1. bölüm · Indra'nın laneti
1.Bölüm - Dere kenarında
(GİRİŞ BÖLÜMÜ)
Not: 1. ve 2. Bölümleri, ilerideki hikayenin ana taşlarının oturması için giriş bölümü olarak uzun ve düşük tempoda yazdım. Keyifli okumalar...
*tüm hikaye boyunca fark edilmeyen tüm o detaylar, aslında hikayenin sonunda başa dönüp baktığımızda anlam kazanacak...
Gözlem ve hayal gücüne güvenenleri yorumlara bekliyorum✨
1.bölüm
Indra, çocukluğunu yüksek taş duvarların ardında geçirmişti.
Sarayın kapıları ona her zaman açıktı; ama o kapılardan dışarı çıkmasına pek izin verilmezdi. Halkın gözünde cesur, nazik ve sevgi dolu bir prensesti. Hizmetkârlar onu kendi kızları gibi sever, çocuklar onu gördüklerinde peşinden koşardı.
İstediği her şeye tek bir sözüyle ulaşabilirdi.
Ama özgürlüğe asla.
Bu yüzden, izin verilen kısa gezintiler onun için küçük bir bayram gibiydi.
O sabah da uzun saçlarını aynasının karşısında zarifçe yana atmış tararken sözlerini tam hatırlayamadığı ama melodisini hiç unutamadığı o çocukluk şarkısını mırıldanıyordu.
"Bak güneşe bugün ne parlak...hımm hımm...ancak"
Şimdi yüzünü pek hatırlayamadığı ama çocukken çok sevdiğini bildiği bir arkadaşıyla bu şarkıyı söyleyerek oyunlar oynarlardı.
Her sabah yaptığı gibi bu anıları zihninde canlandırmaya çalıştı ama yine pek hatırlayamadı
Prenses gittikçe büyüyen yalnızlığını bazen yaptığı küçük gezintilerle bastırmaya çalışırdı.
Hazırlığı biten Indra odasından çıkarak saray işleriyle ilgilenmeyi seven, güzelliğini aldığı annesinin yanına gitti. Annesini tahmin ettiği gibi sarayın yemek mahzeninde hizmetkârlara marifetlerini gösterirken hoş bir muhabbet ederken gördü.
Kraliçe Elaria sarayındaki tüm çalışanlara önem verir, ve onlarla birlikte iş yapmaktan utanmazdı. Bir zamanlar fakir bir ailede büyümüş olması onu her zaman temkinli ve mütevazi yapmıştı. Elaria değerlerine hep sahip çıkan asil bir kraliçeydi ve kızını da her zaman bu ilkeyle büyütmüştü. Fakat diğer hanedan üyeleri kraliçe Elaria'nın bu tutumundan hiç hoşlanmadıkları gibi onu küçümseyerek Kül Kraliçe ismini takmışlardı. Fakat Elaria bunların hiçbirini önemsemez her zaman inandığı şeyler için savaşırdı.
Indra annesinin yanına usulca yaklaştı.
"Yine buradasın, tahmin etmiştim. Ben tahmin ettiysem, amcam da etmiştir. Birazdan buraya gelip yine seni rahatsız edeceğinden eminim kraliçem."
Kraliçe Elaria hafifçe gülümseyerek başını çevirdi.
"Tabii gelecektir, önemli işlerle meşgul olmayı pek sevmez."
Kraliçenin bu sözü mahzendeki neredeyse tüm çalışanların yüzünde gizli bir tebessüm oluşturdu. Hizmetkârlar güldüklerini gizlemek için yüzlerini gizliyorlardı.
Prenses Indra hemen arkasından bu sessizliği bozacak cümleyi söyledi.
"Yüzün simsiyah olmuş, en azından lakabımızı hak ediyoruz."
Mahzenden kahkahalar yayıldı. Amcası gelmeden uzaklaşmak isteyen Indra kraliçenin izniyle atını hazırlattı. İki şövalye eşliğinde saraydan ayrılıp ormanın içinden kıvrılarak akan dereye kadar gelmişlerdi. Atından inip suyun kenarına çömeldi.
Serin suyun yüzeyinde kendi yansımasına baktı.
Ne zamandır aynı duvarlara bakıyordu?
Ne zamandır gerçekten biriyle arkadaş olmamıştı?
