17. bölüm · İnci buzları
Bölüm 15-son
Yaz tatili sessiz, uzun ve garip şekilde boş geçmişti, herkes kendi hayatına dağılmış ama birbirinden kopmamıştı, İnci ve Barlas da bu sürede tamamen iletişimi kesmemiş ama okul düzeni olmadığı için her şey daha sakin bir hâle gelmişti, aylar geçip yeni eğitim yılı başladığında herkes 12. sınıfa geçmişti ve okulun ilk günü büyük bir heyecanla girilmişti ama sınıf listeleri panoya asıldığında herkesin yüzü bir anda değişmişti çünkü İnci ve Barlas aynı sınıfta değildi ve diğer arkadaş grubu da tamamen dağılmıştı.
İnci listeye bakarken donakalmıştı çünkü Fulya ve Nil başka sınıftaydı ve Aras, Yağız, Mert farklı sınıflara ayrılmıştı ve en önemlisi Barlas da bambaşka bir şubedeydi, Barlas listede kendi ismini gördüğünde bir an durdu ve koridorda kalabalığın içinden İnci’yi aradı ama onu bulduğunda ikisi de aynı şok ifadesini paylaşıyordu, kimse bunu beklememişti çünkü geçen yıl yaşanan her şeyden sonra aynı sınıfta olacaklarını düşünmüşlerdi.
İnci bir adım öne çıktı ve listeye tekrar baktı, sonra Barlas’a döndü.
“Bu nasıl olur?”
Barlas kaşlarını çattı.
“Bilmiyorum.”
İnci:
“Bizi neden ayırmışlar?”
Barlas sessiz kaldı ama gözleri sertleşmişti.
---
O gün herkes kendi yeni sınıfına girdiğinde ortam eskiye göre çok daha yabancıydı çünkü alıştıkları insanlar yoktu ve yeni sınıflar birbirine tamamen farklı karakterlerden oluşuyordu, İnci’nin sınıfı daha sessiz ve dağınık bir yapıdaydı ve kimse birbirini tanımıyordu, ilk derste öğretmen bile öğrencilerin enerjisinden memnun değildi çünkü sınıfta kopukluk vardı ve kimse geçmiş yılın düzenine benzemiyordu.
İnci oturduğu sırada etrafına baktı ve Fulya ile Nil’in olmaması onu daha da sessizleştirmişti, ders boyunca dikkatini toplamaya çalıştı ama sürekli aklı Barlas’taydı ve onun da aynı durumda olup olmadığını düşünüyordu.
Barlas’ın sınıfında ise durum daha farklıydı çünkü yeni gelen öğrenciler arasında Kaan’a benzer birkaç kişi vardı ve sınıf daha hareketli ama kontrolsüz bir yapıdaydı, öğretmen sürekli uyarı yapmak zorunda kalıyordu ve Barlas bu ortamı sevmediğini hemen anlamıştı çünkü düzen yoktu ve herkes dağınıktı.
Ders sırasında bir öğrenci sürekli gürültü yapınca Barlas sabrını zor tuttu ve sonunda ayağa kalkıp bakışını sınıfa çevirdi.
“Susacak mısınız?”
Sınıf bir anda sessizleşti ama bu sessizlik uzun sürmedi ve Barlas bunun zor bir yıl olacağını ilk andan anlamıştı.
---
İnci kendi sınıfında dersten sonra koridora çıktığında Fulya ve Nil’i aradı ama onları bulamadı ve bu durum içini daha da boş hissettirdi çünkü artık alıştığı düzen yoktu, tam o sırada koridorun diğer ucunda Barlas’ı gördü ama aralarında kalabalık ve mesafe vardı, yine de gözleri buluştu ve ikisi de aynı anda durdu.
Barlas bir adım atacak gibi oldu ama öğretmen sesi duyuldu ve herkes sınıflara yönlendirildi, o an hiçbir şey söylenemedi ama bakışlar her şeyi anlatmıştı çünkü artık ayrıydılar ama bitmemişlerdi.
---
Gün ilerledikçe herkes yeni sınıfında farklı sorunlarla karşılaştı, İnci’nin sınıfında uyumsuzluk ve iletişimsizlik vardı ve herkes kendi halinde olduğu için grup ruhu oluşmuyordu, Aras’ın sınıfında ise sürekli rekabet ve kavga vardı ve Yağız ile Mert farklı karakterlerle uğraşmak zorunda kalıyordu, Fulya ve Nil ise daha sakin bir sınıftaydı ama orada da görünmezlik hissi vardı çünkü kimse onları tanımıyordu.
Barlas’ın sınıfında ise disiplin problemi büyüyordu ve sürekli bir kaos hâkimdi, Barlas bu durumu düzeltmeye çalışsa da tek başına yeterli olmuyordu ve her şey daha da karmaşıklaşıyordu.
