BÖLÜM 4 — İLK SINAV

Vaveyla Yazarı: CEPHEKALEMI 19

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: BÖLÜM 4 — İLK SINAV

Cumartesi sabahı Emirhan erkenden uyandı.

Henüz güneş tam olarak doğmamıştı. Odasının penceresinden dışarı baktığında sokakların sessiz olduğunu gördü. Ama onun içi hiç sessiz değildi.

Bugün maçı vardı.

Hem de Fenerbahçe formasını giyerek oynayacağı ilk ciddi maçlardan biri.

Yatağının kenarında oturup ellerine baktı.

“Ya hata yaparsam?” diye fısıldadı.

Tam o sırada kapı aralandı.

Meryem başını içeri uzattı.

“Uyandın mı?”

Emirhan gülümsedi.

“Uyuyamadım ki.”

Meryem içeri girip yatağın yanına oturdu.

“Heyecanlı mısın?”

“Biraz.”

“Biraz mı?”

Emirhan güldü.

“Tamam, çok.”

Meryem onun omzuna dokundu.

“Biliyor musun? Sen sahaya çıktığında sadece kaleyi düşünme.”

“Ne düşüneyim?”

“Eğlenmeyi.”

Emirhan şaşkınlıkla ona baktı.

“Maçta eğlenilir mi?”

“Sen futbolu neden seviyorsun?”

Emirhan hiç düşünmeden cevap verdi.

“Çünkü seviyorum.”

“İşte o zaman bugün de sevdiğin şeyi yap.”

Emirhan başını salladı.

“Sen de tribünde olacak mısın?”

Meryem gülümsedi.

“Her zamanki gibi.”

---

Stada geldiklerinde Emirhan'ın kalbi daha hızlı atmaya başladı.

Sahaya çıktığında sarı-lacivert formasına baktı.

Forma üzerinde adı yazıyordu.

EMİRHAN

Parmaklarıyla yazının üzerinden geçti.

Bir gün bu formayı büyük stadyumda giyeceğini hayal etmişti.

Ama bugün bile onun için çok büyüktü.

Isınma başladı.

Şutlar peş peşe geliyordu.

Emirhan ilk birkaç topu rahatça kurtardı.

Sonra Kerem yanına geldi.

“Bugün hata yapma,” dedi.

Emirhan ona baktı.

“Sen de yapma.”

Kerem hafifçe gülümsedi.

“Göreceğiz.”

İki kaleci de sahaya döndü.

Maç başlamak üzereydi.

Hakemin düdüğüyle birlikte oyun başladı.

İlk dakikalarda Emirhan'ın eli ayağına dolaşıyordu.

Top rakipteyken gözlerini bir an bile ayırmıyordu.

Onuncu dakikada rakip takım hızlı bir atak geliştirdi.

Defans oyuncularından biri topu uzaklaştırmak istedi ama top rakip forvette kaldı.

Forvet hızla ceza sahasına girdi.

Emirhan'ın karşısındaydı.

Bir an için herkes sustu.

Şut geldi.

Emirhan kendini sağa attı.

Top direğin yanından dışarı çıktı.

Tribünden alkış yükseldi.

Emirhan ayağa kalktı.

Meryem ellerini havaya kaldırmıştı.

“İşte bu!” diye bağırdı.

Emirhan onu duydu.

Ve gülümsedi.

Fakat maç daha yeni başlıyordu.

Dakikalar ilerledikçe rakip takım baskıyı artırdı.

Yirminci dakikada yine bir şut geldi.

Bu kez Emirhan topu tutmak istedi.

Ama top ellerinin arasından kaydı.

Rakip oyuncu topu tamamladı.

Gol.

Emirhan donup kaldı.

Skorborddaki rakamlar değişmişti.

0-1

Başını öne eğdi.

İçinden tek bir düşünce geçti:

Hata yaptım.

Tribünlerden bazı sesler yükseliyordu.

Emirhan onları duymamaya çalıştı.

Tam o sırada Meryem ayağa kalktı.

“Emirhan!”

Emirhan başını kaldırdı.

Meryem ellerini kalbinin üzerine koydu.

