İkinci Madalyon kitap kapağı

3. bölüm / 7

İkinci Madalyon

1.Kar ve Karar

Vaveyla Yazarı: Ebrar Aydın

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: 1.Kar ve Karar

Müzik:
Sia/The Greatest
Taylor Swift/Look what you made me do

Şunu unutmamak gerekir ki hiçbir ülkede olanlar ansızın gerçekleşmez.Her biri bir önceki gecenin ihanetine yahut ülküsüne gebedir.

H.A.

15 Nisan 2020

Gözleri öfkeyle bakan kız ayağındaki patenin bağcıklarını sertçe çözerken soyunma odasının dışı oldukça gürültülüydü.

Patenlerini ayağından,neredeyse bileği kırılacak kadar,kuvvetle çekip çıkardığında içeriye giren ulusal koçlardan biri olan Sorelin'in yüzüne doğru fırlattı.

"Çık dışarı!" diye bağırdı kız sertçe.

Sorelin bir süredir koruduğu soğuk kanlılığından vazgeçerek bağırdı,"Ne yaptığını zannediyorsun?"yaklaşıp genç kızın kolunu sertçe kavradı.

Kız,kolunu sorelin'den kurtarırken geri adım atmadı.

"Bana bunun olacağını söylememiştin,"akan gözyaşları göz altlarına uzanan siyah rimellerini iyice dağıtmıştı.

"Bilmiyor muydun İlkay?"bu defa çok daha sertti Sorelin'in sesi.

İlkay bir adım geri atsa da gözlerindeki sinir geçmedi."Bu lanet olası ülkede bir an olsun,"hıçkırarak zorlukla konuşuyordu ve sürekli nefesi gidiyordu,"bir an olsun hakkımla bir yere gelmek istedim."

"Geleceksin de."

"O halde bu neyin safsatası,ödül plaketlerinin üzerine isimler çoktan yazılmış ve daha yarışma yeni başlıyor."

Bu defa Sorelin kızın iki omzunu da kavrayıp duvara sertçe ittirdi.

"Bu sadece bir gösteri,olimpiyat değil,"çok daha sessizdi,"seninle her yarışmada aynı şeyi yaşamak zorunda mıyım?"

"Zorundasın,sen beni en iyisi yapmak zorundasın."

Sorelin omuzlarını daha da sıktı."Bana bak,senin gibi bir sürü parlak öğrencim var ve inan bana seni kapının önüne koyduğumda sırada brkleyecek milyonlar da var."

"Ama hiç biri,"burnunu koluyla silerken omuzlarının ağrıdığını hissetti İlkay,"hiçbiri benim gibi olamayacak."

"O halde şu makyajını düzelt ve piste çık."

İlkay sendeleyerek yürüdü ve yere sertçe fırlattığı pateni alıp koltuğa oturdu.

Ayaklarına geçirip bağcıkları sıktı.Üzerindeki elbiseyi lavabonun önünde düzeltirken aynada gördüğü bakışlara daha da çok öfkelendi.

"Aptal Sorelin!"yüzüne soğuk su vurup birkaç kez hafifçe tokat attı.

"O olimpiyat madalyası ne o bir milyonların ne de ben gidince yerime üşüşecek aptalların hakkı."

İşaret parmağını kendi göğsüne bastırdı,"Sadece benim hakkım."Sertçe yüzünü yıkayarak makyajını tekrar yaptı.Rimeli sürerken birden fazla kez gözüne girdiği için göz sıvısına karışan siyahlığı parmağıyla aldı.

Sertçe adımlayarak dışarıya çıktığında basın oradaydı.Kameralar onun yüzüne patladığında yeşil gözleri tehlikeyle etrafı süzdü ve gülümsedi.Çenesini hafifçe kaldırıp piste çıktı ve kollarını başının üzerinde birleştirip yerine geçti,hafifçe eğilip selam verdi.

Ve şarkı başladığında sahip olduğu karakter bir kere daha değişime uğradı.Ne o kendini,ne de insanlar onu tanıyamazdı artık.Çünkü o,buzun üzerindeyken yalnızca bir roketti.

Duygulardan arınmış metal ve gözleri hırsla parlayan kısa dakikalarda karanlığın uğradığı bir roket.

Kilometrelerce hızla yukarıya doğru atlayıp başarılı bir dönüş sergilediğinde onun yaşlarındaki hiç kimseden bu beklenmiyordu.Her hareketi kusursuzdu.Adeta çok daha öncesinden yazılmış bir piyesin hatasızca oynanması gibi.

Mimikleri performansını destekliyor nadiren gülümseyen çehresi hızına ve başarılı atlayışlarına rağmen bozulmuyordu.

Bunun için programlanmış, mükemmeli oynayan bir robot gibiydi.Performans bittiğinde çoktandır planlanmış olan birinci, Zeran tarihinde ilk defa değişti.

Ve ilkay İrdoğan o gün,buz pistine adını sertçe kazımış oldu.Başkasına verilmesi planlanan ödül İlkay'a verildi.

Üstelik ardı tamamen boş ve önü karanlıktı.

Performans bitip kollarını kendi bedeninde birleştirip yüzünü yana yatırdı.

Yalnızca bir eyalet yarışması dahi onun için önemliydi.Yalnızca bir eyalet yarışmasında bile kusursuz performans sergileyebilirdi.Ve hiç kimse henüz on üç yaşındaki bu kızın başarı hırsının ardında yatanı anlayamazdı.

Ardında dahi büyük bi yıkım yoktu çünkü.Yalnzıca her zaman ikinci olmanın,başa geçememenin ve yan karakter olmanın keskin izi vardı.

O,yan karakter olamayacak kadar sert bir ruha sahipti.

**************

24 Ekim 2026/Günümüz

"Hanımlar beyler bendeniz Yamaç Kıraç ve bu gece de Zeran'ın geleneksel buz pateni gösterisini sizlere sunmaktan bir kere daha onur duyduğumu belirtmek isterim!"

Kalabalık buz pisti stadyumundan kocaman bir ses yükseldi.

"Bu onur bize ait sevgili Ymaç.O halde sizlere kendimi tanıtmama izin verin.Bendeniz Zirven Yıldız ve bu gece bu muhteşem gösterinin ikinci sunucusu olarak aranızda bulunmaktan şeref duyuyorum!"

Alkış sesleri bir kere daha yükseldi.

"Bugün sayın Cumhurbaşkanımız Polat Onuray'ın da teşrifleriyle bizleri olimpiyatlarda her daim en iyi şekilde temsil eden patencilerimizin yenilerinin mıuhteşem gösterilerini izleyeceğiz."

"Yenileri demek hatalı bir söz olabilir Yamaç çünkü ilk patencimiz hepimizin uzun süredir bildiği birisi."

