Bölümler 9Şu an: Bölüm 7 — İlk Büyük Fırsat
- 1 1. BÖLÜM: İlk Hayal1.416 kelime
- 2 2. BÖLÜM: İlk Adım2.055 kelime
- 3 3. BÖLÜM Sarı Lacivert Hayal1.720 kelime
- 4 BÖLÜM 4 — İLK SINAV1.844 kelime
- 5 BÖLÜM 5 — YENİ BİR KAPI2.381 kelime
- 6 BÖLÜM 6 — DAHA BÜYÜK BİR HAYAL1.823 kelime
- 7 Bölüm 7 — İlk Büyük Fırsat1.547 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 BÖLÜM 8 — SON DÜDÜĞE KADAR976 kelime
- 9 BÖLÜM 9 — SARI LACİVERT FORMAYA DOĞRU1.415 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kampın üzerinden birkaç gün geçmişti.
Emirhan eve döndüğünden beri aklında sürekli aynı şey vardı: Baran.
Antrenmanlarda yaptığı kurtarışlar, topa çıkışları, kendine güveni... Emirhan onunla yarışırken bir yandan da çok şey öğrenmişti.
Ama asıl önemli olan, kampın son gününde yaşananlardı.
Antrenmanın sonunda kaleciler sırayla penaltı kullanacak oyuncuların karşısına geçmişti. Baran ilk üç penaltının ikisini kurtarmıştı.
Sıra Emirhan'a geldiğinde herkes ona bakıyordu.
Emirhan derin bir nefes aldı.
Oyuncu topun başına geçti.
Koştu.
Vurdu.
Emirhan sağa atladı.
Top parmaklarının ucuna çarparak dışarı çıktı.
Kenardan birkaç kişi alkışladı.
Emirhan ayağa kalkarken yüzünde küçük bir gülümseme vardı.
Baran yanına geldi.
— Güzel kurtarış.
Emirhan şaşırarak baktı.
— Sağ ol.
Baran birkaç saniye sustu.
— Ama daha çok çalışman lazım.
Emirhan gülümsedi.
— Biliyorum.
Baran da gülümsedi.
— O zaman görüşürüz.
O gün Emirhan bir şeyi anlamıştı.
Baran onun düşmanı değildi.
O, Emirhan'ın kendisini geliştirmesini sağlayan en büyük rakiplerinden biriydi.
---
Ertesi sabah Emirhan, Meryem'le birlikte kahvaltı yapıyordu.
Meryem elindeki kaşığı masaya bıraktı.
— Kamp nasıldı?
Emirhan bir an düşündü.
— Zordu.
— Kötü müydü?
— Hayır.
— O zaman neden zordu?
Emirhan gülümsedi.
— Çünkü herkes çok iyiydi.
Meryem başını salladı.
— Sen de iyiydin.
— Ama en iyi değildim.
Meryem ona dikkatlice baktı.
— Emirhan, her zaman en iyi olmak zorunda değilsin.
Emirhan sustu.
Meryem devam etti:
— Bugün senden daha iyi biri olabilir. Yarın sen ondan daha iyi olabilirsin. Önemli olan dün olduğundan daha iyi olman.
Emirhan bu sözleri düşündü.
Sonra başını salladı.
— Haklısın.
Tam o sırada telefonuna bir mesaj geldi.
Mesaj Hakan Hoca'dandı.
Emirhan telefonu açtı.
Kısa bir mesaj vardı:
“Yarın antrenmandan sonra konuşmamız lazım. Önemli.”
Emirhan'ın yüzündeki gülümseme kayboldu.
— Ne oldu? diye sordu Meryem.
Emirhan telefonu ona gösterdi.
Meryem mesajı okudu.
— Belki güzel bir şeydir.
— Ya değilse?
Meryem omuzlarını silkti.
— O zaman da öğreniriz.
Emirhan telefonu cebine koydu.
Ama o gece uyumakta zorlandı.
Hakan Hoca neden onunla konuşmak istiyordu?
---
Ertesi gün antrenman her zamankinden daha uzun sürdü.
Emirhan bütün toplara odaklanmaya çalışıyordu.
Bir şutu kurtardı.