---
Günün sonunda herkes okuldan çıktığında bir şey netti, bu yıl kolay olmayacaktı ve eski düzen yoktu, ama en önemlisi İnci ve Barlas artık aynı yerde değildi ve bu boşluk ikisinin de içinde aynı anda büyüyordu, yine de ikisi de biliyordu ki bu sadece bir ayrılık değil, daha büyük bir şeyin başlangıcıydı.
Okuldan çıkan öğrenciler eve dağılmak yerine kapının önünde toplanmıştı çünkü herkes aynı şeyi düşünüyordu, geçen yıl kurulan düzenin bozulması kimseyi memnun etmemişti ve sınıfların ayrılması büyük bir boşluk yaratmıştı, bu yüzden öğrenciler kendi aralarında konuşup okul yönetimine geri dönmek için bir protesto düzenlemeye karar verdiler ve kısa süre içinde okulun bahçesi dolmuştu.
İnci kalabalığın ortasında Fulya ve Nil’i görünce hemen yanlarına gitti ve aynı düşüncede olduklarını anladı, Barlas da diğer tarafta Aras ve Yağız ile birlikteydi ve herkes tek bir konuda birleşmişti, eski sınıfların geri gelmesi.
Aras yüksek sesle konuştu.
“Biz böyle devam edemeyiz.”
Nil başını salladı.
“Eski düzen daha iyiydi.”
Fulya ekledi.
“En azından birbirimizi biliyorduk.”
Barlas kalabalığın ortasına çıktı ve sesi daha netti.
“Biz sadece sınıf istemiyoruz, biz birlikte olmak istiyoruz.”
Bu sözlerden sonra kalabalık daha da büyüdü ve öğretmenler ile idare durumu kontrol etmekte zorlandı, sonunda öğrencilerin isteği kabul edildi ve yeniden sınıf düzeni eski haline getirildi, herkes eski arkadaşlarıyla aynı sınıfa döndüğünde okulda büyük bir rahatlama oldu ve adeta bir kutlama havası oluştu.
---
Okul tekrar düzene geçtiğinde artık herkes 12. sınıf olmanın ciddiyetini daha iyi anlamıştı çünkü YKS yılı başlamıştı ve bu yüzden tüm arkadaş grupları küçük ekipler halinde çalışmaya başlamıştı, sınıflarda sessizlik ve çalışma disiplini artmıştı ama aynı zamanda dayanışma da güçlenmişti.
Barlas bir gün kütüphanede İnci’nin yanına oturdu ve dosyalarını açtı, gözleri ciddiydi.
“MSÜ kazanacağım,” dedi.
İnci başını kaldırdı.
“Biliyorum.”
Barlas devam etti.
“Hazırlanmam lazım.”
İnci hafifçe gülümsedi.
“Ben de hukuk kazanacağım.”
Barlas ona baktı.
“Savcı olacaksın yani.”
İnci başını salladı.
“Evet.”
---
Nil sürekli kitapların arasında çalışıyordu ve hedefi netti.
“Tıp kazanacağım,” dedi bir gün Fulya’ya.
Fulya gülümsedi.
“Ben veteriner olacağım.”
---
Burçin ders çalışırken bir yandan notlarını kontrol ediyordu.
“Ben polis olacağım,” dedi kararlı bir sesle.
---
Yağız tahtaya bakarken kendi kendine konuştu.
“Ben matematik öğretmeni olacağım.”
---
Mert spor çantasını sırtına atarken gülümsedi.
“Ben itfaiyeci olacağım.”
---
Aras antrenmandan sonra topu yere bıraktı.
“Ben futbolcu olacağım.”
---
Günler geçtikçe herkes kendi hedefi için daha çok çalışmaya başladı ve okul artık sadece bir yer değil, geleceğe hazırlık alanı haline geldi, İnci ve Barlas ise bu süreçte birbirlerini motive eden iki insan olmuştu ve artık ilişkileri sadece duygusal değil aynı zamanda hedeflere bağlı bir destek sistemine dönüşmüştü.
Barlas bir gün İnci’ye bakıp konuştu.
“Başaracağız.”
İnci cevap verdi.
“Birlikte.”
Ve o an ikisi de biliyordu ki artık sadece lise öğrencisi değillerdi, kendi hayatlarını kuran insanlara dönüşüyorlardı ve bu hikâye burada bitmiyordu, sadece yeni bir hayata başlıyordAylar çok hızlı geçmişti, sınav hazırlıkları, deneme sınavları, gece geç saatlere kadar süren tekrarlar ve birlikte yapılan çalışma saatleri artık herkesin hayatının bir parçası olmuştu, okul koridorları sessizleşmiş, sınıflar daha ciddi bir havaya bürünmüş ve mezuniyet zamanı sonunda gelmişti.
