11. bölüm · Hisler odası

Mazinin izleri

Mecaz Kadın

Özler misin sen de bir gün beni, geçmişimizi? Anımsar mısın ansızın seni nasıl sevdiğimi, yoksa biz yalnızca bir hatıra mıyız? Hatırlanmaya değer miyiz? Bir tebessüm bırakmaya yeter mi yazdığımız hikâye? Yoksa sen onu bile layık görmüyor musun bize?
Benim yaptıklarını, hayatıma ve ruhuma bıraktığın acıları zikredip hatıralarımızı mahvetmeye dahi gücün yokken sen bırakacak mısın bizi mazinin tozlu sayfalarına?
Yapma sevgili… Bırak mazide, hatıralarda mutlu yaşayalım. Geleceğimizi umarsızca yakıp yıktın, geçmişimiz ellerimde kalan son şeyken onları da alma benden. Hem hafızamda hem de gönlümün en ücra köşelerindeki tahtın yegâne sahibi sevgili, hiç etme anıları. Derd-i dermanımı çaldın, hayallerimin dostunu çalma. Ey felek, azabını gönlüme salıverip giden aşk-ı dünyam, huzurumu koyuver yerine. Ellerimi dalsız budaksız bırakıp terk eyleyen sevgili, ruhumun küllerini salıver rüzgâra.
“Gitme, kal.” demeye dilim varmaz. Başka bir hikâyenin kahramanı olmuş birine yakarmak da bana yakışmaz. Ancak öyle bir ukte, öyle bir hayalsin ki “Yapmam, yapamam.” dediğim ne varsa sayende yaptım. Ömr-ü hayatımı harcadığım sevgili, anlat biraz… Mutlu musun? Zaman zaman uğruyor muyum gönlüne, yoksa hepten mi sildin bizi? Esen rüzgârlar bahsediyor mu sana benden? Küskün müsün yoksa hâlâ? Hâlâ herkesten kaçıyor musun? Sen sevmezsin ki yalnız kalmayı… İsmimi anmasan bile gizliden bahsediyorsundur sen, suskunluk sana göre değil sevgili.
Hiç mi bitmeyecek bu ızdırap sevgili? Bu küskünlük sürecek mi ömür boyu? İnan ki kırgın değilim. İnan ki istemiyor değilim. Dön gel sevgili… Dön gel ki kahpe felek suskunluğunu bozsun. Dön gel… Savaşmak mı gerek seninle olmak için dahi olsa yine seninle savaşmak… Sev bizi sevgili. Bırak, tutma içinde. Bırak ruhun da gözlerin gibi bulsun huzuru. Nasıl da güzel bakıyor gözlerin, ışığıyla aydınlatsan ya dünyamı… Haram mısın yoksa sen de bana, tıpkı yasaklarım gibi? İste, vereyim sana canımı, ömrümü. Sensiz hayatı neyleyeyim? N’eyleyeyim kokun olmadan nefes almayı?
Al git işte canımı… Yedi kapılı dünya evinden göçüp giderken baktığım son gözler seninkiler olsun. Teslim ederken ruhumu, tenime değen son nefes sen ol. Ama bilirim… Bilirim gelmezsin. Öyle yüksektir ki duvarların, sen bile aşamazsın. Sen ki gururların en büyüğü… Öyle uzun ki harabelerin, sen bile bulamazsın yolunu. Bilirim, gelmezsin. Gözlerin yalvarırken bana, dilin başka söyler. Ellerin tenimi arzularken ayakların yollara gider senin. Bilirim…
Bilirim, elbet bir gün kavuşuruz. Bu dünyada değilse bile cennetinde bekleyeceğim seni. Ellerimde zambaklar, masamda iki tabak, ocağımda çayımla bana geleceğin günü bekleyeceğim. Bu veda sonsuz değil… Elbet bir gün yeniden yazacağız hikâyemizi…”