Bir diğerinde topu elinden kaçırdı.
Sonraki pozisyonda hızlıca ayağa kalkıp ikinci şutu çıkardı.
Hakan Hoca uzaktan onu izliyordu.
Antrenman bittiğinde Emirhan eldivenlerini çıkardı.
Hakan Hoca yanına geldi.
— Emirhan.
— Hocam?
— Benimle biraz yürür müsün?
Emirhan'ın kalbi hızlandı.
Birlikte sahanın kenarına doğru yürüdüler.
Hakan Hoca birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra durdu.
— Kampta seni izlediler.
Emirhan şaşırdı.
— Kim?
— Farklı yaş gruplarından antrenörler.
Emirhan'ın gözleri büyüdü.
Hakan Hoca devam etti:
— Ve senin hakkında olumlu şeyler söylediler.
Emirhan ne diyeceğini bilemedi.
— Gerçekten mi?
— Gerçekten.
Hakan Hoca gülümsedi.
— Ama sana bir teklifim var.
Emirhan dikkat kesildi.
— Ne teklifi?
Hakan Hoca derin bir nefes aldı.
— Önümüzdeki ay yapılacak özel bir gençlik turnuvasında seni oynatmak istiyorlar.
Emirhan'ın kalbi daha hızlı atmaya başladı.
— Turnuva mı?
— Evet. Hem de daha büyük takımların izlediği bir turnuva.
Emirhan bir süre konuşamadı.
Çocukken mahallede kurdukları kaleyi hatırladı.
Meryem'in şemsiyesini...
Yağmur altında söylediği sözleri...
“Bir gün profesyonel olacağım.”
Hakan Hoca elini Emirhan'ın omzuna koydu.
— Ama unutma. Bu sadece bir maç.
Emirhan başını kaldırdı.
— Ben hazırım hocam.
Hakan Hoca gülümsedi.
— İşte senden duymak istediğim cevap buydu.
Emirhan sahaya tekrar baktı.
Artık karşısında sadece bir kale yoktu.
Önünde yeni bir yol vardı.
Ve bu yol onu, çocukluk hayaline her zamankinden daha fazla yaklaştırıyordu.
Ertesi gün Emirhan antrenman sahasına her zamankinden daha erken geldi.
Saha henüz sakindi.
Kale direklerine baktı.
Bir süre hiçbir şey söylemeden durdu.
Sonra eldivenlerini taktı.
— Hazırım, dedi kendi kendine.
Topu yere bıraktı ve çalışmaya başladı.
Önce kısa paslar...
Sonra yan toplar...
Ardından şutlar...
Her kurtarıştan sonra hemen ayağa kalkıyordu.
Ama aklında tek bir düşünce vardı:
“Bu turnuvada hata yapmamalıyım.”
Tam o sırada arkasından bir ses geldi.
— Hata yapmaman gerektiğini kim söyledi?
Emirhan döndü.
Hakan Hoca gülümsüyordu.
— Hocam...
— Seni izliyorum. Bugün normalden daha gerginsin.
Emirhan başını eğdi.
— Turnuva büyük olacak.
— Evet.
— Ya kötü oynarsam?
Hakan Hoca yanına geldi.
— O zaman kötü oynarsın.
Emirhan şaşkınlıkla baktı.
Hakan Hoca devam etti:
— Ama bir maç seni tanımlamaz. Bir kurtarış da seni dünyanın en iyi kalecisi yapmaz. Önemli olan, maç boyunca mücadele etmen.
Emirhan başını salladı.
— Anladım hocam.
— Güzel. Şimdi tekrar kaleye geç.
Emirhan gülümsedi.
— Tamam.
---
Günler geçtikçe turnuva yaklaşıyordu.
Emirhan'ın antrenmanları daha da ağırlaştı.
Takım arkadaşları da turnuvadan bahsetmeye başlamıştı.
Bazıları heyecanlıydı.
Bazıları ise rakip takımlardan çekiniyordu.
Emirhan ise her akşam eve geldiğinde Meryem'le konuşuyordu.
Bir akşam Meryem masanın başında ders çalışırken Emirhan içeri girdi.
— Meryem.
— Efendim?