Mezuniyet gecesi okulun bahçesi ışıklarla süslenmişti, herkes hem mutlu hem de tuhaf bir şekilde hüzünlüydü çünkü yıllardır birlikte olan bir grup artık yollarını ayıracaktı, İnci o gece bordo, dar ve uzun bir elbise giymişti, elbisenin şıklığı sade ama etkileyiciydi ve ayakkabıları Louboutin tarzı kırmızı tabanlı topuklulardı, her adımında kırmızı taban hafifçe görünüyordu ve bu ona güçlü bir hava katıyordu, saçları doğal dalgalarla açık bırakılmıştı ve yüzünde hem heyecan hem de hüzün vardı.
Barlas ise tamamen siyah giyinmişti, siyah takım elbisesi üstüne bordo bir kravat takmıştı ve ayakkabılarının altındaki kırmızı detay İnci’nin ayakkabısıyla uyumlu bir şekilde dikkat çekiyordu, ikisi yan yana geldiğinde herkes bunu fark etmişti çünkü renkler bile artık bir bağ gibi görünüyordu.
Fulya geceye enerjisiyle gelmişti, açık tonlarda şık ama sade bir elbise giymişti ve sürekli gülüyordu, Nil ise zarif bir açık mavi elbise tercih etmişti ve daha olgun bir hava taşıyordu, Burçin daha klasik ve sade bir siyah elbise giymişti, Aras spor şık bir takım tercih etmişti çünkü onun kafası hâlâ sahadaydı, Yağız ise sade ama dikkat çekici koyu gri bir takım giymişti, Mert ise klasik ama rahat bir tarzla gelmişti.
Gece başladığında herkes çok mutluydu, müzikler çalıyor, fotoğraflar çekiliyor ve sürekli kahkahalar yükseliyordu ama her gülüşün içinde bir vedanın gölgesi vardı, İnci ve Barlas bir süre kenarda oturup kalabalığı izlediler.
Barlas sessizce konuştu.
“Bittiğini hissettin mi?”
İnci ona baktı.
“Bitmedi.”
Barlas hafifçe gülümsedi.
“Sadece okul.”
İnci başını salladı.
“Sadece okul.”
---
Gecenin ilerleyen saatlerinde sahnede mezuniyet konuşmaları yapılırken herkes birbirine sarıldı, fotoğraflar çekildi ve son kez aynı yerde olmanın farkına varıldı, Fulya ve Nil İnci’ye sarıldı ve uzun uzun konuşmadan sadece birbirlerine baktılar, Aras ve Yağız da Barlas’la birlikte kenarda durup sessizce anın tadını çıkardı.
Barlas İnci’ye yaklaştı.
“Yarın herkes farklı yerde olacak.”
İnci gözlerini kaçırmadı.
“Evet.”
Barlas devam etti.
“Sen hukuk.”
İnci hafifçe gülümsedi.
“Sen MSÜ.”
Barlas başını eğdi.
“Başaracağız demiştik.”
İnci:
“Başardık.”
---
Gecenin sonunda herkes birbirine son kez sarıldı, vedalar uzadı, kimse kolay ayrılmak istemedi, Fulya gözleri dolu dolu İnci’ye sarıldı, Nil sessizce gülümsedi, Aras herkese tek tek sarıldı, Yağız normalden daha uzun süre elini bırakmadı, Mert bile ilk kez ciddi şekilde vedalaştı.
Barlas ve İnci en son kaldı.
Kalabalık azalmıştı, ışıklar hafiflemişti.
Barlas sessizce konuştu.
“Gidiyoruz.”
İnci başını salladı.
“Gidiyoruz.”
Barlas bir adım yaklaştı.
“Ama bitmiyoruz.”
İnci ona baktı.
“Bunu zaten biliyorum.”
Ve o an ikisi de son kez mezuniyet bahçesinde dururken, artık öğrenciliklerinin bittiğini ama hikâyelerinin bitmediğini anlamıştı.
---
Sonraki süreçte herkes sınavlara girmişti ve aylar süren emeğin sonunda sonuçlar açıklandığında Aras sağlık sınavını geçip profesyonel futbol yoluna adım atmıştı, Nil tıp fakültesini kazanmıştı, Burçin polis akademisini kazanmıştı, İnci hukuk fakültesini kazanmış ve savcı olma yoluna girmişti, Yağız matematik öğretmenliği bölümünü kazanmıştı, Mert itfaiyecilik yoluna girmişti, Fulya veteriner fakültesini kazanmıştı ve Barlas MSÜ’yü kazanmıştı.
Herkes hayalini gerçekleştirmişti.
Ve o gün, yıllar sonra bile hatırlanacak bir şekilde, İnci ve Barlas son kez okulun önünde karşılaştıklarında artık çocuk değillerdi, sadece kendi hayatlarını kuran iki yetişkindi.
Barlas sessizce konuştu.
“Başardık.”
İnci gülümsedi.
“Evet.”
Barlas:
“Ve devam ediyoruz.”
İnci başını salladı.
“Bu sadece başlangıçtı.”
Ve hikâye burada bitmedi, çünkü aslında hiçbir zaman bitmemişti, sadece yeni bir hayata dönüşmüştü.
