2. bölüm · İkinci Madalyon

Giriş

Ebrar Aydın

Fantastikten sonra ne zamandır yazmak istediğim distopya kitabıma hoşgeldiniz ballar.Ufak bir açıklama,bölümlerimiz normalde çok daha uzun lakin giriş bölümlerini bilerek kısa tutuyorum.

Bu kitap kendi hayatıma dokunan olgulardan çok fazla şey taşıyor,bu yüzden hepinize keyifli yolculuklar dilerim.

On iki yaşındaki Ebrar'a.

Başladığınız tarihi not düşebilirsiniz.

Tik toktan veya herhangi bir sosyal medya hesabından gelenler bildirirse çok mutlu olurum.

***************

“Zeran'ın yaşlı masalcısı derin bir nefes aldı ve hikayeye başladı,”demek,anlatacağım olayların belki de en hayalperest sonucu olurdu.Bu sefer hikayeler anlatılamayacak,şarkılar söylenemeyecekti.Çünkü bizler,sevimli olamayacak kadar soğuk bir ülkenin çocuklarıyız.

Yine de bunun daha sevimli bir hikaye olabilmesi için şöyle başlayabilirim,"Bir varmış bir yokmuş,kaybedene ne olmuş?"

Büyük bir devletin iki yüzü vardır der Zeran'ın yazılı olmayan ama halkın dilinde dönüp duran kaideleri.Biri vazgeçemeyeceği zenginliği olan kültürü.Biri de adil yöneticileri.

Yazının birinde bu iki yüz, birer sözcük olmaktan fazlası olabilir.Bir madalyonun iki yüzü ama en önemlisi ikinci madalyonun iki yüzü olabilir.

Çünkü unutmamak gerekir,birinci madalyon asla ama asla yere düşmez.İkinci madalyon ise hüsranla sertçe yere fırlatılıp ikiye ayrıldığında ortasındaki sırları açığa çıkarır.

İşte bu yüzden yazılarımızın başında,perdenin arkasından büyük gözler ve geride kalmış duygularla bakan bir kadın duruyor.Hayır,onun böyle hüsran dolu bakmasının sebebi bizler değiliz,ona biçilen şartlar ve olan biten her şey.

Perdenin arkasındaki kıza ters bir şekilde,perdenin hemen önünde,kameraların flaşlarının patladığı yerde genç bir adam duruyor.Herkes merakla onun yüzüne bakarken onun gözleri uzaklara dalıyor.Çünkü bazılarımız için önemli olan ışıkların patlaması değil,gölgelerin dans etmesidir.Ve bazen sakladıklarımız ışığın altında bile gün yüzüne çıkmakta zorlanır.

Belki de bu kadar karamsar olmak,soğuğun acımasız kesintisinin sıcak tenlere çarptığı bir ülkede gerekliliktir.

Belki de sonlar gelmeden önce kaderimizi değiştirmek için bize bir şans verilir ama bizler ne olursa olsun o mutsuz sonu seçeriz.Belki bir gün sizin hayatınıza güneş açabilir ama asla,Zeran’ın üzerine güneş açacağı yanılgısına kapılmayın.Zeran,soğuğun ve karamsarlığın şehirdir.

Sözler birbirinin ardında sıralandığında ve hikaye olmayacak kadar karamsar olan yazılınca,ikinci madalyon ilk kez yere düşer.

İlkinde yalnızca küçük bir kısmı çizilir.Geri almaya tenezzül etmek istemezken yenilgileri hatırlatması için geri alınır.Bu defa ikinci madalyonu duygular yıpratır.

Ve ikinci defa düşer.İşte o zaman yalnzıca çizikle kalmaz belki mümkün olmayabilir ama bu öylesine olağanüstü bir düşüştür ki metal parçası adeta bir cam gibi çatlar.Arasından içeriye ise soğuk rüzgarlar girer ve hiçbir şey eskisi gibi olmaz.

En sonunda üçüncü defa düşer.Üçüncüsünde dikkat etmemiz gereken iki şey vardır,birincisi ikiye ayrıldığında çıkacak olan sırdan korkmamak.İkincisi ise suya düşmesine izin vermemek.Yoksa gerçek,sonsuz bir hiçlikte boğulur ve bizler,hakikate ulaşamayız.

Lakin üçüncü düşüşte bunları düşünebilmek için,kıyamete hazır olmak gerekir.Çünkü üçüncü düşüşe rastlayan pek az kişinin akli melekelerini koruyabildiği görülmüştür.

İşte bu yüzden,perdenin ardından hüsran dolu gözlerle bakan kadına dikkat edin.O,bu hikayenin ikinci madalyonu:

İlkay İrdoğan.

****************

selaamm.

Öncelikle tekrar tekrar hoşgeldiniz.

Giriş olduğu için kısa ve konulara henüz girmiyoruz lakin serüvenimiz an itibariyle başladı.Bu yüzdne hepinize keyifli okumalar dilerim.

Dilediğiniz her an bana ulaşabilirsiniz her yerde hesbaım ebi_books

Ufak bir ricam var her kitabımd aolduğu gibi ikinci madalyonun hak ettiği değeri,tabiki sizleirn takdiriyle,erkenden görebilmesi için sosyal medya paylaşımlarını ve #ikincimadalyon 'u kullanmayı unutmayın.

Sizleri çok seviyorum kendinize iyi bakın.