5. bölüm · İLK BAKIŞTA SEN
Hayal mi gerçek mi? 5.bölüm
Hava yağmurlu,soğuk ve rüzgarlıydı. Yağmurlu günleri asla sevmezdim çünkü baya karanlık ve kapalı olurdu. Güneşli havalar daha iyi olurdu. Yağmur yağdığına göre galiba artık yaz bitiyordu. En çok üzüldüğüm durumsa arkadaşlarımla görüşmeye vaktim kalmayacaktı. Hep ders, hep ders. Sınavlar olacak,ödevler olacak çok kötü. Saate baktığımda neredeyse öğlen olacaktı. Hemen pijamalarımı değiştirip mutfağa doğru ilerledim. Mutfakta kimse yoktu,salonda da kimse yoktu,ablam'ın odasında da kimse yoktu ve diğer odalarda da kimse yoktu. Telefonumdan annemi aradım ama açmadı, abimi aradım oda açmadı evde ne biri vardı, nede telefonlarıma cevap veren. Kimse yoktu. Balkondan dışarı baktım ama yine kimse yoktu. Sanki dünyada bir tek ben kalmışım gibi. Çünkü sokaklar boştu veya sadece ben abartıyordum. Masamdan anahtarı alıp dışarı çıktım. Sokaklar boştu kimse yoktu kimse. Ben rüyadamıyım acaba. Aklıma başka hiçbirşey gelmiyordu. Ağlayacaktım rüyada olayım lütfen artık uyanmak istiyorum. Sonra yolda gezinmeye başladım. Bir bakkal'ın önünde durdum ve bir tane gazete gözüme çarpmıştı. Gazeteyi elime alıp incelediğimde 2023 yılında değil,2025 yılındaydık 2 yıl sonrası mı yani. Artık uyanmak istiyorum lütfen rüya olsun. Lütfen annem hadi kalk diye seslensin tek dileğim bu lütfen. Ama Rüya olsa yollarda nasıl bu kadar rahat gezinecek ve eşyalara dokunacaktım veya nasıl bu kadar gerçekçi olucaktı. Bir dakika ben rüyada olsam kendi kendime nasıl yorum yapabilirim. Ne oluyor bana korkuyorum.
Telefonum?
Telefonumda yanımda değildi sesim yankılanıyordu ve gittikçe her şey halisülasyon gibi olmaya başlamıştı. Herşey giderek yok oluyordu sanki. Yoksa ben mi dünyadan siliniyordum. Hiçbir fikrim yoktu sadece korku ve panik hissi vardı. Madem burası hayal o zaman markete girip bedava şeyler yiyebilirim. Nasıl marketler kapalıydı. Bugün pazar olmalı ki marketler o yüzden kapalıydı. Peki liam'ın mekanı duruyormuydu. Mekana doğru ilerlemeye başladım ve vardığımda ise kendimle karşılaştım. Ben kapının önündeydim. Ben kendimi nasıl görebiliyordum. Yoksa ben başka birinin bedenindemiydim? Birazcık daha ilerlediğimde Liam ve leo içerideydi. O zaman leo buradaysa Elizabeth'in de olması lazımdı ama nerede? Biraz daha ilerledim ve Elizabeth'i gördüm koşuyordu sanırım çünkü tek ayağı havada kalmıştı. Bugünlük bu kadar yeter diyerek bilgisayarımı kapattım. Bu yaptığım küçük animasyon sayesinde eğleniyordum. Mutfağa gittiğimde ablamı gördüm.
Naber abla?
İyi sen nabıyon?
İyi bende film tasarlıyorum animasyon gibi bir şey yani.
Hım iyi fikirmiş güzel.
Neyse bende su içeyim. Bu arada ben Elizabeth ile buluşacağım annemler geldiğinde olmazsan söylersin.
Bende dışarı çıkacaktım neyse not bırakırız.
Abim söylemez mi sorsak. Abla söyler mi sence?
Unutur veya gıcıklık yapar söylemez.
