7. bölüm · İnci buzları
Bölüm 6-rekabet
Okulda büyük gün gelmişti.
Turnuvalar başlamıştı.
Bahçede futbol sahası kurulmuş, spor salonu ise voleybol için hazırlanmıştı. Herkes gergin ama heyecanlıydı.
İnci, Nil, Burçin ve Fulya voleybol formalarıyla salona girdiğinde ortam zaten hareketliydi.
Aras, Yağız, Mert ve Barlas ise futbol sahasına hazırlanıyordu.
---
Kızlar sahaya çıktığında tribünden alkışlar yükseldi.
Nil gerindi.
“Tamam… kazanacağız.”
Burçin gülümsedi.
“Kesinlikle.”
Fulya topu çevirdi.
“Hazır olun.”
İnci ise gözlerini tribüne kaldırdı.
Ve o an…
Erkekler tribündeydi.
Aras bağırdı:
“Hadi bakalım!”
Yağız:
“Gösterin!”
Mert:
“Şansınız bol!”
Ama Barlas…
Sadece İnci’ye bakıyordu.
İnci bunu fark etti.
Ve hafifçe gülümsedi.
---
Maç başladı.
Kızlar hızlıydı.
Nil smacı bastı, sayı geldi.
Tribün coştu.
Aras:
“Tamam tamam, ciddiler!”
Yağız:
“Bu iş zor!”
---
Ama bir anda rakip takım öne geçti.
İnci sinirlendi.
“Topu bana ver!” dedi.
Top geldi.
Sıçradı.
Ve sert bir smaç.
Sayı.
Tribün bir anda sustu.
Sonra erkeklerden bağırış:
“OOO!”
Mert:
“İnci yaktı!”
Barlas hafifçe gülümsedi.
---
Aynı anda dışarıda futbol maçı başlamıştı.
Aras topu kaptı.
“Bana bırakın!”
Çalım attı.
Şut…
GOL.
Tribün patladı.
Yağız zıpladı.
“İŞTE BU!”
Mert:
“KRAL ARAS!”
Ama Barlas gol atmamıştı.
Sadece izliyordu.
---
Bir süre sonra Yağız topu kaptı.
Çalımladı.
Şut…
GOL.
Bu kez daha büyük bağırış.
Kızlar tribünde izliyordu.
Nil fısıldadı:
“Bunlar da iyi oynuyor…”
Burçin ekledi:
“Fazla iyi.”
Fulya baktı.
“Biraz sinir bozucu.”
İnci sessizdi.
Çünkü Barlas hâlâ gol atmamıştı.
Ama o sadece bekliyordu.
---
Maçın ortasında Barlas topu aldı.
Sessizdi.
Sanki oyun onun için yeni başlıyordu.
Bir anda üç kişiyi geçti.
Stadyum sustu.
Şut…
GOL.
Bir anlık sessizlik.
Sonra patlama.
“OOO Barlas!”
Aras bile şaşırdı.
Ama İnci…
O an bir şey hissetti.
Küçük bir sıkışma.
“Niye bu kadar iyi…” diye düşündü.
Maçlar devam ederken iki saha da birbirine bakıyordu.
Erkekler voleybol sahasına.
Kızlar futbol sahasına.
Ama en çok bakış…
Barlas ve İnci arasındaydı.
Her golde, her sayı da…
Birbirlerini izliyorlardı.
---
Voleybol maçı son sayıya gelmişti.
İnci servis attı.
Top gitti…
Sayı!
Maç bitti.
Kızlar kazandı.
Hepsi sarıldı.
Ama İnci ilk olarak tribüne baktı.
Barlas ayağa kalkmıştı.
Alkışlıyordu.
Göz göze geldiler.
---
Aynı anda futbol maçı da bitmişti.
Erkekler kazanmıştı.
Aras bağırıyordu.
Ama Barlas yine İnci’ye bakıyordu.
---
Kalabalık dağılıyordu.
İnci sahadan çıkarken Barlas yanına geldi.
“Güzeldi,” dedi.
İnci gülümsedi.
“Siz de.”
Kısa bir sessizlik.
Barlas eğildi.
“Rakip olunca daha iyi oynuyorsun.”
