10. bölüm · İlk kez delilik
Çıkarların Kesiştiği Yer; Barut Kokusu
Beş nişancı yerlerimizi almış Slios'a gelen soyluları indirmeye hazırlık yapıyorduk.
Gelmelerine ortalama iki saat vardı bu yüzden bulunduğumuz yerde , onları vurduktan sonra , nasıl hemen sıvışacağımızı tartışmaya başladık
Aramızdan altın sarısı saçı olan dalgalarıyla omuzlarını süsleyen Adis söze girdi
"Komutan Eren'in dediği gibi vurduktan sonra hemen sıvışırsak çok belli ederiz biraz bekleyip sonra ayrılalım nasıl fikir?"
Kıvırcık saçlarını arkaya atarken alisya cevap verdi
"Bence haklı ama yinede siz bilirsiniz"
"Peki dediğiniz gibi olsun ama bu mesafeden fark etmeleri biraz zor" demekle yetindim
Siyah saçlarını karıştırarak cevap verdi Soren ,
"Çok saçma , yukarı baksalar bizi görecekler. Önemli olan iyi gizlenmek sıvışmayı bir plana göre yaparsak sonuçları ağır olur"
"Nedenmiş o?" Diye atıldı Adis
Kahvemi yudumladıktan sonra söze başladım
"Hemen anlatayım , çünkü başka bir şey olursa ve biz bir b planı yapmamış olursak işte o zaman hapı yutarız demek istiyor. Bu yüzden Soreni dinliyoruz"
Soren dışında hepsi bir ağızdan yakınmaya başladılar ama en fazla sesi çıkan hiç bir fikrini belirtemeyi sevmeyen Mirelden çıktı
"İtiraz yok"
Dedim ama homurdanmaya devam ettiler
O sırada dışardan gelen alkış ve ıslık seslerini duymamla ayağı kalmam bir oldu hazırlıklarını bir kaç saat önceden bitirdiğimiz uzak mesafe uzun namlulu silahların başına geçtim
İlk atışları ben diğerlerini onlar yapacaktı , her hareketim önemliydi
Beş tane kısa boylu miğde bulandırıcı aptalın yanında dikkatimi çeken başka biri vardı. Beyaz saçlarına rağmen uzun boyuyla genç duruyordu
Bir dakika, o zaten gençti!?
Stresten beyazla bütünleşmiş saçları arasından sarkık bir yüzü olmadığı gözüküyordu
Mercekle onu incelerken siyaha ramak kalmış gözleri merceğimi buldu yorgun gözleri herşeyi anlatıyordu. İçinde şampanya olan kadehi masadan aldı. İlk önce bedenini sonra gözlerini kendisine bi hayli benzeyen yaşlı adama dikti.
Komutan Eren'di
Büyük ihtimalle babasının zoruyla gelmiş ve şimdi babası yüzünden öleceğini biliyordu
Onu yağızın anlattığı kadarıyla tanısamda acımıştım. Sonuçta bir babanın en ağır yükü, evladına giydirdiği kefendir; hele ki o yolu kendisi çizmişse
Ne kadar kötü hissetsem de merceği tekrardan ensesine nişan aldım ve barutun Keskin kokusunun ciğerlerime işlemesine izin verdim, gözlerim kapalıydı ama kalbimle oradaki paniği görebiliyordum
Gözlerimi açtığımda ensesinen yayılan kan hem yeri hemde beyaz saçlarına kederi işliyordu
Ordu hayalcilerinden bir daha gitmişti. Beyaz gömleğinde şahlanan kan durmak yerine daha hızlı ilerliyordu
Devam edecek