He o zaman ben anneme mesaj yazayım sende not yazacaksan yazarsın.
Su içtikten sonra mutfaktan çıktım. Giyindikten sonra anneme mesaj yazdım ve evden çıktım. Bugü Elizabeth ile kütüphanede ders çalışacaktık. Elizabeth yazarmış. Belki oda kitabını yazar. Bende elizabeth'in yazar olduğunu doğum gününde öğrendim. Çünkü leo ona kitap yazabilmesi için birkaç eşya almıştı. On dakika kadar yürüdükten sonra Elizabeth ile buluşacağımız yere geldim. Ortalıkta Elizabeth yoktu. Biraz bekledim ve tam kütüphaneye doğru gidecekken arkadan koştuğunu gördüm kırmızı gözlük takmış, crop ve şortu uyum sağlıyordu saçlarına. Elinde defter ve bilgisayar ile geldi.
Bekletmemişimdir umarım.
Hayır sorun değil ama hemen gidelim yoksa birazdan erimiş olacağım.
Elizabeth onaylarcasına kafasını salladı. Beş dakika sonra vardık. Hemen boş olan masaya gözümü kestirdim.
Gel şurası boş oturalım.
Beraber oturduktan sonra ben şarkı dinleyerek test çözdüm Elizabeth ise tahmin ettiğim gibi kitabını yazıyordu. Yarım saat sonra Elizabet bana sessizce seslendi.
Ambar ben iki dakikalığına aşağı iniyorum. Sen devam et çalışmama ben şimdi gelirim.
Tamam. Ben eşyalarına göz kulak olurum.
Elizabeth uzaklıştıktan sonra kulaklığımı takarak tekrar test çözmeye başladım. Arada bir eşyaları kontrol ediyordum. Sonra masanın önünde birinin durduğunu fark ettim. Elizabeth zannettiğim için test çözmeye devam ettim. Hakan daha biri masamda dikiliyordu. En son kafamı kaldırıp baktığımda ise birtane çocuk gelmiş bana birşeyler söylüyordu. Kulaklığımı çıkarıp çocuğa baktım.
Merhaba eğer bu sandalye boşsa bende yanında çalışabilirmiyim rahatsız olmazsan.
Belki olabilir. Tamam ama biraz masayı kendine doğru çek.
Merak etmeyin ben kendi halimde takılıyorum rahatsız olmayın.
Kulaklığımı takıp tekrar çalışmaya başladım. Elizabeth geldiğinde bana şaşkın bir şekilde "bu kim" bakışları atıyordu.
Kağıda bilmiyorum oturmak istedi bende kabul ettim.
Sen niye bu kadar saf bir insansın yazdı kağıda.
Neden?
Herkese inanıyorsun ya sana Bir şey yapsaydı. Az önce Liamla karşılaştık yanına gelecekti ama neden üzgün bir şekilde gittiğini anladım. Sorduğumda ise ambar'ı göremedim diyip geçiştirmişti. Yanlış anlamış olmalı.
Ay ben bunu düşünemedim. Ne yapacağım şimdi arkasından gideyim mi?
Bence şimdilik rahat bırak biraz sinirliydi zaten sana istemeden kızar.
Of ne yapacağım. Neyse yarın özür dilerim. Sende numarası varmı Elizabeth?
Kağıdı arkasına çevirip numarayı yazdı.
Kendi numaranıda verirmisin acaba.
Tabi. Kendi numarasında yazdıktan sonra kağıda.
Birazcık daha çalışalım sonra gideriz olur mu?dedi.
Olur. Gideriz. Yanımdaki çocuğun bana baktığını fark ettim.
Galiba aynı yaştayız dedi.
İlk başta anlamasamda sonradan anlayarak şaşırdım.
Bende 11.'inci sınıfım.
Olabilir. Yani tesadüftür dedim ve testimin cevaplarını kontrol etmeye başladım. Çocuk bana çok tanıdık geliyordu ama nereden tanıyordum?