"Doğruyu söylüyorsun Zirven şüphesiz Kızıl Kraliçemiz bu gece de harika iş çıkaracak."

"O halde Kızıl Kraliçeye merhaba deyin Zeran halkı çünkü Asya Boran piste adım attı!"

Namı diğer kızıl kraliçe Asya Boran o gün mor bir elbise tercih etmişti.Yırtmaçları kalçasının biraz altında bitiyor,topuz yaptığı saçları ciddiyetine ciddiyet katıyordu.Ve eldivenleri elbisesinin renginin biraz daha koyusuydu.

Piste çıkar çıkmaz kopan alkışlar onun gözde isimlerden olduğunu bir kere daha hatırlatırken sırasıyla selam verdi ve tam pistin ortasına geçip ışıkların onu bulmasını ve müziğin başlamasını bekledi.

Ve piyano sesleri duyulduğu an güzel yüzü karşısında izleyicilerin her biri büyülendi.Çünkü Asya ne zaman bir programa başlasa gülümsemesini eksik etmezdi.

Etkileyici şekilde süzülürken seçtiği muhteşem ezgi herkesi etkilemişti.Patenlerinin bıçaklarının buzu kestiği sesler duyuluyordu.Birkaç saniye zarafet dolu hareketlerini yaptıktan sonra kendini hiç hırpalamadan rahatlıkla esnekliğini konuşturdu ve dönüşleriyle salondaki seslerin yükselmesini sağladı.

"Asya Boran geceyi büyülemeye devam ediyor!Donut spinleri öylesine güçlü ki eminim onu pistin ardından izleyen antrenörü gurur duyuyordur."Zirven Yıldız'ın neeşeli sesi pisti tekrar doldurduğunda müzik hızlandı ve bu defa sırayla tüm atlayışlarını başarıyla gerçekleştiren Asya salondaki sesleri uzun süre susturmadı.

"Şuna bak Zirven o tertemiz inişlerin sonunda yüzündeki gülümseme hiç eksilmiyor!"

Ve gösteri son bulduğunda Asya her zamanki gibi teker teker seyircileri selamlıyor.Salondan ise sesler asla kesilmiyor,"Kızıl Kraliçe!"

Asya'nın ülke genelinde gördüğü öyle büyük bir sevgi vardı ki Cumhurbaşkanı bile bu coşkuya kayıtsız kalmayıp gülümsedi.

Asya pistin dışına çıkıp patenlerine guardlarını takarken antrenörü Karan Kıranağaç ona, kırmızı takım hırkasını giydirdi.

"Temiz kaydın."dedi ciddiyetini bozmadan.Asya başını sallayıp Antrenör Karan'ın takımının oturduğu yere geçti ve Peraç'ın hemen yanına yerleşti.

Peraç'a doğru eğildi,"Sen sahneye çıkmadan önce Yekta Cankılıç çıkacak.Sakın ona yapılan tezahüratları umursama.Her zaman fazla ilgi görür."

"Anladım."dedi Peraç soğuk bir sesle ve alayla güldü.

"Şunu unutma Peraç halk seni daha yeni tanıyor.Onların gözünde yer edinmen zaman alacaktır,"başını arkaya doğru yasladı Asya,"ama gözlerine girmen tek bir hamlene bakar."

Peraç yine başını olumlu anlamda salladığında pistin diğer tarafında oturan Yekta'ya sertçe baktı.Yekta ise Peraç'ı taklit ederek kaşlarını çattı daha sonrasında da üstten bir gülüş sundu.Ardından Sorelin'in ona seslenmesiyle başını kaldırdı.

"Her zamanki temiz atlayışlarını korumaya bak Yekta sakın risk alma."dedi Sorelin sert sesiyle.Her zaman sertti.

"Evet efendim."dedi Yekta hızla.

Ardından yanında bacaklarını birbiri üzerine atmış kollarını önünde birleştirip sakince pisti izleyen İlkay'a gözleri kaydı."İlkay'ı da risk almaması konusunda uyardınız mı?"

İlkay kolunu sertçe Yekta'nın karın boşluğuna geçirdi.Sorelin'in gözleri ilkay'a döndü ve ona yaklaştığında İlkay gerildi.

"Senden saçma sapan maceralar beklemiyorum eğer yapacak olursan yarınki antrenmandan men edilirsin."dedi Sorelin tehditkar bir sesle.

"Ama bu haksızlık diğerleri kuralları çiğnendiğinde fazladan antrenman yaparken ben niye men ediliyorum?"

Kameralar onları gösterirken Sorelin sert çıkamazdı ve yalnzıca gülümseyerek,"Sebebi gayet açık."demekle yetindi.

İlkay öfkeyle patenlerinin bağcıklarını kontrol ederken Ulya piste çıkmak için hazırdı.Sorelin onun yanına gidip ellerini omuzlarına koydu ve,"Sana güveniyorum bizi cumhurbaşkanının önünde en iyi şekilde temsil et."dedi.

Ulya hızla başını sallayıp piste çıktığında ön sıralara yerleşmiş küçük kızların sesleri yükseldi.Ulya her zaman onların gözdesi olmuştu.

Çok küçük yaşlardan beri ülkenin hazırladığı programlara konuk oluyor sosyal medyada binlerce hayranı onun için deliriyordu.Aynı zamanda çok esnekti ve spor yorumcuları için altın madalyanın en büyük adaylarından biriydi.

Asya Boran Ulya'yı çok uzun süredir tanırdı ve tekniğini içten içe hep çok beğenirdi.Bu yüzden sıra ona geldiğinde kollarını dizlerine koyup öne doğru eğildi.

Ulya'nın üzerinde diğerlerine nazaran biraz daha uzun, mor ve siyah renklerinin birbirine geçtiği bir elbise vardı.Saçları onunda topuz şeklini almıştı.

"Ve işte bizim geleceğimiz,bayanlar ve baylar Ulya Roven!"

Ulya selam vererek pistin ortasına geçti ve müzik başlar başlamaz insanları büyülemesi bir oldu.O,hiçbir zaman seyirciye oynamakla yahut mimiklerle uğraşmazdı.Elbiselerini Yekta seçerdi.Ulya'nın o gün odaklandığı tek şey küçük detaylar ve tekniğiydi.

İşte bu yüzden tertemiz bir program sunup pisti yavaşça terk ederken her taraftan tezahürat sesleri duyuluyordu.Ulya ne kadar sakin de görünse her gösteri sonrası nefes nefese şekilde pistten inerdi.

O iner inmez İlkay yanına gidip hırkasını giyinmesine yardım etti.

İlkay,birazdan yakacağı ateş için heyecanlı lakin tehlikeli derecede sakindi.

Ulya'nın omzuna kolunu atıp beraber oturdukları yere geri döndüler.Ve sıra ona geldi.