— Sana bir şey soracağım.
Meryem kitabından başını kaldırdı.
— Sor.
— Sence ben iyi bir kaleci olabilir miyim?
Meryem hiç düşünmeden cevap verdi.
— Olabilirsin.
— Nereden biliyorsun?
Meryem gülümsedi.
— Çünkü sen pes etmiyorsun.
Emirhan sandalyeye oturdu.
— Bazen korkuyorum.
Meryem kitabını kapattı.
— Korkmak kötü bir şey değil.
— Değil mi?
— Hayır. Korksan bile devam ediyorsan, işte o zaman cesur oluyorsun.
Emirhan kardeşine baktı.
— Sen de doktor olabilecek misin?
Meryem güldü.
— Tabii ki.
— O zaman anlaşma hâlâ geçerli.
— Hangi anlaşma?
— Ben kaleyi koruyacağım, sen de beni.
Meryem gülümseyerek elini uzattı.
— Anlaştık.
İkisi el sıkıştı.
---
Turnuvadan bir gün önce takım son antrenmanını yaptı.
Hakan Hoca oyuncuları etrafına topladı.
— Yarın sahaya çıktığınızda rakibin kim olduğunu düşünmeyin.
Herkes sessizce dinliyordu.
— Skoru da düşünmeyin. Önce oyununuzu oynayın.
Sonra Hakan Hoca Emirhan'a baktı.
— Ve kaleciler...
Emirhan dikkatini verdi.
— İlk dakikadan son dakikaya kadar oyunun içinde kalın.
Emirhan başını salladı.
Antrenman bittiğinde Kerem yanına geldi.
— Yarın oynuyorsun, değil mi?
— Evet.
Kerem gülümsedi.
— O zaman seni biraz zorlayacağız.
Emirhan güldü.
— Ben de sizi biraz zorlayacağım.
İkisi el sıkıştı.
O sırada takım otobüsü sahadan ayrılmak üzereydi.
Emirhan son kez sahaya baktı.
Yarın her şey farklı olacaktı.
İlk kez bu kadar büyük bir turnuvada kaleye geçecekti.
Ve tribünlerde onu izleyecek insanlar olacaktı.
Belki de hiç tanımadığı insanlar...
Belki de onun geleceğine karar verebilecek antrenörler...
Emirhan derin bir nefes aldı.
Sonra otobüse bindi.
Telefonunu çıkardı.
Meryem'e tek bir mesaj yazdı:
“Yarın büyük gün.”
Birkaç saniye sonra cevap geldi:
“Korksan da kaleden çıkma.”
Emirhan gülümsedi.
Telefonu cebine koydu.
Yarın sadece bir maç oynanmayacaktı.
Yarın, Emirhan'ın hayalindeki büyük sahneye attığı ilk gerçek adım olacaktı.
Ertesi sabah Emirhan gözlerini erkenden açtı.
Odasının penceresinden dışarı baktı.
Hava açıktı.
Ama Emirhan'ın içi biraz karışıktı.
Heyecanlıydı.
Bir yandan da kalbi hızlı hızlı atıyordu.
Bugün turnuva günüydü.
Yatağından kalktı, formasını hazırladı ve eldivenlerini çantasına dikkatlice koydu.
Tam odadan çıkacakken kapının önünde Meryem'i gördü.
— Hazır mısın? diye sordu Meryem.
Emirhan derin bir nefes aldı.
— Sanırım.
Meryem gülümsedi.
— "Sanırım" ne demek?
— Hazırım.
— İşte şimdi oldu.
Meryem elini uzattı.
— Başarılar, kaleci.
Emirhan onun eline vurdu.
— Teşekkürler, doktor.
---
Stada geldiklerinde Emirhan'ın gözleri büyüdü.
Tribünler önceki maçlara göre çok daha kalabalıktı.
Sahanın kenarında farklı takımlardan antrenörler vardı.
Bazıları not defterlerine bir şeyler yazıyor, bazıları oyuncuları dikkatle izliyordu.
Emirhan kaleye doğru yürürken kalbinin hızlandığını hissetti.
Hakan Hoca yanına geldi.
— Heyecanlı mısın?
— Biraz.
