında bende beklemiyordum ancak Eflin'in yanımda olması yanlış anlaşılabilirdi. Sinan'ın onu bana sattığını düşünüyordu ancak asla bir kadını satın alacak kadar piç olmazdım. Eflin artık benimleydi çünkü Sinan'ı geleceği ile tehdit ediyordum.

“Peki onun seni sevdiğini nereden biliyorsun?” Sorusuna soru ile karşılık verdim.

“Sen mi alacaktın yoksa?” Düşünmeden cevap verdi.

“Düğünde evlilerin bile gözüne girmeyi başarmış olan bir kızdan bahsediyorsun, sence de onunla olmamak mümkün mü?” Dediğinde beni sinirlendirmeye çalıştığını anlamıştım. Bugün herkes tarafından sinir edilmeye maruz kalacaktım. İstediğini vermedim. “Bir de arkadaşları vardı tabi, suç ortakları” ıslık çaldı. “İyi araba kullanıyormuş Yonca” dediğinde ismini öğrenmesi beni şaşırtmamıştı. Evet, bir planı vardı ki Eflin ve arkadaşlarını araştırmıştı. “Bi ara getirsene kızları bize”

“Kadınları bu işlere karıştırmadığımı iyi biliyorsun Gümüşay”

“Dostça bir sohbet için çağırmıştım” eminim öyledir

“Söyleyecek birşeyin yoksa bu konuyu kapat ve bir daha açma” bunu bilerek açmıştı zaten, Ayaz duymadığı için birşey anlamazken devam ettim. “Söz konusu benim kadınım olursa işte o zaman beni karşında göreceksin Gümüşay” her ne oluyorsa ana hedef Eflindi ve ben onu korumalıydım.

“Kim olduğunu biliyorum zaten” dudağımın ucu kıvrıldı. Tam o sırada içeriye giren Eflin ile kesişti bakışlarımız

“Sen sadece Ateş'i biliyorsun, Demir Ateş ile daha tanışmadın bile”

“Sabırsızlıkla bekliyorum o zaman” dedi ve telefonu kapattı. Ayağa kalktığımda sonunda doğru düzgün birşey giyebilmiş olan Eflini inceledim. Üzerine dizlerinin üstünde biten koyu lacivert bir elbise giyinmişti. Elbise kalın askılıydı ve belinde kemeri vardı. Siyah saçlarını ise düzleştirmiş ve açık bırakmıştı.

“Çıkalım” dedim ve ayağa kalktım. Eflin'in peşinde üç lider varken ve ben daha babama bile açıklama yapamamışken bir de bu kızın çenesi ile uğraşamazdım. Babama haber gittiğini biliyordum çünkü ben istemiştim. Bugünlerde muhtemelen beni yanına çağıracaktı.

Evden çıkarken Eflin ve Ayaz’ın atışmalarını duyabiliyordum. “Cidden spor ayakkabı mı giydin?”

“Ya sanane Ayaz! Ben böyle istiyorum belki” onları umursamayarak getirilen arabaya bindim. Ben arabayı çalıştırdığım sırada Eflin ve Ayaz da binmişti. Bugün Eflinin beni delirteceğini bilerek çıktım yola

Ve bu gece Mert Sarıca’nın işini bitirecektim.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

17okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18