Ülkenin bir numaralı buz prensine.Yekta Cankılıç'a.

"Ben yanlış mı görüyorum Zirven yoksa gün geçtikçe daha da mı yakışıklı oluyor?"

"Yanlış görmenin imkanı yok Kıraç.Çünkü o, ülkenin genç kızlarının biricik gözdesi Yekta!"

Yekta pistin ortasına geçtiğinde ise alkışları ve tezahüratları her zamanki şımarık gülümsemesi ile karşıladı.Bu gülümseme ona o kadar yakışıyordu ki hiç kimse bu şımarık çocuğa karşı koyamıyordu.

Müzik başladı ve Yekta Cankılıç her zamankinden daha harika bir performansı sergilemeye başaldı.

Onu bu kadar önemli kılan şeylerden biri de ülkenin büyük takımlarında rakibi olmamasıydı.Onun atlayışları ve esnek kayışı hiçbir erkekte yoktu.Hırslıydı ve tuttuğunu koparırdı.Sorelin,onunla özel ilgilenirdi çünkü kim muadili olmayan bir yarışmacı istemezdi ki?

İşte bu yüzden Yekta'nın her başarılı atlayışında Sorelin Beydağ ve Karan Kıranağaç göz göze gelirdi.Sorelin başarılı atlayışında zaferle gülümserdi.

Lakin o gün piste yepyeni bir isim adıma atacaktı.Üstelik, sevimli şımarık Yekta'nın aksine gerçekten hırçın bir şımarık.

Karan,bu hamle için sabırsızlıkla beklerken onu sevindirecek bir olay daha yaşandı ve Yekta Cankılıç atlayışlarından birini başarılı şekilde gerçekleştiremeden sertçe buza çakıldı.

Üstüne üstlük bu, hemen kalkabileceği bir düşüş değildi.Bileğinin tam üzerine düşmüştü ve kırılma sesini işittiğine emindi.

Stadyumdan kopan sesler onun kalkamayacağını düşünürken sağlık görevlileri harekete geçmek üzereydi lakin Sorelin piste adım atmalarına izin vermedi ve

eliyle durmalarını işaret etti.

Yekta ise zorlukla gülümsedi ve ayağa kalkıp performans sergilemeye devam etti.Halk mutluydu herkes onu seyrediyordu ama Yekta'nın bileği kesinlike iyi durumda değildi.işte bu yüzden performansı,olması gerektiğinden yirmi iki saniye erken bitirmesi gerekti.

Biter bitmez moral alkışlarıyla beraber sevgi alkışları da salona doldu.Ve Yekta,buzdan dışarı adımını atar atmaz sağlık ekipleri tarafından karşılandı.

Ulya'nın hemen yanına oturtulduğunda acıyla inledi,"Galiba burktum ya da kırılmış da olabilir."

İlkay endişeliydi,"Kırılsa duramazsın."dedi güldürmek isteyerek.

"Paten yapıcam diye liseyi bile uzaktan okursan sağlık bilgin de böyle olur işte İlkay."o halde bile laf yetiştirmekten çekinmedi Yekta.

İlkay da güldü alaylı bir tonla söze girdi."Sakatlandığına göre şu yeni sarışın çocuk seni sollar be Yekta."

Yekta ona yandan ters gözlerle baktı.Sağlık görevlilerinden biri,"Kırık gibi durmuyor ama burukluk olduğu belli bileğini oynatma hastaneye geçmemiz gerekiyor."dedi.

Sorelin başını olumlu anlamda sallarken Yekta her zamanki şımarıklığı ile,"Durun yalnız gidemem,"dedi.

İlkay dudaklarını birbirine bastırırken Ulya ciddi bir merakla,"Ne oldu?"diye sordu.

Yekta başını yana eğdi,"Ulya lütfen sen de benimle gel biliyorsun sen olmazsan korkarım ve,"Ulya'ya yaklaşması için işaret verip kulağına fısıldadı,"ve bide sen gelmezsen iyileşemem."

Ulya göz devirmek istedi ama yapamadı çünkü Sorelin,"Çabuk olun gidin buradan."dediğinde yapacak pek de bir şey yoktu.

Ve İlkay hırsla dudaklarını yerken piste Peraç Toygun adımını attı.Onun ilk gösterisi değildi belki ama hiç böyle büyük gösterilere çıkarılmazdı.Karan'ın olimpiyatlara az vakit kala çıkarmak istediği biricik silahıydı.

"Kim bu yakışıklı çocuk Yamaç?"

"Bilemiyorum Zirven ama onun için Karan Kıranağaç'ın gizli silahı diyorlar sence doğru mu?"

"Spor magazinlerini her zaman çok sevmişimdir ama Peraç Toygun'un sarı saçlarından bahsetmemeleri kesinlikle ayıp olmuş."dedi Zirven gülerek.

"Hanımlar beyler karşınızda gizli silahımız Peraç Toygun!"

Peraç herkesten farklı bir selamlama usulü ile yerine geçip sarı saçlarını tek eliyle düzeltti ve onu çeken kameralara gülümsemesini sundu.

Şımarık bir sarışından ötesi olmayabilirdi ama gerçektne gizli silah denecek kadar iyi bir kayışı vardı.

O gün Zeran halkının uzun zaman sonra Yekta dışında izleyeceği ilk inanılmaz erkek kategorisinde paten gösterisi sergilenmiş oldu.Öyle coşkulu ve hırslı kayıyordu ki müzik son bulup kendi yerine doğru geçerken geriye doğru bir takla daha attı ve salonu çığlıklara boğdu.

Atlayışların hepsi başarılıydı ve şüphesiz spor magazini akşam vakti bu sarışın çocuğun kim olduğunu konuşacaktı.Ve elbette en sansasyonel haber Yekta'ya karşı yeni bir rakibin doğuşuydu.

Sorelin derin bir nefes aldı.Ve Karan'a başıyla selam verdi.Ardından sert gözleri İlkay'a döndü,"En son sen çıkacaksın sakın risk almaya ve yeni şeyler denemeye kalkışma.Olimpiyatlara kadar efsane olmayı denemen bize yeni bir sakatlık getirebilir."

İlkay umursamaz bir şekilde Sorelin'e baktı,"Hep bunu yapıyorsun. Macera almayı planlamadığımda bile aynı uyarıları geçiriyorsun."

Sorelin İlkay'ın kulağına doğru yaklaştı,"Bana cevap verme İlkay.Hepimiz planlarını biliyoruz."

İlkay başını sallayıp piste baktı ve patenlerini sertçe yere vurdu.Sırada Mayra Karaca vardı.

İlkay her zaman onun gösterilerini biraz daha dikkatle izlerdi.Bunun sebebi ise Asya Boran'dan çok daha iyi olduğuna inanmasıydı.Bazı hareketleri çok iyi yapabiliyorken bazılarına yeltenmiyordu bile.Ya birileri onu engelliyordu ya da kendisi cesaret edemiyordu.