— Güzel.
Emirhan şaşırdı.
— Güzel mi?
— Evet. Heyecan, önem verdiğini gösterir.
Hakan Hoca omzuna dokundu.
— Ama düdük çaldığında sadece topu düşün.
Emirhan başını salladı.
— Tamam hocam.
Takım sahaya çıktı.
Rakip takım da yerini aldı.
Hakem oyuncuları çağırdı.
Emirhan kaleye geçti.
Direklere iki eliyle dokundu.
Sonra karşısındaki sahaya baktı.
Kendi kendine fısıldadı:
— Buradayım.
Hakem düdüğünü çaldı.
Maç başladı.
İlk dakikalarda rakip takım baskılı oynuyordu.
Emirhan birkaç kez takım arkadaşlarına bağırarak onları yönlendirdi.
— Sağ taraf!
— Adamını bırakma!
— Dikkat!
Derken rakip oyunculardan biri ceza sahasının dışından sert bir şut çekti.
Top köşeye gidiyordu.
Emirhan bütün gücüyle uzandı.
Tak!
Topu parmaklarının ucuyla kornere çeldi.
Tribünlerden alkış yükseldi.
Emirhan ayağa kalktı.
Takım arkadaşlarından biri yanına koştu.
— Harika kurtarış!
Emirhan sadece başını salladı.
Ama maç daha yeni başlamıştı.
---
Dakikalar ilerledikçe rakibin baskısı arttı.
Bir pozisyonda savunmanın arkasına atılan topu rakip forvet yakaladı.
Kaleciyle karşı karşıyaydı.
Emirhan öne çıktı.
Forvet topa vurdu.
Emirhan kendini yere attı.
Top göğsüne çarpıp önüne düştü.
Forvet tekrar vurmak üzereydi.
Emirhan hemen ayağa kalktı ve topun üzerine kapandı.
— Bende!
Takım arkadaşları rahat bir nefes aldı.
Hakan Hoca kenardan alkışladı.
İlk yarı golsüz sona erdi.
Emirhan soyunma odasına girdiğinde çok terlemişti.
Hakan Hoca oyunculara baktı.
— Güzel oynuyoruz. Ama ikinci yarıda daha dikkatli olmalıyız.
Sonra Emirhan'a döndü.
— Sen de çok iyi iş çıkarıyorsun.
Emirhan başını salladı.
— Teşekkürler hocam.
Hakan Hoca ekledi:
— Ama unutma, maç bitmedi.
Emirhan eldivenlerini düzeltti.
— Bitene kadar devam.
---
İkinci yarının başında Emirhan'ın takımı öne geçecek gibi görünüyordu.
Bir kontra atakta forvetleri kaleciyle karşı karşıya kaldı.
Şut geldi.
Top direkten döndü.
Emirhan rahatladı.
Fakat birkaç dakika sonra beklenmedik bir şey oldu.
Rakip takım hızlı bir hücum geliştirdi.
Savunma bir anlığına dağıldı.
Rakip oyuncu ceza sahasına girdi.
Emirhan öne çıktı.
Oyuncu topu ayağından biraz açtı.
Emirhan topa doğru hamle yaptı.
Ama...
Topu ıskaladı.
Rakip oyuncu topu boş kaleye gönderdi.
1-0.
Emirhan olduğu yerde kaldı.
Tribünlerin sesi bir anda yükseldi.
Takım arkadaşları birbirlerine baktı.
Emirhan başını eğdi.
İçinden tek bir cümle geçti:
“Yine hata yaptım.”
Tam o sırada Hakan Hoca'nın sesi duyuldu.
— Emirhan!
Emirhan başını kaldırdı.
— Kafanı kaldır!
Emirhan hocasına baktı.
— Maç devam ediyor!
Emirhan derin bir nefes aldı.
Topu ağlardan çıkardı.
Kale çizgisine yürüdü.
Eldivenlerini birbirine vurdu.
Sonra takım arkadaşlarına seslendi:
— Hadi! Daha bitmedi!
Bu kez sesi daha güçlüydü.
Ve Emirhan bilmiyordu ama maçın en önemli anları henüz başlamamıştı.
Bölüm etkileşimi