Sonra iki parmağıyla gözlerini gösterip onu işaret etti.

Bana bak.

Emirhan baktı.

Meryem dudaklarını oynattı.

“Devam et.”

Emirhan derin bir nefes aldı.

Başını salladı.

Maç yeniden başladı.

Bu kez daha dikkatliydi.

Her pozisyonda arkadaşlarıyla konuşuyor, savunmayı yönlendiriyor, hata yaptığı pozisyonu zihninden silmeye çalışıyordu.

İkinci yarının ortalarında takımının kazandığı serbest vuruş sonrası top ceza sahasına geldi.

Rakip oyuncu kafayı vurdu.

Top köşeye gidiyordu.

Emirhan son anda uzandı.

Kurtardı!

Topu iki eliyle kavradığında takım arkadaşları üzerine koştu.

“Bravo Emirhan!”

Emirhan ayağa kalktı.

Bu kez tribünde Meryem'in yüzündeki gururu açıkça görebiliyordu.

Maçın son dakikalarıydı.

Skor hâlâ 0-1'di.

Emirhan'ın takımı beraberlik için saldırıyordu.

Son dakikada rakip bir kez daha kontra atağa çıktı.

İki oyuncu Emirhan'a doğru geliyordu.

Bir pas...

Ardından şut.

Emirhan topa doğru atladı.

Kurtardı!

Hakem birkaç saniye sonra düdüğü çaldı.

Maç sona ermişti.

Takımı kaybetmişti.

Ama Emirhan sahada kalmıştı.

Hakan Hoca yanına geldi.

“Emirhan.”

Emirhan başını kaldırdı.

“Hocam?”

“Bugün bir gol yedin.”

Emirhan sessiz kaldı.

“Ama sonra ne yaptın biliyor musun?”

“Ne yaptım?”

“Hatandan kaçmadın.”

Hakan Hoca omzuna dokundu.

“Kalecilik sadece gol kurtarmak değildir. Bazen yediğin golden sonra ayağa kalkabilmektir.”

Emirhan'ın gözleri doldu.

“Yani kötü oynamadım mı?”

Hakan Hoca gülümsedi.

“Bugün öğrendin. Bir sonraki maçta daha iyi olacaksın.”

Emirhan sahadan çıkarken Meryem onu bekliyordu.

“Üzgün müsün?” diye sordu.

Emirhan biraz düşündü.

“Kaybettik.”

“Evet.”

“Bir de gol yedim.”

Meryem gülümsedi.

“Ama bir sürü top kurtardın.”

Emirhan başını salladı.

“Yine de daha çok çalışacağım.”

Meryem elini uzattı.

“Ben de.”

Emirhan onun elini tuttu.

İkisi birlikte sahadan uzaklaşırken Emirhan bir kez daha formasındaki isme baktı.

Artık biliyordu.

Bu yol düşündüğünden daha zordu.

Ama ilk kez gerçekten anlamıştı:

Bir hayalin gerçekleşmesi, ona ulaşmakla bitmiyordu. Asıl mücadele, hayalin içinde başlıyordu.
Ertesi gün Emirhan erkenden uyandı.

Dün oynanan maç hâlâ aklındaydı.

Yediği golü düşündü.

Sonra kurtardığı topları...

Ama en çok da Hakan Hoca’nın söylediği sözleri hatırlıyordu.

“Kalecilik sadece gol kurtarmak değildir. Bazen yediğin golden sonra ayağa kalkabilmektir.”

Emirhan yatağından kalktı.

Üzerini giyindi ve odasındaki küçük aynanın karşısına geçti.

Kendi kendine baktı.

“Bir daha aynı hatayı yapmayacağım.”

Tam odadan çıkacakken Meryem kapıda belirdi.

“Sen kiminle konuşuyorsun?”

Emirhan gülümsedi.

“Kendimle.”

“Son zamanlarda kendinle çok konuşuyorsun.”

“Kaleci olmak kolay değil.”

Meryem başını salladı.

“Doktor olmak da kolay değil.”

Emirhan ona baktı.

“Sen daha on iki yaşındasın.”

“Sen de.”