İlkay'a göre Asya'yı parlatmak için ortaya atılmış patencilerden biriydi.Peki neden Karan'ın olimpiyat üçlüsünün içerisinde yer alıyordu?

Gösterisi bittiğinde her zamanki temiz kayışını sergiledi ve tekrar yerine döndü.Neyse ki halk onu seviyordu.Mayra Karaca'nın başarısını en temel sebebi iste buza karşı duyduğu sevgiydi.

Ve sıra kızıl saçlarını sıkıca bağlamış göz altlarına çektiği siyahlarla diğerleri gibi sevimliyi oynayamayacak olan o kıza geldiğinde Yamaç,"Nefeslerimizi tutmaya hazırlanalım mı Zirven?"diye sordu.

"Tutmamıza gerek yok çünkü zaten o bizi o kadar şaşırtacak ki nefes almayı unutacağız."

"İlkay İrdoğan!"

İlkay başını yana yatırarak kütletti ve pistin ortasına geldi.Kalçasının biraz altında biten bordo bir elbise giymişti.Eldivenleri neredeyse omuzlarına kadar uzanıyordu ve tüldendi.Topuzundaki gümüş detaylar tıpkı yeşil gözleri gibi parlıyordu.

Şarkı başladığında salondakiler gerçekten de nefesini tuttu.İlkay İrdoğan zarif kaymazdı.Sert ve hızlı kayardı.Hatta bu izleyenlerin gerilmesine sebep olurdu.Her an düşecek zannederlerdi.Gülümsemezdi, sadece sert gözlerle bakardı ve bu bile yeterdi insanların uzunca bir süre onu izlemesine.

Sert hareketlerinde risk alsa da düşmeden sona yaklaşıyordu.Atlayışların hepsi gayet başarılıyken Sorelin nefesini tuttu.Çünkü İlkay İrdoğan birazdan dörtlü toe loop deneyecekti.

Hazırlanıp sertçe yukarıya sıçradığında ve kilometrelerce hızla oluşan basınç yüzüne yaslandığında mimikleri bozulmadı.Yere inişi ise pek hayal ettiği gibi olmadı,başta düşmese de sendeleyip yana doğru devrildi.Hızla kalktığında başarılı bir dünya rekoru bir kere daha kaçmış oldu.

Bu,ondan hemen sonra yapacağı atlayışı etkiledi ve onun da inişi dengesizdi hatta düşmek üzereyken bir ayağını hızla buza indirerek kurtuldu.

Asla tatmin olmasa da salondaki alkışlar bir an olsun kesilmedi.Çünkü İlkay'ın her performansında atlayışlar sık gerçekleşirdi.Ve insnalar sürekli risk alan bu kızı izlerken merak duygusuyla kamçılanırdı.

"Onun bu cesur adımları olimpiyatlarda ne kadar işine yarayacak tahmin bile edemezsin Zirven."

"Bu sefer tamamen başarılı olmasa da kadınlar arasında gerçek bir dörtlü atlayış görme fırsatı edindik bu bir dünya rekoru olabilirdi!"

"Ve eminim çok yakında olacak."dedi Yamaç heyecanlı bir sesle.

Performans sona erdi ve İlkay buzun dışına çıkar çıkmaz Sorelin'in sert gözleriyle karşılaştı.

Kareografide olmayan birkaç atlayış ve bir dörtlü toeloop denemesi daha.Bundan ne zarar gelebilirdi ki?

Cumhurbaşkanı Polat Onuray makamından kalkıp korumalarıyla dışarıya çıkarken pistin etrafındaki halk da yavaşça dağıldı.

İlkay patenlerini çıkarmak için soyunma odasına doğru ilerlerken Sorelin kolunu sertçe tutup sıktı."Sürekli efsane olmaya çalışman seni iyi bir patenci yapmaz."

"Alt tarafı bir deneme üstelik neredeyse başarılı olacak bir deneme!"

"Ama başarılı olmadı."

"Ama olacak.Böyle yerlerde denemezsem ne zaman deneyeceğim?"

"Sabredeceksin İlkay bu hırsın ve hızın seni bitirmeden sabredeceksin."

İlkay öfkeyle nefes verdi."Hep aynı şeyleri söylüyorsun."derken sesi biraz daha kısıktı.

"Demekki anlamıyorsun."dedi Sorelin ve sıktığı kolunu bırakıp ilerlemeye başladı arkasını dönmeden bağırdı,"Yarınki antrenmandan men edildin."

Sorelin gider gitmez İlkay hızla soyunma odasına girdi ve patenlerini sertçe çıkarıp neredeyse fırlatırcasına çantasının içine attı.Üzerindekileri çıkarırken aynanın karşısında kaldı ve hafif moraran omzuna gözleri değdi.

Bu gece başarılı olsaydı her şey bambaşka olabilirdi.Ama o yine pürüzlü bir performans sergilemişti.Şimdi ise antrenmandan men edildiği için şehrin uzağındaki piste gidecekti.Üstüne üstlük orada tanınmamak için gece dört sularında varmış olması gerekirdi.

Kalın polar taytını ve üstüne de polar badisini geçirip bir de lacivert kazağını giydi.Üzerine siyah uzun montun da alıp ağzına kadar çekti.Zeran'ın soğuğu asla şakaya gelmezdi.Eldivenlerini de giyinip mp3 çalarına dolanmış kulaklığın bir tanesini kulağına taktı.Çantasını omzuna alıp soyunma odalarının bulunduğu yerden çıktı.

Neyse ki basın Cumhurbaşkanıyla ilgilenmek için ortalarda yoktu.Zeran'ın basını patencilerle ilgilenmeye bayılırdı.Montunun kapşonunu gözlerine kadar çekti ve kulaklığınyla mırıltıdan farksız bir müzik dinleyerek eve yürümeye başladı.

Aslında ev yürüme neredeyse bir buçuk saatti.Otobüsle ise on beş dakika.Lakin sporcular için gelen otobüse binmek istemedi.Çünkü diğer takım da orada olacaktı ve İlkay kaybettiğinde kazananların gözlerine bakmaktan, onların yanında durmaktan nefret ederdi.O gün takım olarak kaybetmiş gibi görünüyorlardı.Oysaki bu bir yarışma değildi.

Yine de Zeran'ın patencilerinin en büyük rakipleri yine birbirleriydi.Çünkü onlardan daha iyisi yoktu.Kürsü onlar arasında sayı değişirdi.

İlkay yürürken karın hızlanmaması için dua ediyordu.Çünkü şimdi yavaş yavaş atıştıran kar birazdan sert bir tipiye dönüşebilirdi.

