1. bölüm · Hisler odası

TANRI'NIN UNUTTUĞU SAYFA

Mecaz Kadın

Her sayfayı yeniledim. Tek tek parça parça. Kimsenin anlamayacağı ve hatta kendimin bile anlayamayacağı hâle getirdim. Geçmişimi sildim. Okyanuslar boyunca yüzdü geçmişim. Alabora olmuş gemileri,okyanusa rağmen yanıp kül olmuş limanları gördü. Fakat kendini unuttu. Kimin geçmişiydi unuttuğu. Kimin mirasıydı... Unuttu. Kalem kalem,harf harf işlenmiş her bir mektubu sildi su. Dağıttı. Kimi kağıtları paramparça etti. Her birini ayrı ayrı yerlere savurdu. Parçaların üstünde kalan satırlarsa kiminin kendini bulduğu bir ada,kiminin nefretini haykırdığı uçurum,kimininse yollarında kaybolduğu orman oldu.

Unuttu. Kız kendi geçmişini unuttu. Varlığını,yokluğunu,ne için yaşadığını,kim için var olduğunu unuttu. Adını bile hatırlamadığı kişilerden tek tek özür diledi. Kaçamadı zira. Geçmişini unutsa bile,suçluluk duygusundan kaçamadı. Divane olmuş bedeninde kalan zerre zerre ruh parçalarında hâlâ geçmişin yaraları vardı. Silemedi. Hiçbir okyanus ve hiçbir fırtına ve hiçbir yağmur ve hiçbir insan ve hiçbir söz bunları silmeye yetmedi.

Geçmişiyle birlikte o okyanustan çıktı. Upuzun bi ormandan geçti. Bilemedi nereye düştüğünü fakat yorgundu. Durup dinlenmek istediğindeyse ve durduğundaysa bi bataklıkta battığını fark etti. Kimse yoktu yardım edecek. Yapayalnız,bataklığın ortasında öylece kaldı. Sonra dönüp yaralarına baktı. Kurtulmak istemedi. Bu yaralardan kurtulmanın tek bir yolu vardı onun için. Sonsuz,derin,rahat ve sessiz bi uyku. Bekledi. Batacağı zamanı bekledi. Her şey için kendini paralayan kız bu defa kendini kurtarmaya çalışmadı. Fakat bilmiyordu ki bu bataklık onun umutlarından besleniyordu. Kız umutlandıkça bataklık onu derine daha derine ve daha derine çekecek,sonundaysa kız yok olacaktı. Ama kızın ne umut edecek bir hali vardı ne de yardım isteyecek. Kız dibe batmayı beklerken orada, bataklık yemin etmiş gibi onu içine almıyordu. Bir şekilde istemiyordu.

Günlerce,haftalarca o şekilde durmaktan bitap düşmüş kız sonunda susuzluktan öldü. Fakat ölümünün asıl sebebi sevgisizlikti,anlaşılmamak,aldatılmaktı... Çorak topraklara ektiği sevgi tohumlarıydı. Her bir insanın suçuydu bu ölüm. O gün kız son nefesini verdi. Hayatın içerisine tam da o gün zulüm,aşk ve gözyaşı düştü. Kız ölürken hakkı olanı almadan gitmedi zira. Masumiyet,aşk,huzur,mutluluk... Hepsini aldı ve sessizce çekip gitti...

(Hepinize yeniden merhaba. Umarım iyisinizdir. Siz değerli okurlarımdan ricam desteklerinizi görmektir. Beğeni ve yorumlarınızı görmek beni mutlu eder. Yaptığınız yorumların her birini ciddiye aldığımı bilmenizi isterim. Sizler eksik olan ya da fazla olan kısımları söylerseniz sizlerle çok daha iyi bir okur-yazar ilişkisi kurabileceğimizi düşünüyorum.Hepinize iyi okumalar dilerim...)