“Ben en azından kaleciyim.”

“Ben de geleceğin doktoruyum.”

İkisi birden gülmeye başladı.

---

Pazartesi günü Emirhan yeniden antrenmandaydı.

Sahaya çıktığında diğer oyuncular çoktan ısınmaya başlamıştı.

Kerem onu görünce yanına geldi.

“Dünkü maçtan sonra hâlâ kaleci olmak istiyor musun?”

Emirhan kaşlarını kaldırdı.

“Tabii ki.”

“Kaybettiğiniz halde mi?”

“Evet.”

Kerem bir süre sustu.

Sonra hafifçe gülümsedi.

“Güzel.”

Emirhan şaşırdı.

“Güzel mi?”

“Çünkü pes etseydin rakibim azalırdı.”

Emirhan da gülümsedi.

“Merak etme. Kolay kolay gitmem.”

O günden sonra ikisinin arasındaki rekabet daha da arttı.

Antrenmanlarda kim daha çok top kurtaracak?

Kim daha hızlı refleks gösterecek?

Kim daha az hata yapacak?

Her çalışma onlar için küçük bir yarışa dönüşmüştü.

Ama bu rekabet Emirhan'ı kızdırmıyordu.

Tam tersine, daha çok çalışmasını sağlıyordu.

---

Bir gün antrenmanın sonunda Hakan Hoca bütün kalecileri yanına çağırdı.

“Çocuklar, önümüzde önemli bir çalışma var.”

Herkes dikkat kesildi.

Hakan Hoca devam etti.

“Haftaya daha büyük yaş grubuyla ortak bir antrenman yapacağız.”

Oyuncular arasında fısıldaşmalar başladı.

Emirhan'ın kalbi hızlandı.

Daha büyük oyuncular...

Daha güçlü şutlar...

Daha hızlı oyun...

Hakan Hoca gözlerini Emirhan'a çevirdi.

“Emirhan, sen de o antrenmana katılacaksın.”

Emirhan şaşkınlıkla kendisini gösterdi.

“Ben mi hocam?”

“Evet, sen.”

Kerem hemen Emirhan'a baktı.

Yüzündeki ifade değişmişti.

Emirhan ise ne diyeceğini bilemedi.

“Hazır mısın?” diye sordu Hakan Hoca.

Emirhan kısa bir süre düşündü.

İçinde hem heyecan hem korku vardı.

Ama sonunda başını kaldırdı.

“Hazırım hocam.”

Hakan Hoca gülümsedi.

“Bunu söylemek kolay. Asıl önemli olan sahaya çıktığında göstermek.”

---

Akşam eve geldiğinde Emirhan doğrudan Meryem'in yanına gitti.

“Meryem!”

Meryem kitabından başını kaldırdı.

“Ne oldu?”

“Haftaya büyüklerle antrenmana çıkacağım.”

Meryem'in gözleri büyüdü.

“Gerçekten mi?”

“Evet.”

“Bu harika!”

Emirhan heyecanla konuşmaya devam etti.

“Ama biraz korkuyorum.”

Meryem kitabını kapattı.

“Korkman kötü bir şey değil.”

“Değil mi?”

“Hayır. Korktuğun halde devam ediyorsan, işte o zaman cesaret ediyorsun.”

Emirhan kardeşine baktı.

“Sen nereden biliyorsun bunları?”

Meryem omuzlarını silkti.

“Geleceğin doktoruyum ya.”

Emirhan güldü.

“Her şeyi biliyorsun zaten.”

Meryem ayağa kalktı.

“Bir şey yapalım.”

“Ne?”

“Sen antrenmana hazırlan.”

“Nasıl?”

“Ben de sana bir program hazırlayayım.”

Emirhan şaşkın şaşkın baktı.

“Sen benim doktorum musun, koçum musun?”

“İkisi de.”

“Daha doktor bile olmadın.”

“Şimdiden başlıyorum.”

O gece Meryem bir kâğıda küçük bir liste hazırladı.

Emirhan'ın Antrenman Listesi

- Erken yat.
- Bol su iç.
- Antrenmandan önce iyi ısın.
- Hatalardan korkma.
- Her topa son topmuş gibi odaklan.
- Kendine güven.
- Pes etme.