Şehir merkezine yaklaştığında hava tamamen kararmıştı.Sık,taştan duvarlardan yapılma binaların arasından geçen bir su vardı.Ve minicik bir köprü.İlkay'ın oturduğu yere giden yolu kısaltırdı.

İlkay köprünün üzerine geldiğinde minik, akan suya baktı.Su tam donmuyordu çünkü eni kısa da olsa derinliği fazlaydı lakin buz gibi olduğuna emindi İlkay.

Bazen, o buz gibi suyun içine atlayıp hırstan yanan düşüncelerini dondurmak isterdi.Başı ağrıyordu.Kimsenin olmadığından emin olduktan sonra gözlerinin dolmasına izin verdi.Nefret ederdi bu huyundan.Üzülmüyordu da duygulanmıyrdu da sadece olağanüstü bir kapanakısılmışlıkla gözleri doluyordu.Yapamadıkları için gözleri doluyordu kendini yiyip bitirdiği için.

"İyi misiniz hanımefendi?"oldukça ılımlı ama bir o kadar da tok bir erkek sesi işitti.

"Buyrun lütfen dedi."aynı erkek sesi mendil uzatarak.

İlkay ise mendili aldı ama hemen sonra,"Lütfen uzatmayın da gidin buradan.Kimsenin yalan tesellilerini duymaya ihtiyacım yok benim."

"Yalan teselliler vermeyeceğim."dedi adam.İlkay bu defa yanındaki adama baktı.Adam da tıpkı onun gibi kollarını köprünün eski taşlardan yapılan duvarlarına dayamış suyu izliyordu.

İlkay adamın yüzünün oldukça tanıdık olduğunu hissetse de onu tanımadı.

"Bence bu gece harikaydınız."dedi adam.

İlkay güldü."Hani sahte teselliler yoktu beyefendi gösteriyi bile izlemişsin belli ki tanıdın."

"Gerçekten yapmacık bir şekilde teselli edecek olsaydım gecenin en iyisi olduğunu söylerdim.Ama bu harika olmadığınız anlamına gelmez,"İlkay kaşlarını çatarak adama baktı,"en iyisi olmamanız yani."dedi adam kendinden oldukça emin bir sesle.

İlkay sinir bozukluğuyla güldü."Hadi git işine kardeşim."

"Elbette."dedi adam geriye doğru çekilirken.Ağır adımlarla uzaklaşırken İlkay,"Deli midir nedir."diyerek mırıldandı.

Ve aklına takıldı.Gecenin en iyisi olmak.Kim ondan iyiydi ki?Ulya mı?Her zamanki gösterisini yapmıştı değiştirmemişti bile.Asya mı,ondan artık çok sıkılmışlardı ve hep aynı elementleri kullanırdı.Mayra olamazdı o kız göze bile çarpmıyordu.

Başı tekrar ağrımaya başladığında adama doğru seslendi,"Ne demek gecenin en iyisi değildin?"

Adam gülümsedi.Bunun için sesleneceğini adı kadar iyi biliyordu."

"Merak etmeyin hanımefendi,benim için en iyisiydiniz."ve sessizce uzaklaştı.

İlkay yine sinirlendi.Bir de ciddiyet alıp sormuştu.Kendini salak durumuna düşürmekten başka bir şey değildi.

İlkay İrdoğan o gün eve giderken biraz önce onu sinirlendiren adam sayesinde performansını sergileyebildiğini bilmiyordu ve yaşadığı ülkenin bundan sonra eskisi kadar huzurlu günler yaşamayacağını da.

Çünkü Zeran'ı Zeran yapan iki şey vardı.Birisi,buzun üzerinde kayan insanları birisi de adil yöneticileri.Ve ikincisi sekteye uğramak üzereydi.

***************

İlkay İrdoğan

Dar hole açılan kapıyı anahtarımla açtım.Binada yine hafif bir küf kokusu hakimdi o yüzden hızla kapıyı kapattım ve montumu çıkarıp kapının yanındaki askıya astım.

"Ulya!"eldivenlerimi çıkarırken içeriden gelen sesle kaşlarımı çattım.

"Ulya odasında!"Yekta'nın sesiydi.Hızlı adımlarla küçük salona girdim."Ne işin var lan burada senin?"

"Sorelin dediki bu halde yurda gitmemeliymişim bir şeye ihtiyacım olduğunda sen vermeliymişsin."şımarıkça dudak büzdü.

"Bor şoyo ihtoyocom oldoğonda son vormoloymoşsun."ağzımı yumarak taklidini yapınca güldü.

"Neden yine bizim evdesin sen Yekta?"

"Birincisi bu fakirhaneye ev demen korkunç bari yurt de."

Yanındaki koltuğa oturup yastık fırlattım.Bileği sargıdaydı ve koltuğa uzanmış üstüne polar,bordo battaniyeyi almıştı.

"Bir de battaniyemi almışsın."

"Amma uzattın İlkay ne var şu yaralı arkadaşına yardımcı olsan."

"Yaralı edicem ben seni şimdi.O aptal sarışın çocuk bugün pistte herkesi büyüledi."

Yekta kaşlarını kaldırarak aşağılayan bakışlarını sundu."Onun gibi bir günlük çocuklar hep gelir."

Başımı olumsuz anlamda salladım."Hiç de bir günlük durmuyor.Tekniği çok iyi ve bir de,"yüzümü buruşturdum,"yakışıklı."

Yekta sanki kurşun yemiş gibi göğsünü tuttu,"Buzun bir tane prensi olur İlkay o da sarışın yan karakter değil."

"Bir de zengin sarısı saçları."dedim sinir bozukluğuyla.

"Önemi yok."dedi Yekta elini kaldırarak.Güldüm bu haline.

"Sorelin sana kızmadı değil mi?"

Başını olumsuz anlamda salladı."Ama tatil de vermedi yarın antrenmana gel ayaklarına bir şey olmadı nasılsa dedi."

"Bu kadın yaşlandıkça canavara dönüşüyor."

"Sen ne yaptın?"

Derin bir nefes alıp göz devirdiğimde anladı."Yarın yoksun değil mi?"

Başımı olumlu anlamda salladım."Her seferinde aynısını yapıyor fiziksel bir ceza değil bu.Tamamen beni sinirlendirmek için."

"Sorelin hep böyleydi yeni bir şey değil.Kim neye sinirlenirse on göre ceza veriyor."

Oflayarak kollarımı önümde birleştirdim.Ulya yanıma oturdu.Çoktan mor,kadife pijamalarını giymiş soğuk sebebiyle üzerine daha koyu renkte de bir kazak geçirmişti.Ev botlarımı giymişti.

"Neden kendi botlarını giyinmiyorsun Ulya?"

Elindeki kutu noodlellardan birini bana uzattığında gülümseyerek arkama yaslandım."Sen bu işi biliyorsun."