Çocukluğundan silik birkaç anı dışında yanında kalan kimse yoktu. Bir zamanlar birlikte oynadığı o çocuk da bir gün ortadan kaybolmuştu. Kimse nedenini anlatmamış, Indra da zamanla sormayı bırakmıştı.
Derin bir nefes aldı.
Yüzüne vurduğu serin suyun dalgalanması durulduğunda suyun yansımasından yanına doğru yaklaşmış bir silüet fark etti.
Siyah pelerinli bir adam.
Bu yabancıyı ilk kez görmüştü ama gördüğü anda bir şeyler hissetmiş olacak ki göz göze geldikleri an, zaman sanki birkaç saniyeliğine durdu.
Indra'nın kalbi beklenmedik şekilde hızlandı.
Böyle bir şeyi daha önce hiç hissetmemişti.
Adam da şaşkın görünüyordu. Sanki o da bu karşılaşmayı beklemiyordu.
"Merhaba...seni tanıyor muyum?" dedi çekingen ama meraklı bir sesle.
Adam kısa bir sessizlikten sonra hafifçe gülümsedi.
"Hayır, buralara pek uğramam ama senin de burada tek başına olmaman gerekir."
Indra arkasındaki şövalyelere bakıp gülümsedi.
"Tek başıma sayılmam."
Adam ilk kez gerçekten güldü.
Fakat prensesi korumakla görevli şövalyeler, birkaç metre öteden bu yabancıyı tedirgin bakışlarla izliyordu. Indra onların huzursuzluğunu fark edince başını hafifçe çevirip her şeyin yolunda olduğuna dair sessizce işaret verdi. Şövalyeler ikna olmamış görünseler de prensesin emrine karşı gelemediler. Indra yeniden adama döndü. Adam devam etti:
"Belli ki gelmemin bir sebebi varmış."
diyerek Indra'nın aklında onlarca soru işareti bırakmayı başarmıştı. Indra karşısındakinin kim olduğunu öğrenene kadar buradan ayrılmak istemiyordu.
"Buralardan değilsin madem, ne arıyorsun?" diye sordu Indra merakına yenik düşerek.
"Yolculuk yaptığımı bil, henüz yabancı bir prensese sırlarımı veremem." dedi adam mesafeli bir duruşla. Indra'nın içinde soğuk rüzgarlar esti. Bu zamana kadar her istediğini elde etmiş bir prensesin tek bir cevabı alamaması onu yıldırmamış, tam tersine içindeki ateşi körüklemişti.
Indra'nın yüzündeki gülümseme hafifçe soldu. Gözlerini suya çevirdi. Parmaklarını suyun üzerinde gezdirirken sessizce dalgaları izlemeye başladı. Adamın ona açılacağını ve yakınlaşacağını düşünmüştü. Adam bu sefer yüzüne hafif tebessümünü takınarak başını dikleştirdi ve prensese çevirdi.
"Ne kadar güzel bir prenses olsa da karşımdaki... Avcılar hep en güzel yemi bırakır."
Prenses bu ince sözlerin karşısında pek bir şey söyleyemedi ama etkilenmişti. Sadece gözlerine bakakaldı. Aynı zamanda tam olarak ne kastettiğini anlayamamanın şaşkınlığı da vardı suratında.
Ne demekti şimdi bu? Neden bir yem olacaktı ki?
Kendini hazır hissettiğinde sordu:
"Ne demek istedin? Neden bir yem olacakmışımki?"
"Sadece şaka yapıyorum, prenses." dedi gülümseyerek.
"Ama dışarıdaki hayatın gerçekleri çok farklı ve tehlikelidir. Her şey bir yalan ya da bir tuzak olabilir. Bizler temkinli olmalıyız."
Prenses Indra hiç bilmediği bu dünya hakkında yorum yapamıyordu çünkü hiç görmemişti. Belli ki bu adam çok şey biliyordu ve ondan bildiği bütün tecrübeleri öğrenmek için sabırsızlanıyordu Indra.
"Peki kim olduğunu söylemeyecek misin?" diye şansını bir kez daha denedi prenses.
Adam gülümsemeye devam etti ama sessizliğini bozmadı.
O an Indra, hayatını değiştirecek insanla karşı karşıya olduğundan habersizce bir cevap bekliyordu.