En alta da küçük bir cümle yazdı:

“Bir gün o kalenin sahibi olacaksın.”

Emirhan yazıyı okudu.

Sonra kâğıdı dikkatlice katlayıp çantasına koydu.

“Bunu saklayacağım.”

Meryem gülümsedi.

“Ben de saklayacağım.”

“Sen neden?”

“Çünkü bir gün ikimizin de hayallerine ulaştığını görmek istiyorum.”

O gece Emirhan yatağına uzandığında gözlerini kapattı.

Aklında büyük bir saha vardı.

Karşısında güçlü oyuncular...

Üzerinde sarı-lacivert forma...

Ve arkasında kocaman bir kale.

Henüz bilmiyordu.

Ama birkaç gün sonra gireceği o antrenman, onun hayatındaki ilk gerçek sınavlardan biri olacaktı.

Çünkü artık karşısındaki rakipler kendi yaşındaki çocuklar değildi.

Artık Emirhan'ın gerçekten ne kadar ileri gidebileceğini gösterme zamanı gelmişti. Antrenmana üç gün kalmıştı.

Emirhan'ın aklında başka hiçbir şey yoktu.

Okulda ders dinlerken bile zaman zaman düşüncelere dalıyordu.

Ya yetişemezsem?

Ya şutları kurtaramazsam?

Ya Hakan Hoca benden beklediğini göremezse?

Sonra Meryem'in hazırladığı kâğıdı hatırlıyordu.

“Kendine güven.”

Bu iki kelime ona güç veriyordu.

---

Antrenmandan bir gün önce Emirhan, okul çıkışında doğrudan sahaya gitti.

Kaleye geçti.

Etrafta kimse yoktu.

Topu yere koydu ve birkaç adım geriye çekildi.

Kendi kendine konuşmaya başladı.

“Top geliyor...”

Topu ileri attı.

Koştu.

Yakalamaya çalıştı.

Bir kez.

İki kez.

Üç kez.

Sonra daha zor toplar denedi.

Sağa atladı.

Sola atladı.

Yere düştü.

Üstü çamur oldu.

Ama kalktı.

Bir kez daha denedi.

Tam o sırada arkasından bir ses geldi.

“Tek başına mı çalışıyorsun?”

Emirhan döndü.

Hakan Hoca sahaya girmişti.

“Evet hocam.”

Hakan Hoca birkaç saniye onu izledi.

“Yarın için korkuyor musun?”

Emirhan dürüstçe cevap verdi.

“Evet.”

Hakan Hoca gülümsedi.

“Güzel.”

Emirhan şaşırdı.

“Güzel mi?”

“Korkmayan insan bazen kendini hazır sanır. Sen hazır olmadığını biliyorsun. Bu yüzden daha çok çalışıyorsun.”

Hakan Hoca topu eline aldı.

“Şimdi sana bir şey söyleyeceğim.”

Emirhan dikkat kesildi.

“Yarın senden mükemmel olmanı beklemiyorum.”

“Peki ne bekliyorsunuz?”

“Pes etmemenı.”

Emirhan başını salladı.

“Etmem.”

“Bunu yarın sahada göster.”

---

Ertesi sabah Emirhan erkenden kalktı.

Kahvaltısını yaptı.

Çantasını hazırladı.

Eşyalarını kontrol etti.

Eldivenleri...

Forma...

Kramponlar...

Su şişesi...

Sonra Meryem'in verdiği kâğıdı çantasından çıkarıp tekrar okudu.

Meryem yanına geldi.

“Hazır mısın?”

Emirhan derin bir nefes aldı.

“Hazırım.”

Meryem elini uzattı.

“Şans dileği?”

Emirhan onun eline vurdu.

“Şans değil.”

“Ne?”

“Çalışma.”

Meryem gülümsedi.

“İşte benim kardeşim.”

---

Antrenman sahasına geldiğinde Emirhan bir an durdu.

Karşısında daha büyük oyuncular vardı.

Hepsi daha uzun boyluydu.

Daha güçlüydüler.