"Son noodlellarımızın keyfini çıkaralım.Yakında sadece otla beslendiğimiz bir döneme gireceğiz."dedi Ulya.

Derin bir of çektim."Sorelin fazla olmaya başladı."

"Bunu gidip ona söylediğini hayal ettim şu an,"Yekta keyifle güldü,"sana bir tane çarpardı."

Ulya ağzındaki lokmayı yutup,"Sen gitmiyor musun?"diye sordu.

"Kızlar siz de ne meraklısınız beni göndermeye."

"Geçiştirme Yekta yarın erken kalkacağız sen burada kaldığında neler olduğunu biliyoruz."dedim.

Yekta başını iki yana salladı."Bazen keşke Karan'ın takımında olsaydım diyorum.O zaman Asya Boran bana çok iyi bakardı."

Ulya,Yekta'nın üzerindeki battaniyeyi aldı,"O zaman Asya baksın sana."dedi ve battaniyeyi ikimizin üzerine örttü.Oturma odası,mutfağın sarı davlumbaz ışığıyla aydınlanıyordu. Perdeler aralıktı ve yağan karı görebiliyordum.

Ulya başını omzuma koyduğunda bende başımı onun başına koydum.

"Ben üşüyorum."

"Sus Yekta!"dedik Ulya ile aynı anda.

"Neden bu kadar moraliniz düştü sizin?"

Derin bir nefes aldım."Karşı takım bugün hatasız geçti."

"Ne yani bu benim suçum mu?"

"Evet."dedim hızla.

Ulya,"Abartma İlkay hem patenlerinde sorun varmış."dedi.

O,bunu der demez Yekta korkuyla baktı. Sanki söylememesi gereken bir şeyi söylemiş gibi.

"Yekta'nın patenlerini bizzat ben kontrol edip bakımını yaptım.Hiçbir sorunu yoktu."dedim yorganı üzerimden atıp ayağa kalkarak.

Yekta bir süre durdu,"Tabiki yoktu ama,"nefes verip dayanamayarak,"ona söyleyelim gitsin."dedi.

"Bir gün,"dedi Ulya nefesini vererek,"sadece bir gün o çeneni kapalı tutsan süper olurdu Yekta."

"Ne olmuş ya çabuk söyleyin yoksa kapıyı kitlerim kisme antrenmana falan da gidemez."

Yekta arkasına yaslandı,"Harika olur,Sorelin'e de İlkay sinir krizi geçirdi deriz olur biter."

"Söyle Yekta ne oldu?"

Yekta derin bir nefes aldı ama cevap vermedi.Ulya'ya döndüm.

"Yekta o atlayışlarda asla düşmezdi ve dönüşleri de bugün her zamankinden farklıydı."

"Yani."

"Sabret anlatıyorum işte."

Sessiz kalıp tekli koltuğa oturdum.

"Bunu fark eden tek kişi de ben değildim üstelik.Sorelin de biliyordu ve,"sessiz kaldı.

"Hayatta en nefret ettiğim şeylerden biri bu kadar yavaş bir şey anlatması."

"Ve bir de şu yeni gelen sarı çocuğu."

"Peraç."dediğimde başını salladı.

"Onu görmüşler."

"Nerede?"

"Patenlerimizi bıraktığımız yerde."

"Kim görmüş?"

"Ne bileyim ben o kadarını İlkay."

"Ne demek ne bileceksin Ulya,bu kadarını biliyorsan onu da bilirsin."

Yekta dayanamayıp cevap verdi."Bizzat Sorelin görmüş."

"İyi de Sorelin piste geç geleceğini söylemişti."

Yekta başını olumsuz anlamda salladı."Karan ile görüşmüşler.Olimpiyat isimleri ile ilgili."

Derin bir nefes aldım."Yani o sarışın çocuk Yekta'nın patenlerinin ayarları ile oynuyor ve düşmesini sağlayıp gecenin yıldızı oluyor.Sorelin de bunu görmesine rağmen patenleri kontrol etmiyor."

"Patenleri kontrol etmek bizim görevimizdi."dedi Ulya.

"Gösteriden bir saat önce zaten kontrol etmiştik.Sorelin en azından uyarmalıydı."

"Suç atmış olurdu emin değiliz onun yaptığından."

"Ne kadar iyi niyetliyiz öyle.En güçlü rakibinin sahadan sür ki birinci olasın."sinirle soludum.

Ulya Yekta'ya sinirle baktı."Ne bakıyorsun,İlkay haklı."dedi yekta sinirle.Sinir olmuştu.Belli Sorelin ikisini de bana söylememeleri konusunda uyarmıştı.

"Olaysız belasız sakince işimize odaklansak olmaz mı?"Ulya bana baktı,"İlkay sakın bir şey yapayım deme."

Başımı olumsuz anlamda salladım."Onları onların silahıyla vurmayacağım.Şimdilik bir şey yapmam."

Ulya derin bir nefes aldı."Hadi birer kahve içelim."

Başım olumlu anlamda salladım.Ulya,zaten salonla birleşik olan mutfağa gidip kahve makinesini çalıştırırken ben de odama gidip bordo,kadife pijamalarımı giyindim.Ayağıma da kalın bir çorap ve Ulya'nın ev botlarını geçirdim.

Küçük koridordan salona geçmeden önce ise kapı çaldı.Kapıyı açar açmaz karşımda Zirven ve Yamaç'ı gördüm.İkisinin de saçlarına kar taneleri konmuştu.Zirven'in sarı, kıvırcık saçları ile üzerine giydiği lila takım çok tatlı duruyordu.Yamaç ise her zamanki spor tarzından ve elbette Zirven'e uyumlu renkli kişiliğinden ödün vermemiş masmavi bir takım giyinmişti.

Kaşlarımı çattım,"Hayırdır ne işin var burada?"

Zirven güldü."Geçmiş olsuna geldik."dedi ve elindeki keki gösterdi.Gülümsedim,"Bunun hatıran geçebilirsiniz."

"Her zamanki gibi çok misafirperversin İlkay."dedi Yamaç gülerek.

Keki alıp mutfak tezgahına koyarken onlar da yerlerine oturdu.Zirven ve Yamaç ülkenin en iyi spor sunucularıydı.Tüm şovları onlar sunar halk onlardan başkasının sunmasını istemezdi.

Keki gören ve kahveleri hazır eden Ulya gülümsedi.Hepsini bir tepsiye koyup yan yana duran tekli koltukların arasındaki minik sehpaya yerleştirdi ve ikimiz de o koltuklara oturduk.

"Geçmiş olsun Yekta."dedi Yamaç.

Yekta başını salladı."Sağolun var olun.Siz olmasanız her an kapının önüne koyulabilirdim."