İnci kaş kaldırdı.
“Sen de.”
Bir an durdular.
Ve gülümsediler.
Bir anda Hande Yenerin mor şarkısı çaldı ve bunu açan arasdı
Herşey rakipleri kışkırtma içinde ben başarılı olmuştu.
Turnuvalar bittikten sonra okulda herkes dağılmıştı ama atmosfer hâlâ hareketliydi.
Kızlar voleybol kupasıyla birlikte soyunma odasından çıkarken Nil elindeki havluyu savurdu.
“Biz kazandık ya… hâlâ inanamıyorum.”
Fulya güldü.
“İnci sayesinde.”
Burçin İnci’ye baktı.
“O son servis… efsaneydi.”
İnci gülümsedi ama gözleri bir an bahçeye kaydı.
Barlas oradaydı.
Duvara yaslanmıştı.
Onu izliyordu.
İnci fark etti.
Ve hemen gözlerini kaçırdı.
Ama kalbi… hızlı atıyordu.
---
Aynı anda erkekler de bahçedeydi.
Aras kupayı havaya kaldırıyordu.
“Futbol bizde!”
Yağız bağırdı.
“KRAL TAKIM!”
Mert güldü.
“Tamam tamam sakin olun.”
Ama Barlas gülmüyordu.
Sadece İnci’nin çıktığı kapıya bakıyordu.
Aras bunu fark etti.
“Ne bakıyorsun sen yine?” dedi.
Barlas kısa cevap verdi:
“Hiç.”
Ama bu “hiç” değildi.
---
Akşamüstü sınıf tekrar boşaldığında İnci çantasını topluyordu.
Barlas içeri girdi.
Sessizdi.
“Bugün iyiydin,” dedi.
İnci başını salladı.
“Sen de.”
Sessizlik oldu.
Ama bu sessizlik rahat değildi.
Bir şey eksikti.
Barlas bir adım yaklaştı.
“Maçtan sonra neden kaçtın?”
İnci durdu.
“Kaçmadım.”
Barlas hafifçe kaşını kaldırdı.
“Kaçtın.”
İnci sinirlendi.
“Her şeye bu kadar takılma.”
Barlas’ın yüzü değişti.
“Takılmak değil bu.”
İnci gözlerini kaçırdı.
“Ne o zaman?”
Barlas cevap vermedi.
Sadece baktı.
Ve o bakışta…
çok şey vardı.
---
Ertesi gün sınıfta Aras ayağa kalktı.
“Elimde bir haber var.”
Herkes baktı.
“Okul kamp yapıyor.”
Sınıf bir anda hareketlendi.
Nil:
“CİDDİ Mİ?”
Fulya:
“Kamp mı?!”
Mert:
“Efsane!”
Burçin:
“Nereye?”
Aras gülümsedi.
“Orman kampı. 2 gün.”
Sınıf coştu.
Ama İnci sessizdi.
Çünkü Barlas’a baktığında onun da düşündüğünü görüyordu.
---
Teneffüste herkes plan konuşurken İnci dışarı çıktı.
Barlas peşinden geldi.
“Gidiyoruz,” dedi.
İnci başını salladı.
“Evet.”
Barlas yaklaştı.
“Orada konuşmamız lazım.”
İnci yavaşça döndü.
“Ne hakkında?”
Barlas sustu.
Sonra sadece:
“Her şey hakkında.”
---
O gün okuldan çıkarken herkes heyecanlıydı.
Valizler, çantalar, kahkahalar…
Ama İnci ile Barlas arasında farklı bir hava vardı.
Sessizlik…
Bekleyiş…
Ve söylenmemiş şeyler.
Aras arkadan bağırdı:
“BU KAMP EFSANE OLACAK!”
Yağız:
“KAOS GELİYOR!”
Nil:
“BEN HAZIRIM!”
Fulya:
“ROMANTİK DİZİ GİBİ OLACAK!”
Burçin:
“ZATEN OLUYOR.”
İnci hafif gülümsedi.
Barlas ise sadece ona baktı.
Ve içinden geçti:
“Bu kamp… ya her şeyi çözecek… ya da her şeyi bozacak.”
---