Şutları çok daha sert görünüyordu.

Emirhan'ın içindeki heyecan yeniden yükseldi.

Kerem de birkaç metre ötede duruyordu.

“Ne oldu?” diye sordu.

“Bir şey yok.”

“Gerildin mi?”

“Biraz.”

Kerem omzuna dokundu.

“Ben de.”

Emirhan şaşırdı.

Kerem ilk kez korktuğunu kabul etmişti.

İkisi birbirine baktı.

Sonra aynı anda sahaya çıktılar.

Antrenman başladı.

İlk çalışma basitti.

Paslaşmalar...

Pozisyon alma...

Refleks çalışmaları...

Emirhan başlangıçta iyiydi.

Sonra sıra şutlara geldi.

İlk büyük oyuncu topun başına geçti.

Emirhan kaleye yerleşti.

Oyuncu birkaç adım geri çekildi.

Koştu.

ŞUT!

Top o kadar hızlı geldi ki Emirhan sadece kendini yana atabildi.

Top ağlara gitti.

Gol.

Emirhan yerde kaldı.

Birkaç saniye tavana baktı.

Sonra ayağa kalktı.

Bir sonraki şut daha sertti.

Onu da kaçırdı.

Üçüncü şut...

Yine gol.

Emirhan'ın morali düşmeye başladı.

Hakan Hoca uzaktan onu izliyordu.

Emirhan eldivenlerini düzeltti.

Kendi kendine fısıldadı.

“Pes etme.”

Dördüncü şut geldi.

Bu kez Emirhan topun gelişini daha iyi okudu.

Sağa doğru uzandı.

Kurtardı!

Topu elinde tuttu.

İlk kez yüzünde küçük bir gülümseme belirdi.

Sonraki şut...

Kurtarış.

Bir tane daha...

Kurtarış.

Antrenmanın sonunda Hakan Hoca yanına geldi.

“Nasıl hissediyorsun?”

Emirhan nefes nefeseydi.

“Zor.”

“Başka?”

“Çok zor.”

Hakan Hoca gülümsedi.

“Ama?”

Emirhan kaleye baktı.

“Ama güzel.”

Hakan Hoca başını salladı.

“İşte bunu duymak istiyordum.”

O sırada Kerem yanlarına geldi.

“Hocam.”

“Efendim?”

“Emirhan bugün iyiydi.”

Emirhan şaşırarak Kerem'e baktı.

Kerem devam etti.

“Ama ben yine de onu geçeceğim.”

Hakan Hoca güldü.

“İşte şimdi ikinizi de tanıyorum.”

Emirhan da gülümsedi.

“Ben de seni geçeceğim.”

Kerem elini uzattı.

“Anlaştık.”

İkisi el sıkıştı.

Artık aralarındaki rekabet yalnızca bir yarış değildi.

Birbirlerini daha iyi olmaya zorlayan bir mücadeleye dönüşüyordu.

---

Akşam Emirhan eve döndüğünde Meryem onu kapıda karşıladı.

“Nasıl geçti?”

Emirhan çantasını yere bıraktı.

“Mahvoldum.”

Meryem güldü.

“Demek iyi geçmiş.”

“Nasıl anladın?”

“Çünkü kötü geçseydi böyle gülmezdin.”

Emirhan bir an sustu.

Sonra cebinden küçük bir kâğıt çıkardı.

Meryem'in ona verdiği listeydi.

Kâğıdın arkasına yeni bir cümle yazmıştı:

“Bugün korktum ama kaçmadım.”

Meryem yazıyı okuyunca kardeşine sarıldı.

“İşte bu.”

Emirhan gözlerini kapattı.

Bir gün gerçekten büyük bir kalenin önünde duracaktı.

Bir gün binlerce insan onun adını söyleyecekti.

Ama o gün henüz çok uzaktaydı.

Şimdilik yapması gereken tek şey vardı:

Her gün bir adım daha ileri gitmek.

Ve Emirhan bilmiyordu...

Yakında alacağı bir haber, onun futbol hayatında şimdiye kadar karşılaştığı en büyük fırsatlardan birini getirecekti.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

27okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18