Göz devirdim.Ulya da aynısını yaptı."Tamam Yekta bu gece kalmana izin veriyoruz."dedi Ulya istemeyerek de olsa.

Yekta ona bakıp uzunca gülümsedi."Madem çok ısrar ettiniz kalıyım."dedi pişkin bir şekilde.

Gözlerim Zirven'e kaydı."Anlat Zirven ne oldu?"diye sordum.

"Bir şey olmadı İlkay ne olacak ki?"dedi Zirven arkasına yaslanarak.

Ulya derin bir nefes verdi."Biliyor."

"İki dakika duramadınız değil mi?"diye sordu Yamaç.

"Benden önce sizin nasıl haberiniz oldu?"

Yamaç gururla gülümseyip çenesini kaldırdı."Biz kaç senedir buradayız biliyor musun İlkay?Elbette yeni bir dedikodu olduğunda ilk bizim haberimiz olacak."

Nefes verdim."Peki ya bu yeni gelen çocuk hakkında,Peraç hakkında daha önceden bir bilginiz var mıydı?"

Zirven başını iki yana sallayarak ellerini kaldırdı."Takımlar arası rekabet için bizi kullanamazsınız."

Göz devirdim."Ne rekabeti sadece soruyorum."

Ulya dayanamayıp kekten biraz da Yekta'ya götürdü.

"Bırakalım şu muhabbeti de hadi izleyelim şu çocuğu."dedi Yekta eline kumandayı alıp.Küçük televizyonu açtı ve spor kanallarından birini geriye sarıp Peraç Toygun'un geldiği kısmı açtı.

Hepimiz dikkat kesilmiş bir şekilde onu izliyorduk.Ardından sıra bana geliyordu.

"Yine yeni şeyler denemişsin."dedi Ulya uyarır tonla.

Arkama yaslanıp gülümsedim."Denemezsem sıkıcı bir programdan farkı olmazdı."

"Bana kalırsa seyir zevki konusunda sen bir numarasın İlkay."dedi Yamaç gülerek.

"Sağol Yamaç sen olmasan kimse emeklerimin karşılığını vermiyor bu ülkede."

Saatlerce gün boyu olan biteni konuşurken aklımı dolduran tek şey bu gün yapamadıklarımdı ve gece antrenmanda neler yapabileceğim.Sanki ben olağan hayatın içerisinde bile başka hiçbir şey düşünemiyor ve kendimi yiyip bitiriyordum.

Zirven ve Yamaç gittikten sonra Yekta ben ve Ulya salonda oturmaya başladık.Hepimizi bir sessizlik alırken Yekta telefonuyla ilgileniyordu.

Ulya,"Sizin yurda gitmemenin sebebi baban değil mi?"diye sordu.

Yekta derin bir nefes alıp başını salladı."Düştüğümü görmüş beni almak için can atıyordur şimdi.Hiçbiriyle uğraşamam."

"Bence şımarığın tekisin Yekta.özel yurdunda geniş yatağında misler gibi uyuyabilirsin."dedim gülerek.O da güldü.

"Kolay değil anlamıyorsun zengin olmak hiç kolay değil."dedi rol yaparak.Elini de burun kemerine götürdü.

"Anlamıyor musun baba?Ben şirketin başına geçmek istemiyorum!Çok zengin olmak istemiyorum!"diyerek taklidini yaptığımda hepimiz kahkaha attık.

Ulya da ekledi"Ne,beni ceza olarak yurtdışına mı gönderiyorsunuz?Hayır bu olamaz.Ben burada kalıp paten kayacağım."

"Bir de takım arkadaşlarımın bir artı bir sporcu yurdunda kalıp sefaleti sonuna kadar hissedeceğim!"

Son dediğimden sonra Ulya koca bir kahkaha attı.Yekta,"Neden öyle diyorsunuz kızlar ben sizinle zaman geçirmeyi seviyorum."diyerek dudak büzdü alaycı bir şekilde.

"Madem kullanmaycaksın o zaman özel yurt odanı bize ver."dedi Ulya.

Yekta başını olumsuz anlamda salladı."Sefalet seviyorum ya işte bu yüzden rahatsız kanepeyi tercih ederim."

Güldüm.Bir süre daha konuştuktan sonra Ulya ayağa kalktı,"Yeter bu kadar ben odaya gidiyorum,İlkay ben uyuduktan sonra odaya girme!"

Göz devirdim."Tamam geliyorum."

Gitmeden önce salondaki duvara gömülü dolaptan yastık ve bir yorgan daha çıkardım.Yekta'nın kafasına neredeyse attıktan sonra keyifle odamıza ilerledim.

Ulya ile aynı odada kalıyorduk.Yataklarımız birbirine çok yakındı sadece dip dibe duran iki komodin ayırıyordu.

Yatağa uzanır uzanmaz tavanı seyretmeye başladım.Gözlerime bir gram uyku girmezken çıkarmayı unuttuğum makyajımı hatırladım.Umrumda bile değildi.

"Yarın antrenmanda o salakları görürseniz onlara hangi takımın en iyisi olduğunu hatırlatın."dedim tavana bakarak.

Ulya çoktan uykuya geçmiş gibi derin bir sesle,"Tamam İlkay kesin hatırlatırız."dedi.

"Bak ciddiyim ben."

"Ben değilim."

"Ulya!"

Yerinde doğruldu,"Takımlar arasında en iyi diye bir şey yok."dedi.

"Tabiki var o da biziz."

Ulya başını olumsuz anlamda salladı."Asya Boran'ı hafife alıyorsun."

Derin bir nefes aldım."Haklısın,Asya Boran küçümsenemeyecek kadar iyi."

Sessizlik oldu ve Ulya hafifçe güldü."Bu huyunu seviyorum İlkay."

"Neyi?"

"Yine de karşındakinin iyi olduğunu kabul ediyorsun."

"İyi olduğunu kabul etmezsem onu yenemem sürekli aynı yerde sayarım."

"Sıkıntıların var."

"Bana diyene bak."

"Yat uyu artık ilkay."

"Tamam Ulya."

*************

"Koskoca istihbaratın bir puz pistinin etrafına kuluçlanması mantıklı mı geliyor sana Yavuz?"

Altay derin bir nefes aldı.Kendinden emin bir sesle,"O pistin etrafinda olan biten hakkında hiçbir şey bilmediğinizi söylemeyin bana."

Adam sessiz kaldı.

"İzninizle."dedi Altay ve yavaş adımlarla odadan çıktı.Kendini hızla eski,siyah binanın dışında duran lacivert son model arabasına attı.

Araba,Zeran'ın mühendisleri tarafından kara karşı özel üretilmişti.Bu yüzden Altay o gece rahatlıkla gaza basabilirdi.Çünkü bir kere daha kafasını son dönemlerde karıştıran düşüncelerle boğulmuştu.

Fazlaca hızlandığında ise arabada telefonun çalma sesi yankılandı.Araba ekranından açıp,"Efendim Alptuğ."dedi.

"Kral sen neredesin ya?"

"Bir şey mi oldu?"

"Sesin sinirli geliyor."

"Uzatma Alptuğ söyle işte."

"Önemli bir şey değil gelecek misin diye aradım."

Altay tek kaşını havaya kaldırdı."Nereye?"

"Yarın saat dokuzda Riva Boğazı'nın orada seninle birer kahve içecektik.Onu hatırlatmak için aradım."

"Kahveler öğütülmüş mü olacaktı?"

Telefonun arkasındaki Alptuğ gülümsedi."Öğütülmemiş ama istersek öğütürler."

"Anladım kardeşim o halde randevumuzu bir saat geriye çekebiliriz."

"Elbette sen nasıl istersen sonuçta bir kahvenin yedi yıl hatırı var."

"Kırk olmasın o?"dedi Altay şüpheli bir sesle.

"Elbette kırk ama bende kafa mı kaldı canım?"

"Yemek istediğin başka bir şey var mı peki?"

Alptuğ derin bir nefes aldı."Mangala da gitsek fena olmaz."

"Sen de,bu mevsimde mangal mı yapılır?"

"Kardeşim sen de beni tanıyor musun mangalın vakti zamanı olmaz."

Altay keyifle güldü."O halde mangalda görüşelim."telefonu kapattığında yolunu değiştirmedi.

Şüphesiz bu,yarın akşamki operasyon için şifreli bir konuşmaydı.

Riva Boğazı'nın orada yedi numaralı binanın ardında bir kumarhane vardı ve öğütülmemiş kahve ülkeye sokulan yasaklı bir maddenin habercisiydi.Mangal ise bizzat işin sahibinin orada olacağının.

Telefonları dinleniyordu ama Alptuğ'nun bu haberi Altay'a erken vermesi gerekti.Altay ise gerekli bilgileri şifreli bir dille ikinci cihazından,ki bu telefon değil bizzat istihbarat için icat edilmiş bir cihadı,birime iletti.

Ve arabasını hızla sürmeye devam etti.Ta ki,Riva boğazına uzaktan bakan karlı dağın üzerindeki büyük,ahşap eve ulaşana kadar.Arabadan inip kapıyı tıklattığında ise kapı,kimse açmamasına rağmen aralandı.

Altay,siyah ayakkabılarının yankı uyandırmasına izin verip boğazı izleyen odunlarla çevrelenmiş balkona çıktı ve eski Dışişleri Bakanı Aslan İleri'nin karşısındaki sandalyeyi çekti.

Aslan, içtiği sigara paketinden bir dal da Altay'a uzattığında Altay hemen reddetti.

"Tüketmiyorum."

"Bir gün tüketeceksin."

"Bunun için fazlasıyla saçmalamam gerekir."

Aslan sigarasının dumanını soğuk havaya üfledi."Her şeye çok anlam yüklüyorsun Yavuz."

"Bu senin yorumun."

"Neden geldin?"

Altay arkasına yaslandı."Önemli bir siyasetçiden tavsiye almak için."

Aslan İleri güldü,sigara içmekten gıcık olan boğazı sebebiyle biraz da öksürdükten sonra Altay'a baktı.

"Ben bir siyasetçi olduğum için burada oturuyorum lakin gerçekten bir politikacı olsaydım şurada gördüğün,"boğazın ardındaki krallık binasını gösterdi,"binanın ta kendisinde otururdum."

"Politikacılar yalancıdır siyasetçiler ise lider."

Aslan yine güldü."Bunlar saf yorumalrdan başka bir şey değil.Bu hayatta yalan söylemeden bir yere gelmek zor."

"Madem saf yorumlardı neden dürüst olmayı tercih ettin?"

Başını iki yana salladı Aslan."Neden biliyor musun Yavuz?Ben hiçbir zaman yastığa başımı rahat koymadım.Yalan söylemediği halde yastığa başını rahat koyamayan bir adam yalan söyleseydi ölürdü."

Altay uzunca boğaza baktı."Ben ölmeyeceğim."dedi kendinden emin bir şekilde.

"Siyaset istihbarata benzemez Yavuz."

"Biliyorum."

"Ne zannediyorsun?Asla yalan söylemeden dürüstçe herkesi yöneteceğini ve kahraman olacağını mı?"

Başını olumsuz anlamda salladı Altay Yavuz Kızıltuğ."En azından sadece yalan söylediğim yalanını söyleyeceğim."

"İnsanlar seni sevmeyecek."

"Sevmeleri için yola çıkmıyorum."

"Ama sevmezlerse ayakta kalamazsın."

"O zaman sürünürüm."dedi Altay bir kere daha emin şekilde.

"Hayal kurmaktan başka bir şey değil."

Altay başını olumsuz anlamda salladı."Bu akşam Zeran'ın alelade bir buz gösterisinde bile cumhurbaşkanına suikast planı yapıldı.Yıllardır güvende olan ülke eskisi gibi değil."

"Sadece görevini yap."

Altay yine başını olumsuz anlamda salladı."Sadece bir görev adamı olsaydım tek bir işim olurdu.Ama pistin etrafındaki davayı çözdükten sonra yalnızca bir istihbarat adamı olmayacağım."

"Peki ya ne olacaksın?"

Altay ayağa kalktı ve uzun mantosunu düzeltti."Göreceksin Aslan İleri."

Aslan,bir dal daha sigarayı alıp yaktı."Göreceğim Altay Yavuz."

Başıyla selam verip çıktı Altay o evden.O gün yaptığı planların mevcut durumun çok daha ilerisinde olduğunu,birilerinin bilmesi gerekiyordu.

Kafasını dağıtmak istemedi daha fazla odaklanmak istedi ve buz pistine gitti.Acaba gece o kız yine gelecek miydi?

Bekledi Altay.Uzunca bekledi.Ondan tamamen farklı bir dünyanın içinde başarı için sürekli kendiyle çekişen o kızın gözlerini tekrar görmek istedi ama göremedi.

*****************

Selamlarrr

Nabersinizzz

Umarım beğenmişsinizdir benim her şeye rağmen içime sinen bir bölüm oldu.

En sevdiğiniz sahne?

En sevdiğiniz karakter?

Ülkenin her bir olayı birbirinden katmanlı onları yazmak çok keyifli umarım okumakta öyledir.

Umarım hızla yükseliriz paylaşımlara devam edeceğim sizden de ricam yapabildiğiniz kadar paylaşım yapmanız.

Sorunuz bir mesajınız ya da yalnızca sohbet edeceğiniz herhangi bir şey olduğund yazabilirsiniz hepinizi çook seviyor ve öpüyorum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

76okunma 8beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18